Sayın fenasi, bu konuyu ele almakla çok iyi ettiniz.Benim de yapacağım bazı eklemeler var.
Alıntıladığınız ilk mesaja yönelik komünizm referandumu konusunda, ilgili üyeye karşı bir cevabım olmuştu.Yazdıklarım, komünizmle ilgisi olmadığı için silindi, ben de buradan genel olarak bir yorum getirmek istiyorum.Dün yazdıklarımı uzatmayacağım, aynı konuyu sakız gibi çiğnemek adetim değil, ayrıca burada yazdığım her cümlenin bir amacı vardır.Amacı olmayan şahısları, gündemde tutarak, forumda kirlilik yaratmak istemiyorum.
Laf sokma ve kinaye arasında, ciddi anlamda farklılıklar var. Kinayenin edebi yönü vardır, en başarılı kinayeleri, en güçlü edebiyatçılarda görürüz."Laf sokmak" olarak tabir edilen eylemi ise mahalle kahvelerinde görmek mümkün.
Bir kültürün düşmüşlüğünün ifadesi, bozuk üsluptur.Bozuk üslup, aynı zamanda bozuk psikolojinin de aynasıdır.Obsesif kompulsif bozukluktan kurtulma çabasıyla kişi, iradesini tamamen kaybeder ve içindeki kontrolsüz enerjiyi, hastalıklı şekilde dışarı vurur.Bunun en belirgin örneği olarak, üslup bozukluğu ortaya çıkar.
Kendi içinde sürekli iradesiyle çatışan, kontrolsüz mecralara sürüklenen kişinin, bu durumdan kurtulma arzusuyla küfrün bataklığına saplandığını görürüz.Laf sokarak mutluluğu bulma düşüncesi, kalıcı mutsuzluluğu getirir.Zehirli dilinden dökülen her sözcük, ruhsal bir parçasını daha alır götürür.
İnternette sadece yazı yoluyla kişileri tanıyabildiğimiz için, istemdışı fiziksel tepkilerini göremiyoruz ama tahmin edebiliriz. Sürekli diken üzerinde oturuyormuşçasına, hemen hemen her olaya karşı saldırgan bir tutumla ileri atılma, bunların en bariz örneğidir.
Böylelerine karşı elimden geldiğince hoşgörülü olmaya çalışsam da, toplumsal huzuru tehdit edecek boyuta gelindiğinde, müdahale etme gereği duyuyorum.Çünkü nevrotikliğin bulaşıcı olduğunu biliyorum.
