Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Kültür & Sanat > Biyografiler

Andrei Tarkovsky

Biyografiler içerisinde Andrei Tarkovsky konusu: Andrei Tarkovsky, 1932 yılında Moskova'da dünyaya geldi. Babası ünlü şair Arseniy Tarkovsky’dir. Tarkovsky sinema eğitimini Moskova'da Devlet Sinema Okulunda aldı. "Yol Silindiri ve Keman", 1960 yılında Sinema Okulu için yaptığı ...

Cevap
 
LinkBack Konu Araçları Stil
 
Alt 25-02-2008, 01:20
samathana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
samathana samathana isimli Üye şimdilik offline konumundadır
dönüşlü
 
Üyelik Tarihi: 31-10-2007
Nerden: İstanbul (?)
Mesajlar: 320
Standart Andrei Tarkovsky

Andrei Tarkovsky, 1932 yılında Moskova'da dünyaya geldi. Babası ünlü şair Arseniy Tarkovsky’dir.

Tarkovsky sinema eğitimini Moskova'da Devlet Sinema Okulunda aldı. "Yol Silindiri ve Keman", 1960 yılında Sinema Okulu için yaptığı diploma filmi aynı zamanda ilk filmi ve tamamen Sovyet topraklarında geçen tek filmidir Tarkovsky'nin. İlk konulu uzun filmine "İvan'ın İhtirasları" adıyla başlayan yönetmen, filmi 1961 yılında "İvan'ın Çocukluğu" ismiyle bitirmiştir. “İvan’ın Çocukluğu” Tarkovsky’nin uluslar arası arenada tanımasını sağladı. Bu film Venedik Film Festivalinde, Altın Arslan Ödülünü başka bir filmle paylaşır.


1966'da "Andrei Rublev"i çeken Tarkovsky, bu filmiyle o dönemki Rus yönetimin tepkisini çekti. Filmin SSCB'de gösterimine, 1967 Cannes Film Festivali'nde ödül kazandıktan 1 yıl sonra izin verildi.


Tarkovsky, 1972'de Stonislov Lem'in eserinden uyarlayarak çektiği ve kendi ifadesi ile bilim-düşlem olan "Solaris"adlı filminde hayatın anlamını araştıran yolculuğuna çıktı. Tarkovsky diğer filmlerinde olduğu gibi bu filminde de şiirsel öğelere yer vermişti ve Solaris gezegeninin sonsuz koridorlarında, sonluluk - sonsuzluk, varlık - yokluk gibi insanın varoluşsal gayelerine ilişkin sorularına cevaplar arıyordu.


Tarkovsky, 1975'te yönettiği "Ayna"da yansıma ve hafıza olgularını çıkış noktası yaparak, çocukluk ve ilk gençlik yıllarına, bilinç altı derinliklerine, düşlerine ışık tuttu. Filmde Tarkovsky'nin kahramanları, dünyayı kişisel kökenlerinde öğrenmeye başlıyorlar. Çocuklukları hatırlayamayacakları kadar sönük bir neşeyle geçmiş ve bu onları yetişkinliklerinde duygusal açıdan yetim bırakmış.


1979'da çektiği "Stalker - İz Sürücü" adlı filmi ise meteor düşen yasak bir bölgeye keşif yapan bir kılavuz, bir ressam ve bir edebiyatçının yolculuğunu konu ediyor. Tarkovsky'nin kahramanı ruhani bir yolculuğun içindedir. Kavrayışa, iletişime ulaşmak için yapılan bu yolculuklar zaman ve mekan içinde yapılır. Ayrıca bu yolculuklar Tarkovsky'nin iç alemine yaptığı yolculuklardır ve sürgünde geçirdiği yılları da hatırlatır. Yolculuğun sonunda doğru yoldan ulaşılmayan bölgenin merkezinde gerçek arzularımızın açığa çıkacağı ve gerçekleşeceği esrarengiz bir oda bulunur. 1982'de, "Nostaljiya"yı çekti. Son filmi "Kurban"ı, 1986'da İsveç'te çekti. Yönetmen bu filmde bireyin kendi hayatıyla hesaplaşmasını anlatır.

Andrei Tarkovsky 29 Aralık 1986'da öldü. Ölümünün üzerinden geçen bu süre zarfında klasik statüsünü elde etti.


TARKOVSKY'NİN İÇ DÜNTASI

TARKOVSKY VE ODIPUS

Andrei Tarkovsky'nin kisiligini ve sanatini bicimlendiren cok temel bazi kavramlar var. Bunlardan en onemlisi, digerlerinin lokomotifi olarak islevsellestigini soyleyebilecegimiz odipus kompleksidir.

Odipus kompleksi, cocuk cinselliginin en onemli olgusudur. Bu sürec, ilk olarak anne-baba-cocuk üclüsünü icermesi ve ikinci olarak da, her bireyde varoldugu düsünülen biseksüalite nedeniyle karmasik bir yapi icerir. Bireyin bebeklikten gizillik donemine, yani bülug caginin sonuna kadar yasadigi dort ayri donem sozkonusudur: Psikanalitik formülasyonda bu donemler,
1- Oral,
2- Anal,
3- Fallik,
4- Odipal olarak adlandirilir. 'Pre-odipal' olarak adlandirilan ilk üc donemde sirayla once agiz, ardindan anüs ve son olarak penis temel libidinal haz kaynagi olarak belirir. Odipal sürecin ilk adiminda, anne memesinden süt emen cocugun, oral donemiyle baglantili olarak annesi ile yasadigi anaklitik nesne iliskisi belirleyicidir. Anaklitik iliskinin temelinde cocukluga ait bagimlilik olgusu baskindir. Psikanalitik düzeyde nesne kavrami ise, libidinal ya da agresif dürtülerin doyum amaciyla yonelerek baglanti kurdugu, icgüdüsel doyumlar icin ihtiyac duydugu kisilere gonderme yapar.
3 ile 5 yas arasi donemi kapsayan bu cok onemli gelisme doneminde cocuk, babasini, annesi ile arasindaki iliskide kendisine rakip olarak gorür. Bu odipus karmasasini dogurur. Cocugun o ana kadar babasiyla arasinda gelisen ozdesimsel iliski, düsmanca bir nitelik kazanir. Daha ileri düzeyde annenin yaninda babanin yerini almak icin babadan kurtulma arzusuna, babanin olümünü istemeye donüsür. Tabii bu tümüyle bilincdisi yasanan ve bireyin adlandiramadigi, beraberinde, toplumsal varolusuyla bagli olarak 'ogrendigi' ensest korkusu nedeniyle ozellikle adlandirmadigi bir sürectir. Devaminda cocuk genital organlarin duyarliligiyla tanisir ve onlarla oynamaya baslar. Kücük cocuk bu donemde penisiyle oynamakta ve genellikle yatagini islatmaktadir. Bu edimler sonucunda cocuk, ozellikle annenin soz düzeyinde dile getirdigi kastrasyon tehdidiyle karsilasir (Türkiye'deki soylenisiyle 'pipinin koparilmasi ya da kesilmesi'). Bu tahdit cercevesinde igdis etmeyi gerceklestirecek olan kisi genellikle baba ya da doktordur. Sozkonusu kastrasyon tehdidi cocugun odipus kompleksinden cikmasi icin en temel adimdir. Burada, genellikle birlestirilerek ele alinmamakla birlikte diyalektik bir mantiksal cercevede birlestirilerek incelenmeleri gerektigini düsündügüm odipus kompleksi ve 'ayna kurami' iliskisinin ayna ayagina kisaca deginmeliyiz: Ayna, Lacanci psikanalitik yaklasimda cocugun kendi bedenini ve oznelligini tanimasiyla baglantili olarak ele alinir. Bu kendini tanima, ayni zamanda digerleriyle (ebeveynle) farkliliklari anlama süreci olarak da belirginlesir. Ebeveynle farkliligini anlama sürecinde erkek cocugun yasadigi en temel sürec, kastrasyon (igdis edilme) korkusunu doguranidir: Burada cocuk, kiz cocuklardaki ve annesindeki penis yoklugunu farkeder. Bu farkedis, cocukta kaygi yaratir, penis yoklugunu uzvun kesilmis olmasiyla aciklamaya calisir, cünkü o ana dek bir cok fiziksel farkliliga ragmen herkesin penisi oldugunu zannetmektedir. Cocuk bu penis yoklugunu degisik düzeylerde kademeli olarak kabullenir: Once olguyu reddeder, ardindan diside kücük penis olduguna ve zamanla büyüyecegine inanir, ve son olarak disinin cezalandirilmak icin igdis edildigini düsünür. Bu, baba ile ogul arasindaki odipal karmasa kokenli iliskiyi bir yandan derinlestirirken diger yandan cozümleyen bir sürectir.(*) Cocuk kastrasyon korkusunu kabullenirse, annesine yonelik libidinal yatirimdan vazgecerek odipus kompleksinin cozülümünü yasar; babasinin iktidariyla basa cikamayacagini anlamis ve akilci bir kabullenisle teslim olmustur.

Andrei Tarkovsky kisiliginde pozitif odipus belirgin olmakla birlikte bazi durumlarda negatif odipus one cikmaktadir.

Negatif odipus, cocuktaki biseksüel dogada yapilanir. Bu durumda erkek cocuk, sanki odipus'la odipus-elektra (kiz cocuklarinin yasadigi kompleks) arasinda bir yerdegistirme gerceklesmis gibi, babasina karsi cinsellik iceren feminen nitelikli bir tutuma yonelir. Bu durumda kacinilmaz olarak annesine karsi da, babasina karsi beslediklerine benzer kiskanclik ve düsmanlik iceren bir tutuma girer. "Bu sekilde, odipal karmasanin cocuga doyum acisindan iki olasilik sundugunu gorürüz; 'aktif' ve 'pasif' olan. Birinci olasilikta cocuk, kendisini maskülin bir tarzda babanin yerine koyarak anneyle cinsel iliskiye girmek; ikincisinde ise, annenin yerini alarak baba tarafindan sevilmek ister."(1)

Bu asamada belirtilmesi gereken diger bir onemli nokta, sozkonusu donemde cocuk ile anne arasinda yasanan iliskinin sadece cinsel libido kokenli olamayacagidir: "Cinsel ilgi kolaylikla nesne degistirebilir. Anne ile cocugu birlestiren duygusal bag cinsellik deyiminin anlattigindan daha güclüdür. Bu annenin sevecenligi, yardimi, korumayi simgeledigi, gercekte, yasamak, bunalti ve kaygidan kacabilmek icin gerekli her sey yerine gectigi saglam bir duygusal bagdir."(2)

Simdi Andrei Tarkovsky'ye donebiliriz. 1932 yilinda bir oyuncu ile bir sairin oglu olarak dünyaya gelen kücük Andrei, cocuklugunun ilk büyük travmasini baba Arseny Tarkovsky'nin calismak icin gitmesiyle yasadi. Baba asla gercek anlamda geri donmedi. Cünkü savas vardi. Andrei cocuklugunun hem duygusal hem de odipal yonden en onemli donemlerini babasini bekleyerek gecirdi. Fakat savastan sonra bir madalyon ve tek bacakla yurduna donen babanin artik 'aile'yle bir isi yoktu, kücük Andrei'in hararetle nefret duydugu ikinci karisiyla yasiyordu.(3)

Andrei, tümüyle anaerkil bir evde büyüdü. Büyükannesi, annesi ve kizkardesinin olusturdugu evreninde son derece sert, duygusuz, soguk ve biraz da 'erkegimsi' annesi, Andrei'in yasamini bicimlendirdi.(4) Anne modeliyle baba modelinin icice gectigi bu cocukluk yasantisina baktigimizda kücük Andrei'in, hem saglikli bir ayna evresi yasayamadigini ve hem de ozdeslesilecek-nefret edilecek-ozdeslesilecek bir baba modeli bulunmadigi icin babadan kaynaklanacak kastrasyon korkusunu degerlendirerek odipus kompleksini pozitife cevirip kurtulamadigini, tam tersine, bunu negatif odipusa cevirerek tüm yasamina ve sanatina aktardigini gorürüz. Sonucta, pek bilinmeyen bir gercek olarak Andrei Tarkovsy'nin biseksüelligi, cocuklugunun etkilerini tasimakta ve olümüne kadar cozemedigi odipus karmasasinin yansimasiyla birleserek tüm yapitlarinda anne ve baba karakterlerinin yasadiklari, ya da karakterlerin anne ve baba figürleriyle karsilikli yasadiklari iliski ve olaylarda oldukca net bir bicimde yansimaktadir.

Filmlerde daha acik bicimde inceleyecegimiz bu negatif odipal (fakat modellerin ortüsmesi sonucu cozülmemis pozitif odipusu da icinde barindirmaktadir) Andrei-Arseny iliskisinin -Andrei, filmlerde de gorülecegi gibi, babasindan hem nefret eder ve onu suclar, hem de tam da bu nefretle bütün olusturan yogun bir sevgi yasar- garip dogasina dair Tarkovsky, günlüklerinde sunlari yazar: "Babami ne zamandir gormedim. Onu ne kadar uzun gormezsem sonra ziyarete gitmek o kadar zor ve endise verici oluyor. Benim ailemle ilgili bir kompleksimin oldugu artik cok acik. Onlarla birlikteyken kendimi yetiskin biriymis gibi hissetmiyorum. Onlar da beni yetiskin olarak gormüyorlar zaten. İliskimiz her nasilsa zedelenmis, karmasiklasmis ve konusulamaz bir durumda. Oyle basit ve düz degil. Onlari cok seviyorum fakat onlarla kendimi hic rahat hissetmedim. Beni sevmelerine karsin onlarin da benden cekindiklerini düsünüyorum.
...Eger evet ya da hayir, siyah ya da beyaz diyemeyerek konusmak durumundaysan bu is cok zor. Bu kimin sucu? Onlarin, belki de benim. Bir yerde herkesin.
Her sey ayni, Japonya'ya gitmeden babami gormem lazim. Iliskimizin boyle olmasi onun icin de bir iskence. Bundan adim gibi eminim. Gene de olur ya, aramizdaki buzlar kirilacak olsa, gelecekte iliskimizin ne tür bir sekil alacagini hayal bile edemiyorum. Ayrica bu da cok zor. Belki bir mektup yazmaliyim. Fakat mektup hicbir seyi cozmeyecek Daha sonra gorüstügümüzde sanki mektup hic yazilmamis gibi davranacagiz..."(5)

Kazan'a film gosterisi ve soylesi icin giden Tarkovsky'e izleyiciler tarafindan gonderilen sorulardan ikisiyle bu bolümü, filmlerde yeniden acmak üzere kapatalim:

"Lütfen bize babanizdan soz edin. Onun siirleri sizin icin ne ifade ediyor? Bir sair olarak onun hakkinda ne düsünüyorsunuz? Kendisi sizin en sevdiginiz sair mi?

Nasil sizin icin Arseny Aleksandrovic Tarkovsky büyük bir Rus sairiyse bizim icin de siz dahi bir film yonetmenisiniz Ve sizinle ayni zamanda yasamis olmaktan her zaman gurur duyacagiz."(6)


Notlar


(*) Daha ayrintili bir cozümleme icin bkz. Elda Abreyeva, Aynadan Otekine - Cocuk Oznelliginin Olusumu Üzerine Bir Calisma, Baglam Yay., Istanbul, 2000, s. 69-88
(1) Psikanalitik Kurama Giris, Yayina Haz: Yildiz Akvardar-Erdogan Calak-Ulviye Etaner-Cem Hürol-Haluk Sunat-Rasit Tükel-Alp Ücok-Basak Yücel, Baglam Yay, Istanbul, 2000, s.89
(2) Erich Fromm, Psikanalizin Bunalimi, Cev: Bedirhan Üstün- Cengiz Gülec, Dost Kitabevi Yay., Ankara, 1982, s.95
(3) Vida T. Johnson-Graham Petrie, The Films of Andrei Tarkovsky-A Visual Fugue, Indiana University Press, İndianapolis, 1994, s.18)
(4) A.g.e., s.19
(5) Andrei Tarkovsky, Zaman Zaman İcinde, Cev: Seda Keranoglu, Afa Yay., Istanbul,1994, s.26-27
(6) A.g.e., s.261

Kaynakça:

Ugur Kutay (Andrei'in Bakisi - Tarkovsky Sinemasi'nda Psikanalitik-Semiyolojik Acilimlar) Es Yay.

Nostalghia.com - An Andrei Tarkovsky Information Site


"senin yolculuğuna katılamam
ben sadece bir konuğum"
T. Angelopoulos
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevap

Etiketler
andrei, andrei tarkovsky, tarkovsky


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Stil


Benzer Konular
Konu Article Starter Kategori Cevaplar Son Mesaj
Andrei Tarkovsky: Mühürlenmiş Zaman'dan akeboshi Edebi Mevzular 0 10-03-2007 00:25


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:23 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info