Düşündüklerimi tam olarak aktarabilmek için sözcük bulmakta zorlanıyorum. O yüzden baştan bazı tanımlamalar yapayım ki ortalık iyice karışmasın, zira bu konu insanın "son sözü" söyleyemeyeceği tek konudur.. Bu konu hakkında sadece biraz "spekülasyon" yapabiliriz.
Bilinç; zekayla, planlı tepkiyle hatta düşünmekle karıştırılmasın. Kendi varlığının farkında olmaktır bilinç. "Ben varım" diyebilmektir, eylemlerinin ve düşüncelerinin farkında olmaktır.
Verdiği tepkiler açısından insandan farksız bir robot yapılabilir teknolojinin ilerleyen safhalarında. Kendisinin bir bilince sahip olduğunu iddia eden bir robot... Dış görünüşü ve verdiği tepkiler ile insandan ayırt edilemeyecek bir robot... Bu mümkündür teorik olarak.
Peki bu robot da "ben varım ve bunun bilincindeyim" derken gerçekten "bizim gibi" var olduğunun bilincinde midir? Veya acı çektiğini söylerken gerçekten bizim gibi bir acı çekiyor mudur?
Fiziksel bir acıyı ele alalım. Elimize bir diken batarsa bunu hissederiz. Burada hisseden nedir veya kimdir? Gerçekten, nesneden bağımsız bir özne var mıdır? Yani daha açıkçası maddeden ayrı bir ruh?
İnsan beyninin modellenmesi her ne kadar çok zor da olsa teorik olarak mümkündür. Nöronlar ve yaptığı bağlantılar... bu maddesel örüntü (pattern) birebir modellenebilirse, varlığının bilincinde olduğunu söyleyen ve hatta belki de bir ruha sahip olduğunu iddia eden yapay bilinç ortaya çıkacaktır.
Fakat sorun burada bitmiyor işte, yapay bilinç benim bilincime eşdeğer olacak mı? Bunu nereden bilebilirim ki?
Yine aynı nedenden ötürü, benim dışımda herhangi bir bilincin olduğunu nereden bilebilirim? İşte cevabı olmayan bir soru. Çünkü asla kendi bilincimi oluşturan beynin dışına çıkıp bakamam ne var ne yok diye.
Yüksekten bırakılan bir cisim yere düşer, çünkü biliyorsunuz yerçekimi vs. vs. Maddenin bilinç-dışı kuralları. Bir bitkinin kökü suya yönelir, tamamen maddenin kimyasal özellikleri nedeniyle. Maddenin daha karmaşık örüntüler oluşturması canlılığı oluşturur. Basit canlılar birer makineden farksızdırlar; kimyasal makine.
Canlı zekası da kimysal bir zekadır. Olaylar karşısında anlamlı (gibi gözüken), planlı (gibi gözüken) tepkiler vermek... Bu tür zeka elektronik olarak modellenebilir ve anlam açısından kimyasal zekadan bir farkı yoktur.
En basitinden, insan "gördüğünde" açılan lambalar buna örnek gösterilebilir. Zekanın en basit/ilkel görüntüsü bundan başka bir şey değildir. Bir dizi elektriksel reaksiyonla bir dizi kimyasal reaksiyonun temelde bir farkı yoktur.
İnsanı gerçekten görmüyor o bahsettiğim sistem. İnsandan (ısı nedeniyle) yayılan kızılötesi ışınlar, kızıl ötesine duyarlı fototransistöre geliyor, yarıiletkenin temel mantığı çerçevesinde basit bir mantık devresiyle 220 V AC gerilim kaynağı anahtarlanıyor. Normalde elektrik düğmesine insan basınca yanan ampül, bu sefer bir dizi elektronik komponentin oluşturduğu örüntünün düğmeye basmasıyla yanıyor.
Şimdi bir
düşünce deneyi kurgulayalım.
Teknoloji çok gelişmiş olsun ve insan beyni birebir modellenebilirmiş olsun. Sizi alıp bir koltuğa oturtuyoruz. Beyninizi yapay bilinci üretecek patternin olduğu makineye bağlıyoruz. Aşamalı olarak beyninizin fonksiyonlarından bir kısmını, eşzamanlılığı kaçırmadan makineye devrediyoruz. Artık bilincinizin bir kısmı canlı-kimyasal beyinden, bir kısmı cansız-elektronik beyinden kaynaklanıyor. Bu işlemi sürdürürken siz asla bir bilinç kaybına uğramıyorsunuz. Çünkü aşama aşama kimyasal işleri, elektronik makineye devretmiş oluyoruz. Ve sonunda bilinciniz tümüyle elektronik makineden sağlanmış oluyor. Siz yine aynı sizsiniz.
İşte tam burada insanın aklına bir soru geliyor. Madem bilinç maddenin (atomlardan oluşan hücrelerin, kimyasal molekül olan nörotransmitterlerin) belli bir diziliminden (pattern/örüntü) başka bir şey değil, o halde atomaltı parçacıkların- atomların, moleküllerin, moleküllerden oluşan cisimlerin, gezegenlerin, yıldızların, galaksilerin oluşturduğu bu büyük örüntünün, evrenin de bir bilinci var mı? Ezoterikçilere, kuantum felsefecilerine, ruhçulara, panenteistlere güzel bir malzeme verdim alın kullanın
