Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Kültür & Sanat > Bilimsel Mevzular

Bilimsel Mevzular Bir soru daha sorabilme sanatıdır bilim.



Teori Nedir_??

Bilimsel Mevzular içerisinde Teori Nedir_?? konusu: Teori Nedir_?? Teoriler Neden Yasa olamaz_?? I Thesis definition,tez tanımı: "A proposition that is maintained by argument." Tartışmaya,iddiaya dayanarak bir öneri,fikir ileri sürmek Hypothesis definition,Hipotez tanımı: A tentative explanation for ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 10-06-2008, 18:20
sangre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
_b/s/en s/b/enim *
Lost Your Marbles? Champion, Bloody Pingu Champion
 
Üyelik Tarihi: 16-10-2007
Nerden: Son
Yaş: 20
Mesajlar: 1,149
Standart Teori Nedir_??


Teori Nedir_?? Teoriler Neden Yasa olamaz_??

I

Thesis definition,tez tanımı:

"A proposition that is maintained by argument."

Tartışmaya,iddiaya dayanarak bir öneri,fikir ileri sürmek

Hypothesis definition,Hipotez tanımı:

A tentative explanation for an observation, phenomenon, or scientific problem that can be tested by further investigation.

Bir gözlemin,fenomenin(bilinmez),bilimsel bir problemin üzerinde daha fazla çalışılması,araştırılması gereken yetersiz açıklamasıdır.

Theory definition,Teori Nedir?

A set of statements or principles devised to explain a group of facts or phenomena, especially one that has been repeatedly tested or is widely accepted and can be used to make predictions about natural phenomena.

Bir grup gerçeklerin veya bilinmezlerin,belirtilmesi veya ilkelerine şekil verilmesidir.Özellikle bu gerçekler,bilinmezler tekrar tekrar test edilir veya geniş anlamda kabul görür.Böylece doğal bilinmez ile ilgili tahminlerde bulunulur.

Teoriler asla yasaya dönüşmezler.Teoriler bilimsel gerçeklerin açıklanmasıdır.
Evrim teorisi yasa OLMAZ.Çünkü bir canlının nasıl evrim geçireceğinin kesin kuralları yoktur,değişkendir.


Dictionary & Thesaurus - YourDictionary

II

"Bilim dünyasında, kanun, yasa ya da prensiplere bakarsanız; genellikle içlerinde bir veya daha fazla formül barındırdıklarını görürsünüz. İşte; evrim kuramının belki de hiçbir zaman “Evrim kanunu” şeklinde anılmayacak oluşunun nedeni burada yatmaktadır. Canlıların evrimi formüle dökülemez. Çünkü basitçe tanımlarsa; bir formül, çeşitli değişkenleri kullanarak, sonucu bilmemizi sağlar. Örneğin; ”x=V.t, d=m/V, …”gibi formüllerde, değişkenlere bağlı olarak sonucu kesin olarak bilebilirsiniz.Fakat, evrimde böyle bir şey söz konusu değildir.Evrimde çok fazla değişken mevcuttur, bunların arasında yukarıdaki formüller gibi tam bir matematiksel bağlantı yoktur ve en önemlisi evrim bilinçli bir süreç olmadığı için, sonucu önceden tahmin edilemez. Yani; bir canlı türünü oluşturan populasyonun tamamının ya da içinden bir grubun populasyondan göç edip etmeyeceği, değişen çevre şartlarının nasıl olacağı ve bu şartlara bağlı olarak genlerinde hangi mutasyonların meydana geleceği ve bu meydana gelen mutasyonlardan hangilerinin doğal seçilimde ayıklanarak, populasyonun gen havuzuna ekleneceği, bu süreçlere bağlı olarak evrimin hangi özellikler lehine veya aleyhine işleyeceği ancak tahmin edilebilir.Ama kesin bir sonuca ulaşılamaz. Ya da çok basitçe düşünürsek; evrimde, 2+2=4 diye bir kural yoktur. Evrim için böyle bir formül oluşturulsa bile; o 2’lerden biri mutasyon geçirerek 3’e dönüşürse, ya da 4’ü oluşturan 1’lerden bir grup populasyon dışına göç ederse, o formülün geçerliliği kalmaz.

Ayrıca böyle bir formül yalnızca sayısal bir sonuç verir. Örneğin; populasyonda,kaç canlının mutasyon geçireceği gibi. Ama bu mutasyonlar sonucu canlının morfolojik yapısının değişip, değişmeyeceği; değişirse nasıl olacağı hakkında herhangi bir formül sonucu elde edilmiş bir sayı bize bir fikir veremez. Böyle bir durumda da yalnızca tahminler devreye girer. ”Eğer çevre şartları şöyle şöyle değişirse; canlı şu yönde evrim geçirebilir” şeklinde tahminler yapılabilir. İşte evrim kuramının “Evrim kanunu” ya da “Evrim yasası” şeklinde anılmayışının nedeni, genel hatlarıyla bu şekilde açıklanabilir. Tabi böyle bir formülün olmayışı, evrimin kanıtlanmadığından değil, aksine; canlıların evrimi kanıtlandığı ve büyük ölçüde anlaşıldığı için böyle bir formülün oluşturulmasının doğru sonuçları vermeyeceği anlaşılmıştır. Kısacası; evrim bilinçli bir şekilde işlemediği ve mekanizmalarının etkilerinin ne olacağı önceden kesin olarak bilinemediği için; evrimin bir formülü yoktur. Bu yüzden de “kuram” olarak anılmaktadır.

Daha iyi anlaşılması için başka bir örnek vermek istiyorum. Canlıların evriminde, çevre şartlarının çok önemli olduğunu söyleriz hep. İşte bu çevre şartlarını değiştiren en önemli faktör; kıtaların hareketleridir. Kıtaların hareketlerini açıklayan bilimsel çalışma ise; ”Levha Tektoniği KURAMI”dır. Levhalar; okyanusal ve kıtasal levha olmak üzere 2’ye ayrılır ve astenosferin üzerinde hareket ederler. Hareket etmelerini sağlayan mekanizma da konveksiyon akımlarıdır. Levhalar birbirine yaklaşır, uzaklaşır, birbirinin altına dalar ve birbirleriyle çarpışırlar. Bu hareketleri sonucunda da okyanuslar kapanır ya da açılır, kıtalardan parçalar kopar ya da bütün kıtalar birleşerek dev bir kıta haline gelirler, dağlar, volkanik adalar, okyanus hendekleri, okyanus sırtları ve çok büyük depremler oluşur. Levhalarda bu hareketler olurken; canlıların yaşam ortamları da sürekli değişir. Yaşadıkları okyanuslar büyür ya da küçülür ve bu yüzden göç etmek zorunda kalırlar. Ya da kara parçaları kopar veya okyanuslarda volkanik adalar oluşur ve canlılar yaşadıkları populasyonlardan izole olarak yeni ortam şartlarında yeni özellikler geliştirmek zorunda kalabilirler. Kıtalar kutuplara doğru hareket eder ya da ekvatora doğru, buna bağlı olarak da sıcak ya da soğuk iklimde yaşayabilecek özelliklere sahip canlılar evrimleşir. Kısacası; levha hareketleri çevre şartlarını değiştiren en önemli unsurdur.

Bugün; levhaların hareket ettiği kanıtlanmıştır. Prekambriyen’den itibaren, kıtaların levha hareketleri sonucunda, hangi jeolojik zamanlarda hangi şekiller aldığını kesinlikle bilmekteyiz. Yani levha hareketleri bilimsel bir gerçektir. Kuram olarak anılmasının nedeni ise evrimin kuram olarak anılmasıyla aynıdır. Aynı evrimde olduğu gibi; levha tektoniğinde de formül oluşturamazsınız. Örneğin; kıtanın ilerleme hızıx zaman=kıtanın alacağı yol veya daha karmaşık formüller oluşturamazsınız. Ya da bir dağ oluşumunda; dağın kaç m yüksekliğe erişebileceğini kesin olarak bilemezsiniz, dağı oluşturacak çarpışmanın ya da dalma batmanın ne kadar süreceğini önceden kesin olarak bilemezsiniz. Dalma-batma zonlarında ortaya çıkan okyanus hendeklerinin kaç m derinliğe erişebileceğini yine önceden kesin olarak bilemezsiniz. Yalnızca, hareketin izlerini takip eder, buna bakarak da tahminler yürütürsünüz Levha tektoniğinde formül oluşturamamamızın nedeni; levha hareketlerinin kanıtlanmamış olması mıdır? Kesinlikle hayır! Aynı evrim kuramındaki gibi; süreçler büyük ölçüde bilindiği ve anlaşıldığı için, formül oluşturulamayacağı kabul edilmiştir Bir jeoloğa gidip, ”levha hareketleri kanıtlanamamıştır, yalnızca bir iddiadır, senaryodur, çünkü; adı hala levha tektoniği kuramıdır, kanıtlanması için kanun olması gerekir” derseniz; size ya benim yukarıda yaptığım açıklamayı yapıp anlamanızı bekler, ya da gülüp geçer.

Görüldüğü gibi; bir bilimsel çalışmanın kuram olması demek, onun kanıtlanmamış olması, bir iddia olması demek değildir. Halkımız arasında en çok hata yapılan ve yanlış anlaşılan kısım bu noktadır yani; “ Bilimsel bir çalışma önce teoridir, kanıtlanırsa kanun haline geçer” yanılgısı! Bu yanılgının en önemli nedenlerinden biri olarak, lise-2 biyoloji kitaplarını gösterebiliriz.

Kuramlar; uzun yıllarca deney ve gözlemlerle sınanmış, doğru olduğu çok güçlü bulgularla desteklenmiş ve desteklenmeye devam eden, bilimsel gerçeklerdir..."

III

>Hypothesis definition,Hipotez tanımı:
>A tentative explanation for an observation, phenomenon, or scientific problem
>that can be tested by further investigation.

Hipotez:
Bir gözlemin, fenomenin (olgunun) veya bilimsel bir problemin, üzerinde daha fazla inceleme yapılarak test edilmesine olanak veren, öneri niteliğinde açıklaması.

Bu tanımda dikkat etmemiz gereken kısım: Getirilen açıklama, üzerinde daha fazla inceleme yapmaya ve test edilmeye (deneye) izin vermeli. Örneğin taşlar neden aşağı doğru yuvarlanır sorusuna, "çünkü deniz onları çeker" derseniz bu bir hipotezdir. Çünkü deney yaparak doğru olup olmadığını anlamanıza izin verir. Denize doğru olmayan bir eğimde taş yine yuvarlanacak mı? sorusunun cevabını deney yaparak bulabiliriz. Ama örneğin "Taşlar tanrıdan korktukları için yuvarlanırlar." bir hipotez değildir. Çünkü deneye izin vermez. Bu önermeyi test etmek için tanrıdan korkmayan taşlar bulmamız ve onların yuvarlanıp yuvarlanmadığına bakmamız gerekir. Bu ise bilimsel olarak mümkün değildir. Daha fazla incelemeye, deney yapmaya izin vermediği için bu önerme bir hipotez değildir. Sadece incelemeden ve üzerinde mantık yürütmeden öylece kabul etmemiz gerektiğini ileri süren bu tür savlara dogma denir.

Teori Nedir?
Zaman içinde defalarca test edilmiş, fakat hiç yanlış çıktığı görülmemiş, öngörülerinde doğru çıkmış hipoteze teori (kuram) denir. Örneğin ilk Newton tarafından ortaya atılan çekim ilkesine, yerçekimi teorisi denir.

Farkedileceği üzere teorinin bilim dünyasındaki anlamı ile halk arasındaki anlamı arasında önemli fark vardır. Halk arasında teori diye geçen şey, aslında hipotezdir. Örneğin şu söz çok kullanılır: "Bu söylediğin sadece bir teori." Halbuki teori bilim dünyasındaki en yüksek kesinlik derecesidir. Bu güne kadar aksi kimse tarafından gösterilememiş, ve gelecekle ilgili öngörüleri hep doğru çıkmış görüş anlamına gelir. Tek bir deney sonucu bile kabul gören teoriyle bağdaşmazsa teori geçerliliğini yitirir.

- Bilim dünyasıyla halk arasındaki önemli bir ayrım da önerileri doğrulama yöntemleridir. Bilim adamı
1- Olguları inceler, gözlem yapar.
2- Olguları açıklamak için eldeki verilerle bağdaşan kendince bir cevap bulur.
3- Bulduğu cevabı çürütmek için deneyler yapar. Çürütemezse bulduğu cevabın doğruluğunu test etmek için diğer bilim adamlarına da hipotezini açıklar, çürütmeye davet eder.

Bilim adamı olmayanlar ise
1- Olguları inceler, gözlem yapar.
2- Olguları açıklamak için eldeki verilerle (kısmen de olsa) bağdaşan kendince bir cevap bulur.
3- Cevabını haklı çıkaracak örnekler aramaya başlar.

Örneğin Darwin, "Doğada kendi soyunun devamına zarar verme pahasına başka bir canlı türüne hizmet eden tek bir canlı bulunduğu anda teorim çürütülmüş olur." demiştir. Böyle bir canlı bugüne dek bulunamamıştır.

- Peki kanun nedir ve teoriden ne farkı vardır? Kanun bir olguyu (genelde nicelikle) "tanımlamaya" çalışır. Teori ise "açıklamaya" çalışır. Örneğin "ideal gaz kanunu" dediğimiz şeyi PV=nRT olarak yazarız. Dikkat edilirse burada basıncın sıcaklıkla neden arttığının bir açıklaması yok, sadece nicelikler arası bir tanım var. Veya "kütlenin korunumu kanunu" dediğmiz şey, kapalı bir sistemde toplam kütlenin değişmeyeceğini söyler, fakat neden böyle olduğunu açıklamaya girişmez. Kanunlar da teoriler gibi %100 mutlak doğrular değil, fakat neredeyse kesindirler çünkü aksi tek bir örnek bugüne kadar bulunamamıştır.

- Matematikte ise teori değil teorem vardır, örneğin Pisagor teoremi. Teorem tamamen mantık silsilesiyle ulaşılan gerçek demektir. Teori gibi deneye dayanmaz.

- Bir hipotezin teori olarak kabul görmesi için sadece çürütülememiş olması yetmez, aynı zamanda gelecekle ilgili de doğru önermelerde bulunmalıdır. Örneğin başlarda Einstein'in görecelik kuramı yaygın kabul görmüyordu çünkü o zamanlarda bununla ilgili deney yapılamıyordu. Fakat Einstein'in hipotezi çok net bir öngörüde bulundu: Eğer bu hipotez doğruysa, Güneş, yanından geçen ışıkları büküyor olmalı. Bir güneş tutulması sırasında bu öngörü test edildi ve güneşin arkasındaki yıldızlardan gelen ışığın gerçekten büküldüğü görüldü. Hipotez ortaya atıldığında böyle bir olgu o güne kadar bilinmediğinden, görecelik kuramı için önemli bir destek oldu.

Alıntı: FİKİRSEL -> Teori Nedir?Tez Nedir?Hipotez Nedir?


Bin gölge, bin ağaçtan, bir güneşin gölgesidir.. _/ *

_gölge'li/ *
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 10-06-2008, 22:28
easy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 09-06-2008
Yaş: 33
Mesajlar: 41

teşekkürler sangri; bu çok açıklayıcı bir makale. benim merak ettiğim; levhaların kayışını evrim gibi formüle edemiyoruz, ama şu anda bildiğimiz(ispatlayabildiğimiz)=levhalar her yıl birkaç santim kayıyor. peki evrimin varlığını kanıtlayabiliyorm muyuz (birkaç santimde olsa)? malum bir şeyin varlığını kanıtlamak için; -"hadi bakalım yok olduğunu ispatlayın, yok olduğunu ispatlayamıyorsanız vardır" demek bana çok çaresizce, inanmadan yapılan bir hipotez gibi görünüyor?! ama makalenin geri kalan kısmı (deneme mi demeliydim, türkçe bilgim kısıtlı), teori ve teorem ile ilgili kısmı çok açıklayıcı.
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 11-06-2008, 15:37
sangre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
_b/s/en s/b/enim *
Lost Your Marbles? Champion, Bloody Pingu Champion
 
Üyelik Tarihi: 16-10-2007
Nerden: Son
Yaş: 20
Mesajlar: 1,149

Alıntı:
easy´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
teşekkürler sangri; bu çok açıklayıcı bir makale. benim merak ettiğim; levhaların kayışını evrim gibi formüle edemiyoruz, ama şu anda bildiğimiz(ispatlayabildiğimiz)=levhalar her yıl birkaç santim kayıyor. peki evrimin varlığını kanıtlayabiliyorm muyuz (birkaç santimde olsa)? malum bir şeyin varlığını kanıtlamak için; -"hadi bakalım yok olduğunu ispatlayın, yok olduğunu ispatlayamıyorsanız vardır" demek bana çok çaresizce, inanmadan yapılan bir hipotez gibi görünüyor?! ama makalenin geri kalan kısmı (deneme mi demeliydim, türkçe bilgim kısıtlı), teori ve teorem ile ilgili kısmı çok açıklayıcı.
Öncelikle evrim, levhalar kadar hızlı ilerlemiyor. Levhalar her yıl bir santim de olsa kayma gösteriyor, ama evrimsel değişme binlerce, onbinlerce yıl sürüyor. Örneğin, bilimadamları beynin, onbin yılda bir mikron değiştini saptamışlar. Ama evrimi gözle görmekte mümkün. Aynı zamanda insanın doğaya müdahalesi ile evrim gözlemlenebiliyor. Örnek vermek gerekirse aşağıda ki yazıyı okumanızı tavsiye ederim. İkinci örnekte, insanın doğaya müdahalesi ve evrimi hızlandırılmasına güzel bir örnek verilmiş. Bu aşağıda ki yazı mikro evrime örnek teşkil ediyor, zaman olarak kısa süreli olduğu için. Makro evrimi ise bulunan fosiller ve dna araştırmaları destekliyor.

Alıntı:
Türleşmede iki önemli faktör vardır: genetik çeşitlilik ve coğrafi izolasyon. Örneğin, bir bölgede yaşayan bir salyangoz cinsinin, bölgede yeni bir göl ortaya çıktığında durumunun ne olacağına bakalım. Bu durumda, genetik çeşitlilik, artık birbirinden izole iki grup arasında ayrı ayrı birikerek kendini göstermeye başlayacaktır. Kuru bölgede yaşayan salyangozlar ve ıslak bölgede yaşayan salyangozlar olarak. Çok sayıda nesilden sonra, gölün kuruduğunu ve iki grubun tekrar birbirleriyle kontak haline geldiğini varsayalım. Eğer bunca nesilden sonra, genetik farkların birikimi, yeterli bir miktara ulaştıysa, artık bu iki tür salyangoz arasında çiftleşme mümkün olmayacak ve baştan bir tür olan salyangozdan, iki farklı tür ortaya çıkmış olacaktır. Eğer hala aralarında gen transferi (çiftleşme) mümkünse, ortada hala tek bir türün (fakat çok daha geniş bir genetik çeşitliliğe sahip olarak) bulunduğunu söyleriz.

______

Örneğin Avustralya'daki tavşanlar örneğini alalim. Tavşanlar, Avustralya'nin yerlisi olan bir hayvan türü değildir. İlk olarak 12 adet tavşan (oryctolagus cuniculus cinsi) Avustralya'ya 1859 yılında Avrupa'dan göçmenler tarafından getirilmiştir. 1886 yılında, tavşanlar Avustralya'nın güneydoğu kıyılarına ulaşmıştı ve yılda 66 millik bir hızla yayılıyorlardı. 1907 yılında, tavşanlar Avustralya'nın hem doğu hem de batı sahillerine erişmişti ve hiçbirşey bu yayılmalarını önleyemeyecek gibi görünmekteydi. Bunun sebebi, getirildikleri ortamda nüfuslarini dengede tutan faktörlerin (yiyecek miktarı, rakipler ve kendilerini avlayan türler) Avustralya'da bulunmamasıydı. Tavşanlar, Avustralya'nın hayvancılık sektörünü destekleyen bitki örtüsünü yok ediyor ve hayvancılıktan geçinen kesimde büyük maddi zarara yol acıyorlardı. Avlamalar, tuzak kurmalar ve zehirlemeler bu yayılmayı önlemeye yetmiyordu.

Tek seçenek biyolojik kontroldu ve devletin biyologları uzun testlerden sonra, sivrisinekler yoluyla yayılan bir virüs hastalığı (myxomatosis) geliştirdiler. Virüs, taşıyıcısı olan Amerikan tavşanında ölümcül olmayan bir hastalığa yol açıyor, fakat Avustralya'ya da yayılmış Avrupa tavşanında ölümcül oluyordu. İnsanlara ve Avustralya'da yaşayan diğer canlılara da bir zararı yoktu. Görünüşe göre, bir çözüm bulunmuştu.

Nitekim, hastalık 1950 yılında Avustralya tavşanları arasında yayılmaya başlamış ve çok kısa süre içinde tavşanların %99.9'unu öldürmüştü. Fakat herhangi bir evrimsel biyoloğun çok kolay tahmin edebileceği gibi, kendi türünün devamını sağlayamadan taşıyıcısını öldüren bir parazit, evrim süreç içinde "seçilim"e uğrayacaktı ve mutasyona uğrayan virüsün, ancak tavşanı öldürmeyen varyasyonları hayatta kalacaktı. (Diğerleri tavşanlarla birlikte olduğu için). Bu arada, tavşanlar da mutasyona uğrayacak ve aralarında bu virüse daha dayanıklı olanlar hayatta kalma eğiliminde olacaktı. Böylece doğa, Darwin'in keşfettiği "doğal seçilim" ilkesi uyarınca virüsün daha az öldürücü genetik varyasyonlarını ve tavşanların da daha dayanıklı genetik varyasyonlarını seçecekti. Günümüzde, bu hastalık yüzünden tavşanlar arasındaki ölüm oranı %40 civarındadır ve artık tavşan nüfusunun kontrolü için etkin bir yöntem olmaktan çıkmıştır. Bu, evrimsel sürecin, insanların gözleyebileceği kadar kısa bir süre içinde (birkaç insan nesli) gerçekleşmiş, önceden tahmin edilebilmiş ve bu tahmine dayalı olarak aynen gözlenmiş bir sonucudur.


Bin gölge, bin ağaçtan, bir güneşin gölgesidir.. _/ *

_gölge'li/ *
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 11-06-2008, 20:32
easy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 09-06-2008
Yaş: 33
Mesajlar: 41

hiç de yabana atılabilecek birisine benzemiyorsun sangri. bu konuda bilgili olduğun belli. ama ben hekimim ve "evrim" konusunda önyargılıyım: ne ben evrimi kabul ederim, ne de sen evrim dışında (özelikle yaratılış hipotezi) bir hipotezi!
aklımca uyanıklık yapıp tezini zayıf yerinden vuracaktım, ama dediğim gibi sen hiçte yabana atılacak birisi değilsin ( bu konuda ).
ön yargıların çarpışmasından olumlu bir sonuç çıkabileceğini sanmıyorum, olan en başta senin beyaz güvercine olur?
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 16-06-2009, 00:16
sangre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
_b/s/en s/b/enim *
Lost Your Marbles? Champion, Bloody Pingu Champion
 
Üyelik Tarihi: 16-10-2007
Nerden: Son
Yaş: 20
Mesajlar: 1,149

Evrim Kuramı'nın bilimsel statüsü ---------------------------------------------------

Modern bilimde kuram, tutarlı bir bütün oluşturan gerçekler ve açıklamalardır. Modern fiziğin temel taşlarından olan Görelilik ve Kuantum kuramları, şu an üzerinde deliller toplanan, yeteri kadar test edilip güven verdiklerinde kanun konumuna yükselecek hipotezler değillerdir. Evrim kuramı da aynı statüye sahiptir. Biyolojideki bir çok veriyi birleştirip anlaşılır kılar; henüz kanıtlanmamış, test aşamasında olan bir "tahmin" değildir.

Evrim kuramı, insanlığın kökenine ilişkin sonuçları nedeniyle ortaya atıldığından bu yana sosyal ve politik alanda en çok tartışılan bilimsel kuramdır. Bunun sonucunda, kuramın bilimsel algılanışı ile popüler algılanışı oldukça farklı olagelmiştir. Evrim kuramına popüler düzeyde karşı çıkan ve onun yerine yeryüzündeki canlılığın kökeni ve çeşitliliğini doğaüstü bir yaratıcıya bağlayan akımlara genel olarak yaratılışçılık adı verilir.

Evrim kuramı, üç hususta açıklamalar getirir:-------------------------------------------

Evrimin olgusu (İng: fact of evolution) - canlı organizmaların ortak atalardan geldikleri ve birbirleri ile akraba oldukları bilgisi.

Evrimsel tarih - Türlerin birbirlerinden tam olarak ne zaman ayrıldıkları ve bu ayrımların detayları.

Evrimi gerçekleştiren mekanizma ve süreçler. ---------------------------------------------

Bu basamaklardan birincisi olan evrimin olgusu, evrimin temel taşı ve son derece kesinlik arzeden bilgilere sahip olunan kısmıdır. Bu hususta Darwin'in topladığı bir çok delilin üzerine yüzyıllardır bir çok farklı biyoloji dalı tarafından toplanan deliller eklenmiştir. Günümüzde organizmaların evrimsel kökenlerine dair sahip olunan bilgiler, dünyanın yuvarlaklığı, gezegenlerin hareketleri ya da maddenin moleküler yapısı kadar "kesinlik arzeden" bilimsel çıkarımlardır. Burada kastedilen kesinlik, şüphe götürmez bir gerçekliği ifade etmektedir. Diğer iki husustaki bilimsel çalışmalar ise aralıksız devam etmekte, her geçen gün yeni bir sonuca ulaşılmaktadır. Örneğin şempanze ve gorilin insana olan yakınlığının, babun veya diğer maymunlara olan yakınlıklarından daha fazla olduğu bugün kesin olarak bilinmektedir.

Evrim kuramının bilimsel statüsü, eğitim, din, felsefe, bilim ve politika bağlamında sıkça gündeme getirilmektedir. Bu konu daha çok Amerika Birleşik Devletleri'nde Hıristiyan cemaat ve lobilerin öncülüğünde gündeme gelmektedir. Fakat diğer ülkelerde, eğitim ve politikaya uzanmaya çalışan yaratılışçı görüşlerin savunucuları tarafından da gündeme getirilmektedir. Evrim kuramını destekleyen reddedilemez kanıtlar ve neredeyse mutlak denebilecek derecede bir bilimsel konsensüs olmasına rağmen, yaratılışçı şeklinde adlandırılan çevrelerce bilim dünyasında iki kutup varmış gibi gösterilmeye çalışılır. Yaratılışçı çevreler Amerika Birleşik Devletleri'nde, toplumdan büyük oranda destek görmediği iddiası ile Evrim Kuramı'nın okullarda bilim derslerinde okutulmasına karşı çıkmaktadır. Bu konuda Amerika'da yüzbinlerce bilim insanını temsil eden bilimsel meslek kurumları ve onun yanında 72 Nobel ödülü sahibi bilim insanı Evrim Kuramı'nı destekleyen bildiriler yayınlamıştır. Buna ek olarak açılan davalarda evrim kuramının bilimsel olduğu kabul görmüş bir teori olarak kabul edilmiş ve okullarda okutulmasının devamına karar verilmiştir.

Alıntı; Evrim Teorisinin Bilimsel Statüsü


Bin gölge, bin ağaçtan, bir güneşin gölgesidir.. _/ *

_gölge'li/ *
Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink)  
Alt 22-06-2009, 15:58
berkan04 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Sensizlikle İmtihan
Snake Champion, Alchemy Champion
 
Üyelik Tarihi: 27-05-2009
Nerden: istanbul
Mesajlar: 85

çok açıklayıcı olmuş teşekürler


Dizlerimin üstünde yaşamaktansa, ayaklarımın üstünde ölmeyi tercih ederim.
Bisküvi,evet bisküvi yeteri kadar bisküviden bomba yapabiliyorsan, yüksek basınç altında neler yapılabileceğini biliyorsan bana yaklaşmışsın demektir
"Irmaklarından şaraplar akacak diyorsun
Cenneti ala meyhane midir?
Her kuluna iki huri vereceğim diyorsun
Cenneti ala kerhane midir?"
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Toplumsal Teori Olarak Postmodernizm non serviam Felsefe 1 15-10-2007 01:40


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:39 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Khaos.info