Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Kültür & Sanat > Bilimsel Mevzular

Bilimsel Mevzular Bir soru daha sorabilme sanatıdır bilim.


sineztezi,hastalık değil bir yetenek...

Bilimsel Mevzular içerisinde sineztezi,hastalık değil bir yetenek... konusu: Sinestezi Nedir? Sinestezi, bilinçli zihinsel olayların tetiklemesiyle ortaya çıkan bilinçli bir duyusal bir deneyimdir. "Synesthesia", Yunanca syn birlikte) ve aesthe-sis: (algılamak) sözcüklerinin birleşiminden oluşan istemsiz bir deneyimdir. Birleşmiş duyular ya ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 27-10-2007, 01:44
SaFinAzZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 26-10-2007
Nerden: Kuşadası
Mesajlar: 82
Standart sineztezi,hastalık değil bir yetenek...

Sinestezi Nedir?

Sinestezi, bilinçli zihinsel olayların tetiklemesiyle ortaya çıkan bilinçli bir duyusal bir deneyimdir. "Synesthesia", Yunanca synbirlikte) ve aesthe-sis: (algılamak) sözcüklerinin birleşiminden oluşan istemsiz bir deneyimdir. Birleşmiş duyular ya da "eşduyum" olarak da ifade edilebilir. Sinestezi, istemsiz yoğunlaşma sonucu ortaya çıkan belirgin canlı ve güçlü duyusal deneyimdir. Yalnızca, insanların çok azı günlük olağan durumda bu deneyimi yaşarlar. Bazı araştırmacılarca dil dışı düşünmenin özel bir belirtisi olarak kabul edilirken, bazılarınca tam bir "hastalık", "anormallik" ve mucize, mistik bir insan yeteneği olarak kabul edilir. Hatta, sinesteziyi biyolojik bir olaydan ziyade sosyal ve kültürel bir fenomen olarak görenler de vardır. Sinestezi bir hastalık olarak değil de bir duyusal algılama "hediyesi" olarak görülebilir. Sinestezinin birçok şekli vardır. En sık izlenen şeklinde kişi, harfleri renk olarak deneyimler. Her harf, kişinin kendisine göre farklı bir renk olarak algılanır. Bu kişiler (sinestezikler), eğer erken çocukluk döneminde bu deneyimi yaşamaya başlarlarsa sinezteziyi günlük normal, olağan bir olay olarak düşünürler. Sinesteziklerin çoğu, diğer insanların algısal deneyimlerinin bir parçası olarak aynı deneyimleri yaşamadıklarını öğrendiklerinde büyük bir şaşkınlık yaşarlar. Çünkü, o zamana kadar herkesin kendisi gibi algıladığını kabul etmiş ve düşünmüştür.



Sinesteziyle ilgili yayınlanmış ilk olgu John Locke'a (1690) aittir. Locke'un özelliklerini aktardığı kişi, kördü ve tam bir sinestezik değildi. Fakat algılamada duyusal birleşmenin görüldüğü ilk örnekti. Borazan sesini "kırmızı" olarak deneyimliyordu. Daha sonra, uzun süre ciddi olarak sinesteziyle ilgilenen bilim adamı olmadı. Öznel bir deneyim olması ve iki kişinin bile benzer deneyimleri yaşamaması nedeniyle sinestezinin bilimsel bir inceleme alanı olamayacağı düşünüldü. Ancak zamanla biriken olgu örnekleri ve kanıtlarla incelenmesi gereken bir konu olarak tekrar değer kazandı. Nörolog Dr. Richard E. Cytowic, "A Union of the Senses" (1989) ve "The Man Who Tasted Shapes" (1993) adlı iki kitap kaleme aldı ve dikkatin tekrar sinesteziye çekilmesini, sonuçta da sinestezi araştırmalarında bir rönesansın ortaya çıkmasını sağladı.



Sinestezi deneyimi birbiriyle ilişkili iki kısımdan oluşur. Bunlar tetikleyiciler ve eşleniklerdir. Tetikleyicilere harfleri örnek verebiliriz. Eşlenikler ise harfler algılandığında, her harfe eş olarak deneyimlenen algılar (renk, ses, dokunma, koku) tanımlanabilir. Ya da ağlayan bir bebeğin sesi (tetikleyici) sinestezik bir kişide hoşa gitmeyen sarı renk (eşlenik) olarak deneyimlenir. Sinesteziklerin çoğu için, sinestezi tek yönlüdür. Yani, sesleri renk olarak deneyimleyen bir kişi, renkleri ses olarak deneyimlemez. Tetikleyici ve eşlenikler arasındaki ilişki bir düzen içindedir. Her eşlenik, özel bir tetikleyici tarafından tetiklenir. Bir kişiye, aynı tetikleyicilerin uygulanması durumunda aynı eşlenikler algılanır. Örneğin, bir kişi A harfini kırmızı olarak deneyimliyorsa, farklı el yazılarıyla veya küçük karakterlerle yazılsa da, A harfini daima kırmızı olarak deneyimler. Özetle, tetikleyicilerin büyük bir esnekliğe izin vermesine rağmen, eşlenikler sabit kalırlar. Harf-renk sinestezisinde, harflerin kimliği renklerin kimliğini belirler. Konuşulan harfler için sesin şiddeti, söyleniş tipi, harflerin eşlenikleri üzerine etki etmez. Ses-renk sinestezisinde genellikle, kişiler gözlerinin önünde renkler görürler ve sesin perdesinin değişimiyle renkler de değişir. Bu kişiler görme alanlarının tamamen renklerle dolduğunu ifade ederler.

Sinesteziklerin çoğunluğu solaktır. Herhangi bir ruhsal ve beyinsel rahatsızlık eşlik etmez, sağlıklıdırlar. Hepsinin olmamakla birlikte, çoğunluğunun bellekleri çok iyidir. Ancak, hatırlamada daha çok eşlenikleri kullanırlar. Nesnelerin uzamsal yerleşimini çok kesin olarak hatırlarlar. Yüksek zekalarına rağmen, bir kısmı belirgin olarak hesap yapmada zorlanır. Sağ-sol yanlarını sıklıkla karıştırırlar. Birinci derece akrabalarında disleksi (okuma bozukluğu), otizm ve dikkat eksikliği normal toplumdan daha sık olarak, %15 oranında rastlanır. Bilinmeyen bir nedenle homoseksüel tercihler sinesteziklerde sıktır (%10). Yaşamışlık hissi (deja vu), olacak olayları önceden rüyalarında görme gibi "nadir deneyimleri" de sık yaşarlar.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 27-10-2007, 02:14
sevdimsenibirkere
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart çok ilginç bir yazı

Konu çok ilgimi çekti. Sn. safinaz, öncelikle yazı sizin mi? Bu konuda hiç bilgim yok ama bilgiliyseniz ikinci bir yazı yazmanızı rica ederim. Örneğin şu olabilir mi sineztezi'nin ve bu alanda yapılan araştırmaların bilim dünyasında bir saygınlığı var mı? Ya da Bilim dünyası buna nasıl yaklaşıyor? Yazıda son dönemde bu alanda çalışmaların arttığını ve Locke'dan bu yana neredeyse Bilim Dünya'sında ön planda olmayan ve hastalık dışı, aslında sıradışı bu yetilere sahip insanlar olduğu... neyse biraz konuyu açar mısınız?
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 27-10-2007, 02:25
SaFinAzZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 26-10-2007
Nerden: Kuşadası
Mesajlar: 82
yazı benim ddil sevdimsenibirkere.çok özür yararlandığım kaynağı yazmamışım.bilimteknikten alınmış bri yazı.sineztezi olanların çoğu yazar ,düşünür ,besteci,ressam.hatta benim kardeşimde
Neredeyse 300 yıldır alaya alındılar. Az sayıda olsa da, bazı insanlar düzenli olarak renklerin "sesini duyduklarını", sesleri "hissettiklerini", formların "tadını aldıklarını", hatta bazı kelime ve sayılarla bağdaşan renkleri gördüklerini iddia ettiler. Bu insanlar ya fazla gelişmiş bir hayalgücüne sahip olmakla suçlandılar, ya da deli olarak nitelendirildiler, ama asla ciddiye alınmadılar. Ama şimdi bakın ki, galiba bu insanlar bildikleri doğruyu söylemekteydiler!

Adı sinestezi (synesthesia) ve bu olgunun resmi tanımı "sayıların, harflerin ve kelimelerin belli renkleri olduğunu anlamak". Vanderbilt Üniversitesi'nde yapılan yeni araştırmalar, bu insanların oldum olası bildiklerini doğruluyor: bu kişilerin beyinleri çoğumuzdan farklı şekilde çalışmakta. Bunun sonucu olarak algılamaları da bizden çok farklı oluyor. Tahminen her 2,000-25,000 insandan birinde bu durum söz konusu oluyor ve bunların çoğu da kadın.

Araştırmada yer alanlar içinde bir orta yaşlı erkek, çocukluktan itibaren kendi sendromunun farkında olduğunu belirtti. Aylar boyu süren çalışmalar boyunca, bir kelimeyi hangi renkte gördüğü veya başka imgeler içinde bir harf ya da sayı görüp görmediği sorulduğunda, sürekli istikrarlı cevaplar veriyordu. Sinestezik renkleri görmeyi belgeleyen diğer görsel-algısal testlere verdiği tüm cevaplarda istisnasız bir tutarlılık vardı.

Verdiği cevaplardan, deneğin sinestezik bağdaştırmalarının çok merkezi bir görsel algılama seviyesinde, her iki gözden gelen bilginin birleşmesiyle gerçekleştiği sonucuna vardılar.
BEYNİN BÜYÜLÜ OYUNU: SİNESTEZİ
Tıpta harflerin, seslerin, rakamların insanların üzerinde farklı etkiler uyandırdığı ve bunların normal dışı algılamalar olduğu kabul edilir. Sinestezi denilen algılama bozukluğunda ise kişilerin sesleri görebildiği, renkleri hissedebildiği ve şekillerin tadını alabildiği belirtilir. Sinestezi sorunu olanlar, sayıların ve harflerin renkli olduğu, müzik notalarının özel kokusu olduğu büyülü bir dünyada yaşarlar. Bunlar gerçeği, farklı duygusal algılamaları karıştırarak görürler. Onlar için E harfi, örneğin, yeşildir. R’nin tiz bir sesi vardır, 5 sayısı sarı renktir ve Sol notası çikolata tadındadır.
Amerikan Psikoloji Derneği başkanı, Berkeley Üniversitesi’nde nörolog Lynn C. Robertson, İtalyan Panorama dergisine yaptığı açıklamalarda sinesteziyi anlatırken, “Kelime anlamı duyuların birleşmesi” diyor. “The Two Sides of Perception” adlı kitabın yazarı olan Robertson şöyle devam ediyor: “Değişik sinestezi tipleri var: bazı kişiler bir harf gördüklerinde aynı anda bir renk algılarlar; bazıları bir ses duyduklarında hemen özel bir tat alırlar: kimileri bir şekil gördüklerinde onu bir kokuyla bağdaştırırlar. Ama genelde sinestezi rahatsızlığı olanlar farklılıklarının farkında değildir. Bu şekilde büyüdükleri için diğer insanların da aynı olduğunu düşünürler. Günün birinde ‘Şu A harfi ne kadar kırmızı’ dediklerinde ve biri onlara harfın renkli olmadığını söylediğinde işin farkına varırlar.”
Sinestezi yaygın bir durum mu?
“Birçok insan zaman zaman sinestetik deneyimler yaşar, bir ses duyduklarında bir tat hissetmeleri veya tam tersi, gibi. Bu her 200-300 kişide görülebilen bir durumdur. Ama gerçek sinestezi ender görülen bir durumdur. Belki her 25-30 bin kişide bir.”
Bir sinestezi hastanın beyninde neler oluyor?
“Son derece normal olan bu beyinde, ilk çocukluk yıllarında oluşan sinirsel bağlantılar bulunuyor. Bu bağlantılar genellikle zamanla yok olur. Doğum anında beynimizde çok sayıda nöron arası bağlantılar vardır, yaşam boyunca kullanacaklarımızdan çok daha fazla sayıdadır bu bağlantılar. Büyüdükçe ve geliştikçe bu bağlantılar ‘budanır’. Sinestetikler hariç. Onların beyninde bu bağlantılar kalır ve o bunları bazen diğer yetenekleri güçlendirmek için kullanır. Mesela; bir gün harflerle sayıları renklerle bağdaştıran bir gençle konuşuyordum. Bir ara bana, ‘Normal insanlar telefon numaralarını nasıl hatırlıyor’ diye sordu. Bunun üzerine o gencin, teleon numaralarını aklında tutmak için renklerden yararlandığı ortaya çıktı.”
Genetin bu işte parmağı var mı?
“Sinestezi gen yoluyla geçebilir. Princeton kongresini düzenleyenlerden biri sinestezik ve ailesinde de birçok insan var bu durumda.”
Doğuştan gelen bu bağlantılar beynin hangi bölümünde kalıcı olur?
“Renkgrafi dediğimiz özel sinestezi tipinde beynin temporal Lob (Tabanda yer alır. Duyma, konuşma ve dil gelişimi ile ilgilidir) bölümünü ilgilendiriyor gibi. Pet görüntüleme tekniği ile yapılan deneyler bu bölümün, sinestezikler şekil ve renklere tepki gösteridğinde ayınlandığını gösteriyor.
Bu bir hastalık mı?
“Hayır. Sorun da değil. Birçok sinestetik durumunun düzelmesini istemiyor. Mesela benim bir hastam var, müzik kulağı çok gelişmiş. Ses dürtülerini renklerle bağdaştırıyor. Küçükken senfonik konserlere gidermiş ve görüntülere gerek olmadığını düşünürmüş çünkü her nota farklı bir renkmiş. Böyle bir özelliğe sahip olduğunu bilmediğinden konserin herkes için bir ses, ışık ve renk cümbüşü olduğunu düşünürmüş. Diğer insanlarında sadece onun gördüğü görsel şöleni görmek isteyebileceğini çok geç keşfetmiş.”
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 27-10-2007, 02:41
sevdimsenibirkere
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart Büyülü ama bilimsel de olan bir büyülü farklılık

Alıntı:
SaFinAzZ´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
sineztezi olanların çoğu yazar ,düşünür ,besteci,ressam.hatta benim kardeşimde
Bu bir hastalık mı?
“Hayır. Sorun da değil. Birçok sinestetik durumunun düzelmesini istemiyor. Mesela benim bir hastam var, müzik kulağı çok gelişmiş. Ses dürtülerini renklerle bağdaştırıyor. Küçükken senfonik konserlere gidermiş ve görüntülere gerek olmadığını düşünürmüş çünkü her nota farklı bir renkmiş. Böyle bir özelliğe sahip olduğunu bilmediğinden konserin herkes için bir ses, ışık ve renk cümbüşü olduğunu düşünürmüş. Diğer insanlarında sadece onun gördüğü görsel şöleni görmek isteyebileceğini çok geç keşfetmiş.”
Kardeşiniz çok şanslı -bence. Bende de olsa bende istemezdim. Bu değil bir hastalık olmayı, daha çok bir ayrıcalılık, çok harika bir ayrıcalılık!
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 27-10-2007, 02:47
SaFinAzZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 26-10-2007
Nerden: Kuşadası
Mesajlar: 82
Belki sevdimsenibirkere sizde de vardır. farkında olmayabilirsiniz bencede çok harika bir şey. ilginiz içinde teşekkürederim.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink)  
Alt 27-10-2007, 02:51
sevdimsenibirkere
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart Umarım daha çok ilgi görür

Alıntı:
SaFinAzZ´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Belki sevdimsenibirkere sizde de vardır. farkında olmayabilirsiniz bencede çok harika bir şey. ilginiz içinde teşekkürederim.
Biraz benzerlikler kurdum kendimle, ama maalesef bende yok galiba. Ben bu konuyu bana öğrettiğiniz için teşekkür ederim asıl. (Bence sizin teşekkür etmenize gerek yok yahu... Teşekkür etmesi gereken biri varsa o da bendim)
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #7 (permalink)  
Alt 27-10-2007, 02:57
duarden - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
solus et moriturus
 
Üyelik Tarihi: 18-08-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 34
Mesajlar: 1,885
Blog Başlıkları: 1
Çok değişik ve ilginç bir makale SaFinAzZ bende bu insanların bir ayrıcalıkları oldugunu düşündüm. Renkler,kokular ve ışık , farklı olana karşı duyulan dışlanmaya maruz kalmaları üzücü yıllar boyu. Anlayamadığımız şeyleri kınarız genelde değil mi ...

Yazı için bende teşekkür ederim.


House of Duarden
Alıntı:
"Bir derin kuyuya benzer yalnız. Taş atmak kolaydır içine: ama bu taş dibe inecek olursa, deyin bana, kim çıkarabilir? Yalnızı incitmekten sakının! Ama incitecek olursanız, eh, artık öldürün de!" F.Nietzsche

Konu duarden tarafından (27-10-2007 Saat 03:07 ) değiştirilmiştir.. Sebep: ...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #8 (permalink)  
Alt 27-10-2007, 03:18
sevdimsenibirkere
Guest
 
Mesajlar: n/a
Alıntı:
duarden´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Anlayamadığımız şeyleri kınarız genelde değil mi sn.sevdimsenibirkere.
Evet sn. duarden bazılarımız gerçekten de bazı anlarda anlayamadığı şeyi hızla kınıyor ve çabuk karar veriyor. Evet ama kınamasının içeriği ya farklıysa, ya gördüğü şeyde gerçekten gördükleri görmediklerinin çok az bir bölümünü kapsıyorsa, o dahi gördüğü biçimde değilse... bu bir "insanlık durumu"dur bence. Derin düşünmeye karar verip de insan derinlikleri inceleyip vaktinden önce karar verirse herkesin başına gelebilir. Suçluluk mu duyulmalı o vakit? Ya da kişi "suçluluk duy" mu demelidir? Hayır bence, ikisi de değil. Suçluluk da alışkanlıkla kazanılır ve alışkanlık sahibi kişiye erdemlerinde bir gelişme, öyle ki bir ilerleme olduğunu düşündürtür. Oysa önemli olan, hatanın giderilmesidir. Yaptığından utanan kişinin iki kez kötü olduğunu söyler Spinoza. Çünkü utanıp kendine eziyet ederken kötü bir zevk alma yoluna girmiştir; hatasını telafi yoluna değil. Ya ikinci kişi, o da diyordu ki: "suçluluk duy!" Ama o kişi çok çok kötüdür. İlkinin ciddi bir mazereti vardır. Suçluluk duymak bir kötü mirastı onun sırtında, o onun yapmadığı, seçmediği bir şeydi; onu iyi niyetle üstlenmişti belki çok kez. Ama ikinci kişi kötüdür, tüm amacı zarar vermektir. Hiçbir şekilde bütünüyle iyi olamaz -ama bu zarar vermenin bir içi de vardır elbette... mükemmel varlıklar olmak isteyen, mükemmel kararlar vermek, mükemmel edimlerde bulunmak isteyen insancıklarız biz sn. duarden... ve hatalarımız oluyor, bunu da görebiliyoruz, hatalarımızdan dönmek acı veriyor, dönebilmek ise gurur verecektir ardından...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #9 (permalink)  
Alt 27-10-2007, 03:31
duarden - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
solus et moriturus
 
Üyelik Tarihi: 18-08-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 34
Mesajlar: 1,885
Blog Başlıkları: 1
Sorudan vazgeçmiştim ama sanırım farketmediniz neyse.

Neyse Nietzscheden alıntı yapıp duruyorum vakit geç oldu bir alıntı daha vereyim.. konuyla ve kişilerle alakası yoktur efendim seviyorum yolda olmayı.

"Henüz yeterli değil! : Birşeyleri kanıtlamak yeterli değil, imnsanları ona ikna etmek yada onun düzeyine yükseltmekte gerekir. Bu yüzden bilen kimse bilgeliğini söylemeyi öğrenmelidir: bir aptallık gibi sık sık tınlayacak şekilde."

Neyse efendim araya girmiş oldum işte makaleye ve emeğinize haksızlık olmasın sn.SaFinAzZ tekrar teşekkür ederim kendi adıma. Okunulması dileklerimle...


House of Duarden
Alıntı:
"Bir derin kuyuya benzer yalnız. Taş atmak kolaydır içine: ama bu taş dibe inecek olursa, deyin bana, kim çıkarabilir? Yalnızı incitmekten sakının! Ama incitecek olursanız, eh, artık öldürün de!" F.Nietzsche
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #10 (permalink)  
Alt 27-10-2007, 07:16
serin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 16-10-2007
Mesajlar: 116
,


iznizizle görsel destek

Konu serin tarafından (27-10-2007 Saat 07:24 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
sineztezi, hastalik, diil, bir, yetenek


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Resimler (normal değil :) ) ÖZGÜRLÜK Komik Çizgiler 13 04-08-2008 16:21
MAT - Kolay Değil desdamona Video Klipler 6 04-02-2008 10:23
akp ye değil elestirenlere napolyon Serbest Kürsü 2 08-01-2008 05:10
Yetenek Ve Hainler Abdulmuttalip Onay Serbest Kürsü 0 11-10-2007 23:43
Peru'da göktaşının düştüğü köyde gizemli bir hastalık başladı. LYNX Güncel Mevzular 11 11-10-2007 00:16


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:11 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info