Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Kültür & Sanat > Bilimsel Mevzular

Bilimsel Mevzular Bir soru daha sorabilme sanatıdır bilim.

Kur'an'ın Bilimsel Mucizeleri

Bilimsel Mevzular içerisinde Kur'an'ın Bilimsel Mucizeleri konusu: Alıntı: maviagac ´isimli arızadan alıntı Her canlı mükemmel miymiş?mükemmel neymiş?mükemmel denilen şeyi cidden bilmiyorum...mesela fotosentez yapsaydık daha mı az mükemmel olurduk...niye fotosentez yapamıyoruz?buharlaşıp tekrar yoğunlaşamıyoruz???iki gözümüz daha olsaydı?kulaklarımızın frekans aralığı ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #31 (permalink)  
Alt 17-08-2010, 23:01
bekir_91 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 01-07-2008
Mesajlar: 92
Alıntı:
maviagac´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Her canlı mükemmel miymiş?mükemmel neymiş?mükemmel denilen şeyi cidden bilmiyorum...mesela fotosentez yapsaydık daha mı az mükemmel olurduk...niye fotosentez yapamıyoruz?buharlaşıp tekrar yoğunlaşamıyoruz???iki gözümüz daha olsaydı?kulaklarımızın frekans aralığı daha geniş olsaydı?organlarımız kendini yenileyebilseydi?daha mı az mükemmel olurduk?neremiz mükemmel???berbatız...

müslümanlar karıncayı bile incitmez miymiş???başını bilgisayardan-din sitelerinden-soru cevaplardan kaldır,sanalda bu kadar boğulma ve bak bakalım müslüman ülkelerde olanlara...mesela ensest en çok hangi ülkelerde yaygın bi araştır?tecavüzler?cinayetler?

evet kuran bilimsel değil,olamaz da...peki niye onu bilimsel kılma telaşı...alelade bir kitap işte...sakın kutsallaştırma için bilim sömürüsü olmasın bunun adı?bilime kaynaklık etmiyor,bilimi geliştiremiyor ama insanlar ömürlerini çürüttükten-bir şeyler bulunduktan sonra e bak aslında burda bunu demek istemiş demek ne kadar ahlaki?

6-7 yaşındaki veletlere bile ezberletiliyor o kitap e peki niye müslümanlar bilimde hala bu kadar ilkel?zaten kitabınızda her şey yazıyor işte...ordan ipucunu alın ve sonuca varın...çok mu zor...bu kadar buraya yazacağıma senin yerinde olsaydım ve kuranda gerçekten bilimsel bir şeyler olduğuna inansaydım hemen kuranı açar bilim dünyası ve insanlık için bir şeyler araştırırdım-bulurdum...

ve bilim otoriten adnan oktarsa fena bir yoldasın...üzgünüm...adamın kariyeri ne?bilimsel bir eğitimi-çalışması var mı?güzel sanatlar ve fen edebiyat fakültelerinde ne zamandan beri biyoloji-fizik-kimya-matematik dersi veriliyor?ve oralardan mezun olanlar ne zamandan beri bilim insanı oluyor?temel biyolojiden arakladıklarıyla kitaplar yazıyor ve sen gibiler de adamı bir şey zannediyor
Burada senin anlamadığın zayıflıkla mükemmellik arasındaki fark, insan tabi kısıtlı bir güçle yaratılmış, mükemmelik sonsuz gücü ittiba eder, sonsuz bir güce sahip olsa dolayısıyla...
Mesela bir insanın iskeleti daha sağlam olsun diye çelikten olsaydı, 1 tondan daha ağır olurdu, bunu kas gücü hareket ettiremez, ettirdi diyelim müthiş bir güç harcamak gerekirdi, enerji ve kalp gibi zincir halkarı gibi diğer organlar da buna dayanamaz hale gelirlerdi.

Doğru söylediğin bir nokta, insan mükemmel değil; ama en güzel şekilde yaratılmış. Buradaki hata benden kaynaklanıyor, mükemmel değil, en güzel bir şekilde demeliydim. Mükemmel olan yalnızca Allah'tır. "en-NİSÂ : 28. Allah sizden (yükünüzü) hafifletmek ister; çünkü insan zayıf yaratılmıştır." Zaten bir çok ayette de Allah'ın noksan sıfatlardan münezzeh olduğu defaatle vurgulanıyor.
İnsanın sınırlı olarak yaratılmış, çünkü sınırsızlık Allah'a mahsus. İnsan yer yüzünde Allah'ın halifesidir, bu yüzden onun isimlerinin cüz'i yansımaları en çok insanda tecelli etmiştir.
Mesela külli iradesi yalnızca iki canlıda vardır, birisi insan, diğeri cin. Yani akıl yürütüp, iyi ve doğru olanı seçme ya da seçmeme, dolayısıyla hareketlerinde özgür olma işi yalnızca iki yaratığa aittir.

Güzel yaratmanın örneklerini de senden alalım hadi:insanlar fotosentez yaparsa:
-Filmlerde de kullanılan yaratık rengi yeşil olurdu herkes. Başta eğlenceli olurdu ama sonuçta psikolojik bir patlama yaşanırdı her halde,
-İnsan yapraklara sahip değil, birim kareye düşen foton sayısını artırmak gerektiğinden yaprak lazım, yaprakar hareketli bir canlıda hemen dökülür,
-Enerji ihtiyacımızı karşılamayacak kadar az enerji elde edebilirdik, örneğin bir salatalık, domates, patates ya da patlıcan bir yılda, en az üç aylık bir zaman zarfında enerji depolarlar ama biz bunu sadece bir öğünde tüketiriz. Bu şuna benzer, insan bütün dünyada 400 senede oluşabilecek petrolü, 1 yılda tüketmektedir. Yani oluşumundan binlerce kat hızlı. Sonuç olarak petrol deki enerjide zamanında hücrelerde depolanmış ama günümüzde ortaya çıkarılan bir fotosentez ürünüdür. Veya günümüzde güneş enerjisiyle çalışan arabalara bir göz atabilirsiniz, güneş ışını alan alanı artırmak için ne kadar uğraşıyorlar, akülerini güneş panelleriyle şarj saatlerce şarj ediyorlar, her şeyi hafif malzemelerden yapıyorlar. Bitkiler sadece yerinde durup fazla enerji harcamayan bir bakıma enerji depolarıdır.
-Hayvansal hücre ile bitkisel hücrenin farklı olmasının nedeni yine fotosentezdir. Bazılarında bazı organeller vardır, bazılarında yoktur. Birinde kimi organel büyük, diğerinde ise küçüktür. Hücre zarının sertliğinden tutun da şekline kadar fotosentezden başlayan bir zincirin halkarı o hücrenin öyle olmasına sebeptir.
-İnsan, yiyecek ve içeceklerden zevk alır, dolayısıyla fotosentez olsa yeme içme zevki de olmazdı.
-Geceleri enerji elde edemez sadece cepten yerdik, her gece yorgunluk, halsizlik olurdu.
-Bazen günlerce yağmur yağıyor ya da hava bulutlu oluyor, enerji kıtlığı,
-Kutuplarda ve 60. enlemlerden sonra canlı yaşamazdı,
-İnsanların daireleri daha güneşlik olmak zorunda olurdu,
Kışın insanların ölme riski kat kat artardı, gelen güneş ışını ve güneş ışınındaki enerjinin azlıığından dolayı,
-Fotosentez yapmak için ya kökün olacak ya da ağzından yine de birşeyler yiyeceksin, çünkü hem su hem de minarel ihtiyacı ortaya çıkacaktır, Sonuç olarak bir şey yesen yemek ye, lezzet al, enerji al. Kök demek hareketsizlik demek.
vs. vs. uzar,
--Hem fotosentez hem yemek yesek olmaz mı?
-Hazır enerji varken neden fotosentez?
-Fotosentez için gerekli olan bütün organel ve dokuların sonucunda hayvansal ve bitkisel dokuların uyumluluğu söz konusu değil.

Buharlaşıp tekrar yoğunlaşacaksın da sen bana söyler misin madem ruh yok, bu madde neye göre, ne şekilde geri birleşecek, bütün katı, gaz ve sıvı maddeler ayrılacak sonra yerli yerine gelecek, madde birbirinden ayrıldığı zaman (beyin de içinde) o zaman hem işlevlerini kaybedecek, hem de artık havadaki diğer elementlerle bileşik veya alaşım oluşturmaya başlayacaktır. Ayrıca buharlaştığı için kaçışan zerreleri yeninden birleştirmek sadece fizik kurallarının değişmesiyle imkanlı hale gelebilir. Oysa Allah Kur'an'da defalarca söylemektedir. Onun adetullahında bir değişme olmaz.

Neden dört göz, arkada mı,
hem estetik olarak hoş olmaz, hem de akıl kapasitesi buna yetmez, yani 2 ayrı görme merkezini işleyecek kapasitede değil akıl veya ruh, çünkü bir insan bir şeyle ilglilendi mi diğer şeylerle ilgilenemez.
İki gözün hikmetlerine gelince:
-İki göz birbirine parelel iki noktadan görüntü aldığından oluşan görüntünün üç boyutlu olmasını sağlamaktadır.
-Uzaklık algısının daha da sağlam olmasını sağlamaktadır. Aslında bunu sağlayan diğer bir organ göz merceği ama göz merceği ortalama beş metreden sonra algı yanılmalarına düşer, çünkü o mesafeden sonra ışınlar artık az farklar da olsa parelel geldiği farzedilir. Şöyle söyleyeyim, bilgisayarda bazı ilizyonlara bakarken görürsünüz, aynı boyutta görülür iki cisim ama birisi uzakta ve büyüktür, diğeri yakında ve küçüktür. Fark ayırt edilemez, çünkü görüş noktası tektir, diğer yandan iki göz artık iki farklı noktadan olayı vakıf olduğundan uzaklık saptaması yapabilir. İnanmazsanız iğneyi ipliğe tek gözünüzle bakarak geçirmeye çalışın. Zor olacaktır, imkansız değil. İmkansız olmamasının nedeni yakından göz merceğinin netlik ayarı yapması ve el ayarının tahminidir. İsterseniz bir de başka birinin tuttuğu iğneye -daha sonra yanına tek göz kapalı giderek- ipliği sokun.

Senin dediğin frekans aralıkları duyum eşiğiyle ilgili,
Yüsek ve düşük frekans aralığında sesleri duyabilseydik
-Dünyanın ve diğer gezegenlerin yüksek manyetik alanından doğan ses sizi fazla akıllı yaşatmaz, intihar ettirir.
-En küçük böcek seslerini dahi duyar, vücudunuzdaki kan akışının sesini, gaz akışı sesi insanı uyutmazdı. Her an vücdumuzla, yerle bir yerler sürtünüyor, bu sesler artk şiddetli olacağından rahatsız edecektir.
-Aynı şeyin benzerlerini de gözümüz ve diğer organlarımız için söyleyebiliriz. Duyum eşiği insanın beyin kapesitesine uygun yaratılmıştır.

Kesilen kopan bir organ ise eğer, adı üzerinde organ olduğu için yenilenmez. Organ bir bütündür, yara alırsa iyileşir, o dokuya uygun dokuyla kapatılır. Ancak Organın yenilenmesi diye bir şey yoktur, çünkü bu iyileşme değil, yeniden doğma gibidir. Her insanın bütün organları bir kere yaratılır, iki değil.
-Konunun diğer bir boyutu sinir hücreleriyle alakalıdır. Sinir hücreleri tamir edilmez. Çünkü sinir hücreleri bilgi mekanizmasıdır, bilgi statik olmazsa vücutta denge denen, kural, uyum denen bir şey kalmaz, DNA'nın varlığının hiç bir anlamı olmamış olur.

Berbatlığa gelince, her şey bakış açısıyla ilgilidir. Mavi bir camın arkasından bakarsan bütün dünya mavi, siyah bir camın arkasından bakarsan siyah olur. Hatta koyuluğu fazla olursa güneşi bile sönük görür.


Gelelim Adnan Oktar'a,
Adnan oktar benim söylediğim en önemli referanslar arasında değildi dikkat edersen, hiç olmazsa Adnan Oktar'a bakabilirsiniz dedim, çünkü bazıları da o telden çalıyor, ondan anlıyor, bu konuların anlatıldığı diğer kitaplar ağır geliyor.
Diğer yandan bir insanın fen edebiyat fakültesi mezunu olması gerekmez o konuda konuşması için. Ayrıca tek de çalışmıyor, her biri farklı mesleklerden olan değişik kişilerle çalışıyor. Öyle olmasaydı da bu bağlayıcı olmazdı, bir kişinin o mesleğe mensup olmaması onu o konuda bilgisiz yapmaz, örnek Mehmet Akif baytar mektebi mezunu, Fransızca, ve Arapça'yı ana dili seviyesinde, İngilizce ve Farsça'yı iyi derecede bilen, hem doğuyu hem de batıyı görmüş bir âlim. Ama dikkat edersen son yıllarında Mısır üniversitesinde edebiyat dersi vererek hayatını devam ettirmiştir. Bu insan baytar mektebi mezunuysa neden üniversiteye alınıyor, ondaki edebiyat bilgisinin yeteneğini saymasak da bir çok hocada günümüzde olmadığı aşikardır. Hayatını ve eserlerini inceleyenler bilirler. Çanakkale şehitlerine isimli eserini her okuduğunda insan hep başka bir şeyler, anlamlar buluyor.
Ayrıca bu insan diğer insanların yapmadığı bir şeyi yapıyor, bazıları diyor bilim felsefesi ama sadece dilde. Herkes okulda elektronların kararlı hale gelmek için 8 enerji seviyesine ulaşması gerektiğini okulda öğrenir de bunun nedenini sorgulamaz. (Aklıma ilk gele bu; çünkü bütün bileşiklerin, alaşımların, bağların kökeninde bu basit kural yatıyor)

Bana ensest, cinsel tecavüzden bahsediyorsun. Ben de sana medyadan. Doğan grubunun gazetelerinden her hangi birisini al eline, ilk sayfalarına bakman yeterli. Özellikle posta sanki porno gazetesi.
İnsanların hislerini galeyana getirip, sokaklarda azmış, abaza erkekler yaratan bu zihniyetten başka bir şey değildir. İnsanları o denli uyarıyorlar ki insanlar kendini dünyaya çiftleşmek için gelmiş hayvanlar gibi gezerken buluyor. Akılları artık çalışmıyor, amaç cinsel ilişkiden başka bir şey değil. Hedefi kadınlar olan zombi erkekler geziyor sokaklarda. Bu ihtiyacını gideremeyince de sonuç hezimet oluyor. Avrupa ülkelerinde olmaz bunlar, çünkü adam veya kadın seçer, beğenir, yatar kalkar, sonra yırtık çorap gibi bir kenara atar. Peygamber efendimiz bu gibi kötü durumların çıkar yol olarak evliliği ise özellikle vurgulamıştır,
"Evlenmek benim sünnetimdir, kim gücü yettiği halde sünnetime uymazsa benden değildir"
"içinizde evlenme çağına gelmiş ve gücü yetenler hemen evlensin"
"Kim bir fakiri evlendirirse......(unuttum sonunu)"
"Kimin aklına zina fikri gelirse karısının yanına gitsin"
Bunun dışında kitaplarda bunun en büyük nedeninin bu olduğu da belirtiliyor. Çözüm yollarını da kimse okumaz ben özetleyeyim:
-Bu hisler sıcak havalarda yüksek olur, bu nedenle sıcaktan ziyade soğuğu tercih edin,
-Cinsel organınızı soğuk suyla yıkayın,
-Küçük abdest geldiğinde beklemeyin, (hem dinen, hem de biyolojik olarak kötü de ayrıca)
-Boş kalmamaya çalışın, kendinize bir meşgale bulun,
-Spor yapın,
-Çok sıcak günlerde soğuk suyla duş alın,
-Aklınızda durmadan böyle hayal kurmayın,
-Açıklara bakmayın,
-Açık renk ve bol elbiseleri tercih edin,
-Yatarken sırt üstü ya da yüzünkoylu yatmayın,
-(bu kitaplarda yazmıyor ama: aklı boş olanlar, kafada bilgi olmayınca başlıyor abazaca hayallere, birbirlerine hikaye anlatıp duruyor, bir çoğu yalan ve tatmin etme içerikli olan bu yalanlara inananlar kızları, ya da hepsini öyle zannediyor, reddedilmeye de dayanamayınca.....)
-Zina tehlikesiyle karşılaştıysanız mastribasyon vaciptir.

Cinayetlere gelince, sömürgeciler herkesi sömürdü, sömürüyor, bizim hatamız cahil kalmamızdı. Cahillik farkirliği ve sömürge olmayı getirdi, sadece müslüman ülkelerde değil, afrikada hristiyanlarda da var, çinde de var aynıları.
Mesela cahillik ve fakirlik. Yoksa müslümanlıkla alakası yok. Veda hutbesinde kan davalarının yasaklandığı bildirildi, bir sürü hadis var bununla ilgili örneğin "bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüş gibidir". Dolayısıyla kişilerin ve sistemin getirdiklerini İslam'a mâl edemezsin.
Bizde de güneydoğuda vardı eskiden kan davaları, veda hutbesini okuyan kimse gidip kendi başına adam öldüremez. Ha bazıları bunu da dine yıkmaya çalışıyor diyor: Dinde kısas var. İslam hukukunda ferdi kimse bunu yapamaz, mahkeme buna karar verir. Mahkemece karar verilmemiş bir idamı var farzedip adam öldürenler katildir. Ayrıca kısas olması için durduk yere, yanlışlık olmadan öldürülmesi gerekir, Hafifletici unsurlar varsa ya da kardeşi bunu fidyeye çevirecekse öldüremez. Mahkeme karar vermeden kendi öldürdüğü takdirde, aynı suçu o da işlemiş olur ki mahkeme ölüm cezasının da nasıl olacağı hususunda bağlayıcıdır.Cahillik dünyanın başındaki maalesef en büyük dert.
Kur'an bilimsel diye bir şey söz konusu olmaz. Dediğim şeyin özü şu:
Kur'an Allah'tan geldiğinden içinde hiç bir yanlışlık, çelişki yoktur, konunun başına verdiğim yörüngeler, atmosferin yedi katmanlı olması, vs. o zamanda bilinmeyen, anlaşılamayan şeylerdi, hatta şimdi bazılarının anlamadığı şeylerde olduğu gibi bu ayetleri inkar vesilesi sayıyorlardı. Yoksa bilim ne ki, insan aklı ne... Allah bütün evrendeki her zerreciğin her hareketinden her an haberdar olacak sınırsız bir akıl ve bilgiye sahip, insanlara güzel yaşamanın ve yaşama gayesinin ne olduğunu anlatan bir kitap, biz bu bilimsel olarak son zamanlarda ortaya çıkan gelişmelerin yüzyıllar öncesinde yazılmış olduğunu söylüyoruz ki, bunları da satır aralarından çıkarıyoruz. Yoksa Allah ayet-i kerimede de söylediği gibi dünyada bütün denizlerin üç misli mürekkep, bütün ağaçlar da kalem olsa yine de Allah'ın söyleyecek sözü bitmez.
Allah'ın aklı ve ilmi karşısında yoksa insanınki nedir ki?
-Adetullah da, ilim öğrenmek de farz. Bu emri uygulasaydı müslümanlar durmadan araştırma yapmaları gerekirdi.

Ama yine bunda biz suçluyuz. Avrupa'ya hep Akif gibi adam gitmemiş ki, bazıları da kendi benini tanımadan gitmiş, edebiyat dersindeki ünlü şairlere bakıyorsun, zamanında fen öğrenmesi için göderilmiş, adam şiir yazıyor (örn.: Necip Fazıl K. (o zamanlar solcuydu, bir alimle karşılaştıktan sonra dindar bir müslüman oldu)). Sonra parasız kalıp masonların maşası haline geliyor. Ülkelerine döndüklerinde ise din=ibadet mantığyla hareket edip, gazetelerde bu mantıklarla propaganda yapıyor. Günümüzde ise Kanal D. Adama nobel ödülü verilmiş Orhan Pamuk: tanımıyor bizi kitabından alıntı "imam caminin balkonunda ezan okudu" Camiden ezan okunmaz, minare, balkon değil şerefe, imam ezan okumaz, müezzin vs. Dolu, Kanal d haberi artık komedi yerine izliyorum, tanımıyorlar yaw, bu insanların bazen bu ülkede yaşadıklarından şüphe duyuyorum, bu kadar da olmaz dediğim kaç yer oldu.

Hala bilimsel icat, bir şeyler öğrenmek istiyorsan İslam tarihine bak, orada görürsün neler, nasıl değişmiş, halifeler nasıl değiştirmiş, ama şu şu kadar yöneticilik yaptı babında bakma, detaylarda görürsün.


بكر

Konu bekir_91 tarafından (17-08-2010 Saat 23:05 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #32 (permalink)  
Alt 18-08-2010, 01:11
bekir_91 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 01-07-2008
Mesajlar: 92
Alıntı:
Çamur at izi kalsın (: Kuran'ın aynı kaldığını nerden biliyorsun?
-Hz. Muhammed (asm) Kur’an ayetlerinin yazılmasını bizzat kendi kontrolünde tutmuştur
Hz. Muhammed (asm), vahyin gelişinden hemen sonra yazı yazmayı bilen bir kısım sahabelerine, inen ayetleri mutlaka yazdırıyordu. Hz. Muhammed (asm), vahyi yazdırdıktan sonra ayetleri tekrar ettiriyor herhangi bir yanlışlık bulunursa düzeltiyordu. Hz. Muhammed (asm), vahyi yazana “yazdığını çoğalt ve müminlere dağıt” diye emrediyordu. Kur'ân ayetleri bu yöntemle müminlere ulaştırılıyordu. Hz. Muhammed (asm), Kurân’ın inen ayetlerini ısrarla hemen sahabelerine ezberletirdi. Yani ayetler hem yazılı olarak çoğaltılıyor hem de Müslümanlar tarafından ezberleniyordu. Hz. Muhammed (asm) yazıyı ezber ile ezberi de yazı ile kontrol ettiriyordu. Bunun en güzel örneği “Arda” hadisesidir. Yani her Ramazan’da o senenin Ramazan ayına kadar inmiş olan sureleri Cebrail (as) Hz. Muhammed’e (asm) okur ve Peygamber’den (asm) da dinlerdi.
Mesela ilk kanonik incil hz. İsa'nın ölümünden 79 yıl sonra yazılmış. Binlerce farklı incil var, ama bir Kur'an var.SonraHz. Muhammed (asm) mescitte insanlara okurdu. Cebrail (as) da yanında bulunur, yanılma olursa düzeltirdi. Böylece her Ramazan ayında o Ramazan’a kadar gelmiş olan bütün sureleri (vahiyleri) Müslümanlar da kontrol etmiş oluyorlardı. Hz. Muhammed’in (asm) Kur’ân öğretmenleri vardı. Bunlar insanlar arasında dolaşarak Kurân’ı hem öğretiyorlar hem de daha önceden öğrenilmiş ayetleri kontrol ediyorlardı. Hz. Muhammed (asm) Kurân’ın aslının muhafazası için başlangıçta kendi sözlerinin yazılmasını da yasaklamıştır.
-Hz. Osman (ra) her birini Müslümanların huzurunda baştan sona okutturduğu Kur’ân-ı Kerimleri İslam ülkelerine göndermiştir Kur’ân, Hz. Ebu Bekir zamanında her bir ayetine en az iki şahit getirilmek şartıyla kitap haline getirildi. Hz. Osman zamanında ise çoğaltıldı. Çoğaltılan nüshalar başından sonuna kadar Büyük Mescit’te Müslümanların huzurunda okundu. Ve İslam ülkelerine gönderildi. Bunlardan üç tanesi bugün mevcuttur. Biri İstanbul Topkapı sarayında, biri Taşkent’te diğeri de Londra India Office Library’dedir. Bu üç Kur’an karşılaştırıldığında, boyutlarının aynı olduğu, yazı ve imla hususiyetleri bakımından aralarında hiç bir fark olmadığı görülür. Kurân’dan başka hiçbir kutsal kitap böyle bir kontrolden geçmemiş böyle bir ihtimamla çoğaltılmamıştır.
-Dünya üzerindeki Kur’ân-ı Kerimlerin hiçbirinde farklılık yoktur 1934 yılında Münih Üniversitesi kırk iki bin Kur’ân üzerinde inceleme yaptırmıştır. Farklı zamanlarda yazılan Kurânlar toplanmış, uzun süren bir çalışma sonunda şu netice elde edilmiştir; “Kurân-ı Kerimler arasında hiçbir fark yoktur.”
-Allah Kur’ân-ı Kerimden başka, gönderdiği hiçbir semavi kitabı koruyacağına dair söz vermemiştir “Muhakkak ki o zikri (Kurân’ı) biz indirdik. Ve muhakkak onu koruyucu olanlar da elbette biziz.” (Hicr, 9) “O’na (o Kurân’a) ne önünden, ne de arkasından batıl (yaklaşıp) gelemez.” (Fussilet, 42) Diğer ümmetler özellikle Yahudiler Allah'a verdikleri sözden döndükleri için kendi kitaplarındaki kelimeleri değiştirdikleri gibi Hıristiyanların kitaplarını da bozmuşlardır. Bununla da kalmayıp 15 asırdır Müslümanların içlerine ayrılık soktukları halde Kur’ân-ı Azimüşşân’a hiçbir zarar verememişlerdir. Çünkü Kurân’ı muhafaza eden insanlar değil Allah’tır.
-Kurân’ın i’cazı (benzerinin yapılamayışı) öyle bir mucizedir ki insanların Kurân’a bir şey ekleme ve çıkarma yolunu kapamıştır Vezin, kafiye, sıra ve tertip açısından Kurân’daki ayetlerin ve harflerin dizilişi birbiriyle bağlantılıdır. Her bir cümle, kelime ve harfin dizilişinde mükemmel bir düzen ve bütünlük vardır. Bu adeta saatteki saniye, dakika ve saati sayan ve bir birinin düzenini tamamlayan sistem gibidir. Şayet Kurân’dan bir harf dahi eksiltilmiş olsaydı bu mükemmel düzen bozulacak ve bunun fark edilmemesi mümkün olmayacaktı. Kur'ân ayetlerinin manaları da birbiriyle bağlantılıdır. Bir bütünlük gösterir. Bazen bir önceki ayet bir sonrakinin delili, bir öncekinin neticesi olur. Kurân’ın tekrarı usandırmaz. Her asra ve her kesime hitap eder. Az söz ile çok şey anlatır. İfade tarzı son derece hayret verici, benzersiz ve ikna edicidir. 15 asırdır gençliğini, tazeliğini muhafaza etmiştir. Taklit etmemiş ve taklit edilememiştir. Bir sözün, bu mucizevî özellikleri gösterebilmesi, ancak kaynağının Allah olmasıyla mümkündür. İnsan sözlerinde bu mucizevî hususiyetler bulunmaz. Eğer Kurân’a insanlar tarafından bir şey ilave edilmiş veya sözleri değiştirilmiş olsaydı Kurân’a ait olmadığını her akıl sahibi anlayacaktı. Bülbül seslerinin arasında çıkan karga sesinin fark edilmemesi mümkün olmadığı gibi Kurân’la bütünleşmeyip ayrı düşen cümle yapılarını ve kelimeleri elbette bütün insanlar fark edecekti.
-Kurân’da bulunan tevafuklar Kurân’ın değiştirilemeyeceğinin bir ispatıdır Tevafuk birbirine uygunluk, rast gelme halidir. Mesela: En kısa sure olan Kevser suresinin harfleri ebced hesabına göre üç bin olduğu gibi; Yasin, Furkan, Fatır, Saffat, Sad, Rum, Şura, İbrahim gibi bütün Kur’ân surelerinin harflerinin sayısı da üç bini vermektedir. Buna benzer pek çok tevafuklar vardır. Şayet Kurân’a insanların her hangi bir müdahalesi olsaydı bu tevafuklar bozulacaktı.
Yani harf sayısına kadar belli
-Allah Kurân’ı okumak, ezberlemek ve dünyaya yaymakla ona sahip çıkan yüz milyonlarla insanı yaratarak Kurân’ın tahrifini imkânsız kılmıştır.
-Kur'an Mushafları inceleme krurulunda (diyanet) denetlenip Kur'anlar damgalanır, denetlenmiştir diye, damgalı şekliyle çoğaltılır.
-En son olarak kendin bakabilirsin, bir çok ülkede bir çok Kur'an var, farklılık bulabilecek misin?
Alıntı:
Kur'an'ında farklı baskıları ve mealleri var. En basitinden bi örnek.
Bi Elmalılı Hamdi Yazır'ın çevirisi ile Muhammed Esad(öle bişilerdi) çevirisi bile farklıdır.
Meal, adı üstünde. Sen iki farklı tercümana bir şiir kitabı ver, bakalım fark olacak mı? Ayrıca tercüme Kur'an senin sadece anlam olarak bir kapıdan besleyecektir. Tamamen anlamak, yorumlamak için Arapça bilmelisin. Hiç olmazsa tefsir (açıklama, yorumlama) oku, 1-60 cilt arasında farklı kişiler tarafından yazılan bir çok tefsir var.
Kaldı ki Kur'an'ın bir kısmı müteşabihtir. Dolayısıyla bazı ayetlerden onlarca anlam çıkmaktadır. Akif sadece bu yüzden meal yazmayı yarıda bırakmıştır. Söylediği şey şudur bu konuda: "O kadar çok anlam çıkıyor ki, hangisini yazacağımı şaşırıyorum, ne yazsam eksik kalıyor."
"Hem arapçada da ingilice gibi yüklem sonda değildir. Dolyısıyla cümleler devriktir Türkçe'ye göre, bir de bir sürü eş anlamlı kelime var. Mesela gayb bilimez, gelecek, gizem, kıyamet gibi pek çok anlama gelecek şekilde kullanılmaktadır.

En basitinden her sabah televizyonlar mukabele okunur. (Birinin Kur'an'ı okuyup diğerlerinin takip etmesi) Onları izle bir fark görebilecek misin?

Alıntı:
Kur'an'ı tek bir kitap hâline getirip çoğaltan halifelerden biridir. Muhammed öldükten sonra
Kur'an'ın kitap haline gelememesinin nedeni Hz. Muhammed hayattayken ayetlerin inmeye devam etmesidir.
O kitap birleştirilirken bile sayfa sayfa okunup birleştirildi. Daha öncesinde sayfalar halindeydi ve binlerce kişinin hafızasındaydı. Sadece birleştirildi. Ayrıca birleştirilen sayfalar da bir tane değil, diğer sayfalardan takip ediliyordu.

Kaldı ki İnen her ayet o zamanın İslam şehirlerine yollanıyordu ve bunlarda da çelişki yoktu.
Kur'an'daki belagat ve akıcılık, taklit edilemezlik onun bozulmadığına bir başka kanıttır. Yoksa en ufak bir kelime değişilikliğinde kulağa hoş gelmezdi.


Alıntı:
Evet Muhammedin mektubundaki gibi

"Uman Melikleri Ceyfer ve Abd’e Gönderilen Mektup

Rahman ve Rahim Olan Allah’ ın Adıyla,

Allah Resulu Muhammed’den, Culanda’nın iki oğulları Ceyfer ve Abd’e: “Selam, hakikat yoluna tabi olanlar üzerine olsun! Sizin her ikinizi İslam’ın davetine çağırıyorum. İslam’a tabi olun ve kurtuluşa erin. Zira ben, Allah’ın tüm canlıları uyarmak üzere ve vaadini kafirler üzerine tamamlaması için tüm insanlığa gönderdiği elçisiyim.
Şimdi, eğer her ikiniz de İslam’ı tanırsanız, her ikinize de iktidar vereceğim. Ama ikiniz de (İslam’ı) kabul etmeyi reddederseniz, ikinizin de krallığı sizden uzaklara yok olup gidecektir, süvarilerim, ülkenizde ordugah kuracaklar ve peygamberlik vasfım krallığınıza galip gelecektir."

Kılıç zoruyla İslamı kabul ettirmeye çalışmıştır. Ve diğer mektuplarda tehdit içerir. Biraz ağır olucak ama o savaşlar Allah yolunda değil Muhammed'in otoritesi yolunda olmuştur.
Ben demiyorum ki sana askerlerle savaşmazlar, askerlerle savaşırlar, bu terörizm değildir. Teröristlik sivil halka zarar vermektir. Teröristlik atom bombası atıp masumları öldürmektir.
Hz. Muhammed oraya gitmeden güçlü fakirlerin elinden alıyordu, güçlüyse kazanırdı. Zengin alabildiğine zengin, fakir alabildiğine fakirdi.
O zaman müslüman şehirleriyle diğer şehirler arasındaki fark ortadaydı.
Bugün Amerika Irak'a özgürlük, demokrasi diye giriyor, peygamber efendimiz uhud savaşını medine dışında yaparsa savaşı kaybedeceğini rüyasında gördüğü halde gençler dışarıda savunma yapmak için oy verdiği için dışarıda, uhud dağının yanında yapılmıştır bu savunma savaşı. Demokrasiyse demokrasinin alasıydı bu. İslam'da istişare farzdır. O zaman için demokrasi adına bile yapılabilir bişey bu. Hatta bir dönem geldi ki zekat ve fitre verilecek fakir bulunanamamıştır. O zenginliği onlara götürüyordu hz. Muhammed, Allah'ın adını onlara götürüyordu, onları hurafelerden alıp tevhide çağırıyordu.

Hz. Muhammed binlerce kişinin ileride cennete girmesi için savaştan önce yine ona sadece müslüman olma karşılığında güç vaadetmiştir. Eğer olmazsa da binlerce kişinin cennetten mahrum kalmasını önlemiştir.
Diyorum ya sonsuzluk, bir insanın sonsuzluğu kazanması bile sonsuz bir kar demekti onlar için.

Alıntı:
Bozguncu : Bozgun ortamı yaratan
Bozgun : Bozulmuş, dağılmış

Sizin peygamberiniz diğer dinlere mensup olanları tehdit ederek o bölgedeki müslüman olmayanları "o"'nun bozguna uğratmıştır. O zaman "o" da bozguncudur. Ne derler bilirsin.

Dinime küfreden müslüman olsa.
Dinime küfreden dinimi bilse, terörist düzeni bozar, Hz. Muhammed emperyalistler gibi değil, hizmet etmek için oraya gitmiş. Ölen askerlerin aileleri hiç bir zaman aç bırakılmamış, gidilen yere zenginlik ve mutluluk götürülmüş, bozgunculuk değil. Güçlü olanın diğerini köle yaptığı bir yere zorla girmek var, herkesin mutlu ve adaletli bir şekilde yaşadığı bir yere girmek var. ABD bugün niye girdi Irak'a demokrasi mi? Öyle dedi ama nerde?
Bugün evrim teorisinin arkasına sığınıp iilkel insanların evrimini hızlandırıyoruz biz diye bir ülkeye girmek mi teröristlik, adalet için girmek mi?
Onlara el, ayak, göz, kulak ve sayamayacağı bir sürü nimet veren Rabb'ine karşı gelenlere, ona küfredenlere karşı savaşmazsa, namusuna küfredenlere savaş açmazsa kime adalet olur mu?

Alıntı:
Adalet mi? Kimin adaleti? Müslümanların kanunlarına göre adalet. Etkin güç onlar olduğu için mecburen onlara gidicek. Sadece isyan edenleri öldürmüşler. Zekat vermeyeni öldürmüşler dimi?
Zekat vermeyeni? hatırlayamadım, yazarsan sevinirim.
Adalete gelince o zamanda yahudi ve hristiyanlar dahi İslamî adaleti kabul etmişlerdi. Ve nitekim müslümanların aleyhlerine kararlar da oldu. lehlerine de. Sallamasyonla tarih yazamazsın.
Alıntı:
Muhammed dürüstse diğerleride dürüst dimi (: Benim onun kişiliğiyle alıp veremediğim yok ki. Ben dinine karşıyım.
Onun emrettiği ve dinde olan bir şeyle ters düşen bir hareketini gören vaki olmamıştır. Dininin temsilcisidir. Dinini ondan başka kimse tam manasıyla temsil edemez. Onun dinimle alıp vermediğin varsa onla da vardır.

Alıntı:
"Emeviler halife değil miydi? Tarih yazar bunu. Emevi süvarileri kmlerce ceset üzerinden Orta Asya'ya girmiştir diye."
Emevilerin, orduları tabi öldürecek, yoksa ölürler. Halifeliğe gelince, Halife peygamberin adına ülkeyi yöneten demektir. Peygamberimiz de Emeviler de orduları yenmek durumundalar, ama ben emevilerin halkı, sivilleri öldürmediğini sanıyorum ama senin dediklerin tartışılıyor hala. Bugün aleviliğin ortaya çıkmasının sebebi olan Emeviler dönemi hakkında fazla bilgim yok, derslerde öğrendiklerim o kadar.

Alıntı:
Alıntı:
Hikayelere bakma gerçeklere bak. Dört halife dışındakilere gelince bana örnek vereceksen, yine böyle bir vaka hatırlamıyorum. Ama onlar zaten seçim usulünü saltana çevirdiler.
Emevileri örnek verdim işte
Ben de söylüyorum ki, emeviler demokrasiyi saltanata çevirdiler, Dört halife dönemi seçimledir, emevilerden sonra saltanat başlamıştır. Yönetime geçmek için Hz. Muhammed'in torunları Hz. Hasan ve Hüseyin'i öldürmüşlerdir. Dört halife: Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ömer, Hz. Ali

Geçmişten bir sürü fosil va elde, müzelerde, internette. 30 milyon yıllık böcek aynı böcek, değişme yok. Sizin sözünü ettiğiniz ara geçiş formlarından iz yok. Ha bir kaç tane uydurmuşsunuz nesli tükenmiş hayvanlardan o ayrı tabi canım. Milyonlarca ara geçiş formu olması gerekirdi? Nerde? Belki bir daha pitdownda çıkar bi amcanız da bu sefer insan kafasına çenesi yerine it çenesi yerleştirirse bilemem. Hassaslık ise zaten ben burdayım diyor, mükemmeliyet buradayım diyor. En güzel şekilde buradayım diyor.
Alıntı:
Köpeklerin ayaklarının altında bir işlevi olmayan 3 tane çıkıntı vardır. Onlara ne diyeceksin? Büyük ihtimal zamanla yok olacaktır.
Köpeklerin patilerinin altında kalın bir deri dokusuyla çevrili, iç bağdoku ile yağdan oluşan bölgeler bulunur.Bunlara taban yastıkları denir. Boşuna değildir bunlar, farklı olmakla beraber fillerde yastık gibi ama fillerde yağdan oluş bir bölge vardır ayak altında, bunların görevi basıncı dağıtmakdtır. Onlar olmasa patilerinin uçlarına basa basa hem tırnakları aşınarak biter, hem de hareket kabileti azalır, hem de uzun koşularda çabuk yorulur.

Alıntı:
Kitapları hazırlayanlar teistler. Kendi inançlarını zedeleyecek bir şeye tabii ki izin verecek değiller.
Bilim diyorsun, bilim işe inancı karıştırmaz diyorsunuz, karıştırmıyor yazıyor. Yazınca teist oluyor, atesit yazınca bilimsel.

Alıntı:
Adaptasyon diye bir şey vardır bilir misin? Madem DNA hiçbir değişikliğe izin vermiyor neden güneşin altında çok kalınca bronzlaşıyoruz? Neden daha az güneş alan bir yere giden birinin göz rengi açılır?
Adaptasyon DNA değişimine izin vermez, adaptasyon DNA'nın içindeki bilgiler sonucunda DNA'daki bilgilere göre canlının hayata uyum sağlamasıdır. DNA değişti mi mutasyon olur. Ama mutasyona uğramış akıllar filmlerden başka bir ilerleme gösteremedi.

"Bronzlaşma:Güneş ışığından etkilenen kişilerde öncelikle ciltte kalınlaşma olur ve deri korunmak için daha fazla renk maddesi üretir. Yani bronzlaşma derinin savunma mekanizmasıdır."
İrise rengini veren melanin denilen bir pigmenttir. Pigmentlerin iris hücrelerinde dağılışları gözün rengini belirler. Eğer bir gözde bunların sayısı çoksa gözün rengi kahverengi, azsa mavi olur. Gözde çeşitli nedenlerden dolayı pigmentin artması veya azalması renkte açılmaya neden olabilir. Bu adaptasyon da değildir. Ortama uyum sağlamak için hiç bir neden yoktur, bir kar yoktur.

Hep 6 el, al ayak, ya da ölüm. Genellikle de ölüm.
Ha bir başka canlıdan alıyorlar binlerce DNA bileşiği o ayrı zaten olan canlıdan. Zaten o da genellikle hüsranla sona eriyor. Basit bir internet taraması işini görecektir.
Gelelim seleksiyon kendine nasıl izin vermez:
Mesela doğal seçim yoluyla oluşacak bir organ mesela ilk el, oluşumunun ilk aşamalarında doğal seleksiyon yoluyla yok olacaktır. Çünkü oluşmaya başlayan el, uzantı ya da her neyse başlangıçta işe yaramadığından sadece bir yük olacaktır.

Alıntı:
Bir köprü inşa edilirken iskele kurarlar. Neden? Yıkılıp yokolmasın diye. Bir şey evrimleşmeden önce onun evriminin devamını sağlayacak bir uzuv oluşur. Tüm memeli hayvanların elinde ve ya elin homolog organlarında 5 tane kemik vardır. İskelenin kalan parçası değil mi?
Dedim ya bu doğal seleksüyona aykırı, iskeleyle alakası yok. Sürünen işe yaramayan bir organ doğal seleksiyonla ortadan kalkmalıydı daha başta.

3-Kaldı ki darwin bu okuduğu okulu biteremeyecek kadar büyük bir kapasiteye sahiptir. Darwin resmi olarak biyolog bile değildir.

Alıntı:
Einsteinde öyledir. Okulunu bitirememiştir ama dünyanın en ünlü fizikçileri arasındadır.
Saçmalama, Einstein sadece ilkokul öğretmeninden bu çocuktan bir şey olmaz yönünde bir söz çıkmış. Kendisi de söylediği gibi, zekasının temelleri okulda değil, dışarıda atılmış bir kişidir einstein. Zürich üniversitesini bitirmiş, öğretim üyesi olduktan 4 yıl sonra profesör olmuştur.
Ha bu arada einstein demişken, hayatını okuyabilirsin, üniversitedeki ateist hocalara daha ilk günden kapak yapmaya başlamış. İnsanlar nasıl mors edilir öğrenmek istersen oku. Ha bu arada einstein bu mükemmel dengenin bir tanrının olmadan oluşmasının ve bozulmamasının, bu dengelerin mükemmel olduğunu söylemiş
en çok da şu sözünü severim,
"iki şeyin sonsuzluğundan şüphem yok, birisi uzayın sonsuzluğu, diğerin insanların ahmaklığı"
Bir de şu hoşuma gider, yüzde 100 katılıyorum: "Önyargınları yıkmak, atomu parçalamaktan daha zordur."


4-Teorisinin kabul görmesinin ise iki nedeni vardır:
a.Ateistler ve görüşleri
b.Sömürgeci imparatorlukların hukuki ve bilimsel dayanağı: (Evrimleşmemiş ilkel ırkları evrimleştirmek, insanın evrimini hızlandırmak için biz çıkıyoruz bu yola, oraları o yüzden işgal ediyoruz)

Alıntı:
Akıllı tasarımın kabul görmesininde nedenlerini sayayım istersen:

a. Kilisenin devlet erkini ele geçirerek güçlü bir otorite kurmak istemesi
b. Otoritelerine "üstün" bir dayanak yaratıp eleştirileri savuşturmak ve taraftar toplamak.(bkz. Haçlı Orduları)
c. Otoritenin kendilerine yaratıcı tarafından verildiğine inandırarak korku iktidarı kurmak.(bkz. Kut İnancı)
vs. vs.
Bana ortaçağ avrupasının safsata, doğma ve hurafelerinden örnek vererek İslam'ı suçlama. Ortaçağda içine şeytan girmiş diyerek adam yakılan , dünya yuvarlak diyen Galile'yi asmak isteyen Avrupa'ya karşılık İslam dünyası zaten dünyanın yuvarlak olduğunu, bunun Kur'an'da yazdığını söylüyordu. Hz. Muhammed eğer herkesin ipini elinde tutmak için bu dini uydursaydı
-Yemeksiz kalıp gerektiğinde günlerce sadece hurma ya da sirke ile ekmek yemek zorunda kalmazdı,
-Hangi devlet başkanının cübbesinde 7 yama vardır,
-Hangi devlet başkanı karşısında konuşurken heyecanlanan kişiye "ben kuru ekmek yiyen bir kadının oğluyum" der,
-Hangi devlet başkanı her zaman en önde savaşır,
-Hangi devlet başkanı sadaka (para) kabul etmez,
-Hangi devlet başkanı insanlara karşı o kadar hoşgörülü ve güler yüzlüdür.
vs. vs. dedim ya onlar kitabı para karşılığında ve çıkarlarına uygun olmadığı için değiştirdiler.


Alıntı:
Üremek için gerekli olan aşk mı dedim? Sevmedende sevişilir. Sadece üremek için partnerini seçme konusunda paradoks yaşamaman konusunda önemlidir. Dikkat ederseniz belirli bir "aşık oluncak kadın" yoktur. Eş adayları konusunda bir kavga ortamını önler. Güzel kavramları yakındır. Aşk olmasaydı herkesin yaklaşık olarak aynı kadınları seçtiğini düşünürsen erkek nüfusunda ciddi bir düşme olacağını görürsün (:
Sen demiyor muydun zevkler görecilidir diye? neyse.


بكر

Konu bekir_91 tarafından (18-08-2010 Saat 01:20 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #33 (permalink)  
Alt 18-08-2010, 01:27
bekir_91 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 01-07-2008
Mesajlar: 92
Alıntı:
Kali´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Gerçekten ne kadar korkaksın be bekir_91. Gudubet ayet-münafikun müşfikun -mucize tacize diyerek islam bokunu mıncıklayarak kendinden kaçmaya çalış, sanki etraftan sürükleyip getirdiğin hurafeleri, basmakalıp saplantıları sikleyen var. Sanki varlığının ya da yokluğunun ispatının mümkün olmadığı konularla kafa yorup başkalarının kafalarını si..... ....
Senin derdin ne biliyor musun? Egoistsin, Kendi görüşüünün yanlışlığını kabul edemiyorsun. İlla dediğim dedik, çaldığım düdük diyorsun, başka da bir şey yok. At, çıkar bakalım at gözlüklerini. Gözlerini kamaştırmasından korktuğun ışıktan kaçarak bir şey elde edemezsin.


بكر
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #34 (permalink)  
Alt 18-08-2010, 12:35
chAos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ruimte
 
Üyelik Tarihi: 17-10-2009
Mesajlar: 431
Alıntı:
bekir_91´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Senin derdin ne biliyor musun? Egoistsin, Kendi görüşüünün yanlışlığını kabul edemiyorsun. İlla dediğim dedik, çaldığım düdük diyorsun, başka da bir şey yok. At, çıkar bakalım at gözlüklerini. Gözlerini kamaştırmasından korktuğun ışıktan kaçarak bir şey elde edemezsin.
Heyyy şu yazdığın paragrafın neresindesin sen, yani kendinide katııyormusun bu söylediklerine.

egoist olmayan insan varmı
yada
kendini yanlış gören insan
veya
çalınan düdüklerin yarattığı orgasm

Diyecemğim şu ikinizde buna benide katayım yanlışız. insan doğru bir varlık değildir. yanlış ı kim neye göre belirliyor. senin inancın sadece seni sikler tıpkı herkesinki gibi. yok ayak tabanında çarpınca şisen hava yastığı varmışda bunu bir mühendis yapmış. sen varmıydın yaratıcının yanında, berabermi tasarladınız. götten atmasyonlu bilimsel ruhani boklarla güneş sıvanamaz. götündeki kasların kasılmasınıda sağlayan yüce yaratıcıdır bunu unutma sıçamaz hale gelmeden tanrısal işlere el atma. sana ne lan yaratıcının ne takdire nede yalakalara ihtiyacı yoktur. insan itlik yapsın diye uçurulan frisbi yi havada yakalasın diye sonrada efendisinin kıçını yalamak içinmi yaratılmış.

bay bilimsel geyik bana Hymen zarınında oalağanüstü varlık nedenini bir açıklayıver. bütün çeşitliliğini anlatacak şekilde latince veya ingilizce fransızca hatta eski arapçada olabilir nasıl anlatmak istersen.

Kaçarak sığınacak dulda arayarak yada açıkta kalan götüne don ararken bunun verdiği acı ve ızdırapla kendini kendine halkı çıkarmaya çalışıyorsun. "kendini bir yaratıcının var olduğuna inandırmaaya çabalamak" bir ara dönem belki aşarsın belki şarşarsında hakikatı görebilirsin. yoksa bok akar gider

herşeyi çözen herşeyi bilen modunda bir histeri-manyaklık. tanrının elçisi kıvamında bir fantezi. efendiyi ğöye çıkarıp tapınma seronomileri. emireri semir kendini semizlenki ateşte iyi yanasın.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #35 (permalink)  
Alt 18-08-2010, 15:45
bekir_91 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 01-07-2008
Mesajlar: 92
Alıntı:
chAos´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Heyyy şu yazdığın paragrafın neresindesin sen, yani kendinide katııyormusun bu söylediklerine.

egoist olmayan insan varmı
yada
kendini yanlış gören insan
veya
çalınan düdüklerin yarattığı orgasm
Ne diyorum, ne yazıyorum, baştan beri durmadan yazıyorum, egoistlik İslam'ın ruhuna aykırı,
Hz. Muhammed tam 3 defa malının yarısını devlete bağışlamış,
Benzerlerini defalarca görebilirsin, hurma bahçelerini, hayvanlarını, herşeylerini devlete bağışlamış o zaman insanlar,
Hz. Muhammed ise devlet başkanı olmanın, peygamber olmanın verdiği sorumlulukla kimsenin aç kalmaması için elindeki yiyeceği defalarca yoksullara dağıtmıştır. Sadece sirke ve ekmekle, ya da hurmayla günler geçirmiştir.
Hz. Ömer her seferinde olduğu gibi teftişteyken, sokaklarda gezerken, bir çadırda taş ağlaşan sesleri duyup, eliyle, kendi sırtında onlar için un, yağ ve yiyecek getirmiştir. Söylediklerim çok geniş toprakları olan bir devletdir o zamanlar.
Mevlana, Yunus Emre, vs. vs. tüm ermişler kendileri için değil Allah rızası için yaşamışlar. Allah rızasını kazanmak için de kimse ben diyemez, biz der. Müslüman müslümanın kardeşidir. Müslümanlıkta ana eksen kardeşinin nefsini kendi nefsine tercih etmektir. Ha bugün niye böyle, onu da sizin sisteminizin sonucu. Bugün bireysellik sen ve senin çevrende bi numaraysa bana ne? İslamı tanımıyorsan çevrendeki insanlar yaşamadığındandır, sen görmüyorsun diye yok değil ki İslam. Köylere git, şimdiki sistemin en az bozduğu kimseler köylerdedir. Bir bak, herkes kendisi mi yoksa biz mi var ortalıkta. Köylerde herkes herkesi tanır, tarlaya işe beraber gidilir, beraber gelinir, beraber çalışılır, beraber yenilir. Kimse köyde aç kalmaz, evi olmazsa köy odalarında kalır adam, hayırseverler her yere çeşme yaptırır, cebinden. Allah rızası için, al sana Ramazan ayında, haberlerde gösteriyorlar, bir dede 1 yıl boyunca 300 lira kira, 700 lira emekli maaşı var, para biriktirip bütün ramazan boyunca iftar veriyor. İftar çadırları tonlarca malzeme yine onlarca hayırseverin yardımıyla ayakta.
Sen nefsim dersen, egom, benim dersen müslümanlık sen kendin olabilirsin ama sadece kendin der, toplum da.
Alıntı:
bay bilimsel geyik bana Hymen zarınında oalağanüstü varlık nedenini bir açıklayıver.
basit işte, kız olanla karı olanın farkını ortaya çıkarıyor, sana gelen karpuza biri el atıp tatmış mı, kirletmiş mi, açmış mı o anlaşılsın diye.


بكر
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #36 (permalink)  
Alt 18-08-2010, 20:34
Kali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bu gece birileri ölecek!
 
Üyelik Tarihi: 16-03-2010
Nerden: Kali_fornia
Mesajlar: 1,401
Blog Başlıkları: 1
Sevgili بكر saplantılı, allahına soktuğumun bekir_91'i.
52 yaşındayken 9 yaşındaki bir çocuk ile gerdeğe giren bir arabın, kafasına göre sayıkladıklarından hatırlarda kalanlardan herif öldükten 150 sene sonra derlenen bir antoloji kitabını evrenin yaratıcısı birinin direkt mesajı zannedenlerle ancak bir yere kadar muhabbet oluyor, sonra tekrarlanan klişeler kabak tadı veriyor.
Yazılan en eski kuranlar kûfi yazısı ile yazılmıştır ve kûfi yazısı m.s 700'lerin sonunda ortaya çıkmıştır.
Yazılacak herşey yazıldı zaten, bundan sonra seni içindeki yenemediğin şüphelerinle başbaşa bırakmak zorunda kalabilirim.
İnsan (ego) olmanın zorunluluğundan sikik-dökük allah-kuran safsataları ile kaçabileceğini, insanları karpuz, kendi mantığını ışık zannediyorsan bini bir para etmeyenler sürüsünde meeelemeye devam et.
Hayat sokunca, safsata yerine yaşamının yankısı girmeden bilincine
Koyun koyun bakarsın varoluşa, ağzında bir dua "tükrükleeeeeeeee"

Konu Kali tarafından (18-08-2010 Saat 20:49 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #37 (permalink)  
Alt 18-08-2010, 22:48
Sil baştan...
Sharpshooter Champion, Lost Your Marbles? Champion
 
Üyelik Tarihi: 23-02-2010
Mesajlar: 277
Bana hiçbir bilimsel açıklama getirmeyen biri ile tartışacak bir şeyim yok!


Benim olduğum yerde ölüm yok, ölümün olduğu yerde ben yokum. O halde ölümden niye korkayım ki?
Epikuros

Şüphe değil, kesinliktir insanı deli eden. Nietzsche
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #38 (permalink)  
Alt 19-08-2010, 10:42
chAos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ruimte
 
Üyelik Tarihi: 17-10-2009
Mesajlar: 431
Alıntı:
bekir_91´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
basit işte, kız olanla karı olanın farkını ortaya çıkarıyor, sana gelen karpuza biri el atıp tatmış mı, kirletmiş mi, açmış mı o anlaşılsın diye.
annesinide karpuz olarak nitelendiren bir kişilik enteresan. islam insanı karpuz olarak görüyor ve sende iyi bir mümin isen senin inancını sikeyim göt herif.

yüce allahım bu kulun eğer senin kulun ise kusura bakma ama böyle bir kulun varsa seninde götüne koyayım. allahım senin yolladığın veya öyle sandığımız ayetlerine sıçayım şu bekir_91 kulu vasitası ile bunu hakediyor çünkü.allahım sende sikinlemi düşünüp muhammed gibi götünlemi konuşursun. bu kuluna biraz akıl versen olmazmıydı.
akılsız kullar yüzeünden bak sende küfür hakaret yiyorsun. ne bok yemeye varsın şu kullarına itlerine sahip çık. götleri meydanda dolaşmasınlar. yoksa küfrü sen yersin kulların vasıtası ile.

bekir_91 yaşın kemale ermiş. sik kafalı biri olduğun ve karpuzlara taciz ve tecavüz ettiğinde belli damacana kutsal damacana. damacananında hymen zarı varmıydı acaba.

peki senin tanrının zarı varmı mesela two şeş atabiliyormu.

anneni kim kirlettiki sen dünyaya geldin. babanın siki ananın vaginasına girmesi sonucu bir kirlenmemi yaşandı yoksa belli zaten vahdet-i vucud tezahür eden

ama allah varken penisi besmele ile itmeli vagina yoluna değilmi. iyide böyle kontrol olursa sex de o zaman orgasm olmaz mutluluk vermez it gibi çiftleşme olur pornografik olur allah izlerken masturbasyonmu yapar ne eder bilemeyiz kudret sahibi yaratıcını alda götüne sok hadi ikile yallah sokarım sıçarım böyle inancada allahınada muhammadinede.

bilim anlayışını sikeyim dedeni babanı senide sikeyim. götsünüz sik olma hayali ile yaşarsınız.

şeytan sizi sikecek eninde sonunda hemde kendi sikinizle merak etmeyin. karpuz kim neymiş görürsünüz bizzat yalın vahşi gerçeklikte.

yukardaki yazı son derce akademik bir dille ve bilimsel yaklaşımla kaleme alınmıştır. 18 yaşından küçük insanlardan özür diliyorum.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #39 (permalink)  
Alt 20-08-2010, 19:58
Orgon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CoSmiC VoiCe
 
Üyelik Tarihi: 16-12-2009
Mesajlar: 1,402
Bok un bile bir değewri vardır nitekim gübre olarak iş görür doğada. Ancak kuran dan- nasıl- bilimsel- anlamlar- çıkarabiliriz-loji uzmanlarının o kadar değeri yoktur çünkü bir işe yaramadıkları gibi insanların aklına tecavüz etmeye çalıştıkları gibi, iğrenç ahlak yargılarına açıktaki bir üreme organını koruyan zarı, erkeğin kadına vurduğu; benimdir kanadı, kanamadı başkası girmiş demek ki bu kız değil orospu mührü olarak açıklayabilir ve yüce tanrının aklı der bu idiotluğa. Ya da mucize olarak kuranı açar ve orada ay var günbelş var bak çarpışmıyorlar demek ki ben yaptım diye yazan cümleleri okuyup bu bilginin M. Ö 4000 lerde bile bilindiğini çünkü M. Ö. 400 lerde bile insanların düşünebildiğini kendi düşünemediğinden farketmez ve kitabın bilimden önce herşeyi söylediği yalanını atar. Ya da yada, ayı dağa indiren muhammedin ay ın gerçek boyutunun dağa inmeyecek kadar fazla olduğunu dikkate almaz oysa kutsal kitabında bu da bir başka mucizedir. Ya da enteresan bulunduğu için düşmanlara pişmmiş taş atan kuşu ebabil olarak seçen kuran derleyicileri doğanmın bir oyununa gelşdiklerini bilmediklerinden kendi mucizeleri ile yalanlarını beyan ederler nitekim ebabil kuşlarının biırakın taş tutmayı dala tutunabilecek pençeleri de yoktur uçarken uyurlar ve sadece çiftleşme zamanı ve ürerken tepelerdeki yuvalarına girerler ayakları üstünde ne yürüyebilir ne de tutunabilirler.

Yeryüzündeki tüm dinler aptallar içindir, sadece aptal olan adan bir üst otoriteden nasıl yaşayacvağını veyya ödül ceza ikilemi dahilinde hayatını yönlendirmeyi akıl zannedebilir.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #40 (permalink)  
Alt 20-08-2010, 21:52
abdul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sivil
 
Üyelik Tarihi: 21-07-2007
Nerden: christiania
Mesajlar: 147
Alıntı:
chAos´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
18 yaşından küçük insanlardan özür diliyorum.
neden

mesaj kısa
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
bilimsel, kur'an'ın, mucizeleri


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Bilimsel Anarşizm ya da Anarşizmde Bilim Diktatörlüğü Yaklaşımı Orgon Anarşizm 7 29-06-2010 22:15
Bilimsel Buluşların Felsefi Sonuçları kaos Felsefe 0 20-10-2009 15:37
Yaradılışçı İddialarına Bilimsel Cevaplar kaos Bilimsel Mevzular 0 23-08-2009 13:41
Super dini ve bilimsel siteler Gok_tan Serbest Kürsü 23 14-08-2008 19:06
Bilimsel Etik LYNX Lorem Ipsum 0 13-10-2007 21:38


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 22:02 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info