Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Kültür & Sanat > Biyografiler


Arthur Rimbaud

Biyografiler içerisinde Arthur Rimbaud konusu: ARTHUR RIMBAUD ________________________________________ Hazırlayan : Tuğrul Asi Balkar . http://http://www.siirgen.org/siir/a...imbaud/index.h Dönmeli, geri gelmeli, O sevdalar çağı Dayandım nasıl da Unutamam bir daha artık, O korkular, kaygılardı Uçup gitti göklere. Bir ...

Cevap
 
LinkBack Konu Araçları Stil
 
Alt 15-09-2007, 04:34
possible_outside
Guest
 
Mesajlar: n/a
Red face Arthur Rimbaud

ARTHUR RIMBAUD
________________________________________


Hazırlayan : Tuğrul Asi Balkar
. http://http://www.siirgen.org/siir/a...imbaud/index.h


Dönmeli, geri gelmeli,
O sevdalar çağı
Dayandım nasıl da
Unutamam bir daha artık,
O korkular, kaygılardı
Uçup gitti göklere.
Bir belalı susuzluk
Kabartıyor damarlarımı.

Yaşamı
Yaşamı ve yapıtları çevresinde yaratılan efsane ile modern şiiri müthiş etkilemiş, Simgeci ve Gerçeküstü akımların öncüsü Fransız şair Jean-Nicholas-Arthur Rimbuad, 20 Ekim 1854'te Fransa'da Charleville'de doğdu, 10 Kasım 1891'de Marsilya'da yaşamını yitirdi. Öğrenimini Charleville'de yaptı. Babası Frédéric Rimbaud, Lion garnizonunda yüzbaşı, annesi Vitalie Cuif toprak sahibi aileden gelme sert bağnaz bir kadındı. Baba Rimbaud görev süresinin önemli bir bölümünü Cezayir'de geçirmiş ve Arapça öğrenerek Kur'an'ı Fransızca'ya çevirmişti. Babası 1860 yılında aileyi terk ederek Grennoble'daki garnizona katıldı. Babasının ailesini terk etmesi nedeniyle Rimbaud, annesi tarafından yetiştirilmek zorunda kaldı. Sinirli ve asi bir karaktere sahip olan Rimbaud, kısa bir süre sonra ailesine, ahlâk ve din kurallarına karşı çıkmaya başladı. 1870'te retorik hocası Georges Izambard, Rimbaud'nun edebiyat yeteneğini anlayıp, onu yazmaya teşvik etti. 1870-71 olayları, onun çocukluk yıllarından beri içinde taşıdığı isyancılık ve serüven arzusunu daha belirgin duruma getirdi. Savaş başladıktan sonra, çok genç yaşta yazdığı şiirler ile Paris'e kaçtı. Paris'e giderken kaçak yolculuk yaptığı için tutuklandı. George Izambard tarafından kurtarılan Rimbaud, onunla Douai'de buluştu ve birlikte Charleville'e döndüler. İmparatorluğun çöküşünü alkışlayan Rimbaud, Devrim Hükümetini sevinçle karşıladı. Şiirlerinde sert bir dille III. Napoleon'a, burjuva sınıfına ve Katolik kilisesine saldırılarda bulunan Rimbaud, Les effarés'de (Şaşkınlar) yoksul çocuklara, Le Dormeur du val'de (Vadide Uyuyan Adam) ise savaşta ölenlere duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Bu süre boyunca tüm amacı Paris'e gidip oradaki sanat çevrelerinin içine girmek ve şiirlerini yayınlatmaktı. Eylül 1871 yılında bu amacı gerçekleşti ve şiirlere hayran kalan Paul Verlaine, Rimbaud'u Paris'e çağırdı. Paris'e geldiği zaman, yol boyunca yaşadığı serüveni sembolist bir şekilde anlatan Le bateau ivre (Sarhoş Gemi) adında çok uzun bir şiir yazmaya başladı. Örneğin kilise duvarlarına "Tanrı'ya Ölüm" diye yazarak davranışlarının kabalığıyla herkesi hayrete düşüren Rimbaud'un Temmuz 1872'de Paris'i terk etme kararını Verlaine de onayladı ve birlikte Belçika ve Almanya'da gezgin ve bohem bir yaşam sürdüler. Her türlü içkiyi ve uyuşturucuyu denediler. Bu süre boyunca, daha sonra Illumminations Aydınlanışlar/Esinlenişler) kitabında yayınlanacak şiirlerini yazdı. Rimbaud, Sembolistlerin on iki yıl sonra yeniden keşfedecekleri serbest şiiri (özgür koşuk) 1872 sonunda yarattı. Bu şiirler Vers Nouveaux et Chansons (Yeni Mısralar ve Şarkılar) adı altında Illuminations'da yayınlandı. 1873'te Verlaine, Rimbaud'u Brüksel'de bir tabanca kurşunu ile bileğinden yaraladı. Verlaine, kendi din değiştirdikten sonra, Rimbaud'un da Tanrı'ya inanmasına çalışmıştı. 1875'te Stuttgart'ta son bir kez daha görüştükten sonra, yaşamları boyunca bir daha görüşmediler. Brüksel'de yaşanan bu dramdan sonra, 1873'te, Rimbaud bütün deliliklerini, taşkınlıklarını anlatan Une Saison en enfer (Cehennemde Bir Mevsim) adındaki şiir kitabını yazdı. 1875'te Rimbaud şiir yazmaya son verdi ve yolculuklar ve egzotik maceralarla dolu, daha az coşkulu ama daha hareketli yeni bir yaşama başladı. Avrupa'ya geri döndükten sonra bir süre Avusturya, İtalya ve Almanya'da kaldı. 1877'de Hollanda ordusuna katılarak Cava'ya kadar uzandı, ama çok geçmeden ordudan kaçtı. Daha sonra Kıbrıs'a giden Rimbaud, 1880'den itibaren Afrika'ya yerleşti. Aden ve Harrar'da insan ve silah ticaretiyle uğraşmaya başladı; amacı silah satarak hızlı bir yoldan zengin olmaktı. Coğrafya dergisi ve Le Bosphore Egyptien dergilerinde Afrika gezileri yayınlandı. On yıl sonunda işleri çok iyi bir duruma gelen Rimbaud, sağ dizinde çıkan bir tümörden dolayı sağıtımı için Fransa'ya döndü. Marsilya'da bir bacağı kesilen Rimbaud birkaç ay sonra 10 Kasım 1891'de Coception Hastanesi'nde kangren nedeniyle öldü.

YAPITLARI
Une Saison en enfer (Cehennemde Bir Mevsim,1873)
Illumminations (Aydınlanışlar/Esinlenişler,1886)
Poésies complètes (Bütün Şiirleri, 1895)
TÜRKÇE'DE ARTHUR RIMBAUD
Cehennemde Bir Mevsim, Çeviri: Özdemir İnce, Can Yayınları, İstanbul, 1993
Seçilmiş Şiirler Cehennemde Bir Mevsim, Çeviri: İlhan Berk, Adam Yayınları, İstanbul, 1996
Tufandan Sonra, Çeviri: Can Alkor, İyi Şeyler Yayıncılık, İstanbul, 1996
Cehennemde Bir Mevsim/Aydınlanışlar, Çeviri: Mahmut Kanık, İz Yayıncılık, İstanbul, 1997
Ofelya, çeviri: Zuhal Selçuk Erdinç, Opus Yayınları, İstanbul, 1997
Ben Bir Başkasıdır Bütün Düzyazı Şiirleri, Çeviri: Özdemir İnce, Gendaş KültürYayınları,İstanbul, 1999
Arthur Rimbaud Seçilmiş Şiirler, Çeviri: İlhan Berk, Adam Yayınları, İstanbul, 2002
Arthur Rimbaud Bütün Şiirler, Çeviri: Erdoğan Alkan, Varlık Yayınları, İstanbul, 2003
Sarhoş Gemi, Hazırlayan: Fahri Özdemir, Kırmızı Yayınları, İstanbul, 2006

Arthur RIMBAUD - Ana Sayfa
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #1 (permalink)  
Alt 13-01-2008, 02:37
Janice - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sui generis
 
Üyelik Tarihi: 17-10-2007
Nerden: ist
Mesajlar: 1,329
Standart

Sarhoş Gemi

Ölü sularından iniyordum nehirlerin
Baktım yedekçilerim iplerimi bırakmış;
Cırlak kızılderililer, nişan almak için
Hepsini soyup alaca direklere çakmış.

Bana ne tayfalardan; umurumda değildi
Pamuklar, buğdaylar, Felemenk ve İngiltere;
Bordamda gürültüler patırtılar kesildi;
Sular aldı gitti beni can attığım yere.

Med zamanları, çılgın çalkantılar üstünde,
Koştum, bir çocuk beyni gibi sağır, geçen kış
Adaların karalardan çözüldüğü günde
Yeryüzü böylesine allak bullak olmamış.

Denize bir kasırgayla açıldı gözlerim;
Ölüm kervanı dalgaları kattım önüme;
Bir mantardan hafif, tam on gece hora teptim;
Bakmadım fenerlerin budala gözlerine.

Çocukların bayıldığı mayhoş elmalardan
Tatlıydı çam tekneme işleyen sular;
Ne şarap lekesi kaldı,ne kusmuk, yıkanan
Güvertemde; demir, dümen ne varsa tarumar.

O zaman gömüldüm artık denizin Şi’rine,
İçim dışım sütbeyaz köpükten, yıldızlardan,
Yardığım yeşil maviliğin derinlerine
Bazan bir ölü süzülürdü, dalgın ve hayran.

Sonra birden mavilikleri kaplar meneviş
Işık çağıltısında, çılgın ve perde perde,
İçkilerden sert, bütün musikilerden geniş
Arzu, buruk ve kızıl, kabarır denizlerde.

Gördüm şimşekle çatlayıp yarılan gökleri,
Girdapları, hortumu; benden sorun akşamı,
Bir güvercin sürüsü gibi savrulan fecri,
İnsana sır olanı, gördüğüm demler oldu.

Güneşi gördüm, alçakta, kanlı bir ayinde;
Sermiş parıltısını uzun, mor pıhtılara.
Eski bir dram oynuyor gibiydi, enginde,
Ürperir uzaklaşan dalgalar sıra sıra.

Yeşil geceyi gördüm, ışıl ışıl karları;
Beyaz öpüşler çıkar denizin gözlerine;
Uyanır çın çın öter fosforlar, mavi, sarı;
Görülmedik usareler geçer döne döne.

Azgın boğalar gibi kayalara saldıran
Dalgalar aylarca sürükledi durdu beni
Beklemedim Meryem’in nurlu topuklarından
Kudurmuş denizlerin imana gelmesini.

Ülkeler gördüm görülmedik, çiçeklerine
Gözler karışmış, insan yüzlü panter gözleri
Büyük ebem kuşakları gerilmiş engine,
Morarmış sürüleri çeken dizginler gibi.

Bataklıklar gördüm, geniş, fıkır fıkır kaynar;
Sazlar içinde koskoca bir ejderha,
Durgun havada birdenbire yarılır sular,
Enginler şarıl şarıl dökülür girdaplara.

Gümüş güneşler, sedef dalgalar, mercan gökler;
İğrenç leş yığınları bozbulanık koylarda;
Böceklerin kemirdiği dev yılanlar düşer.
Eğrilmiş ağaçlardan simsiyah kokularla.

Çıldırırdı çocuklar görseler mavi suda
O altın, o gümüş, cıvıl cıvıl balıkları.
Yürüdüm, beyaz köpükler üstünde, uykuda;
Zaman zaman kanadımda bir cennet rüzgarı.

Bazan doyardım artık kutbuna, kıtasına;
Deniz şıpır şıpır kuşatır sallardı beni;
Garip sarı çiçekler sererdi dört yanıma;
Duraklar kalırdım, diz çökmüş bir kadın gibi.

Sallanan bir ada, üstünde vahşi kuşların
Bal rengi gözleri, çığlıkları, pislikleri;
Akşamları, çürük iplerimden akın akın
Ölüler inerdi uykuya gerisin geri.

İşte ben o yosunlu koylarda yatan gemi
Bir kasırgayla atıldım kuş uçmaz engine;
Sızmışken kıyıda, sularla sarhoş; gövdemi
Hanze kadırgaları takamazken peşine.

Büründüm mor dumanlara, başıboş, derbeder,
Delip geçtim karşımdaki kızıl semaları;
Güvertemde cins cins şaire mahsus yiyecekler;
Güneş yosunları, mavilik medusaları.

Koştum, benek benek ışıkla sarılı teknem,
Çılgın teknem, ardımda yağız deniz atları;
Temmuz güneşinde sapır sapır dökülürken
Kızgın hunilere koyu mavi gök katları.

Titrerdim uzaklardan geldikçe iniltisi
Azgın Behemotların, korkunç Maelstromların.
Ama ben, o mavi dünyaların serserisi
Özledim eski hisarlarını Avrupa’nın.

Yıldız yıldız adalar , kıtalar gördüm; çoşkun
Göklerinde gez gezebildiğin kadar, serbest
O sonsuz gecelerde mi saklanmış uyursun
Milyonlarca altın kuş, sen ey gelecek kudret.

Yeter, yeter ağladıklarım; artık doymuşum
Fecre, aya, güneşe; hepsi acı, boş, dipsiz,
Aşkın acılığı dolmuş içime, sarhoşum;
Yarılsın artık bu tekne, alsın beni deniz.

Gönlüm Avrupa’nın bir suyunda, siyah, soğuk,
Bir çukurda birikmiş, kokulu akşam vakti;
Başında çömelmiş yüzdürür mahsun bir çocuk
Mayıs kelebeği gibi kağıttan gemisini.

Ben sizinle sarmaşdolaş olmuşum dalgalar,
Pamuk yüzlü gemilerin ardında gezemem;
Doyurmaz artık beni bayraklar, bandıralar;
Mahkum gemilerin sularında yüzemem
Arthur Rımbaud
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevap

Etiketler
arthur, arthur rimbaud, rimbaud


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Stil


Benzer Konular
Konu Article Starter Kategori Cevaplar Son Mesaj
Arthur Schopenhauer sangre Biyografiler 13 11-11-2007 20:56


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:53 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info