|
|
Nazım Hikmet RanBiyografiler içerisinde Nazım Hikmet Ran konusu: ...
|

17-07-2007, 00:45
|
 |
M€M€ÑTØ MØRÍ
|
|
Üyelik Tarihi: 01-01-2007
Nerden: Asrub
Yaş: 29
Mesajlar: 2,355
|
|
Nazım Hikmet Ran
Nazım Hikmet Selanik'te 20 Kasım 1901’de dünyaya geldi. Ailesi 40 gün için bir yaş büyük görünmesin diye doğum...
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
|

24-11-2007, 23:36
|
 |
Gözüm apla...
|
|
Üyelik Tarihi: 31-07-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 33
Mesajlar: 3,878
|
|
__________________
Ağzımda Bal Gibi Tatlı Bir Türkü.
Bir İner Bir Çıkarım Bu Yokuşu
|

25-11-2007, 01:27
|
 |
yıvgım
|
|
Üyelik Tarihi: 20-11-2007
Yaş: 32
Mesajlar: 157
|
|
ne güzel nazımı anlayabilmek değilmi arkadaşlar
|

25-11-2007, 02:27
|
 |
Gözüm apla...
|
|
Üyelik Tarihi: 31-07-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 33
Mesajlar: 3,878
|
|
Bu kadar güzel yazılmaz ki
gece gece bu yapılmaz ki insana..
__________________
Ağzımda Bal Gibi Tatlı Bir Türkü.
Bir İner Bir Çıkarım Bu Yokuşu
|

06-12-2007, 01:35
|
|
.........
|
|
Üyelik Tarihi: 21-08-2007
Yaş: 44
Mesajlar: 4,001
|
|
Pablo Neruda (1904-1973)
Şilili şair
GÜZ ÇİÇEKLERİNDEN NÂZIM'A ÇELENK
Niçin öldün Nâzım?
Ne yaparız şimdi biz
şarkılarından yoksun?
Nerde buluruz başka bir pınar ki
onda bizi karşıladığın gülümseme olsun?
Seninki gibi ateşle su karışık
acıyla sevinç dolu,
gerçeğe çağıran bakışı nerde bulalım?
Kardeşim,
öyle derin duygular, düşünceler yarattın ki bende,
denizden esen acı rüzgâr
kapacak olsa bunları
bulut gibi, yaprak gibi sürüklenir,
yaşarken seçtiğin
ve ölümden sonra sana barınak olan
oraya, uzak toprağa düşerler.
Al sana bir demet Şili kasımpatlarından,
al güney denizleri üstündeki ayın soğuk parlaklığını,
halkların savaşını, kendi dövüşümü
ve yurdumun kederli davullarının boğuk gürültüsünü
kardeşim benim, dünyada nasıl yalnızım sensiz,
çiçek açmış kiraz ağacının altınına benzeyen yüzüne hasret,
benim için ekmek olan, susuzluğumu gideren, kanıma güç
veren dostluğundan yoksun.
Hapisten çıktığında karşılaşmıştık seninle,
zorbalık ve acı kuyusu gibi loş hapisten,
zulmün izlerini görmüştüm ellerinde,
kinin oklarını aramıştım gözlerinde,
ama parlak bir yüreğin vardı,
yara ve ışık dolu bir yürek.
Ne yapayım ben şimdi?
Tasarlanabilir mi dünya
her yana ektiğin çiçekler olmadan?
Nasıl yaşamalı seni örnek almadan,
senin halk zekânı, ozanlık gücünü duymadan?
Böyle olduğun için teşekkürler,
teşekkürler türkülerinle yaktığın ateş için.
Çeviren: Ataol Behramoğlu
|

16-12-2007, 22:52
|
 |
M€M€ÑTØ MØRÍ
|
|
Üyelik Tarihi: 01-01-2007
Nerden: Asrub
Yaş: 29
Mesajlar: 2,355
|
|
Raşit Kemal bu şiiri Bursa Cezaevi'nden, ustası Nazım'dan ayrılırken yazmış.
Komik Hürriyet
Evet
demek
demek üç gün sonra
evet
senin dediğin
“Komik ve tatlı H Ü R R İ Y E T!”
“Cânım efendim Üstadım benim!”
Beton, demir ve tozlu ampulleri bırakmak birtakım insanlara!
Evet
bu hürriyet,
kampana, kilit gıcırtısı ve gardiyanlar
bütün bu şeyleri arkada bırakabilmek hasreti!
Fakat
sana mavi göklerin altından bakmak
seni hapishanede bırakmak!
Demirsiz ve kilitsiz,
ampulleri tozsuz ve gardiyansız bir başka nevi hapisanede ben.
Evet
senin dediğin hürriyet.
KOMİK!
Trenler gelir, gider
istediğin caddeye düşürebilirsin gölgeni...
Hangi hürriyet?
Geç efendim
ilahi üstadım benim...
24 Eylül 1943'te Raşit Kemal
__________________
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
|

17-12-2007, 15:20
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 17-12-2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 105
|
|
70'lerdeki faşizan politikasını devam ettiren ve hala bunda direten bir partiye mensup milletvekili ama sözüm ona millet katillerinin cirit attığı meclise sahip olan Türkiye'de hala vatandaşlık hakkı verilmemiş bir neferdir Nazım Hikmet Ran.Kütükten sildiler belki ama halkın kalbinden silemeyecekler hiçbir zaman.
|

01-01-2008, 13:23
|
 |
dikkat arizalidir
|
|
Üyelik Tarihi: 31-12-2007
Mesajlar: 153
|
|
bir insanın nazıı anlayabilmesi için insanlık sevgisiyle dolu olması yeterlidir. aynı siyasi görüşte olmak zorunda da değildir. nazım hikmet şiirlerinde kendi siyasi kimliğini zaman zaman gözler önüne serse de onun asıl anlatmak istediği duygularıdır ve bir insanın duygularını anlamak için dediğim gibi aynı dünya görüşüne sahip olmak gerekmez.
düşünce özgürlüğü denen bir şey pratikte olmasa da teorikte var olan bir şeydir.
kimse unutmasın onun mezarını bu ülkeye sokmasalar da, okullarda kitapların içine şiirlerini koymasalarda, nazım ismindeki insanlara bile yeri geldiğinde nefretle bakılsa da hiç bir zaman içimizdeki nazım aşkı ölmez. bu da bizim düşüncemizdir.
“yol başlarında durabilmeli
kilometre taşları gibi şiirlerimiz
yaklaşan düşmanı herkesten önce görebilmeli
cengelde tamtamlara vurabilmeli
ve yeryüzünde tek esir yurt tek esir insan
gökyüzünde atomlu tek bulut kalmayıncaya kadar
malı mülkü aklı fikri canı neyi varsa verebilmeli
büyük hürriyete şiirlerimiz”
Asya – Afrika yazarlarına böyle seslenmiş Nâzım 1962 yılında. Yaklaşan düşmanı herkesten
önce görmek, yeryüzünde tek esir yurt tek esir insan kalmayıncaya kadar neyi var neyi yoksa
ortaya koyup yürümek...
Şiirden beklediği bu büyük şairin ve kabul etmeliyiz ki, onun şiiri bunları fazlasıyla yapıyor.
Yurtseverliği ve enternasyonalizmi, bir bakıma yani, komünistliği dönüp bir kez daha
Nâzım'dan öğrenelim dedik.
Ülkemizin ve dünyamızın aydınlık geleceğini onun dizeleriyle selamlayalım dedik.
Ölümünün 42. yılında Nâzım yoldaşla bir kez daha kolkola girip, bir kez daha düşmanın
üstüne yürüyelim dedik.
Bu derlemenin yayınlanması yoldaşımızın ölüm yıldönümüne rastgeliyor ama bir anma kitabı
yayınlamak değil yaptığımız.
Bu derleme mücadele rehberlerimizden birisi olarak çıkıyor.
3 Haziran 2005
|

05-01-2008, 21:26
|
 |
hersekleptes
|
|
Üyelik Tarihi: 29-12-2007
Nerden: tekirdağ
Mesajlar: 74
|
|
memleket hasretiyle ölen birini vatan haini sanıyolar! yazıklar olsun.
Nazım'ın şiirleri beni alıır götürür hep. onun duyguları çok farklı. unutulmayacaksın Nazım Hikmet RAN!
|

08-07-2008, 21:29
|
|
Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 21-03-2008
Yaş: 24
Mesajlar: 356
|
|
MASALLARIN MASALI
Su başında durmuşuz
çınarla ben.
Suda suretimiz çıkıyor
çınarla benim.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınarla bana.
Su başında durmuşuz
çınarla ben, bir de kedi.
Suda suretimiz çıkıyor
çınarla benim bir de kedinin.
Suyun şavkı vuruyor bize
çınara, bana, bir de kediye.
Su başında durmuşuz
çınar, ben, kedi, bir de güneş.
Suda suretimiz çıkıyor
çınarın, benim, kedinin, bir de güneşin.
Suyun şavkı vuruyor bize
çınara, bana, kediye, bir de güneşe.
Su başında durmuşuz
çınar, ben, kedi, güneş, bir de ömrümüz.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarın, benim, kedinin, güneşin, bir de ömrümüzün.
Suyun şavkı vuruyor bize
çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze.
Su başında durmuşuz.
Önce kedi gidecek
kaybolacak suda sureti.
Sonra ben gideceğim
kaybolacak suda suretim.
Sonra çınar gidecek
kaybolacak suda sureti.
Sonra su gidecek
güneş kalacak,
sonra o da gidecek.
Su başında durmuşuz
çınar, ben, kedi, güneş, bir de ömrümüz.
Su serin,
çınar ulu,
ben şiir yazıyorum,
kedi uyukluyor,
güneş sıcak,
çok şükür yaşıyoruz.
Suyun şavkı vuruyor bize
çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze.
Nazım Hikmet Ran
7 Mart 1958, Varşova - Şvider
|

08-07-2008, 21:47
|
 |
Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 01-05-2008
Nerden: adana
Yaş: 22
Mesajlar: 301
|
|
JAPON BALIKÇISI
Denizde bir bulutun öldürdüğü
Japon balıkçısı genç bir adamdı.
Dostlarından dinledim bu türküyü
Pasifik'te sapsarı bir akşamdı.
Balık tuttuk yiyen ölür.
Elimize değen ölür.
Bu gemi bir kara tabut,
lumbarından giren ölür.
Balık tuttuk yiyen ölür,
birden değil, ağır ağır,
etleri çürür, dağılır.
Balık tuttuk yiyen ölür.
Elimize değen ölür.
Tuzla, güneşle yıkanan
bu vefalı, bu çalışkan
elimize değen ölür.
Birden değil, ağır ağır,
etleri çürür, dağılır.
Elimize değen ölür...
Badem gözlüm, beni unut.
Bu gemi bir kara tabut,
lumbarından giren ölür.
Üstümüzden geçti bulut.
Badem gözlüm beni unut.
Boynuma sarılma, gülüm,
benden sana geçer ölüm.
Badem gözlüm beni unut.
Bu gemi bir kara tabut.
Badem gözlüm beni unut.
Çürük yumurtadan çürük,
benden yapacağın çocuk.
Bu gemi bir kara tabut.
Bu deniz bir ölü deniz.
İnsanlar ey, nerdesiniz?
Nerdesiniz?
(1956)
bu şiirin notalara dökülmüş hali de ayrı bir olay müziği tahsin incirci'ye ait olan sümeyra'nın seslendirdiği çok etkileyici bir eser bir ağıt bile denebilir
__________________
"kendi kimliğini ötekinin varlığına göre konumlandırmak hastalıktır. kimliğini yaşatman için sana bir düşman gerekiyorsa, senin kimliğin hastalıklıdır"
hrant dink
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 misafir)
|
|
|
| Konu Araçları |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:00 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|