Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Kültür & Sanat > Bilimsel Mevzular

Bilimsel Mevzular Bir soru daha sorabilme sanatıdır bilim.

Hayatımızı Etkileyen Büyük Faktör: Kronobiyolojimiz

Bilimsel Mevzular içerisinde Hayatımızı Etkileyen Büyük Faktör: Kronobiyolojimiz konusu: Uzun bir yolculuğa çıkan kişi çok iyi bilir. Saatlerin kayması doğal vücut ritmini altüst eder. Gündüzleri insan kendini yorgun hisseder, baş ağrısından ve dikkat zayıflığından şikayetçi olur. Ruh hali iniş ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 08-12-2011, 01:52
antiope - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 27-07-2011
Yaş: 27
Mesajlar: 29
Standart Hayatımızı Etkileyen Büyük Faktör: Kronobiyolojimiz

Uzun bir yolculuğa çıkan kişi çok iyi bilir. Saatlerin kayması doğal vücut ritmini altüst eder. Gündüzleri insan kendini yorgun hisseder, baş ağrısından ve dikkat zayıflığından şikayetçi olur. Ruh hali iniş çıkışlar gösterir. Bu durumda insan yatma vaktini dört gözle bekler.

Bunun nedeni şudur: Her insanda biyolojik bir saat vardır. Tıpkı vücut ısısı, tansiyon, kalp frekansı, hormon miktarı gibi. Bu saat vücut fonksiyonlarımızı idare eder. Gündüzleri aktif olmamıza, geceleri de uyumamıza yardımcı olur. Biyolojik saatin 24 saatlik periyodu sırasında üretilip ayrıştırılan proteinler, hayvanların davranışlarını düzenleyen vazopressin hormonunun salgılanması rol oynuyor.


Örneğin acıya duyarlılık sabah saatlerinde yüksektir. Gün ilerledikçe acıya duyarlılık azalır. Kalp krizine yakalanma riski en çok sabahın ilerleyen saatlerine rastlanır. Biyolojik ritmler, kadınların adet dönemleri gibi haftalara yayılabileceği gibi, aylara ve mevsimlere de yayılabilir. Bir çok hayvan türü yılın belli mevsimlerinde göç eder ve yalnızca yılın belli zamanlarında çiftleşir. Sabahın erken saatlerinde hormonlar ve nörotransmitterler bedeni uyanık duruma getirmek için etkinleşiyorlar. Bazı enzimlerin döngüsü 24 saat boyunca % 400 değişkenlik gösterebiliyor. Bağışıklık sistemimizin de günlük bir ritmi var. Örneğin bakteriyel bir enfeksiyona yakalandığımız zaman ateşimiz genellikle öğleye doğru yükselir. Virüse bağlı hastalıklardaysa akşama doğu ateş yükselmesi olur.

Acıya dayanıklılık ve duyarlılığımız da gün içinde değişiklik gösteriyor. Sabahın erken saatlerindeki diş ağrıları, öğleden sonraya göre dört kat daha güçlü oluyor.

Gönüllü deneklerin 60 saat boyunca hiçbir şey yatırılmadan sürekli yattığı araştırmalarda iki tane 12 saatlik periyottan oluşan 24 saatlik ritmimizin yanı sıra, 4 saat süren ve gün boyunca tekrarlayan ikinci bir ritmimizin daha olduğu ortaya çıkmıştır. Bebekler ve hayvanlarda olduğu gibi, gün boyunca 4 saatte bir denekleri uyku bastırdığı gözlenmiştir.

Benden sıcaklığımızda da biyolojik saatte göre değişiklik göstermektedir. Gün içinde biyolojik saatimiz hangi vücut sıcaklığını gerektiriyorsa zamanın akışını da ona göre algılıyoruz. Vücut sıcaklığımızın yüksek olduğu zamanlarda zaman daha yavaş geçiyor. Hasta yatağından ateşler içinde yatan birine birkaç dakika bile uzun gelebilir. Oysa serin bir kır gezisinde zamanın farkına bile varmadan nasıl ilerlediğine tanık olur insan.

Kısacası gün 24 saattir ve biz 24 kez değişiriz.

Bunun sağlığınız ve kendinizi tümüyle iyi hissetmeniz açısından anlamı nedir? Biyologlar, doktorlar ve farmakologlar bu olağanüstü duruma kronobiyoloji adını veriyorlar.

Öyleyse şimdi bir gün içinde vücut fonksiyonlarımızın nasıl değiştiğini görelim.

06.00: Kortizon salgılanmasıyla organizma uyanır. Bu uyanma vücut için kendini yavaş yavaş kalkmaya hazırlama işaretidir. Metabolizma hareketlenir ve o günün işleri için enerji ve protein hizmete hazır olur.

07.00: Vücut hala zayıf bir safhadadır. Bu nedenle bu saatte spor yapmaktan kaçının. Çünkü kalbe ve dolaşıma gereksiz yere yüklenilmiş olur. Spor yerine güzel bir kahvaltı edin, çünkü sindirim organları bu saatte iyi çalışır: Karbonhidratlar bizim için yararlı olacak enerjiye çevrilir (geceleri ise yağa).

08.00: Bu saat seks için en iyi zamandır, çünkü bezler fazla miktarda hormon salgılarlar. Romatizması olanlar uzuvlarındaki ağrıyı gün boyu daha kuvvetli hissederler. Sigara tiryakileri için de durum farklı değildir. Kahvaltı sigarası damanları her zamankinden daha fazla daraltır ve zararlıdır. Nikotinin insan sağlığına en fazla zarar verdiği saattir.

09.00 ücudun dinç, kuvvetli olduğu saattir. Herhangi bir hastalık için iğne olacaksanız, bu en doğru zamandır. İğnenin ateş ve şişme gibi yan etkileri ender olarak görülür. Vücudumuz röntgen ışınlarına karşı daha dirençlidir. Röntgen çekimi için en uygun zamandır.

10.00: Organizma şimdi faaliyete, harekete hazır durumdadır: Fazla enerjiktir, vücut en yüksek ısısına ulaşmıştır, verimliliğimiz en üst düzeydedir. Kısa süre belleği iyi durumdadır. İnsan yaratıcı ve dinamik olur. Fakat dikkat edilecek nokta şudur: Saat on, on iki arası enfarktüs olaylarına sık rastlanır.

11.00 ücudumuzun tam formunda olduğu bir saattir. Kalp ve dolaşım o kadar zinde durumdadır ki, yapılan muayenelerde kalpteki bir bozukluk gözden kaçabilir. Verimli olmaya programlanmışızdır. Sanki savaşa hazır durumda gibiyizdir. Hazır cevabızdır ve özellikle hesap işleri, matematik ödevleri rahat ve iyi bir şekilde hiç zorlanmadan yapılabilir.

12.00: Vücudun dinlenmeye ihtiyacı vardır. Dikkat azalır ve uyku basar. Midedeki asit miktarı fazlalaşır (hatta bir şey yemesek bile), beyindeki kan azalır, çünkü kan sindirim organlarını desteklemesi için mide tarafından kullanılır. Öğle uykusu uyuyabilen kişide istatistiklere göre enfarktüse yüzde 30 oranında az rastlanır.

13.00: Vücut formdan bir hayli düşmüştür. Verimlilik gün ortalamasının % 20 aşağısındadır. Bütün organlar en alt düzeyde çalışır. Sadece safra, öğle yemeğini hazmettirmek için faaliyettedir.

14.00: Kendimizi bitkin hissederiz, çünkü tansiyon ve hormon düzeyi düşmüştür. Diş hekiminden korkan kişi doktordan bu saatte randevu almalıdır. Çünkü bu saatte acıyı daha az hissederiz. Lokal anestezi uzun süre devam eder (30 dakika). Sabahları bu süre 12 dakika, akşamları ise 19 dakikadır.

15.00:Yeni işlere hazır olun. Enerjimiz geri gelmiştir, belleğimiz tam formundadır. İkinci kez verimliliğe yaklaşırız, gerçi bu verimlilik sabahkinden azdır.

16.00por faaliyetleri için en iyi saattir. Tansiyon ve dolaşım çok iyi durumdadır. Antrenmanlar için de en iyi zamandır. Asit önleyici ilaçların etkisi bu saatte çok iyidir.

17.00: Organların faaliyeti üst düzeydedir. Kuvvetimiz artar, oksijenin harcanması fazlalaşır. Böbrekler ve mesane özellikle çok çalışır. Tırnakların ve saçın en çabuk uzadığı zamandır. Fakat mide ülseri olan hastalar için durum kritiktir. Öğleden sonra geç saatlerde ve akşamın ilk saatlerinde midedeki asit miktarı fazlalaşır. Saat 17'ye doğru mide kanamasından dolayı hastanelere gelenlerin sayısı artar.


18.00: Akşam yemeği için iyi bir saattir: Pankreas bu saatte özellikle aktiftir. Karaciğer bile alkole karşı her zamankinden daha hoşgörülü ve dayanıklı sayılabilir.

19.00: Tansiyon ve nabız genelde bu saatte tembelleşir. Bu nedenle; tansiyonu düşüren ilaçlar konusunda dikkatli olmalısınız. Bu ilaçlar tehlikeli olabilirler. Sinir sistemi üzerinde etkili olan ilaçların tesir derecesi de bu saatte oldukça fazladır.

20.00: Karaciğerdeki yağ düzeyi düşer ve harcanmış kan kalbe tekrar her zamankinden daha fazla akar. Alerjisi olanlar ve astımlılar ilaçlarını bu saatte almalıdırlar. Etkisi hemen görülür. Antibiyotikler de az dozda alınsa bile etkileri en üst düzeyde olur.

21.00: Sindirim organlarının günlük görevi sona ermiştir. Davetleri sevenler dikkatli olmalıdırlar. Yenen her şey midede sabaha kadar hazmedilmeden kalır. Ve bu durum tehlikelidir. Kalan yemekler bağırsak sahasındaki mukozaya hücum eder. O yüzden bu saatte özellikle kilolu olanlar yemek konusunda dikkatli davranmalıdırlar.

22.00: Bu saatte vücudumuzun polisi akyuvarlar özellikle aktiftir. Sayısı azaltılması gereken ilaçlar için bu çok elverişli bir saattir. Bu ilaçlar yanlış zamanda alındığı takdirde enfeksiyon tehlikesi fazlalaşır. Sigara içenler de son sigaralarını içmelidirler, çünkü bu saatten sonra vücut nikotin gibi zehirleri daha zor atar.

23.00: Organizma gün boyunca aktif bir şekilde faaliyet gösteren stres hormonu salgılamasını durdurur. Bu saatte sakinleşiriz, rahatlarız, gevşeriz. Tam dinlenme saatidir. Metabolizmanın faaliyeti en alt düzeydedir. Tansiyon, kalbin frekansı ve vücudun ısısı düşer. Gebelerde doğum sancıları çoğu zaman bu saatte olur. Çünkü sancıya neden olan hormonların salgılanması üst düzeydedir.


24.00: Uyuduğumuz sırada deri hücreleri durmadan çalışır. Gündüzde olduğundan daha sık bölünürler. İlk rüya safhası bu saatte başlar ve ilk yarım saat içinde rüya görmeye başlarız.


01.00: Verimliliğimiz en alt düzeydedir. Bu saatte hala çalışanlar hata yaparlar, dikkat son derece azalır. Çünkü vücut kendini uyumaya programlamıştır. Kısa sürede en derin uykuya dalınır.


02.00: Araba sürenler bu saatte dikkatli olun. Yolda olanlar arabayı çok dikkatli sürmelidirler. Çünkü görme zayıflar, görünenlere karşı tepki yavaşlar. Bu nedenle trafik kazaları da bu saatte olur. Vücudumuz soğuğa karşı aşırı derecede hassastır. Çabuk üşürüz. Fakat derimiz acıya karşı fazla hassas değildir.

03.00: Bedensel ve ruhsal olarak karanlık bir safhadır bu. Melatonin hormonunun salgılanması bizi tembelleştirir ve oldukça kararsız yapar. İntihar edenlerin sayısı fazlalaşır.

04.00: Stres hormonundan enerji kazanırız. Enfarktüs krizleri saat dört ile altı arasında özellikle fazladır. Çünkü tansiyon oldukça fazla yükselir, kalp damarları çabuk gerilir. Hamile kadınlar için de değişik bir durumdur bu. Çünkü yapılan araştırmalara göre bebekler daha çok saat dört ile beş arası dünyaya gelir.

05.00:Bu saatte vücuttaki erkeklik hormonu çok fazla salgılanır. Stres hormonunun konsantrasyonu bizi faaliyete geçirmiştir. Bu hormon gündüz değerinin tam altı katına çıkar. Yani hormon salgılaması en üst düzeye çıkmaya hazırlanmaktadır. Vücudumuz harekete geçer, kaybolan enerji yeniden geri gelir. Artık yeni bir güne başlamak için vücudumuz hazırdır
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 08-12-2011, 02:17
antiope - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 27-07-2011
Yaş: 27
Mesajlar: 29
Hayatımızı etkileyen faktörler arasında çok önemli bir yere sahiptir. Kesinlikle basit bir konu değil bu. Evrimciler ve yaradılışçılar zaman zaman bu konuda çalışmalar yapıp kendi teorilerine yedeklemeye çalışmışlardır. Hatta bi çok kere astrologlar tarafından kullanılmıştır. Biyolojik saatimizde iki hormonun önemi büyüktür serotonin ve melatonin. Serotonin uyanık kalmada veya uyanmada etkiliyken melatonin tam tersi bir işleve sahiptir. Bu uyku ve uyanıklık durumu hayatımızı nasıl etkiliyor? Eminim khaos'a takılan bir çok arkadaş gececidir. Gece uyanık kalmanın şöyle bir zararı var; gece saat 1-3 arası zihnin çalışma bakımından inaktif olması gerekirken gececilerde aktif olması halini yaşıyoruz. Biyoritimdeki bu bozukluk depresif bir hal yaratıyor. Verilere göre intihar vakaları en çok gece 03.00 civarlarında gerçekleşiyor.
Ayrıca bu konu astrolojiyi de ilgilendiriyor. Şöyle ki; Bahar aylarında doğan çocukların doğumlarından sonra kış çocuklarına göre daha uzun günler yaşadığını biliyoruz. Dolayısı ile bahar çocuklarının biyoritimleri uzun günlere adapte olur. Bu yüzden baharda doğan çocuklar istatistiki olarak (istisnalar tabiki vardır) geceleri uyanık kalmaya daha meyillidirler. Bu da karakteristik özelliklerine yansır. Örneğin daha önce de belirttiğim gibi depresif haller gece daha çok kendini gösterir. Bir bahar çocuğuysanız ve geceleri uyumayı sevmiyorsanız balık burcunda olduğu gibi karakteriniz melankoliye yatkın veya sanata yatkın(sanatsal eserlerin çoğu depresif halde üretilir) olarak ifade edilebilir. Einsteinin kronobiyoloji dalının ortaya çıkardığı uyku evreleriyle ilgili bir bilgiye dayanarak çalışma yürüttüğünü biliyor musunuz? (bu arada enstein da bir bahar çocuğudur ve gece çalışmayı sever) Einstein bunu şu şekilde kullanmıştır. Biyoritime göre uyumaya başlandığında ilk yarım saat adaptasyon evresidir daha sonra 2 saatlik derin uyku ve sonra tekrar yarım saatlik bir hafif uyku evresi geliyor. Gece boyunca bu sıralamaya göre uyuruz ara ara yarı uyanık halde ara ara ise derin uykuda. (bu evreler bazı faktörlerle değişebilir örn. aşırı yorgunluk,stress)Sonuçta dinlenmemizi sağlayan asıl uyku evresi derin uyku evresidir. Einstein'ın bu bilgiyle yola çıkarak geceleri 3er saat uyku ve sonrasında çalışma peryodları oluşturduğu söylenir.
Bu arada çok aşırı rüya görme ve hatırlama uykunun kalitesinin düşüklüğünü gösterir. Veya tam tersi hiç rüya görmeme de öyle. Bu bilgiyi de ekstradan verelim
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 08-12-2011, 02:20
antiope - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 27-07-2011
Yaş: 27
Mesajlar: 29
Serotonin ve melatoninden bahsetmiştik bu iki hormon büyük ölçüde ışığa bağlı olarak çalışırlar. Bu yüzden depresyon tedavisinde ışık kullanılmıştır. Bu konuyla ilgili bir makale:
Psk. İzzet Kan Makaleleri
FOTOTERAPİ (IŞIK TERAPİSİ)

Güneşin doğumu beyinin epifiz bölgesi tarafından algılanır. Epifiz serotonin adlı kimyasalı salgılar ve melatonin salgılanmasını azaltır. Melatonin, vücudun uyuması için salgılanan hormon olup, serotonin de enerji ve ruh halini düzenleyen hormondur. Serotonin ve melatonin beraber çalışarak psikolojiyi, bağışıklık sistemini, ağrıyı, sindirimi, uykuyu, vücud sıcaklığını, kan basıncını, kan pıhtılaşmasını ve vücudun günlük ritmini düzenler. Gün ışığı (parlak ışık) ve ona maruz kaldığımızda bizim melatonin ve serotonin seviyemizi etkiler. Enerji düzeyimiz, reflekslerimiz, uyku döngümüz, kilomuz, iştahımız, ve kontrol yeteneğimiz bu hormonların düzeylerinden etkilenirler. Serotonin düzeyinin artırılması daha iyi sağlığa kavuşmanın bir yoludur.

Mevsimsel depresyonu olanların parlak ışığa maruz bırakılmalarının etkili bir yol olduğu kanıtlanmıştır. Ev ışığı 200-300 lux tür. İyi bir ofis ışığı 500 luxtür. Ama güneşli bir gün 50.000 – 100.000 lux ışık üretir. Işığın bütün spektrumu gerekli değildir. Frekansı (yoğunluğu) anahtar noktadır. Dengeli bir ışık spektrumu eksi UV-B yansımaları ideal ve gözler için ideal olandır. Işık kutusu tavsiye edilen uzaklıkta ve yoğunlukta yerleştirilir. Her gün belli bir zaman dilimi karşısında oturacak ve 15-45 dk. Arası etkilidir. Işığın kullanıcının yüzüne ve gözlerine doğru yerleştirilmesi gerekir.parlak ışığa maruziyet seratonin salgısını kolaylaştırmak ve gün boyunca oluşan bazı semptomları ortadan kaldırmak içindir. Günün herhangi bir saatinde kullanıldığında , en iyi başarı uyku saatlerini inceleyerek yakalanmıştır. Çoğu mevsimsel depresyon semptomu yaşayan insanın uyku düzenlerinde ve melatonin düzeylerinde değişiklikler saptanmıştır. Bu ışıkla düzenlenebilir. Mevsimsel depresyonu olan çoğu kişinin iki türlü uyku düzeni vardır. Geç uyuma ya da erken uyuma. % 80 ninden fazlası geç uyuma türündendir. Melatonin üretimleri, uyku aralıkları gece geç saatte başlar ve gündüz saatlerine sarkar. Bu insanlar genelde sabah uyunmakta problem yaşarlar ve normalden fazla uyumuş olsalar bile genel olarak tam uyanık olmazlar. Bu grup ışık kutusunu uyanırken kullanmalıdır. Diğer %20 lik kısım sabah kendini enerjik hissedip öglen sonrası kendini bırakıp erkenden uyuyanlar; bunlarda öğlenden akşama doğru bir vakitte kullanmalıdırlar. Gerektiğinden fazla kullanılmaması içinde biraz dikkat edilmelidir.

Kışın karanlıkta, sabah kalkmakta zorlananlar içinde ışık kutusu uyanma saatinden önce 45 dk ya ayarlanabilir ve gün ışığı gibi aydınlatılınca insan vücudu serotonin salgılar. İnsan vücudu güne hazırlanır, kendini dengeler. İnsanlar ortalama 2 hafta bazende bir ayda tedaviye cevap verirler.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 08-12-2011, 02:29
antiope - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 27-07-2011
Yaş: 27
Mesajlar: 29
Bu arada insanların hepsinde yaşanan bu döngüler günlük aylık ve yıllık olabilir. Şunu deneyin her ayın bi günü kendinizi nedensiz yere mutlu hissedecek,bir günü mutsuz bir günü çok yorgun.... Ve eğer bir deney olarak algılayıp düzenli bir şekilde hangi günler nasıl hissettiğinizi yazarsanız göreceksiniz ki mutlu olduğunuz yada diğer halleriniz her ayın belli bir gününe denk gelecektir. (böyle bir şey yaptığınızda ayın birinci günü, ikinci günü diye kayıt almanız işinizi kolaylaştırır, tarihle giderseniz yanılabilirsiniz.)Önemli olan döngüyü yakalamaktır. Örneğin 25 günde bir mutlu kalkıyorum gibi. Fakat burda mutluluk veya mutsuzluk çok ekstrem olarak ele alınmamalı. Diğer günler baz alınmalıdır
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
büyük, etkileyen, faktör, hayatımızı, kronobiyolojimiz


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Okuyupta Sizi En Çok Etkileyen Kİtap Hangisi ? detays Edebi Mevzular 179 20-05-2012 13:33
En Büyük Zaafınız? patis Anketler 79 26-11-2010 07:46
Büyük şirketler neden kardan daha büyük dilim alır? kaos Anarşizm 0 19-09-2009 16:56
Büyük Zen Düğünü akeboshi Edebi Mevzular 1 15-05-2009 14:50
En büyük soyguncu High Hopes Serbest Kürsü 2 17-11-2007 10:37


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 22:03 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info