|
|
SopfoBiyografiler içerisinde Sopfo konusu: "Arkaik lirizm diye bilinen ve M.Ö 1.bin yılın ilk yarısını kapsayan Kallinos, Theognis, Semonigis, Fokilidis, Hipponoks gibi elejiler şairleri ile, onlardan hemen sonra gelen Alkman, Sopfo, Alkelos, Stisihoros, İvikos, Anakreon, ...
|

05-11-2007, 03:03
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
|
|
Sopfo
"Arkaik lirizm diye bilinen ve M.Ö 1.bin yılın ilk yarısını kapsayan Kallinos, Theognis, Semonigis, Fokilidis, Hipponoks gibi elejiler şairleri ile, onlardan hemen sonra gelen Alkman, Sopfo, Alkelos, Stisihoros, İvikos, Anakreon, Simonidis, Korinina'nın ortaya koymuş olduğu melos (şiirsel şarkı) şairlerinden oluşan şiir akımı içinde, M.Ö 630-557 yılları arasında yaşamış kadın cinselliğinin lirik şairi.
Zamanın Lesbos adasında (Midilli) diğer yunan şehir ve beldelerine göre, çok ileri düzeyde bir genç kız ve kadın eğitimi olduğu, Sopfo'nun da böyle bir eğitim merkezinin başında bulunduğu tarihi araştırmalar sonucu ortaya çıkmıştır.
Sopfo'nun Kerkila adında bir erkekle evli olduğunu ve hatta Kleis adında bir de kızı olduğunu bilmekteyiz. Şiirlerinde kocasından ve ona karşı duyduğu herhangi bir sevgiden söz etmez. Sopfo'nun şiirlerinde yaygın duygusallık depresiv dizelerle harmanlanmıştır. Kendi öz yaşamına ait şiirlerde, hemen daima rastlanan terkedilmiş olma, yalnız bırakılma, ayrılma, sevgiliyi (genelde gelmeyecek) bekleme, yaşlanma, beğenilmeme tipik depresiv ifadeleridir.
Yas ve evlenme törenleri için hazırlanmış "ticarî" şiirlerinde duygulanımı aramayız ama yukarıda da belirtildiği gibi kimi nöratik boyutları aşıp dizelerinin tipik psikotik bir özellik aldığını da görürüz; nitekim bir şiirinde
'benim için ne bal ne arı kaldı artık'
Diyerek klinik psikiyatri açısından mutlak bir umutsuzluk, yıkım, hayattan zevk almama, servet ve maddi varlığın kişiye herhangi bir mutluluk ve güven duygusu vermemesi bir yana, suçluluk duygusuna neden olması gibi melankolik bir hastanın hekimine anlattığı yakınmaları sezeriz.
Atinalı bir kadın sevgilisine kendisi hakkında;
'İşte böyle Sopfo, yoksa sevmem seni artık;
sevgili vucudunu kaldır da yataktan,
çık seyredeyim seni;
At üstünde Sakız yapısı elbiseni.
ve el dokunmamış zambak misali
çeşmede yıkan sularla;
Kleida'mız getirsin sedir'in rahihasını
sarı harmaniyelerle kızıl örtüler
sararlarken vücuduna
ve, işte sen üstüne geçirirken şalını
çiçek açmış fidanlardan taçlar öreceğim o güzel saçlarına;
gel ama artık tatlım
çıldırttı beni güzelliğin
...
gerçekten ancak bir tanrı olabilir
tüm bunları sunan bize'
Dizelerini söylerken pasif homoseksüel davranışta bulunduğu ve bundan da zevk aldığını açıklar.
Görülüyor ki, Sapfo'da, cinsel açıdan hem homoseksüel, hem de heteroseksüel yaklaşımlar birlikte bulunmaktadır. Kendisi için bir sıkıntı yaratmayan bu homoseksüalitenin bazen aktif, bazen de pasif bir özellik aldığını görmekteyiz.
Sapfo'nun şiirlerinde lirizm ile birlikte "idilik" ve hatta "bukolik" olarak ifade edebileceğimiz dingin, fakat aynı zamanda insanı uçurtan duygusallıkta ışık dolu bir hava esmektedir.
Gerek kendi zamanındaki, gerekse Hristiyanlığın ilk yüzyıllarına kadar olan zamanlardaki yazarlardan bazıları Sapfo için, "koyu tenli, ufak tefek ve çirkin, kadın aşkına yatkın, hatta ahlaksız" biçiminde ortak bir kişilik portresi çizmişlerdir. Fakat Sapfo'nun sanatını ve sanatçılığını bilimsel bir bakış açısıyla inceleyen son yüzyılların sanat eleştirmenleri ve edebiyat tarihçileri, bu tür öznel yakıştırmalara, edebiyat dışı tanımlama ve nitelemelere değer vermemiş ve vermemektedirler.
Sapfo'nun kayalıklardan (Levkades uçurumu) kendini denize atarak intihar ettiği söylenir.
'dalın, en tepedeki dalın ucunda
sarkar
elmanın en tatlısı
bıraktılar orda onu, koparmadılar
sanma ki unuttular
uzanamadı ki kimse
ta oralara.'"
Sopfo;
Sappho, Sapho, Psapfo, Psapfa, Safo olarak da bilinir.
(Derleme)
|

05-11-2007, 08:40
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 10-10-2007
Nerden: nefes alabildiğim her yer..
Mesajlar: 692
|
|
bugün elimi neye atsam lirik lazen..
|

05-11-2007, 15:48
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 14-10-2007
Nerden: kanserli kent
Mesajlar: 1,682
|
|
sayın maria nereden alıntı yaptınız acaba. derleme diye yazmışsınız gerçi ama yine de kaynak belirtmemişsiniz. sizin nereden alıntı yaptığınızı bulmak için interneti araştırmamız mı gerekiyor .
|

05-11-2007, 17:49
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
|
|
İnternetten alıntı yapmamaya çalışıyorum -genelde- desdamona; kendi notlarımdan type ediyorum (kısa sürede nete de dağılıyor zaten merak etmeyin), kimi benim cümlelerim kimi de okuduklarımdan aklımda kalıp aktardıklarım, kimi de kendi kütüphanem dışında not aldığım bilgiler; o bakımdan "derleme" dedim. İnternete yeni içerik aktarılmazsa kısır bir döngünün etrafında döneceğimizi düşünüyorum, o bakımdan elden geldikçe yazılı dökümanları kaynak edinmenizi tavsiye ederim. (Çok merak edenlerin de altındaki kaynağı yetersiz bulup, zahmet edip kendilerinin araştırması gerekiyor elbette desdamona.)
Yine dün gece dişimin ağrısından uyuyamayıp okuduğum bir Sapfo şiirini daha paylaşayım: (yalnız bu çevirilerin iki kişiden birine ait olduğunu tahmin ediyorum, kütüphaneden not aldığım için çevirmeni yazmamışım ne yazık ki velakin ikisinden biri; Cevat Çapan ya da Kriton Dinçmen olmalı, Cevat Çapan olmadığını sanıyorum ama emin değilim)
"güzeldir, yanında kaldıkça güzel;
oysa
iyi olanı aynıdır,
yanında da
senden uzaklaşsa da."
Yaşadığı çağ itibarıyle bu düşüncenin yüzyıllar sonra Aşık Veysel'in "güzelliğin on para etmez/ bu bendeki aşk olmasa" dizeleriyle paralellediğimizde, Sapfo çağının ne denli önünde olduğunu anlamamız açısından çok değerli bir ozan.
Bir Sapfo şiiri daha;
"geldi de, düşüme girdi Hermis*;
ben de dedim ki ona
efendim, nasıl da kayıp gitti canım,
ne güler, ne sevinir, ne de mala kaldı gözüm
tek bir şeydir arzuladığım,
Ahir'in sazlık nemli kıyılarını görmek
ölmektir
istediğim."
*Hermes sözcüğü Ermes, Hermis ve Heramis biçimlerinde de söylendiği gibi Anadolu Türkçesine de Ermiş olarak girmiş ve Tanrıya kavuşma halinin bir adı olarak benimsenmiştir. (Felsefe Sözlüğü-Çvr:Lütfi Ay)
Bu dizelerden de ozanın ruhunun patolojisini algılayabiliyoruz, intihar etmeden evvel bir çok dizesinde ölüm özlemini dile getirmiştir aslında.
|

05-11-2007, 17:52
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 14-10-2007
Nerden: kanserli kent
Mesajlar: 1,682
|
|
Çok merak edenlerin de altındaki kaynağı yetersiz bulup, zahmet edip kendilerinin araştırması gerekiyor elbette desdamona.)
ben sappho konusunda yeterli ve fazlasıyla bilgi sahibi olduğum için araştırmam gerekmiyor . diğer arkadaşlar araştırabilirler
|

05-11-2007, 18:10
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
|
|
O zaman "yeterli ve fazlasıyla bilgi"lerinizi paylaşınız desdamona. Ben hiçbir şey hakkında 'yeterli ve fazla bilgi'ye henüz ulaşabilmiş değilimdir de kendi adıma. Bu forumda sizden çok yararlanacağımı düşünüyorum; esirgemeyiniz, bekliyorum. Şimdiden teşekkürler.
|

07-11-2007, 07:51
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
|
|
Birkaç gündür bakıyorum da farklı forumlara iletiler girmişsiniz ama o çok derin bilgilerinizi buraya nakşetme ihtiyacı duymamışsınız desdamona. Öncelikle bu suskunluğunuz kabalıktır. Bu tarz forumlara hiçbir yeni açılım ve bilgi sunmaksızın "bilgiçlik" taslayarak iki satır ileti girilmesini son derece luzumsuz buluyorum. Teşekkürümü geri alıyorum...
Sopfo'dan devam edelim takip edenler için:
Sopfo'nun intiharı bir erkeğe -bir liman görevlisine- karşı duyduğu ümitsiz bir aşka bağlanmıştır sonrasında. Bu iddia tüm ciddi edebî incelemeler ve eleştiriler yapanlarca reddedilmiş, söylenti olarak kabul edilmiştir. Şiirlerinde -dönemin baskılarına rağmen- tüm içtenliğiyle duygu dünyasından açıklıkla bahseden Sopfo'nun umutsuz bir erkek aşkına dair hiçbir dizesi bulunamamıştır.
"fırtınanın cehenneminden
ve de rüzgârın uğultusunda,
korku içinde,
canlarını kurtarmak için gemiciler
yükü çıkardı da ambardan
karaya oturttu gemilerini;
yardım et ki bana,
yakalanmayayım hiç fırtınaya açıklarda
ne de tuzlu sularda
boşaltayım yükümü
çaresizce
ama, akıntı Nirea'dan
bir deniz şöleninde yapayım ki sunumu
değsin tüm yaşadıklarıma"
Sopfo'nun şiirlerinde kimi eksik dizelerin çevirmenlerce tamamlandığını, kimi kayıp bölümlerin ozanın üzerine inceleme yapmış diğer araştırmacılarca adeta restore edildiğini bu anlamda da binlerce yıl önceden gelen bu güçlü dizelerin orjinalinin ancak bu kadar korunabildiğini söylemek isterim.
|

15-02-2008, 04:47
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
|
|
134.
"fırtınanın cehenneminde
ve de rüzgarın uğultusunda,
korku içinde,
canlarını kurtarmak için gemiciler
yükü çıkardı da ambardan
karaya oturttu gemilerini;
yardım et ki bana,
yakalanmayayım hiç fırtınaya açıklarda
ne de tuzlu sularda
boşaltayım yükümü
çaresizce
ama akıntı Nirea'da
bir deniz şöleninde yapayım ki sunumu
değsin tüm yaşadıklarıma."
|

15-02-2008, 16:38
|
 |
Normale dönmüş
|
|
Üyelik Tarihi: 21-01-2008
Nerden: ankara
Yaş: 29
Mesajlar: 102
|
|
Sappho Hakkında Bilinenler
Sappho / Safo'nun yaşamı hakkında elimizdeki bilgi oldukça sınırlı. Sappho İ.Ö. 7.yy.'nin sonu ile 6. yy.'nin başında Midilli Adası'nda yaşamıştır. Eusebius şairin 45. Olimpiyat'ın 2. yılında (İ.Ö.600-599) en verimli çağını yaşadığını söylüyor.
Hakkında bir diğer bilinen bir 'şiir okulu' kurduğu. Bu okuldaki öğrencilerin tümünü kızlar oluşturuyordu. Şiirilerinde de isimlerine rastlanır: Anaktoria,Gyrinna, Attis... Bu okulda şiirin dışında dans ve müzik de öğretiliyordu. Sappho hakkında ki eşcinsellik dedikodularının kaynağını da bu okul oluşturur. Okulun kızlara yönelik olmasını, Sappho'nun çağının önemli bir toplumsal gerçeği zorunlu kılıyordu. Bu toplumsal gerçeği, çağının diğer özellikleri ile birlikte yazımızın biraz daha ilerisine bırakıyorum.
Sappho, bugün ülkemizde de görülen, yerellerinde çok etkili kadınlardan biriydi. Bunu şuradan anlıyoruz: adadaki siyasi çekişmelere katılmış sonuçta da Sicilya'ya sürülmüş. Yukarıda andığımız şiir okulunu da bu sürgünün dönüşünde kurduğu söylenmektedir.
Ayrıca 9 adet şiir kitabı yazdığı; bunların birincisinin 1320 dizeden oluştuğu; 10 şiirlik sonuncu kitabın ise 136 dizeden oluştuğu söylenmektedir. Ne var ki bu şiirlerinden günümüze yalnızca 650 dize kalmıştır. İskenderiye Okulu döneminde kişiliği ve şiiriyle ilgili incelemeler yayınlammış. Çağının yüzden fazla yazarı adını ve şiirlerini anmıştır.
Üzerinde Sappho resmi bulunan paralar basılmış, seramikler ve resimler yapılmıştır.
Latin şairi Ovidius'un yazdığına göre umutsuz bir aşkın sonunda kendini öldürmüştür. Bu kendini öldürme, şiirlerindeki aşırı dokunaklı, acıklı dizelere dayandırılmıştır. Ne var ki bu iddianın yanlışlığı genel kabul görmektedir.
Sappho hakkında diğer bir bilinen evli olduğu ve 'Kleis' adında bir kızı bulunduğudur. 'Kleis' adı şiirlerinde de geçmektedir.
Sappho'nun Yaşadığı Çağ
Şairi çağından ayrı tutamayacağımıza göre çağına gözatmakta yarar var.
Yaşadığı çağda bir ikilik mevcut. Bu ikilik Sparta ve Atina arasındadır. Sparta'daki yaşam topluca bir yaşamdır. İnsanlar tek tek değil bir topluluk içinde yaşarlar.Atina'da ise bunun tersi egemen. Atina'da büyük bir 'devrim' yaşanmakta bu yıllarda. Bu büyük 'devrim', 'birey bilincinin ortaya çıkması'dır. Bugün bize ne kadar sıradan gelse de bu olgu, o çağ için gerçekten önemli, büyük bir olaydı. Bu bilincin doğmasında Yunan'ın dağlık yapısı da etkilidir muhakkak.
Bugün Atina'ya 'demokrasinin beşiği' denmesi de bence bu bilinci ortaya çıkmasının sonucudur. Ya da Avrupa uygarlığının evriminin başlangıcının 6. yüzyıla dayandırılması da bunu gösterir gibi...
Birey bilincinin doğmasını şöyle tanımlayabiliriz: 'insanın içinde doğduğu doğduğu koşulların
gerektirdiği yaşayış ve düşünüş çerçevelerinden kurtularak; bilinciyle, iradesiyle kendisine, yeni gereksinmelerine uygun, yeni bir yaşama yeni bir düşünüş yaratmasıdır. Birey bilincinin doğmasını şöyle yorumlamalıyız: bir amaçta birleşme yetkinliğine erişmede hızlanmayı sağlamıştır.
'Şiir Okulu'nun kızlardan oluşmasının nedeni olan toplumsal gerçek kadın ve erkek evrelerinin ayrılığıdır. O çağda evlenmeler, çocuk yapmalar doğaldır ama kadın ve erkek arasında bir düşünce bağı bir tinsel alış-veriş yoktur. Kadın erkek topluluğuna 'flütçü kız'
olarak girer yalnızca. Bu toplumsal gercek beşinci yüzyılda da dördüncü yüzyılda da görülüyor. Bu yüzden Sokrates'in, Platon'un çevresinde bir kadın düşünülemez. Kadınlar özgürdür ama yaşayışları düşünüşlerinin çağdaş görüşe henüz varmadığı ortada.
Yunan Şiiri ve Sappho
Yunan şiirinde üç büyük aşamadan söz edilir. Bu aşamaların birincisi 'destan şiir' (Homeros); ikincisi 'lirik şiir' (-ki doruğunda Sappho vardır); üçüncüsü ise 'tragedya'dır. 'Tragedya' doğrudan Sappho'dan etkilenmiştir.
Dünya şairleri Homeros'tan da Sappho'dan da çok şey almışlardır.
'Destan şiir'den 'lirik'e geçişi anlatmak isterim biraz: Homeros'un kişileri, geleneği eleştirmeden onun saptadığı kurallara parlak örnek olmak isterler. İnsan yaşamına, kendi yaşamlarına büyük değer biçmezler. Oysa bireyci dünya, insan yaşamına, kişiliğine büyük önem verir. Kişiliğini, benliğini kitleden ayrı görmek bu dünyanın ilk ve en açık eğilimidir. İşte bu eğilim Yunan liriğini doğurmuştur. Bu liriğin doruğunda da Sappho vardır. Ama bu demek değildir ki Sappho'da toplumdan yalıtlığı getirmiştir. Ki ben Sappho'nun Sicilya'ya sürülüşünü buna kanıt olarak görüyorum.
Sappho Şiiri
Sappho'nun elimize geçen metinlerinin tümü lirik şiirler.. Daha sonraki çağlarda yapılan tanımlara uygun olarak: Coşkuyla, içtenlikle, duyguların şairin iç dünyasının yansıtıldığı şiirler... Sappho insanca bir hoşgörüyle, kırılgan yanlarını en gerçek yoldan ortaya koymaktan çekinmemişdir. Buna yalnızca 'hoşgörü' demek yetersiz elbet.'Kavgacı' desek daha doğru olur. Seviyorsa seviyor, korkuyorsa korkuyor... Ölçümlenilmekten yana; bunun yanlış anlaşılmasına dair hiç korkusu yok. Bunu Karacaoğlan'a da benzetebileceğimize de inanıyorum.
Somut bir dil kullanan Sappho bir öykü anlatmaz, kendini anlatır. Çiçekleri, ağaçları, çevresindeki ayrıntıları, giysileri, oyunları, törenleri, düğünleri, günlük yaşamın öğelerini söylerken bile kendini, bunların kendindeki etkileri yoluyla anlatır. Günlük yaşamın öğeleride ilk kez Sappho ile girmiştir şiire. Örneğin söylence 'şafak tanrısı' Eos'u anlatır oysa Sappho 'tan'ı söylencedeki öyküsüyle değil kendisindeki etkisiyle görür, gösterir.
Sappho'nun büyüklüğü şuradadır: Sappho biçime özü, içeriği sokmuştur.
Sappho kendine özgü bir biçim yaratmıştır. Sappho vezni de denilen bu dörtlük, üç onbirlik bir beş hecelik dizeden oluşur. Bu biçimi Yunan'da Alkaios; Roma'da Horatius ve Catullus kullanmıştır.
not: bu metin bir kopyala/yapıştır ürünüdür.
|

15-02-2008, 16:43
|
 |
Normale dönmüş
|
|
Üyelik Tarihi: 12-07-2007
Yaş: 36
Mesajlar: 13
|
|
Nerden kopyala yapıştır yaptığınızı söylemezseniz kimin emeği olduğunu nasıl bileceğiz edenis. Kaynaksız yazılar da aranan intihal , "kopyala yapıştır yaptım" dediğiniz metinleri kapsamıyor mu yoksa sizce?
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 misafir)
|
|
|
| Konu Araçları |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:22 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|