|
|
Charles BukowskiBiyografiler içerisinde Charles Bukowski konusu: ...
|

15-07-2007, 16:16
|
 |
M€M€ÑTØ MØRÍ
|
|
Üyelik Tarihi: 01-01-2007
Nerden: Asrub
Yaş: 29
Mesajlar: 2,355
|
|
Charles Bukowski
Kendi deyimiyle "Alkolik yazar, pis moruk. Çağdaş edebiyatın en içten, en samimi, en ağzı...
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
|

23-01-2008, 23:26
|
 |
M€M€ÑTØ MØRÍ
|
|
Üyelik Tarihi: 01-01-2007
Nerden: Asrub
Yaş: 29
Mesajlar: 2,355
|
|
1994 yılında(74 yaşında) lösemiden öldü.
__________________
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
|

23-01-2008, 23:27
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 14-10-2007
Nerden: kanserli kent
Mesajlar: 1,682
|
|
teşekkür ederim bilgi için .
|

05-07-2008, 17:33
|
 |
Belkim..
|
|
Üyelik Tarihi: 18-06-2008
Yaş: 34
Mesajlar: 665
|
|
Siz aşk nedir bilmessiniz
Siz aşk nedir bilmezsiniz dedi Bukowski
Ben elli bir yaşındayım bir bakın bana
Genç bir güzele aşığım
Kötü saplandım bu işe ama O'nun da hali kötü
Fakat olacaksa böyle olsun
Kanlarına giriyorum onların ve kurtulamıyorlar benden
Herşeyi deniyorlar kaçmak için
Ama sonunda hep geri dönüyorlar
Hepsi geri dönmüştür bana
Ama gördüğüm bir tanesi dışında
Ağlamıştım ardından
Ama kolay ağlardım o zamanlar
Çocuklar sert içkileri yaklaştırmayın yanıma
Acımasız oluyorum o zaman
Burada oturuyor bütün gece
Bira içebilirim siz hippilerle birlikte
Bu biradan on beş litre içerim ve
Bana mısın demem, su gibi gelir bana
Ama bir defa koklatın sert içkileri
Pencereden dışarı atmaya başlarım insanları
Kim olursa olsun fırlatırım dışarı
Bunu yaptım daha önce
Ama siz aşk nedir bilmezsiniz
Bilmezsiniz çünkü hiç aşık olmamışsınızdır
İşte iş bu kadar basit
Genç bir fıstık buldum şimdi, öyle güzel ki..
Bukowski diyor bana, Bukowski diyor o minicik sesiyle
Bense ne var diyorum
Ama aşk nedir bilmezsiniz siz
Size ne olduğunu anlatıyorum ama dinlemiyorsunuz
Aşk buraya kadar gelip kıçınızı dürtse
Bu odada içinizden birinin ruhu duymaz
Şiir okuma toplantılarının boktan bişey olduğunu düşünürdüm
Bana bak ben elli bir yaşındayım ve çok dolaştım
Boktan diyorsam öyledir
Ama sonra dedim ki kendime Bukowski
Aç kalmak daha boktan
Sonuçta işte buradasın ve hiçbirşey olması gerektiği gibi değil
O adam neydi adı Galway Kimel
Bir dergide resmini gördüm
Yakışıklı bir suratı var ama öğretmen
Tanrım düşünebiliyor musunuz
Eyvah sizler de öğretmensiniz
Size de küfrediyor oluyorum o zaman
Hayır o adamın adını hiç duymadım
Ne de ötekinin, hepsi birer asalak
Belki egom yüzünden artık çok fazla okumuyorum
Ama, şu ünlerini beş altı kitap üstüne
Kuran insanlar var ya,
Hepsi birer asalak
Bukowski diyor bana bu kız
Niçin klasik müzik dinliyorsun bütün gün
Sizi şaşırttım değil mi
Benim gibi kaba ayyaş birisinin
Klasik müzik dinleyeceğini düşünmezdiniz
Brahms, Rachmaninoff, Bartok, Tdeman
Kahretsin burada yazamıyorum
Çok fazla sessiz, çok sayıda ağaç var burada
Şehirleri severim, en uygun yerler benim için
Her sabah koyarım klasik müziğimi
Ve oturup yazı makinemin başına
Bir puro içerim bakın işte böyle
Ve Bukowski derim sen şanslı bir adamsın
Bukowski bu belaların hepsini atlattın
Ve sen şanslı bir adamsın
Ve mavi duman yayılır masamın üstüne
Ve pencereden dışarı Delengpre Caddesi'ne bakarım
Ve derin nefes alır ve yazmaya başlarım
Bukowski işte yaşam budur derim kendi kendime
Yoksul olmak iyidir, basur olmak iyidir, aşık olmak iyidir
Ama siz nasıl birşey olduğunu bilmezsiniz
Sevgilimi görseydiniz ne dediğimi anlardınız
Buraya gelince baştan çıkacağımı düşündüm
Tam böyle olacağını bildi, böyle olacağını bana söylemişti
Allah kahretsin ben elli bir yaşındayım o ise yirmi beşinde
Birbirimize aşığız ve o beni kıskanıyor, Tanrım bu güzel birşey
Buraya gelip baştan çıkarsam, gözlerimi oyacağını söylemişti
Alın işte aşk sizlere
İçinizden hangisi bilir böyle birşeyi
Sizlere birşey söylemeliyim
Öyle adamlarla tanıştım ki hapishanede
Üniversitelere ve şair toplantılarına giden
İnsanlardan çok daha fazla yol-yordam bilen insanlardı
Kan emicidirler onlar, bütün görmek istedikleri
Şairin çorapları kirli midir acaba ya da koltukaltları kokuyo mudur
Ama sizden şunu hatırlamanızı istiyorum
Bu odada yalnız bir tane şair var bu gece
BELKİ DE BU ÜLKEDE YALNIZ BİR TANE ŞAİR VAR BU GECE
O DA BENİM
İçinizden kim biliyor yaşamı, içinizden kim biliyor herhangi birşeyi
Hangi biriniz hayatında işinden kovuldu?
Ya da sevgilisine dayak attı ya da sevgilisinden dayak yedi
Beş defa kovuldum ben Senis and Rocbuck'tan
Kovmuşlar, tekrar kovmuşlardı beni
Otuzbeş yaşındayken tezgahtarlık yapıyordum onlara
Sonra kurabiye çalarken yakalandım
Ben nasıl olduğunu bilirim çünkü ONLARDAN GELİYORUM
Elli bir yaşındayım ve aşığım
Şu gencecik güzel şey diyor ki bana: Bukowski
Ve ne var diyorum, O ise
Sen pisliğin tekisin diyor bana
Ve bebeğim beni anlıyorsun diyorum
Bu dünyadaki tek güzel şey O
Kadın ya da erkek bu tür hareketine katlanacağım tek kimse
Ama siz aşk nedir bilmezsiniz
Hepsi geri döner bana sonunda, her biri geri döner
Yalnız o sözünü ettiğim bir tanesi,
Hani o sözünü ettiğim bir tanesi
Yedi yıl birlikte yaşamıştık, çok içerdik
Bir avuç memur görüyorum ben bu odada
Şair filan yok aranızda, hiç şaşırmadım bu işe
Şiir yazmak için aşık olmak gerekirdi
Ve siz aşık olmak nedir bilmiyorsunuz ki
Sizin derdiniz bu!
Şu ağır içkiden verin biraz bana
Tamam buz istemem güzel
Güzel işte çok güzel böyle
Haydi bakalım gösteriye başlayalım
Ne dediğimi hatırlıyorum
Ama bir tek atacağım yalnızca
Ne de güzel tadı var şu meretin
Haydi uzatmadan bitirelim bu işi
Yalnız bundan sonra kimse durmasın
Açık pencerenin yanında
Charles Bukowski
|

31-01-2009, 13:29
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 13-12-2008
Nerden: mersin
Yaş: 22
Mesajlar: 18
|
|
Charles Bukowski
Bukowski, 16 Ağustos 1920 tarihinde Andernach, Almanya’da dünyaya geldi. Asıl adı Heinrich Karl Bukowski’ydi. Annesi Katharina Fett bir Almandı ve kadın terzisiydi, babası ise Polonya kökenli bir Amerikalıydı, askerdi. İkili Birinci Dünya Savaşı sonunda tanışmıştı. Bukowski 2 yaşındaylen ailesi Los Angeles’a taşındı. Yazarın “Ham on Rye” romanında detaylı biçimde anlattığına göre babası sürekli işsizdi ve Bukowski’yi sürekli döverdi. Los Angeles Lisesi’nden mezun olduktan sonra Los Angeles Üniversitesi’ne kaydolan Bukowski burada edebiyat, gazetecilik ve sanat dersleri aldı, 2 yıl sonunda okulu bıraktı. Yazar sadece babasına değil, tüm topluma aldığı karşı tavrı bu dönemlerde filizlendirmişti. Çok küçük yaşta alkolle tanıştı.
Okul yıllarında Bukowski eline geçen herşeyi okumaya ve hikayeler yazmaya başlamıştı. Birgün babası hikayelerinden bazılarını buldu ve öfkeden deliye dönmüş bir şekilde tüm eşyalarını ve yazılarını yok etti. Bunun üzerine Bukowski evi terk etti.
24 yaşına geldiğinde, yazarın “Aftermath of a Lengthy Rejection Slip” adlı kısa hikayesi Story Magazine adlı dergide basıldı. Bu, kariyeri için bir dönüm noktası idi. Bundan 2 yıl sonra “20 Tanks From Kasseldown” hikayesi Portfolio III dergisinde yayınlandı. Bukowski, hikayelerinin yavaş gelişen basım sürecinde hayal kırıklığına uğrayarak yaklaşık 10 yıl boyunca yazı yazmadı. Bu 10 yıl boyunca Los Angeles’ta yaşamaya devam etti ancak bir yandan da Amerika’nın dört bir yanını dolaşarak tuhaf işlerde çalıştı. 1950lerin başında Los Angeles’ta postacı olarak çalışmaya başladı ama bu işi de 2.5 yıl sonra bıraktı. 1955’te ülser yüzünden hastaneye kaldırıldı. Ölümden dönmüştü. Hastaneden çıktıktan sonra şiir yazmaya başladı. 1957’de yazar ve şair Barbara Frye’la evlendi. Frye, “Harlequin” adında bir şiir dergisi çıkarıyordu. Tanışmalarından önce Frye, Bukowski’ye boynunu kısa gösteren ve doğuştan gelen hastalığı yüzüden kimsenin onla evlenmeyeceğinden korktuğunu söyleyen bir mektup yazmıştı. Bukowski de bu mektuba karşılık olarak onunla evlenebileceğini söylemişti. Çift, 1959’da boşandı. Bu boşanmanın ardından Bukowski yeniden içki içmeye ve şiir yazmaya başladı. Aynı yıl, ilk şiir kitabı olan “Flower, Fist and Bestial Wail” piyasaya sürüldü.
Yazar, bu sıralarda postanedeki eski işine geri döndü ve 10 yılı aşkın bir süre bu işi yaptı. Birlikte yaşadığı ancak hiç evlenmediği Frances Smith’ten 1964 yılında Mariana Louise Bukowski adlı bir kızı oldu. Tuscon’da yaşamaya başladı. Burada Jon ve Gypsy Lou Webb’le tanıştı. Webbler, “The Outsider” adında bir dergi çıkarıyordu ve Bukowski’nin bazı şiirlerini bu dergide yayınladılar. Yazar, Jon ve Gypsy Lou’nun bir arkadaşı olan Franz Douskey ile bu sırada tanıştı. Dördü, sürekli olarak Webblerin evinde zaman geçiriyorlardı. 1969’da, yayıncı John Martin’den ayda 100$ maaş karşılığında Black Sparrow Yayıncılık’tan (şimdiki ismiyle HarperColins/ECCO) çalışma teklifi alan Bukowski, postanedeki işini bırakıp tüm zamanını yazarlığa ayırma kararı aldı. Bukowski bu kararı için “postacı olarak kalmak ya da yazar olup açlıktan sürünmek” arasında kaldığını ve ikinci seçeneği tercih ettiğini söylemişti. Postaneden ayrıldıktan sonraki 1 ay içinde, yazar, ilk romanı “Post Office”’i bitirdi. Bukowski fenomeni bu noktada hız kazanmaya başladı. Kendisine karşı olan inancına ve finansal yardımlarına karşılık olarak, Bukowski kitaplarının birçoğunu Black Sparrow’dan çıkarttı. 1976’da Linda Lee Beighle’la tanışan yazar, 2 yıl onunla birlikte yaşadıktan sonra Doğu Hollywood’a taşındı. “Women” ve “Hollywood” adlı kitaplarında “Sara” adıyla anılan Beighle ve Bukowski, 1985 yılında evlendi.
Charles Bukowski, 9 Mart 1994’te San Pedro, Kalifornia’da lösemiden öldü. “Pulp Fiction” adlı romanını ölümünden kısa bir süre önce tamamlamıştı. Ölüm töreni Budist rahipler tarafından yönetildi. Yazarın mezar taşına “Denemeyin” yazıldı. Eşi Linda’ya göre bunun anlamı şu; “Eğer tüm zamanınızı deneyerek harcıyorsanız, tek yaptığınız denemek demektir. Bu yüzden denemeyin, sadece yapın.”
Eleştirmenler, Bukowski’nin yapıtlarının erkeklerin fantazilerinin detaylı bir tasviri olduğunu düşünüyordu çünkü yazar, eserlerinde her zaman sorumsuz, özgür ve serseriydi. Ölümünden sonra da hayatı ve eserleri hakkında birçok eleştiri kitabı basıldı. Alkol problemi olan ve hayattan hoşnutsuz birçok insan için bir rol modeli olsa da, Bukowski akademik çevrelerden hiçbir zaman yeterli ilgiyi göremedi. Ancak Bukowski hakkında onlarca eleştirel kitap yayınlandı.
ECCO Yayınevi, halen yazarın küçük çaplı dergilerde çıkan hikayelerini kitap halinde yayınlamakta. Eşi Linda, yazarın arşivini 2006 yılında Huntington Kütüphanesi’ne bağışladı. Bukowski’nin hayatının anlatıldığı ya da kitaplarından uyarlanan belgesel ve filmler ise şöyle: “Bukowski” (1973), “Tales of Ordinary Madness” (1981), Mickey Rourke ve Faye Dunaway’in rol aldığı 1987 yapımı “Barfly” (Bukowski’nin Hollywood adlı romanında bu filmin çekimleri anlatılmaktadır), Belçika yapımı “Crazy Love” (1987), “Cold Moon” (1988), Bono, Tom Waits, Sean Penn gibi Bukowski hayranı ünlülerin yer aldığı “Bukowski: Born Into This” (2004), Yunanistan yapımı “Social Dinner” (2004), aynı adlı romanından uyarlanan ve Matt Dillon’un oynadığı “Factotum” (2004) ve “Bring Me Your Love” (2006).
Bukowski’nin bir yazar olarak kullandığı favori öğelerden biri Los Angeles’tı. Bu şehri ne kadar çok sevdiğini birçok röportajında tekrar tekrar dile getirmiş, ruhen her zaman orada olacağını söylemişti. John Fante, Fyodor Dostoyevsky, Anton Chekhov, Ernest Hemingway, yazarın etkilendiği isimlerdi.
Bukowski, kitaplarında kendisi için Henry Chinaski ismini kullanır. Eserlerinde alkol, uyuşturucu, seks ve sefil hayatlardan bahseder. Bazen olağadışı öğeleri kullanır. Çoğunlukla kendi hayatından kesitler sunar ve bunu her zaman keskin ve süssüz cümleler kullanarak yapar. Geniş bir hayalgücüne ve ufka sahiptir. Başlıca tutkuları at yarışı, kadınlar ve alkoldür. Sean Penn, 1995 yapımı “The Crossing Guard” adlı filmini yazara ithaf etmiş ve onu çok özlediğini söylemiştir. Jean Genet ve Jean-Paul Sartre, Bukowski’yi “Amerika’nın en iyi şairi” olarak tasvir eder.
|

23-02-2009, 00:20
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-02-2009
Yaş: 24
Mesajlar: 16
|
|
Alıntı:
zeren´isimli arızadan alıntı
En iyilerimizin sonu genellikle kendi ellerinden olur
sırf uzaklaşmak için,
ve geride kalanlar
birinin onlardan
uzaklaşmayı neden isteyebileceğini
bir türlü tam olarak anlayamazlar.
Charles Bukowski
orjinali ve türkçesi arasında biraz fark var gibi ama olsun...
|
Bu,Bu ,Bunu Anlatmak İçin Kelimeler yetmez ya.Bi cigara yakarsın(Camel Tercihimdir  ) Ardından Şarabını Yudumlarsın Ve bu dizeleri Okumaya Başlarsın.Anlatılmaz bir haz verir
|

25-02-2009, 11:57
|
 |
scarce
|
|
Üyelik Tarihi: 12-09-2008
Nerden: blastplace
Mesajlar: 108
|
|
Edebi Bir Aşk
onu her nasılsa yazışma ya da şiir veya dergiler yoluyla tanıdım
ve bana tecavüz ve şehvet konulu çok seksi şiirler yollamaya başladı,
ve işin içine biraz da entellektüellik karışınca
biraz kafam karıştı ve arabama atlayıp Kuzey'e sürdüm;
uykusuz, akşamdan kalma, yeni boşanmış,
işsiz, yaşlanmış, yorgun, beş on yıldır
çoğunlukla uyumak ister bir halde, sonunda moteli buldum
küçük güneşli bir kasabada toprak bir yol üzerinde
ve orda oturup bir sigara tüttürdüm
düşündüm, gerçekten delirmiş olmalısın diye,
ve bir saat geç çıktım
kadınla buluşmaya, epey yaşlıydı,
nedense benim kadar, pek seksi değildi
ve bana çok set, ham bir elma verdi
kalan dişlerimle çiğnediğim;
adı konulmamış bir hastalıktan ölüyormuş
astım gibi bir şeyden, ve
sana bir sır vermek istiyorum dedi, ben de
biliyorum; bakiresin,35 yaşındasın, dedim.
ve bir defter çıkardı, on-oniki şiir:
bir ömürlük çalışma ve okumak zorunda kaldım
ve anlayışlı olmaya çalıştım
ama çok berbattılar.
sonra onu bir yere götürdüm, boks maçlarına
ve ellerini kenetleyip
dumanın içinde öksürdü
ve etrafına bakınıp durdu
bütün insanlara
ve sonra da boksörlere.
sen hiç heyecanlanmazsın, değil mi? , dedi
ama o gece tepelerde epeyce heyecanlandım,
ve onunla iki-üç kere daha buluştum
şiirlerinin bazılarında yardımcı oldum
ve dilini boğazımın yarısına kadar soktu
ama ondan ayrıldığımda
hala bakireydi
ve berbat bir şair.
düşünüyorum da bir kadın açmamışsa bacaklarını
35 yıl
iş işten geçmiştir
aşk için de
şiir için de.
-bukowski-
__________________
HERE'S OUGHT TO HELL OF AN ANOTHER PLANET.. GEÇMİŞİME TÜKÜRÜP GELECEĞİMİ ÇİĞNEDİM,DÜNYAYI BİR OYUNCAĞA ÇEVİRDİM..
|

06-04-2009, 15:23
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 17-12-2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 105
|
|
Çok geç tanıştım Bukowski'yle.Ama tanıdıktan sonra da bırakamadım.Diğer yapıtlar sıradan gelmeye başladı kendisini okuduktan sonra.Söylenemeyenleri tokat gibi yüzüme vuruyordu çünkü.Dönüp dolaşıp hep aynı şeyleri anlattığını düşünebilirsiniz.Fakat satır aralarında öyle şeylerden bahsediyordu ki üstad katılmamak mümkün olmuyor.Bence okumaya Ekmek Arası ile başlamalı.Hem kendisini tanımak açısından,hem de neden bu hayatı seçtiği konusunda fikir vermesi açısından.Değeri bilinmemiştir bana göre ama sağda solda yazarım diye geçen embesillerden çok daha iyi bir yazardır o.
|

06-04-2009, 19:01
|
 |
çaylak madam
|
|
Üyelik Tarihi: 05-07-2008
Yaş: 26
Mesajlar: 467
|
|
Dün bir arkadaşım Bukowski'yi okumamı ilginç bulduğunu söyledi. Bir kadın olarak dilinin ve uslubunun beni rahatsız etmemesiymiş sebebi.. Bana da bu ilginç geldi :/
__________________
"Eğer insanlar Tanrı olsaydı, kendilerini demokratik olarak yönetebilirlerdi. İnsanlar Tanrı olmadıklarına göre, mükemmel bir devlet insanlara göre değildir."
Jean-Jacques Rousseau
|

09-04-2009, 20:16
|
 |
Körpe
|
|
Üyelik Tarihi: 10-12-2008
Mesajlar: 77
|
|
Ben Bukowski'yle geç ya da erken tanışanlardan değilim hiç tanışmayanlardanım..Tabi mesajlardan bikaç bişey çaktım azıcık tanıyorum  En kısa zamanda kitaplarına ulaşabilirim umarım..Biz buralarda kitapları merak ettikten sonra bir de arama aşaması geçiriyoruz ki çoğu zaman bulamıyoruz ya da sipariş verip aylar sonra kavuşuyoruz kitabımıza  umarım hemencecik bulurum.. Merak ettim, merakımda Can Yücel'e benzetmemden kaynaklandı sanırım
|

10-04-2009, 09:40
|
 |
1.T.Ş.
|
|
Üyelik Tarihi: 03-03-2009
Mesajlar: 531
|
|
Alıntı:
breeze´isimli arızadan alıntı
Biz buralarda kitapları merak ettikten sonra bir de arama aşaması geçiriyoruz ki çoğu zaman bulamıyoruz ya da sipariş verip aylar sonra kavuşuyoruz kitabımıza 
|
selam breeze,
kitap bulamamak kötü, bilirim. ama aradığın kitap/kitaplar çok özel veya sınırlı sayıda basılı şeyler filan değilse internetten kolayca bulmak mümkün oluyor. burada veya farklı sitelerde adını duyduğun yazarları veya kitapları yine internetten araştırabilir, forum ortamında sorabilirsin. tabi bir de internetten kitap almak malesef çok daha ucuz. belli bir kotayı geçersen kargo parası da ödemiyorsun. seçenekleri değerlendir bence.
bukowski'ye gelince, madem hiç okuma fırsatın olmadı şimdiye kadar hikayelerinden başlamanı tavsiye edebilirim. bukowski'yle tanışmak isteyen bir kaç kişiye "sıcak su müziği"ni önermiştim. şimdi hepsi bukowski hayranı  gerçi hangi kitabıyla başlarsan başla,bukowskiyi ya çok seversin ya da anlamazsın  (umarım seversin)
__________________
You are young and life is long and there is time to kill today
And then one day you find ten years have got behind you
No one told you when to run, you missed the starting gun
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 misafir)
|
|
|
| Konu Araçları |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:56 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|