Alıntı:
Berk Taçyıldız´isimli arızadan alıntı
1972 Nisan ayında İbrahim Kaypakkaya ve arkadaşlarının TKP-ML'nin vurucu gücü olarak kurdukları TİKKO ve eylemleri de hayranlığınızı kazandı mı acaba ? TİKKO'yu övmekte size kısmet olur belki ?
|
İbrahim Kaypakkaya'nın içinde bulunduğu koşullarla, günümüzdeki koşullar çok farklıydı.Terör anlamında herhangi bir eylemi olmamıştır.İzlediği yolun yanlış olduğunu düşünebilirsin, birçok yol yanlıştı bugüne kadar.Ancak Kaypakkayaların,Gezmişlerin, Che Guevara'nın eylemleri olmasaydı, bugün Türkiye'de komünizm idealine inananan kaç kişi olurdu?
Adını andığım üç kişi de öncü savaş teorisine inanıyorlardı.Öncü savaş ne demektir biliyor musun?
ÖNCÜ SAVAŞ, sonraki nesillerin uyanması adına, kendi hayatından vazgeçmektir.
ÖNCÜ SAVAŞ, kendini insanlık için feda etmek demektir.
Günümüzde bu iradeyi kaç kişi gösterebilir.Bencilliğin hüküm sürdüğü bu acımasız dönemde, hayatını ortaya koymak bir yana, parmağını bile oynatmazken insanlar, İbrahim Kaypakkaya gibi değerlerimize saygısızlık yapılmamalıdır, bunu söylemeye hakkımız yok.
18 yaşında bir genç gibi, gelişmektedir karanlıkta
Kimilerine göre kötüdür ölüm
Kimilerine göre ecel
Kimilerine göre 90 gün örülen direniş
Ölüm, canlanan yasamdır KAYPAKKAYA´LARDA
Bir çağlayan,
ve yüreğimizin işi yani
ve bir alev, Munzur bile söndüremez bu yangını
Diyarbakir´da bir Kaya
Sanki yükselmiş aya
Diyarbakirda bir zindan
Zindanda, KAYPAKKAYA
Nasıl ki sevgiyle kucaklamışsa ölümü
Nasıl ki 90 kere 24 saat katlanmışsa acıya
Nasıl ki haykırmışsa kinini
Tükürmüşse suratlarına suskunluğunu
Bizede anmak düşer, coşkuyla onu
Vurdu gövdesini karanlığın zembereğine
Ve doğdu ışık, yürek penceresine
Ey benim cevahirim
Ey benim dişleri kenetlim, suskun ırmağım
Ser verip, sır vermeyenim
Durmadı coşkun akan ırmagın
Ve namlusuna yüreğini sakladığın
Ne o zindandaki sesin
Ne de nefesin
Hala gitmiş değil hücre karanlığından
Her düşen, düstüğün yere, çıktı göğüsünü gere gere
Kesilince bileklerin, sökülünce tırnakların,
Ödü koptu puştların.
Her Mayis´ta vurdular bizi
Yinede yaşattık kendimizi,
Attılar bizi hasretin koynuna,
Boğmak istediler hasrete
Oysa ne kadarda güzeldir
Bizimle hasret sürmüş, filiz vermiş içimizde sevda
Hani kurşun sıksan parcalanır gece
Hani uzatsan elini aya gölge düşer
İste güçlenerek, kıvılcımlara yürüyen mazin
Ve halkın boynunda bir incir gibi,
Büyüyüp gelişmektedir ZAFER.
Bizde gördük küçük adamları,
Köhnemiş silahlarıyla saldıranları
Bizde yasadık acıları sevince boğan direnişleri
Elbette vardır bir diyeceği, yaptığımız tarihin
Elbette unutulmaz direnişin senin
Cünkü büyüyüp gelişmektedir ZAFER
Bir yangın gibi taşayıp durduk, zulamızda cevahirini
Sanki, okyanusta damla, iskencede denizdir.
Ey günü uyandıran, toprakla söyleyen rüzgar
Ey halkımın yaralı gülü, sol yanımın kıvılcımı
Ey gökteki ay, dağdaki kaya
IBRAHIM KAYPAKKAYA
Onlar yoruldu 90 günü saya saya,
Bıkan onlardı, onlar şaşırdı, can çekiştikçe yaşamaya
Bulutlar yağmura, karanlıklar aydınlığa,
Bugünler yarınlara, yarınlara mahkumdur.
Ve yüzleri gülmez, vurduklari ölmez.
Gökteki ay, dağdaki kaya
IBRAHIM KAYPAKKAYA
Devran geriye dönmez....