Enerjinin yoğunluğu dağılmak ve hareket etmek ister onu bir yerde tutmak imkansızdır zaten durağanlık onun tanımına zıttır. Yıldızlar güçlüdür,evrenin enerji ve ışık merkezleridir ve onların en büyük sırrı kütlelerinde saklıdır. Evet çok büyüktür güneş ve öyle güneşler vardır ki bizim güneş onun için dünyadan bile çok daha küçüktür. Fakat bir canlının, en basitinden bir canlının ve tabi insanın, santimetrekaresinde ürettiği enerjinin bir yıldızın birim santimetrekaresinde üretmekte olduğu enerjiden çok daha fazla enerji barındırıp ürettiğini biliyor musunuz? Yıldızlar evet büyüktür ve aslında sadece büyüktür, ancak canlılar da sadece küçüktür. Çünkü başka türlü o enerji orada tutulamaz canlılık bir zara hapsedilebilecek reaksiyonlar ve enerjiyi barındırabilmenin üst sınırında gerçekleşir ve daima daha fazlasını ister, alıcıdır, yoğunluğundan kaybetmeden, fazla alana yayılmadan daha fazlasını barındırabilecek şekilde örgütlenir. Yıldızlar sadece termonükleer çekirdekten ibaret değillerdir orada oluşan her şey çok büyük bir alana yayıldığı, o büyük enerji için onun üzerinde çok fazla madde gerektiği için böyledirler ve bu aslında sadece kapladıkları alanın fazlalığından kaynaklanır, biz ise küçük ve ölümlü olmak zorundayızdır, çünkü orada, yıldızlarda olup bitenler bizlerde milyon kat milyar kat daha hızlı gerçekleşip tükenir, tıpkı çgüneşten çok daha büyük mavi devlerin çok daha yoğun çekirdeklerinin onları milyon yılda daha hızlı daha dolaysız bir termonükleer reaksiyon gerçekleştirip hızla tüketmesi gibi. Bu yoğun karmaşıklıktan ötürüdür belki de sonsuz evrenin ve dev yıldızların bize gücüne ve büyüklüğüne rağmen cansız ve ruhsuz görünüşü, bizim ise her şeye kendimizce manalar yükleyip neden diye sorma çabamız, kendimizi daha öte görmeye çalışıp ölümü reddetme çabamız bu his yokolamaz, yokolmamalı inancıyla, çocukça. Yıldızlar ve evren büyüktür ancak onu gören ve anlamlandıran veya anlamlandırmadan yaşayan canlılar ve bizler hiç değiliz sadece az yer kaplayan enerjiye karşı daima açgözlü olan varlıklarız. E tabi bunun baş suçlusu da (buna suç demek mümkünmüş gibi) bu elementleri, katı kütleli gezegenleri, suyu ve bizi oluşturan güneşin öncülü bu dev yıldızlardan başkaları değil.
