Posted 30-10-2008 at 09:50 byRoNiNeX Updated 30-10-2008 at 09:57 byRoNiNeX
İlk tutkunluğum dört yıl öncesine dayanır; usulca gelişen her iyi şey gibi geçen zamanla birlikte bu sevi de alevlendi...
Keyifli demlerimde hüzünlenmek içindi başlangıç...
İnsan sever ya acıyı, öyle görünmekten hoşlanmasak da...
Sonraları, hüzünlü zamanlarda keyiflenmek için savruldu dumanlar...
Diğerlerinden hep nefret ettim, hala da ederim; o saf beyazlıklarından...
Posted 24-10-2008 at 09:58 bymüşkülpesent (Bul Beni Beni Bul)
Karşı pencerelerdeyiz. Farklı yönden bakıp aynı noktayı gören gözlerimiz var bizim. Sözlerimizde değil aradıklarımız. Hikayemizin bütününde saklıyız. Bir sokakta yan yana yürümekten ya da bir durakta birlikte beklemekten daha verimli kılar bu hal bizi. Düşüncelerimizin odak noktası isteklerimizin beklentisi olmak için neden yolumuzu teke indirgeyelim ki. Kavşaklar kölelerimiz biz de bunlara sahip birikintilerle var olma sürecindeyiz. Basit düşünebiliriz.
"Henüz çocuken belliydi" dedi, yaşlı adam, ucu ezilmiş bastonunu söylediklerini pekiştirmek istercesine yere vururken...
"Etrafındakileri nasıl da baştan çıkardı"...
Kasabanın genç muhtarı sıkılganlık belirtisi ile "kimseyi yoldan çıkardığı yok ihtiyar, tek yaptığı etrafındaki insanlara günü birlik tekrarladığınız şeyler sizi bu kadar üzüyorsa neden bir kez de olsun farklı hareket etmiyorsunuz demekti..."
Aksak ritimlerde yürüyoruz .
Çobanlarin düzeninde ayakta
durabilmek adına.
Gepettonun çocuklarıyız
butun çabamız insan olmak adına.
Doğru bildiklerimizin yalanlanmasıyla
uzayan burunlarımızı sokuyoruz
oyunlarını bozmak için
kurallar kitabına.
Kurallara ihtiyacımız olmadığı
dünyada insan olarak doğmak
için insanca yaşamak için .....
O, kimi hala korunan, zarif edeları ile bekleyen sokak lamlarının olduğu yerlerde yürüyüş yaparım çoğunlukla...
Özellikle akşamın ilk saatlerinde sakin bir sokakta ne de hoş görünürler...
Nedendir bu takıntım bilmem, hatırlattıkları fazla olduğundan olsa gerek; Novalis, Hölderlin, Blake, Coleridge, Goethe ve diğer Romantizm kuşağına -özellikle ürettikleri kültüre bayılırım; işte Novalis gece gezilerini çok severmiş, en nihayetinde de devamlı altından geçtiği bir sokak lambasında...