Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Kültür & Sanat > Bilimsel Mevzular

Bilimsel Mevzular Bir soru daha sorabilme sanatıdır bilim.

Günümüz dogmatik mevcut biyoloji ve mikrobiyolojisinin temellerinin çatırdayışı...

Bilimsel Mevzular içerisinde Günümüz dogmatik mevcut biyoloji ve mikrobiyolojisinin temellerinin çatırdayışı... konusu: Günümüz dogmatik mevcut biyoloji ve mikrobiyolojisinin temellerinin çatırdayışı... Somatidyen Ortobiyolojinin doğuşu (ve bastırılan bir kanser tedavisinin öyküsü) Naessens, 1940'lı yıllarda bu mikrokobu geliştirdiği vakit, daha elektron mikroskobu bile ortalıkta yoktu. ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 23-02-2010, 21:51
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 01-02-2009
Mesajlar: 123
Standart Günümüz dogmatik mevcut biyoloji ve mikrobiyolojisinin temellerinin çatırdayışı...

Günümüz dogmatik mevcut biyoloji ve mikrobiyolojisinin temellerinin çatırdayışı... Somatidyen Ortobiyolojinin doğuşu (ve bastırılan bir kanser tedavisinin öyküsü)

Naessens, 1940'lı yıllarda bu mikrokobu geliştirdiği vakit, daha elektron mikroskobu bile ortalıkta yoktu. 1940'lı yıllarda geliştirilen bir mikroskop kaç katlık bir büyütme gücüne sahip olabilirdi ki? 2000 mi, 5000 mi , olmadı 8000 mi? Naessens'ın geliştirdiği bu mikroskop tam 30,000 kat büyütebiliyordu ve çözünürlük düzeyi tam 150 Amstrong'du. İncelenecek materyali hiç bir boyama ve kaplama işlemine ihtiyaç bırakmaksızın, onları canlı ve doğal halleri ile gerçek zamanlı (real time) olarak gözleyebilme yeteneğine sahipti. Bu mikroskop bugün hepimizin bildiği mevcut biyoloji ve mikrobiyolojinin temellerinin kökünden değiştirilmesini gerektiriyor. .. Bu mikroskobun adı "somatoskop" ....



Bir kere mikroskobun okülerinden gözlenen ışık, incelenen örneğe çarpan ışığın bir parçası, yansıması veya akrabası değil. Ökülerden gözlenen ışık canlı materyal tarafından salınan doğal ışınların ta kendisi. Çeşitli işlemlerden geçirilerek canlı materyal üzerine gönderilen ışınlar, yalnızca onları kendi ışınlarını üretmeleri için uyarıyor, (örneğe çarpan ışınlar görünür bölge frekans aralığının dışındalar). Bu ışınlar hücreleri uyarıyor ve onları kendi ışınlarını üretmeleri için uyararak ışın kaynağına dönüştürüyor. Çok yüksek çözünürlük düzeyi de, ışınların tek bir kaynaktan çıkmasından dolayı mümkün oluyor...



Bugün (2010) bu çözünürlük düzeyini hiç bir mikroskop geçmeyi başaramadı. Tek bir mikroskop dışında: elektron mikroskobu. Fakat çözünürlük ve büyütme gücündeki bu görkem gene de, Naessens'ın mikroskobunun şu an dünyanın en güçlü mikroskobu olmasını değiştiremiyor. Neden? Herşeyden önce elektron mikroskobu örneği öldürmeden, metal buharı ile onları yakarak zarar vermeden ve doğal halleri ile gözlemeye izin vermez. Bu ise mikrobiyoloji başta olmak üzere, bugünün mevcut biyolojisinin çok yanlış bir yola sapmasına neden olmuştur.



Çünkü biyolojik araştırmalarda, canlı materyalleri öldürmeksizin, doğal halleri ile onları doğal ortamlarında, çok yüksek büyütmelere çıkılarak gözlemenin önemi çok büyük. Elektron mikroskopları ancak incelenecek materyallerin dondurulmuş fotoğraflarını çekebilmektedir. Onları hareket halinde devinimlerini ortaya çıkaramamaktadı r, dehidrasyona neden olarak onları öldürmektedir. (Birçok evrimsel ve bilimsel olgu da aslında bunun yüzünden batmıştır). Diğer mikroskopları n kullanılarak örneklerin boyandığı ve çeşitli işlemlerden geçirildiği birçok durumda aynı sonuçlara neden olmaktadır.

Naessens, geliştirdiği mikroskobuyla kanda bulunan, çok küçük canlı partikülleri, somatidlerin varlığını saptadı. Somatidler:



* pleomorfik( şekil değiştirebilen) bir yaşam döngüsüne sahipler, virüslere benziyorlar, ama somatoskop altında fıldır fıldır da hareket ediyorlar.



*hücre bölünmesi (en başta mesela eritrositlerin ve diğer dokuların) ve onarımı gibi birçok temel fonksiyonları nın düzenlenmesinde çok büyük öneme sahipler.



*çevre ortam sıvısında bulunuyorlar, oysa boyama, yıkama ve kaplama işlemleri bu sıvıyı temizliyor ve gözlenmelerine engel oluyor,



*Somatidlerin bütün bütün hayvanların (ve insanlarında elbet) kanında bulunduğu ve hatta belki de bütün canlı yaşamla iç içe olduğu söyleniyor. Canlının bağışıklık sistemi ve genel güçlülüğü bir şekilde aksadığı zaman pleomorfik olarak çoğalıyor, değişime uğruyor ve birçok hastalığın oluşmasına neden oluyorlar. Bu bulgular aslında birçok hastalığın dış kontaminasyona veya genetiksel etmenlere dayandığı savını çürütüyor.



Şu savı güçlendiriyor: " mikroplar hiçbir zaman hastalıkların bir nedeni değil, sadece bir sonucu ve belirtisidir. "



Naessens'ın geri kalan hikayesini şöyle bir alıntıdan dinleyelim:




"somatid devrimi...



Gaston Naessens, henüz Fransa'da iken, çığır açan antikanser ilaçlar bulmuştu. Bu alanda ünü yayılır yayılmaz tıp otoriteleri yasa ve yetki dışı faaliyetlerde bulunduğu gerekçesiyle onu mahkemeye verdiler. Gaston Naessens, büyültücü gücü yüksek bir mikroskobu ürettikten sonra normal mikroskoplarda görülmesi imkansız olan canlı organizmalar keşfetti, bu organizmalara 'somatid', mikroskopuna da, 'somatoskop' adını verdi. Somatidler, sağlıklı insanda üç değişim gösteriyordu: Somatid, spor ve çift spor. Uzun inceleme yıllarından sonra şu sonuca vardı: İnsan veya hayvanın bağışıklık sistemi herhangi bir nedenle zayıfladığında, somatidler 13 ek gelişme gösteriyordu. Sonuncu evrede ise insan ya da hayvan da bir sürü dejeneratif hastalıklar ve hatta kanser görülüyordu. Somatidledrin bu gelişim şekillerine bakarak, bir insanın hastalığa tutulabileceği 1.5 yıl önceden anlaşılabiliyordu. Gaston Naessens'e göre kanser bir bağışıklık sistemi hastalığıydı.

İnsanın yaşadığı, özellikle stresli dönemlerde, biyolojik bozukluklarda ve zehirlenmelerde somatidler 'azarak' birbiri ardına 13 gelişme yaşarlar. Hücreler ilkel özelliklerine dönüşür ve süratle çoğalmaya başlarlar ve sonunda kanser belirir...



Gaston Naessens, bu olayı tersine çevirecek bir ilaç geliştirdi. Azotla zenginleştirilmiş bildiğimiz 'kafurun' dan 714-x dediği maddeyi buldu. Bu madde tümör hücrelerinin tüm azot ihtiyacını gidererek kanserojen faktör olan CKF salgısını durduyordu. Gaston Naessens'in uygulamaları Kanada'da büyük başarı kazandı ve hastalar Kanada'ya akın etmeye başladılar (1991). Önceleri çalışmaları engelleyen gestapoların elleri Kanada'ya kadar uzandı ve Quebec Tabibler Birliği, bir kanserlinin doğal ölümünü Gaston Naessens'in tedavisine bağlayarak onu cinayet suçundan mahkemeye verdi. Olayı duyan bütün hastalar Gaston Naessens'in yardımına koştu ve dava kazanıldı. ilaç tekelleri kafurunlu tedaviyi halen reddetmeye devam ediyorlar... .
(Kaynak: http://www.giresunp ostasi.net/ haber.php? haber_id= 1515 )"



Kanda bulunan bu yapıları Naessens'dan başka insanlar da gözlemedi değildi aslında. Hücreleri canlı halleri ile yüksek büyütmede inceleyen birçok araştırmacı farklı isimler altında bu yapıları keşfedip, işlevlerini tanımladılar. Bunlardan bir tanesi 1930'ların başlarında, bunları gözleyen, elektronik tıbbın kurucusu Royal Raymond Rife'tır. Rife geliştirdiği, görüntüyü 60,000 kez büyütebilen (çözünürlük düzeyi 100 nm civarı) Evrensel Mikroskobu ile bu pleomorfik (şekil değiştirebilen) yapıları tanımladı. Bu yapıların BX virüs adını verdiği formunun kanserin sebebini oluşturduğunu buldu. [Rife bu mikroskobik teknolojiyi, üzerine onunla rezonanse olabilen, (bir prizma aracılığıyla) ışığın çok dar ve hatta belki de tek dalga boyunu sahip ışınlarını göndererek, materyalin kendi ışınlarını oluşturmasını sağlayarak başardı.] Aynı şekilde bu pleomorfik yapıların yapıların BX virüs formunun kanser de dahil birçok hastalığına neden olduklarını tespit etti ve elektronik yöntemlerle tedavisini de gerçekleştirdi. Elektronik yöntem: Rife spesifik mikro ve radyo dalgalarını kullanarak her mikroorganizma için belirlediği ölümcül spesifik titreşim değerleriyle, diğer doku ve canlı yapılara zarar vermeksizin, canlı bedende bunları detoksifiye ederek tedavi etmişti. Ne kadar ilginçtirki, geliştirdiği yöntemlerin ilaç şirketlerinin çıkarına kullanılmasını kabul etmeyince laboratuarıan hırsız girmiş, laboratuarı yakılmıştır. Bulgularını özel bir toplantıda açıklayana kişi ve birçok çalışma arkadaşı garip bir şekilde can vermiş, Rife'ın kendisi de Amerika'dan kaçmak zorunda da kalarak, Meksika'da aşırı alkolden, cebinde beş parasız can vermiştir. Rife'ın bulguları bakterilerin virüslere dönüşebildiklerini gösteriyordu. Bugün Rife'ın mikroskobu piyasada yok, benzer çözünürlük düzeyine ulaşabilen sadece tek bir mikroskop son bir kaç yıl içerisinde anca piyasaya sunulabilmiştir. (Bunun kaşifi Kurt Olbrich'tir, mikroskobu Ergonom 4000, Alman mühendis, 2007'de çıkmıştır, bu pleomorfik yapıların ölçüm standartlarını gerçekleştirmiştir kendisi.)



Aynı benzer yapıları, Orgonomy'nin kurucusu Wilhelm Reich'de bulmuş ve T basili adını vermiştir. "Cancer Biopaty" ( Türkçesi mevcut) isimli kitabında geleneksel kanserbiliminin yanılgılarını sıralamış ve geleneksel kanserbilimin hücreleri canlı (doğal) halleriyle gözlemedikleri ve 1000'lik büyütmenin üzerine nadiren çıktıkları şeklinde uyarıda bulunmuştur. Ona göre bu olguların gözlenebilmesi için en az 2000'lik bir büyütme şarttır. Kendisi o zamanın şartlarına göre araştırmalarını 5000 kez büyütebilen bir mikroskopla gerçekleştirebilmiştir. (1940'lar, 50'ler). Elindeki mikroskobun koşulları nedeniyle pleomorfik yapılarını diğerleri kadar ayrıntılı betimleyemese de pek çok önemli gözleme imza atmıştır. En azından birçok hastalıkta (özellikle kanser) etkin rol oynadıklarını görmüş, bunları gözleyerek erken tanısında bulunmuş ve geliştirdiği orgon sağaltımını ile tedavilerini yapmıştır. Kanserli hücrenin T basillerinin vücutta artan miktarına karşıt bir tepkiden doğduklarını bulmuştur. Reich'in diğerlerinden farklı olarak bunların bozulan hücre ve dokulardan türediklerini söylemiştir. Ona göre kanser hastalığı yılları kapsayan sürüp giden genel bir dirimsel bozukluğun vardığı son noktaydı. Kontamine bir hastalık değil, vücudun içten çürümesiydi. Kanserli ur veya hücre kanser hastalığının bir nedeni değil sadece gözle görülür ve elle tutulur en son belirtisiydi. Bulguları Tıp otoriteleri tarafından kabul görmeyerek sahtekarlıkla suçlandı, bütün kitapları Amerikada FDA gözetiminde yakıldı, Enstitüsü (Orgon Enstitü) kapatıldı ve ülkeden ülkeye kaçmakla geçen hayatı 1957 yılında bir Amerikan hapisanesinde son buldu. Kitaplarının yakılması ABD tarihindeki en yanlış sansür uygulamalarından biri olarak değerlendirildi.



Bunların dışında kimilerinin simbiyoz veya parazit olarak bahsettiği bu pleomorfizm diğer başka birçok insan tarafından da gözlendi ve birçok insan şu sonuçta birleştiler: " mikroplar hiçbir zaman hastalıkların bir nedeni değil, sadece bir sonucu ve belirtisidir. " dediler.



Bugün bu pleomorfik yapılar günümüz klasik tıbbı tarafından tanınmazlıktan geliniyor, kanserin genetiksel bir etmenden kaynaklandığı ve ancak tanısının ur ortaya çıktıktan sonra konabileceğini kabul ediliyor, ilaç şirketlerini paraya boğacak tedavi yöntemlerinin (kemoterapi ve radyoterapi) kullanılması gerektiğinde ısrar ediliyor. Buysa hastanın bağışıklık sistemini çökertmekten başka bir işe yaramıyor, hatta onları öldürüyor.



Oysa bütün bu insanlar ve diğer başka insanlar, bu yapıların varlığını ve değişimini tanıyarak kanserin ön tanısının nasıl gerçekleştirilebileceğini bulmuşlar ve kesin tedevilerini de birçok kez geliştirmişlerdir. Kanserin tedavisi bu güne dek dünya üzerinde birçok kereler mevcut olmuş, ama istenmeyen otoritelerce bastırılmışlardır. Bugün ancak bireysel bazlı çalışan hekimler ve az sayıda insan bu yöntemler üzerinden çalışıyor ve bunları bir tanı aracı olarak kullanıyor.



Naesssens bugün hala yaşa da, somatoskobu bugün piyasa da yok. Geliştirdiği, 714X ABD'de FDA tarafından yasaklanmış ve Kanada'da günümüzde ancak özel programlar altında kullanımı serbest bırakılmıştır. Kanada'da üretilmekte ve buradan diğer ülkelere ihracatı yapılabilmektedir.



Somatoskop bugün az sayıda araştırma gruplarınca biyofoton araştırmalarında da kullanıyor.



Somatid döngü nedir, Somatoskop nasıl çalışır? Daha fazla merak edenler için:




Somatoskop ve Somatid Teori (Gaston Naessens)
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 24-02-2010, 13:53
Orgon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CoSmiC VoiCe
 
Üyelik Tarihi: 16-12-2009
Mesajlar: 1,402
Dogmaların aşılması zaman alıyor. Bu mikropların çoğu hastalığın oluşumunda asıl etken olmadığı aslında önceden bilinen bir gerçek genellikle vücut fonksiyonlarının zayıf düşmesi sonucunda mikrop oluşumu ve istilası ortaya çıkıyor.

Yukarıda sözü geçen asraştırmalar ve daha bir çok başka olgu çok daha önce Sigmund Freud un baş asistanı Wilhelm Reich tarafından kanıtları ile birlikte ortaya konmuştu. Reich canlı hücreleri 5000 büyütmeli olarak inceleyebildiğini belirtmiş, hata hareketsiz varsayılan sinir hücrelerinin bile devindiğini öne sürmüştü. Reich ın icat ettiği buna benzer birçok olgu halen kendi kurduğu orgonomi biliminin araştırma konuları dahilindedir.

Ancak bu konuda modern bilimin dezenformasyon ve karalama kampanyaları sektörel kapitalist bağlar nedeniyle halen oldukça yaygın durumda. Örneğin en önemli biyokimyasal dogmalardan bir tanesi ki kökeni yoktan varolma dogmasına kadar gider ilk canlının oluşumu dogmasıdır. Reich bu konuda da birçok mikroskop çekimi yapmış fakat bulguları otoritelerce kabul görmemiştir kakin orgon bilimine göre canlının mucizevi oluşumu veya ilk hücre diye bir durum söz konusu olmayıp,cansızlardan canlılara kimyasal dönüşüm saf su ortamından doğrudan elde edilebilmiştir.

Bu yeni gelişmeler heyecan verici son 10 yıldır hücre biliminden diğer organik biyokimyasal süreçlerin yeni bulgularına kadar Reich in bir çok tezinin kanıtlandığını gözlemlemekteyim. Umarım doğaya mekanik bakan, daima bir başlangıç dogması ile kısıtlayan bu düşüncelerin ne kadar bilim dışı oldukları ve kökenini klasik fiziğe bulaşmış ortaçağdan kalma yaratıcılık mutlaklık düşüncesinden aldığı zamanla anlaşılabilir.

Yukarıda Reich den ve orgon dan bahsedilmiş olduğu için biraz daha açmakta fayda var.

Reich araştırmalarına psikanaliz konusunda başladı ve psikanalitik sağaltımı tersine çevirdi. Bu noktadaki farkım serbest çağrışımı bir yana bırakıp hastanın direnç mekanizmalarına ve bu direnvci doğuran etkenleri anlamaktı. Freud daha önceden kas kasılmaları ile psikolojik bozuklukları ilişkilendirmiş fakat bunun üzerinde teorik olarak durmamıştı. Dolayısıyla da libido kavramı havada kaldı bunun ötesinde yine Freud un kanıtladığı tüm uygar insanlarda istisnasız çeşitli nevrozlar etkindir şeklindeki olguların da kökenine inilemedi zira bunların temelinde aile yapısı,sosyal kurumlar ve ahlak yapısı etken durumdaydı.

Freud ile Reich i Reich in kovuşturulup gözden düşürülmesine ve sonunda ülkeden ülkeye sürülürken en son ABD de kodese tıkılmasına neden olan kavga da buradan hareketle başlar.

Reich toplumun mevcut ahlak ilkelerine, aile kurumuna, devlete, her türlü dogma ya ve mutlak anlayışa karşı savaş açılması gerektiğini öne sürer ve bunun bireysel psikolojideki etkilerinden özellikle de faşizmin iktidara gelmesine neden olan kitlesel şekli olan Coşkusal Veba tanımını da kapsayan tıbbi somatik kanıtlarıyla da altını doldurur.

Bu bakış açısınının gerekçelerini de Freud a atıf yaparak, "Madem mevcut durum bakımevi deneylerimizde kanıtladığğımız gibi böyledir,doktor olduğumuza göre boşuna uğraşmıyor isek bunun laboratuvarlarda uyuşturucu madde yardımıyla çözümünün de olmadığı ortadadır. Dolayısıyla sorumluluğumuz edindiğimiz ünvanlardan daha önemlidir ve bu bulguları saklı tutamayız. Halkın ve kitlelerin yararına kullanıp geliştirmektenn ve net sorularla bunları göz ardı etmeye çalışanlarla savaşmak zorundayız"

Reich in bu tavrı uluslar arası ruh çözümleme derneğinden atılmasına neden oldu. Freud en son "biri ben Reich den kurtarsın" diye bağırmış ve kovuşturmalar neticesinde arzusu yerine getirildi. Çünkü Reich olayın iç yüzünü çok hızlı biçimde çözümlemiş,ustasının eski yaratıcılığını kaybedip kurumsal yapıya entegre olduğunu ve asıl sorunları es geçtiğini anlamıştı. Freud un son kaleme aldığı ve haklı eleştirilere karşı da arkasında durmayıp edebi bir deneme diye tanımladığı ölüm güdüsü tanımlaması buna iyi bir örnektir mevcut sistemin mistik inancı olan armageddon olgusunu mitolojik öğelerle psikolojiye bulaştırmıştı ve deneysel açıdan ölüm güdüsü için hiç bir kanıt söz konusu değildi. Ancak ilginç şekilde bu tez Freud un diğer eserlerinden daha çok dikkat çekti ve aşırı ciddiye alınıp otoritelerce en önemli ve tutarlı tezmiş gibi değerlendirildi.

Reich bunun ardından tıbbi araştırmalara yoğunlaştı ve psikanaliz kuramlarından umudunu kesti. Ancak toplumu en çok örseleyen rahatsızlıkların kökeninde Freud un ilk öngörüsünün kanıtlarından kurtulamıyordu. Nitekim yıllar süren deneysel çalışmaları sonucu bir kanser hücresinin nitelik değiştirerek daha ilkel bir form olan amitoz bölünen vücut hücresi olduğunu gözlemledi. Dönüşüm uzun süreçte yaygınlaşıyor ve zamanla tüm hücreler bundan etkileniyordu.

Bugün endosimbiyoz kuramı ile bahsi geçen ökaryotik hücre modelinin tanımını Reich de yıllar önce yapmış, kompleks hücrelerin,mitokondri ve plastidlerin daha ilkel formlar olup simbiyoz yaşam dahilinde evrilmiş yapılar olduğunu gözlemlemişti. Bunun yanı sıra ölüm sonrasında havadan gelen bakterilerin 10 parmakla sayılabilecekmkadar olduğunu ve asıl çürüme olgusunun bu nitelik dönüşümünün hızlı bir şekilde yayılması olduğunu da gösterdi. Yani kanser, yaşayan varlığın yerel bir bölgesinin ölmesi idi. Bu nitelik değişimini enerji bilimsel olarak sağlıklı hücre ile hastalıklı hücre arasındaki ışıma farklarını göstererek de teorize etti. Aynı kan plazmasının hastadaki ölüm tepkisi ile sağlıklı kandaki biçimi farklıydı. Organik yapı içinde kaynatarak öldürdüğü kan hücreleri eğer sağlıklı birine ait ise mavi kabarcıklar halinde şişerek ayrışıyor,bunun yanında kanserli kan küçük basillere benzeyen ancak onlardan çok daha küçük T kabarcıklarına ayrışıyordu. Mavi kaparcıklara PA adını verdi. PA tepkimesi bağışıklığın da alyuvarlarla ilişkisini ortaya koymuştu. Nitekim hala hastalıklar sırasındaki alyuvar artışı ile bağışıklık arasında doğrudan bir ilişkiye dair akla yatkın net tanım tıbben yoktur. Alyuvarların virüsleri nasıl yok ettiği de bilinmez nitekim fagositoz yapan akyuvarlar her hastalıkta tek işlevsel bağışıklık birimi değildir.

Sağlıklı kan hücreleri hastalıklar sırasında ayrışarak ki bu hücrelerin öldüğü bir andaki tepkidir, PA kabarcıklarına dönüşüyor,bu kabarcıklar zayıf dizgeleri kötürüm ediyordu. Bakteriler de buna dahildi ve T kabarcıkları. Ancak T kabarcıkları tersine vücudun ve bağışıklığın zayıf düşme nedeniydi yeterli enerji olmadığında PA tepkisi T tepkisini yenemiyor ve hastalık ortadan kalkmadığı gibi yayılıyordu.

Reich ölü bir ot parçasını suya batırarak bitki hücre grubundan ayrılan yalancı ayaklı amipsileri gözlemleyip bunları fotoğrafladı. Bu amipsiler önceden bitki hücresi iken ölümden sonra daha ilkel yani mitoz bölünecek kadar enerjiye sahip olmayan formlara dönüşüyordu.

Peki bu enerji nereden geliyordu? KKanser hücreleri ile sağlıklı hücreler etrafında oluşan ışık çemberi arasındaki bariz fark hücrelerin bir enerji taşıdığını gösteriyordu. Reich bu enerjinin solunum refleksi ile elde edildiğini herkes gibi biliyordu ancak kanser hastalşarında ve nevrozlarda gözlemlediği başka bir semptom olan yüzeysel nefes alma tepkisinin bununla ilişkisi saptanmış değildi. ani, Freud dönemindeki bakım evi deneylerinde kas kasılmaları ile nevroz ilişkiliydi. Kas kasılmaları kişisel vücut duruşundan verilen tepkilere kadar kişinin sabit alışkanlıklarını da belirliyordu. Freud bunların ilk 3 yaşta temellenip, sonraki çatışkılarla arttığını da bulmuştu. Reich bunun üstüne direnç mekanizmalarının üzerine gidilebildiği gibi doğrudan anlık tepkilerdeki mimiklerin,davranışların,kaygı tepkilerinin üstüne de doğrudan kas kasılmalarını kişiye göstererek vegetherapy yöntemini geliştirmişti.

Sonraki kanser araştırmalarında T tepkisinin solunum eksikliğinden olduğu anlaşıldı. Nitekim yeterince enerji iletimi sağlayamayan hücreler ölüm tepkisine giriyordu ki bu durum Freud un söylediği gibi genel bir doğal içfgüdüden değil,doğal içgüdülerin ketlenmesinden ve bireyin bu duruma mecburen adapte olmaya çalışmasından ileri geliyordu. Peki mecburi adaptasyon nasıl oluyordu? Bunun nedeni genel bir canlı tepkisi olup rahatsızlık verici durumu en az etkilenecek hale indirgemeye çalışmasından ötürüydü.

Örneğin tüm algısı açık bir vahşi hayvanı aniden kafese kapatırsanız kendini öldüresiye tepki gösterir ve çeşitli uyuşturucular ve kimyasallarla kan dizgesi ve sinir sistemi pasifize edilemezse kendini öldürür. Ancak bu baskı uzun sürece yayılır, ya da yavru iken ortama alıştırılırsa zaten vahşi olmaktan çıkar ve pasif hale gelir bu haliyle evcill hayvanlar daha fazla bakıma ve aşıya muhtaçtırlar buna tamamı evcil olan insan kültürü ve yaşamı dahildir. Aynı şekilde saldırgan bekçi köpekleri zincir ve baskı ile eğitilirler. Bunun insan toplumundaki biçimini Reich ayrıntılarıyla coşkusal veba olgusunda açıklamış,kitlelerin linç e ve savaşa eğiliminin altında aslında kendilerini kısıtlayan otoritelere karşı evcilleştirilmiş saklı kalmış bir nefret bir coşkusal tepki olduğunu ortaya koymuştur.

İşte bu noktadan sonra bu solunumdan gelen enerjinin kas kasılmaları ve yüzeysel solunum nedeniyle ki bunlar birbirlerini beslemektedirler, ketlenmesi durumu belli kritik noktalarda psikolojik ve somatik durumu da etkilemektedir. Reich tesadüfen yaptığı deneylerden birinde saf sudan canlıya dönüşümün oluştuğunu gözlemlediğinde tüm mevcut biyolojiyi karşısına almıştır. Nitekim kontrol deneyleri ile mikrop bulaşmanın olmadığını kanıtlamış olmasına rağmen, cansızdan canlının oluşumu böyle bir mesnetsiz gerekçeyle yok sayılmıştır. Bu deneyin ardından yeryüzünde ve cosmos da orgonun varlığını ortaya atıp fizik ile de karşı karşıya gelmiş, 1936 da Hubble ın galaksi evrimi kuramını eleştirerek tersinin geçerli olduğunu iddia etmiştir. (Nitekim Reich in o zamanki iddiası bugün geçerli olan galaksi evrimi kuramının aynısı olup, bunun böyle olduğu 1960 dan sonra anlaşılmıştır) Hiç bir cerrahi müdahale olmadan, yaygın urları yok edebildiği halde bunun nedenini tıp otoriteleri hastalarının sağaltıma pozitif tepki vermesi ve inanması nedeniyle psikolojik bir durum olduğunda ısrar etmiş, işin komiği bu öyle olsa bile psikolojik inancın nasıl olup da urları yokedebildiği sorusuna bir cevap vermeyi gerekli görmemişlerdir.

Toparlarsak, galaksi kuramına kadar orgon ve biyolojik süreçler Reich in henüz hiç biri çürütülememiş olmasına rağmen bedel olarak toplum sistemini ve otoriter anlayışları tamamen reddettiği içimn kovuşturulup yok sayılan orgonomi perspektifinden canlı yaşamı şu şekilde özetlenebilir.

orgon denilen enerji, mistik değildir biriktiği oranda sayısal olarak ölçülebilir ve canlının gösterdiği tepkilerin doğrudan nedenlerini oluşturmaktadır. Doğada orgon,canlıda libido olarak ölçülebilmektedir. Sarmal birleşme, üst üste binme, açılıp kapanma yani kalp atışına neden olan tepki, spiral helozonoid harekete sahiptir. Bunun dışında büyük enerji dizgesi kendinden küçük olanı absorbe etmeye meyillidir çünkü tüm birimler birbirleriyle üst üste binmeye, birleşmeye eğilimlidirler. Bunlar fırtına oluşumlarında doğrudan gözlemlenmiş ve Reich cloud buster adlı bir alet geliştirmiştir. Bunu geliştirerek yeryüzündeki orgon ve cosmos daki aşırı uyarılmış karşıtı olan D.O.R etkileşiminin doğaya doğrudan etki bulunmadan ayarlanabileceğini ve çöllerdeki verimsizliğin tersibne dönüştürülebileceğini iddia etmiştir. Öne sürdüğü teze göre bu dönüşümler dünyada çeşitli periyotlarda gerçekleşmekte, bir bölgenin çölleşme nedeni bu dengenin D.O.R lehine bozulmasından ötürüdür. Yine bu alet vasıtasıyla fırtınalar oluşturulabilir veya etkisi azaltılabilir. Ancak uzman olmayan kişilerce kullanımı felaketlere ve orman yangınlarına neden olur. Nitekim 1980 li yıllarda bir orgonomist olan Joachim Trettin Cloud buster ile batı avrupada kapsamlı bir deneye girişmiş, ancak etkisi türkiyede de görülen en yağışlı kışın ortaya çıkmasına neden olmuştur. (istanbulda bile kar kalınlığının 1 metreyi aştığı kış) Bu olaydan sonra enstitü cloud buster araştırmalarını rafa kaldırmıştır. Reich bu araştırmalar sonucunda o zaman yaygın olan astronomi teorisindeki galaksi evrimlerini eleştirmiş,spiral bir galaksinin en yaşlı galaksi olmasının imkansız olduğunu galaksilerin önce spiral bir yapıda karşıt iki ana enerji dizgesinin rast geldiği bölgelerin yanında oluştuğunu iddia etmiştir. Bununla birlikte bugün kaos teorisinde dile gelen fraktalların doğanın ve evrenin bir niteliği olduğu gibi orgon dinamiklerine dayanarak tanımlamıştır. Öne sürdüğü iddialar sonradan kanıtlansa da bugün ideolojik nedenler bahane edilerek Reich deli olarak yaftalanmış, söyledikleri yok sayılmıştır.

Vücuttaki libidoyu orgon vasıtasıyla güçlendirdiği çalışmalarda bazı kanser urlarını yok etmiş, şizofreninin beyin hastalığı olmadığını iddia etmiştir. İyileştirdiği şizofrenler de bunu kanıtlamasına rağmen, modern bilim bunları istisnai vakalar olarak değerlendirmiştir yine.

Bunun yanısıra zamanımızda daha da etkili olan genetik dogmaları da eleştirmiş, genetik yatkınlık tanımının ne olduğunu sormuştur. Bitekim kalp,kanser,damar,verem, hepatit, şizofreni,psikoz ve nevrozların somatik etkileri ve psikolojik temelleri bugün tıp otoritelerince dile getirilmesine rağmen DNA dizgelerindeki farklılıklardan yatkınlık genleri uydurulmaktadır. Reich bu değişimlerin çoğunun sebep değil sonuç olduğunu söyler. Herhangi metabolik dengesizlikte sinir sistemininn ve hormonların etkilendiğini söylemek yerine tıp biliminin bilinmeyen bir nedenden bunların bozulduğunu bu hormonal kimyasal bozulmanın da hastalığa neden olduğunu iddia ederek sonuçları sebep diye sunduğunu söylemektedir demiştir. Buna örnek olarak 2 yıl sonra ur belirtisi gösterecek olan fakat henüz ur olmadığından sağlıklı raporu verilmiş kanser hastalarını örnek gösterir. Halsizlik ve iştahsızlık rahatsızlığı ile kendisine gelen bir hastanın kan deneyinde % 85 T tepkisi gözlemiş ve kanser teşhisi koyarak tedavi etmiştir. Ancak tıp bilimine göre bir hücresel bozulma olmadığına göre iştahsızlığı ve halsizliği türlü olası nedenlere dayandırılıp hastaya sağlıklı raporu verilmiştir. Bu halen böyledir kanserde erken teşhis söz konusu olmayıp, urlar alındıktan sonra enerji dengesi düzelmediği için en çok 2-3 yıl içersinde yaşam standartlarını ve moralini toptan değiştirecek radikal bir karar almadıkça en zayıf başka bir bölgeden kişi başka bir kansere yakalanmaktadır.

Aynı durum göğüs sıkışması ile başlayan kalp damar rahatsızlıklarında da görülür. kronik kasılı kaslar sinirsel kaygı tepkisi tarafından gerili durmakta, kişi bunu bilmemektedir. Enerji verimliliği düştüğü çünkü büyükl kısmı kasılı kaslarda harcandığı için daha yorgun ve hareketsizdir. (hemen hemen her uygar bireyde varolan durum) Bunun yanısıra solunum bölgesi olan göğüs ve karın da gerili kalmakta doğal nefes refleksi ketlenmektedir. Doğal solunum olmadığı için bu ketleme kırılamamakta fazla enerji alındığında kişinin dayanamadığı baskıya öfke tepkisi gösterme davranışı ortaya çıkmakta çeşitli kriz halleri oluşmaktadır. Ancak bunlar kişiyi hem toplum içinde hem de kendi içinde rahatsız ettiğinden ya türlü uyuşturucular ki bunların çoğu reçeteyle satılır, ya da duygularını bastırıp kontrol ederek daha az etkilenecek bir halde yaşamaya alışmaktadır. Toplum gözünde ergen bunalımı,veya gençlik deliliği denilen olgular genç bireylerin bu baskıcıl kontrol durumunu hemen kabullenemesi nedeniyle oluşur. Bunun nihai sonucu orgazm güçsüzlüğünde dile gelir ve kişiler bilinçsiz refleks halindeki sex aşamasına gelmeden kaygılı şekilde boşalırlar veya zihinsel fantazilerle mutlu olduklarına kendilerini inandırmaya çalışırlar. Yıllar sonra Masters ve Johnson bu durumu yeniden kanıtlamıştır. Yani tüm uygar insanlarda çeşitli şekilleri saplantı ve kişilik özelliği olarak görülen nevroz ve psikozların tamamı doğal orgazm tepkisine girecek güçlerinin bulunmamasından ötürüdür. Tabi bunlar çeşitli aşırı uyumsuzluklara ve suç eğilimlerine de neden olur.

Sonuç olarak FDA nın açtırdığı ve suç olarak komünist olmak ve cinsellik üzerine deneyler yapmakla yargılandığı dava sonucu ki Reich in şiddetle eleştirmiş olduğu bir ilaç tekelidir bu, tamamen gözden düşüp unutulmuştur.

Ancak orgonomy halen araştırmalarını sürdürebilmekte fakat hiç bir kurumsal veya sivil destek görememekte, hatta bu bir suçmuş , aptallıkmış gibi gösterilmeye çalışılmaktadır halen.

Bunun asıl nedeni Reich in yaptığı hatalar, yanlışlar veya bilimsel bakış açısı değildir elbet. Çünkü Reich bilimsel açıdan uygar toplumun tüm kurumlarıyla birlikte bir hastalık yaratıcı etken olduğunu göstermiş, ideolojik kabullerden bağımsız şekilde hiç kimsenin tamamını kabul edemeyeceği acı tespitlerde bulunmuştur. Bugün onun yaklaşımları ölçüsünde bir anarşist radikal görüş bile bulunmamakta,çünkü Reich coşkusal vebayı açıklarken kişinin niyeti ile davranışları arasındaki çelişkilerin toplumsal nedenlerine ve yetişme metotlarına kadar temellerine inmiştir. Bu konuda son sözlerinden biri uygar toplumun kıpırtısızlığa gömüldüğüdür ve bu sayede bir bakkal dükkanında ömür boyu yaşayabilmektedirler der. Bunun geri dönüşümmü doğa dışı niyetler veya inançlar veya telkin ile mümkün değildir zırha bürünmüş insanın en büyük korkusu zırhı olmadan yaşamaktır artık.

Konu Orgon tarafından (24-02-2010 Saat 17:04 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 11-02-2011, 20:58
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 01-02-2009
Mesajlar: 123
yazın için teşekkürler orgon
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 12-02-2011, 00:29
Kali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bu gece birileri ölecek!
 
Üyelik Tarihi: 16-03-2010
Nerden: Kali_fornia
Mesajlar: 1,401
Blog Başlıkları: 1
"Freud ile Reich i Reich in kovuşturulup gözden düşürülmesine ve sonunda ülkeden ülkeye sürülürken en son ABD de kodese tıkılmasına neden olan kavga da buradan hareketle başlar."

Ne ülkeden ülkeye sürülmesi? Kim sürmüş? Amerika'da babalar gibi orgone makinalarını satarken ne kavgası? Reklâmlarında daha varlığı kanıtlanmamış iddialarda bulunmak'tan orgone makinalarını satmaktan men edildi, aleni satmaya devam edince hapse düştü, ne kavgası? Paranoyak, içine kapanık, bazen saldırgan, otoriter ve fanatikliği yüzünden aklını kaybettiği iddialarının ortaya çıkması ile bir karakter değişimi oluyor Oslo sürtüşmelerindden sonra. Yukarıda senin tekrarladığın "orgone mistik değildir biriktiği oranda sayısal olarak ölçülebilir ve canlının gösterdiği tepkilerin doğrudan nedenlerini oluşturmaktadır" gibi iddialarının yanı sıra politik, kültürel ve bilimsel olarak topluma, egemen zihniyete savaş içinde bir hayat sürüyor. Einstein'la takışmasından hayatının aşkı Elsa Lindenberg'e ilişkilerini bitirdiğini belirten mektubunda "bir köpek gibi mutsuz öleceğim" demesine kadar herşey Myron Sharaf yazdığı W. Reich biografisinde anlatılmıştır. Komunist partiden ihracı, Amerika'daki ilkeller tarafından mağdur edilmesi, tabulara saldırışı ile insanlığın onurunu sembolize eden, sonuçta batı kültürünün doruklarında değeri yadsınamaz bir dehâ.

Paranoyak, içine kapanık, bazen saldırgan, otoriter ve fanatikliğini dengeleyemediği (belki Elsa gibi dengeleyebilecek birini elinden kaçırdığı) için bir köpek gibi mutsuz, bir tavuk gibi kodeste ölmesi, getirdiği muhteşem eleştirilerine rağmen kendini ilkel güçlerle bir ölüm-kalım mücadelesine sokan kendi içindeki mücadelesini anlayamamasındaki öğretinin yanında bıdıbıdı orgonominin ve öteki farzedilen nimetlerin lafı bile olmaz.

Konu Kali tarafından (12-02-2011 Saat 00:56 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 12-02-2011, 01:11
Orgon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CoSmiC VoiCe
 
Üyelik Tarihi: 16-12-2009
Mesajlar: 1,402
Ya sen nasıl bir insansın kali ya. Hakkımda kişisel yorum yazmadan bir yorum yazamıyor musun sen? Adamın meslek insanlar hakkında ahkam kesmek olmuş,çok da bilir herşeyi ya. Gazel okumak seninki boş laflar bunlar işin ideolojisi,felsefesi reich in karakteri, hangi kadıbn ile ne şekil takılmış magazin kısmı ilgilendirmiyor olayın beni. Sen işin edebi-felsefi kısmından baktığın için öyle düşünüyor olamaz mısın ne bu böyle olayı çözmüş gibi bağıra çağıra konuşmalar? >Bunun 10 da biri iddia ile konuşsam bir sürü etiket yapıştırırsın hemen ama değil mi? )

Bu konuyla ilgili üniversitede okuduğum zamanlarda vegetherapy ile ilgili toplu çalışmalar ve enerji konusunda da ,enerjinin canlı dokulara etkisi üzerine de (bitkilerle denedik, orgon odası yaptık) deney yapmıştık uydurma mı yalan mı diye. Söyledikleri yaptığımız çeşitli deneylerle uyuşuyor.

Orgon odası ticareti Reich öldükten sonra şimdiki hale geldi ,yargılanmasına neden olan asıl konu FDA ile girdiği atışmalar, uluslararası ruhçözümleme derneği otoriteleriyle ters düşmesi falan. Ortgon odalarının herkes tarafından kullanılabileceğini iddia ettiği doğru, hastalıkların ölümcül olanlarının kimyasal yöntemlerle çözülemeyecepği iddiası da, ilaçların yan etkileri olarak söylenen özelliklerininm aslında hastalığı tetikleyen durumlara yol açtığı iddiası da var (özellikle kalp damar hastalıkları, kanser ve şizofreni konularında) Enstitüleri şu an daha çok almanya da bilimsel açıdan aktif durumda amerikada tişört satıyorlar. Zaten mc Carty döneminde kapatldı orası, kitapları yakıldı, Reich de insanları enstitüsünde cinsel ilişkiye sokuyor bu, komünist bu suçlamalarıyla kodese atıldı öldü orada. Bu konulardaki bilgileri beni adam saymıyorsan (kendinden başkasını saymıyorsun zaten ya) kitapların türkçe çevirisini yapan adam ile yazış Bertan Onaran ile o gitti ABD deki enstitüye. Almanyadan Joachim Trettin vasıtasıyla da iletişim kurmuştuk ayrıca. Ayrıca şu sitelere bir göz at ne diyor bu adamlar.

http://www.trettin-tv.de/bioneclip.htm

Tavuk gibi kodeste ölmek nasıl bir aşağılamadır ya kodese atan da faşist Mc Carthy kampanyaları. Aferin aferin iyice yankee olmuşun sen güzel. Akıl ver psikolojisini anlat nasıl insanlarmış bunlar falan.

Başkasının yazdığı biyografideki yorum neyi kanıtlıyor zavallı olduğunu mu? Mutsuz öleceğini söylemesi eksiklik mi yoksa mevcut dünyaya dair hissettiği olamaz mı yaşadığı dönemi düşünürsek? Kali bilir biz bilmeyiz tabi. Ben biyografisine bakmam, doğrudan kitaplarını okur mevcut bilgilerle kıyaslarım. Amerika en son gittiği yer ilk gittiğinde avrupadan özgürdü avrupada malum hitler dönemi başlamıştı zaten. Amerikada da komünist avı başladı sonradan savaş bitip soğuk savaş başladığında ideolojik, ırkçı faşizm oraya da sıçradı. Neden işkembeden sallıyorsun, orgon odaları satarak zengin olmuş onca yıl bununla uğraşmış sanki adam. Cloudbuster nedir biliyor musun veya bir kolej var amerikada bu konuda deneyler yapan hiç baktın mı? 20. deney doğrudan bir kanıttır, bunun hakkında ne biliyorsun, resmi ve geneli askeri tekellerin elinde tuttuğu bilimin her söylediği her karaladığı yanlış mıdır? Ben bilimden bahsederken bilim diktatörü oluyorum ama değil mi? İşiniz gücünüzz kendinizi haykırak objektif olmaya çalışayım, bir de yerinden öğreneyim nedir diye bir dert yok hiç, iki gram felsefeyle kainatı çözüyor her türlü farklı düşünene kişisel kanaatlerle kişisel açıdan saldırıyorsunuz.

Hiç bir suçlamada delilk de bulunamadı ayrıca o yüzden ahlaka dayalı karalamalarla sokuldu kodese. Paranoyak, içe kapanık falan bu şekilde herhangi bir resmi teşhis yok freud cularla ters düştüğünde freud dalkavuklarının orda burda söylediği sözlere göre düşünecek değiliz magazin üslubuyla.


Bir de yani kendi hayat görüşünü yazıyorsun ve dayatıyorsun, kanıt olarak da sunduğun, adamın üstüne atılmış eresmi faşist devletin iddiaları ile özel hayatına dair kimsenin üzerinde yorum hakkı olmayan özel ilişkileri. Bir de Mc Carty döneminde kodese girmiş tavuk gibi ölmüş oluyor o zaman. Aferin sana senin götün sağlamda çünkü şu an. Öyle uzaktan pkk sempatizanı falan ol anca sen kaliforniyadayım adam oldum çünkü de herkesi aşağıla. Süper ya. Bu adam benim psikolojimi analiz ediyor, onu geçtik psikolojik ekollerden birinin bilinçaltına falan girdiğini sanıyor ve diyelim ki psikolojisi bozuk ise bunu da küçümsemek için kullanıyor. Mal demez misin şimdi sen bu insana. Ne denir ki başka züppe işte bişi sanıyor kendini öyle iki felsefi laf üç satır alta alta bişi yazınca mevlana sanmalar kendini falan. komik bile değil, salt çelişkiden ibaret bir tip. Psikolojisi ne bilemem ilgilendirmiyor da beni. Gülerim küçük gülücükle

Fikirlerini kişiselleştirmeden sunmayı öğrenirsin belki diye düşünüyordum ara ara ama hiç umut yok senin için senin kendi içine düştüğün bu çelişkilerinle söylediklerini ciddiye almak aptallık olur. : )

Konu Orgon tarafından (12-02-2011 Saat 01:37 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink)  
Alt 12-02-2011, 02:13
Kali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bu gece birileri ölecek!
 
Üyelik Tarihi: 16-03-2010
Nerden: Kali_fornia
Mesajlar: 1,401
Blog Başlıkları: 1
Alıntı:
Orgon´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Ya sen nasıl bir insansın kali ya. Hakkımda kişisel yorum yazmadan bir yorum yazamıyor musun sen? Adamın meslek insanlar hakkında ahkam kesmek olmuş,çok da bilir herşeyi ya. Gazel okumak seninki boş laflar bunlar işin ideolojisi,felsefesi reich in karakteri, hangi kadıbn ile ne şekil takılmış magazin kısmı ilgilendirmiyor olayın beni. Sen işin edebi-felsefi kısmından baktığın için öyle düşünüyor olamaz mısın ne bu böyle olayı çözmüş gibi bağıra çağıra konuşmalar? >Bunun 10 da biri iddia ile konuşsam bir sürü etiket yapıştırırsın hemen ama değil mi? )

Bu konuyla ilgili üniversitede okuduğum zamanlarda vegetherapy ile ilgili toplu çalışmalar ve enerji konusunda da ,enerjinin canlı dokulara etkisi üzerine de (bitkilerle denedik, orgon odası yaptık) deney yapmıştık uydurma mı yalan mı diye. Söyledikleri yaptığımız çeşitli deneylerle uyuşuyor.

Orgon odası ticareti Reich öldükten sonra şimdiki hale geldi ,yargılanmasına neden olan asıl konu FDA ile girdiği atışmalar, uluslararası ruhçözümleme derneği otoriteleriyle ters düşmesi falan. Ortgon odalarının herkes tarafından kullanılabileceğini iddia ettiği doğru, hastalıkların ölümcül olanlarının kimyasal yöntemlerle çözülemeyecepği iddiası da, ilaçların yan etkileri olarak söylenen özelliklerininm aslında hastalığı tetikleyen durumlara yol açtığı iddiası da var (özellikle kalp damar hastalıkları, kanser ve şizofreni konularında) Enstitüleri şu an daha çok almanya da bilimsel açıdan aktif durumda amerikada tişört satıyorlar. Zaten mc Carty döneminde kapatldı orası, kitapları yakıldı, Reich de insanları enstitüsünde cinsel ilişkiye sokuyor bu, komünist bu suçlamalarıyla kodese atıldı öldü orada. Bu konulardaki bilgileri beni adam saymıyorsan (kendinden başkasını saymıyorsun zaten ya) kitapların türkçe çevirisini yapan adam ile yazış Bertan Onaran ile o gitti ABD deki enstitüye. Almanyadan Joachim Trettin vasıtasıyla da iletişim kurmuştuk ayrıca. Ayrıca şu sitelere bir göz at ne diyor bu adamlar.

http://www.trettin-tv.de/bioneclip.htm

Tavuk gibi kodeste ölmek nasıl bir aşağılamadır ya kodese atan da faşist Mc Carthy kampanyaları. Aferin aferin iyice yankee olmuşun sen güzel. Akıl ver psikolojisini anlat nasıl insanlarmış bunlar falan.

Başkasının yazdığı biyografideki yorum neyi kanıtlıyor zavallı olduğunu mu? Mutsuz öleceğini söylemesi eksiklik mi yoksa mevcut dünyaya dair hissettiği olamaz mı yaşadığı dönemi düşünürsek? Kali bilir biz bilmeyiz tabi. Ben biyografisine bakmam, doğrudan kitaplarını okur mevcut bilgilerle kıyaslarım. Amerika en son gittiği yer ilk gittiğinde avrupadan özgürdü avrupada malum hitler dönemi başlamıştı zaten. Amerikada da komünist avı başladı sonradan savaş bitip soğuk savaş başladığında ideolojik, ırkçı faşizm oraya da sıçradı. Neden işkembeden sallıyorsun, orgon odaları satarak zengin olmuş onca yıl bununla uğraşmış sanki adam. Cloudbuster nedir biliyor musun veya bir kolej var amerikada bu konuda deneyler yapan hiç baktın mı? 20. deney doğrudan bir kanıttır, bunun hakkında ne biliyorsun, resmi ve geneli askeri tekellerin elinde tuttuğu bilimin her söylediği her karaladığı yanlış mıdır? Ben bilimden bahsederken bilim diktatörü oluyorum ama değil mi? İşiniz gücünüzz kendinizi haykırak objektif olmaya çalışayım, bir de yerinden öğreneyim nedir diye bir dert yok hiç, iki gram felsefeyle kainatı çözüyor her türlü farklı düşünene kişisel kanaatlerle kişisel açıdan saldırıyorsunuz.

Hiç bir suçlamada delilk de bulunamadı ayrıca o yüzden ahlaka dayalı karalamalarla sokuldu kodese. Paranoyak, içe kapanık falan bu şekilde herhangi bir resmi teşhis yok freud cularla ters düştüğünde freud dalkavuklarının orda burda söylediği sözlere göre düşünecek değiliz magazin üslubuyla.


Bir de yani kendi hayat görüşünü yazıyorsun ve dayatıyorsun, kanıt olarak da sunduğun, adamın üstüne atılmış eresmi faşist devletin iddiaları ile özel hayatına dair kimsenin üzerinde yorum hakkı olmayan özel ilişkileri. Bir de Mc Carty döneminde kodese girmiş tavuk gibi ölmüş oluyor o zaman. Aferin sana senin götün sağlamda çünkü şu an. Öyle uzaktan pkk sempatizanı falan ol anca sen kaliforniyadayım adam oldum çünkü de herkesi aşağıla. Süper ya. Bu adam benim psikolojimi analiz ediyor, onu geçtik psikolojik ekollerden birinin bilinçaltına falan girdiğini sanıyor ve diyelim ki psikolojisi bozuk ise bunu da küçümsemek için kullanıyor. Mal demez misin şimdi sen bu insana. Ne denir ki başka züppe işte bişi sanıyor kendini öyle iki felsefi laf üç satır alta alta bişi yazınca mevlana sanmalar kendini falan. komik bile değil, salt çelişkiden ibaret bir tip. Psikolojisi ne bilemem ilgilendirmiyor da beni. Gülerim küçük gülücükle

Fikirlerini kişiselleştirmeden sunmayı öğrenirsin belki diye düşünüyordum ara ara ama hiç umut yok senin için senin kendi içine düştüğün bu çelişkilerinle söylediklerini ciddiye almak aptallık olur. : )
Yaa, Reich'ı onunla 10 sene yoldaşlık yapan Dr. Myron Ruscoll Sharaf'ın yazdıklarından, belgelerden değil, senin copy-paste-tekrarla-papağan uḳalālıklarından mı öğreneceğim?
Yapma ya.
Bir de internetteki malûm bilgileri sanki bir tek o okuyor gibi tekrar tekrar sunup züppelik yapmaz mı? Hepsini okuyan, hepsine bakan birine "Ben biyografisine bakmam" diye fanatiklik yapıp sonra kendi (hayat) görüşünü yazıp ve dayatıp bunu sadece karşındaki yapıyor zannediyorsun, sen bile bu kadar küçücük olamazsın....
Zaten dediğim Reich'ın dehâsı, değeri... buna rağmen ilkeller tarafından konduğu kodeste tavuk gibi öldü. Romantik hislerine dokunsa da bu gerçek. gelip zekâsını bana övmeye ne hacet? Gel sen bana 'pkk sempatizanı' de, Kaliforniya'da olmamı ağzına dola, neye-nelere dair kimin yorum hakkı var-fikir belirt, "__nedir biliyor musun?"-"__'a hiç baktın mı?" gibi kendini bir bok zannetme pozlarına gir.

Tek suçumuz, "Bu kadar çok çalışan ama 'Paranoyak, içine kapanık, saldırgan, otoriter ve fanatik' bir kişilikle beraber hayatının içine edebilen aklına mukayyet ol." demek. Yoksa senin kişilik sıkıntılarından kurtulup söyleneni anlaman gibi bir umudum yok.

Konu Kali tarafından (12-02-2011 Saat 02:23 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #7 (permalink)  
Alt 12-02-2011, 02:43
Orgon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CoSmiC VoiCe
 
Üyelik Tarihi: 16-12-2009
Mesajlar: 1,402
Alıntı:
Yaa, Reich'ı onunla 10 sene yoldaşlık yapan Dr. Myron Ruscoll Sharaf'ın yazdıklarından, belgelerden değil, senin copy-paste-tekrarla-papağan uḳalālıklarından mı öğreneceğim?
Adam hakkında kitap yazmış ve sen o kitapdan bu kısmı anlamışsın olay bu ve bu senin fikrin. Ben neyi dayatıyorum asıl sen dayatıyorsun be adam bir de bağırıyor azarlıyorsn aklınca. Küçük adam seni, coşkusal vebanın tüm belirtileri var davranışlarında lakin olgulardan değil şahsiyet yorumlarından ve alaycılıktan besleniyorsun.
İkincisi beni kendinle karıştırma internet çömezleri gibi sıkışınca karşı tarafı copy/paste yapmakla itham etmek alçakça bir tartışma tarzıdır. Ben copy/paste edersem altına alıntı da yazar, neredenm alıntıladığımın linkini de yazarım senin gibi hava basma peşimnde değilim çünkü. Senin derdin bu olduğundan zaten sürekli hava attığımı, kişisel sorunlarım olduğunu dayatıp duruyorsun her yorumunda.

üçüncüsü, bu konuda çalışan kişilerle görüşmüşlüğüm de var sana neden kanıtlamam gereksin ki bunu ki sen hç bir söylediğine kendinden başka dayanak gereği duymayan işine gelmeyince ciddiyetsizliğin ardına sığınan bir tipsin. Yorumlar ikinci kişilerin yorumlarıdır referans değil benimm için senin neyi kıstas aldığınm da benim için önemli değil, bana anlatma. Kişisel kanı çünkü hep söylediklerin nesnel verilere dayanmıyor. Ne yani koca biyografiden bunu anladın ben de buna mı inanacağım şimdi sen burada öyle dedin diye? Komiksin ya sen paso zırvalayıp kendini refere ediyorsun kanıtın da ben dde okudum bunu aladım. Ben herşeyi okudum, deney de yaptım üstüne ister kabul et ister etme zorla senin saçma kişisel psikolojik analize dayanan eksik bilgilerle dolu görüşünü doğru kabul etme şartı yok, saçmalama iki dakka.






Alıntı:
Bir de internetteki malûm bilgileri sanki bir tek o okuyor gibi tekrar tekrar sunup züppelik yapmaz mı? Hepsini okuyan, hepsine bakan birine "Ben biyografisine bakmam" diye fanatiklik yapıp sonra kendi (hayat) görüşünü yazıp ve dayatıp bunu sadece karşındaki yapıyor zannediyorsun, sen bile bu kadar küçücük olamazsın....
Züppe sensin. Hangi malum bilgilermiş onlar? Bu konuda çok fazla bilgi yok, özellikle türkçe olarak. Ayrıca istediğim konuda malum bilgileri de yazar kendi yorumumu katarım. Sanane? Senden onay mı alacaz önce anlamadım gitti nedir bu salağın benimle derdi. Bir şey de bilmiyorssun. Küçük hesapların adamısın. FGaşizm sırasında kodese faşizan nedenllerden girmiş birine tavuk benzetmesi yapıp orda burda anarşizm, özgürlük naralarıyla ona buna etiketler takmaya uğraşan, gerek felsefi gerek dşünsel açıdan çelişkilerle iç içe bir tipin tabii ki bu fikirlerinin alt yapısındaki amerikan idealizmini, manifest destiny anlayışını, toplumdan dışlanmış hor görülmüş olana karşı gütmeye çalıştığı psikolojik etiketlemeyi görüp ona göre cevap vereceğim. Yapmadığın birşey mi bu senin neden şimdi bu kadar küçülemezsin diye ağlıyorsun zavallı? Canın birilerini azarlamak istediğinde yaptığın yorum genel hatlarla şu senin.
"İşte ben zamanında aştım bir çok şeyi, ülke değiştirdim götüm ondan kalkıktır biraz, işte o anadolunun, ortadoğunun zavallılığını arabesk hallerini bilirim acırım sizlere tabi çıkamadıkları için böyledirler bilirim bu ezikliği. Bu arada sikmişim ülkeyi de halkı da geleceğini de, kaliforniya güzel yer, yaşasın kahraman pkk örgütü, ben de sanatı severim" Kim küçük? Sen çocukluğuma kadar iniyorsun ya kafana göre hıyar, niye üzülüyorsun böyle yorumlar görünce?

Alıntı:
Tek suçumuz, "Bu kadar çok çalışan ama 'Paranoyak, içine kapanık, bazen saldırgan, otoriter ve fanatik' bir kişilikle beraber hayatının içine edebilen aklına mukayyet ol." demek. Yoksa senin kişilik sıkıntılarından kurtulup söyleneni anlaman gibi bir umudum yok.
Vah vah bu da umutsuzmuş benim gibi. : ) Paranoyak, içine kapanık, bazen saldırgan, otoriter ve fanatik etiketleri neye göre? Hiç bir yazdığını okumamışsın demek ki sen, biyografiden de internetteki malum karalamalardan edindiklerin ile yorumda bulunmuşsun. Her şeyi bilen kali, deha dediği adamın neresinin deha olduğunu çözdü iki dakkada, teşhisi de koydu hemen. Bir de nasihat vermiş aklına mukayyet ol diyor. Yürrü be kali sen olmasan napardık biz? Senin aklını ne yapayım ben akıl isteyen mi oldu senden bırak akıl vermeyi de insanlığa kendi aklınca ne düşünüyorsun onu söyle. Ha ha ha yazık ya canım benim çok da düşünürmüş bizleri güya sanki. Bi ayakların yere bassın, sadece bir (1) kez saçmalamadan yazmayı dene, değişiklik olur.

Konu Orgon tarafından (12-02-2011 Saat 02:51 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #8 (permalink)  
Alt 12-02-2011, 02:52
Kali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bu gece birileri ölecek!
 
Üyelik Tarihi: 16-03-2010
Nerden: Kali_fornia
Mesajlar: 1,401
Blog Başlıkları: 1
Alıntı:
Orgon´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Adam hakkında kitap yazmış ve sen o kitapdan bu kısmı anlamışsın olay bu ve bu senin fikrin. Ben neyi dayatıyorum asıl sen dayatıyorsun be adam bir de bağırıyor azarlıyorsn aklınca. Küçük adam seni, coşkusal vebanın tüm belirtileri var davranışlarında lakin olgulardan değil şahsiyet yorumlarından ve alaycılıktan besleniyorsun.
İkincisi beni kendinle karıştırma internet çömezleri gibi sıkışınca karşı tarafı copy/paste yapmakla itham etmek alçakça bir tartışma tarzıdır. Ben copy/paste edersem altına alıntı da yazar, neredenm alıntıladığımın linkini de yazarım senin gibi hava basma peşimnde değilim çünkü. Senin derdin bu olduğundan zaten sürekli hava attığımı, kişisel sorunlarım olduğunu dayatıp duruyorsun her yorumunda.

üçüncüsü, bu konuda çalışan kişilerle görüşmüşlüğüm de var sana neden kanıtlamam gereksin ki bunu ki sen hç bir söylediğine kendinden başka dayanak gereği duymayan işine gelmeyince ciddiyetsizliğin ardına sığınan bir tipsin. Yorumlar ikinci kişilerin yorumlarıdır referans değil benimm için senin neyi kıstas aldığınm da benim için önemli değil, bana anlatma. Kişisel kanı çünkü hep söylediklerin nesnel verilere dayanmıyor. Ne yani koca biyografiden bunu anladın ben de buna mı inanacağım şimdi sen burada öyle dedin diye? Komiksin ya sen paso zırvalayıp kendini refere ediyorsun kanıtın da ben dde okudum bunu aladım. Ben herşeyi okudum, deney de yaptım üstüne ister kabul et ister etme zorla senin saçma kişisel psikolojik analize dayanan eksik bilgilerle dolu görüşünü doğru kabul etme şartı yok, saçmalama iki dakka.








Züppe sensin. Hangi malum bilgilermiş onlar? Bu konuda çok fazla bilgi yok, özellikle türkçe olarak. Ayrıca istediğim konuda malum bilgileri de yazar kendi yorumumu katarım. Sanane? Senden onay mı alacaz önce anlamadım gitti nedir bu salağın benimle derdi. Bir şey de bilmiyorssun. Küçük hesapların adamısın. FGaşizm sırasında kodese faşizan nedenllerden girmiş birine tavuk benzetmesi yapıp orda burda anarşizm, özgürlük naralarıyla ona buna etiketler takmaya uğraşan, gerek felsefi gerek dşünsel açıdan çelişkilerle iç içe bir tipin tabii ki bu fikirlerinin alt yapısındaki amerikan idealizmini, manifest destiny anlayışını, toplumdan dışlanmış hor görülmüş olana karşı gütmeye çalıştığı psikolojik etiketlemeyi görüp ona göre cevap vereceğim. Sen çocukluğuma kadar iniyorsun ya kafana göre hıyar.



Vah vah bu da umutsuzmuş benim gibi. : ) Paranoyak, içine kapanık, bazen saldırgan, otoriter ve fanatik etiketleri neye göre? Hiç bir yazdığını okumamışsın demek ki sen, biyografiden de internetteki malum karalamalardan edindiklerin ile yorumda bulunmuşsun. Her şeyi bilen kali, deha dediği adamın neresinin deha olduğunu çözdü iki dakkada, teşhisi de koydu hemen. Bir de nasihat vermiş aklına mukayyet ol diyor. Yürrü be kali sen olmasan napardık biz? Senin aklını ne yapayım ben akıl isteyen mi oldu senden bırak akıl vermeyi de insanlığa kendi aklınca ne düşünüyorsun onu söyle. Ha ha ha yazık ya canım benim çok da düşünürmüş bizleri güya sanki. Bi ayakların yere bassın, sadece bir (1) kez saçmalamadan yazmayı dene, değişiklik olur.

Bir



iki



üç




Katarsis !


Aristo, "tiyatronun insana kendisini dışardan gösterdiği için arzulardan arınmasını sağladığını" söylemiş.
Bu kadar yazılıp çizilenden sonra buraya salya-sümük dökülen davranış bozukluğunu görmüyorsun.....
ayyy ne kadar şirin, görmesem inanmazdım!
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #9 (permalink)  
Alt 12-02-2011, 03:07
Orgon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CoSmiC VoiCe
 
Üyelik Tarihi: 16-12-2009
Mesajlar: 1,402
Tam salak ya iyice aştı kendini hırsından ha ha ha ha. (Dur daha efektli güleyim şuna şöyle yankı efekti de katıp.) nı ho ha ha ha ha ha ha Adam delirdi biri sakinleştirici versin şuna. Saymaya ve bağırarak teşhislerde bulunmatya başladı katarsis miş. evet doktor sölesene sölesene ölecek miyim ha ha ha. Salak ya. Bir de zaten ykarıda yazdığım yorumun tamamını alıntıı çerçevesine alıp bir de kalın punto içine alıyor tip ve psikoloji analizi yapıyor böyle bir kafayla ha ha ha ha. Cidden karnıma ağrılar girmekte şu an gülmekten ve bu sinir hastaları beni sanıyolar sinirli hep komik br biçimde. Ben eğleniyorum olm sen çığır devam et. Ha ha ha.

bu arada bu katarsis neymiş bir bakalım wikipedia dan bu modernize ve gereksiz psikolojik kavramları küfür olarak kullananların zihniyetine ışık tutsun.

"Psikanalizde biliçdışına itilmiş duyguların yaşanıp boşalım olanağına kavuşturularak hastanın patojen duygulardan ve nevrotik belirtilerden kurtarılmasıdır."

Başka?

"en temel anlamıyla ,aristo'ya göre, sanatın amacı. sedece ilkçağ yunan sanatı için geçerli değildir bu amaç. günümüz sanatı için de söz konusudur. eser içerisinde seyirciye ibret alacağı olaylar sunularak seyirci olayın içine çekilir ve izleyenin içindeki kötü duygulardan arınması sağlanır, budur."

Aristo ne demiş? Tiyatro hakkında bir şey söylemiş. Eee? İşte davranış bozukluğuymuş bu. Yapma ya psik0oloji konusunda tiyatroya dair bir sözünden aristoyu referans alacağız yani? Sen salaksın kesin benim teşhisim de bu başka yorum yapılamaz böyle bir yoruma.

ha ha ha adam kendini psikolog beni de koltuğa oturmuş bilinçaltı boşaltan kişi sanıyor. sanal ortamda yazarak bilinçaltı boşaltmak. Meğer şu anda terapi yapıyormuş bana kullandığı kavrama bakar mısın ne salakça. Çok derinime inmiş ya güya ordan tip, çok alınıyorm sözlerine sanıyor. ya herhangi konuda fikir edinip yazın ya boşverdim artık konu konu istemiyorum, herhangi bir konuda bilerek konuşun. Tabi klişe felsefeler ve magazin dergilerinden okunmuş, "akıllı ve entelektüel insan görünümü vermenin 10 kuralı" şeklindeki yazılarla hayata bakan adamın psikolojiye ve kavramlarına yaklaşımı da böyle kendi gibi geri zekalıca olur şaşırmıyor gülüyoruz. : )) Gülmeme de laf eder şimdi rahatsız, bir daha gületyim o hemen. Ha ha ha ha. Hadi olta resmi koy eksik kalma cevap verdim ya kesin oltana düşmüşümdür. : ))

Konu Orgon tarafından (12-02-2011 Saat 03:14 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #10 (permalink)  
Alt 12-02-2011, 03:27
Kali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bu gece birileri ölecek!
 
Üyelik Tarihi: 16-03-2010
Nerden: Kali_fornia
Mesajlar: 1,401
Blog Başlıkları: 1
Aklıma orgon'un ıssız okyanusda bir kayıkta olması gibi bir fantezi geldi, içinde oturuyor ve konuşuyor. Söylediği her söz bir taş gibi ayaklarının dibine düşüyor ama bunun tek düşünüp durmadan üzerinde kendi kendine konuştuğu mesele: "Etraftaki deniz neden yükseliyor?...."
Bu arada her kelimesi ile kayığı biraz daha aşağıya batıyor...


İçini doldurmuşsun yapmacık "hahahoho"larla, senin kayık alabora!
Bu sahneyi gördüğünde kayığı bir kenara bırak bari....
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
biyoloji, çatırdayışı..., dogmatik, günümüz, mevcut, mikrobiyolojisinin, temellerinin


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Anarşistler neden mevcut sisteme karşıdırlar? kaos Anarşizm 0 19-09-2009 15:33
bitti günümüz... Sosyopat Şiirler 0 17-12-2007 22:16
Günümüz Gerçeği:sİyaset:komİk su damlası Komik Çizgiler 2 26-11-2007 11:58
Mustafa Sandal - Mevcut detays Video Klipler 0 12-02-2007 23:57


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 22:02 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info