Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Kültür & Sanat > Bilimsel Mevzular

Bilimsel Mevzular Bir soru daha sorabilme sanatıdır bilim.


Evrim ve Başlangıç

Bilimsel Mevzular içerisinde Evrim ve Başlangıç konusu: Bundan yaklaşık 3-4 milyar yıl önce evrensel bir piyango çekilmiş ve büyük bir olasılıkla en büyük ikramiye dünyaya isabet etmiştir.Bu kendi benzerini üretebilen, çoğalabilen, yenilenebilen, değişebilen; fakat ancak belirli koşullar ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 25-11-2009, 20:57
kaos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Anarşi!
 
Üyelik Tarihi: 23-10-2007
Yaş: 36
Mesajlar: 957
Standart Evrim ve Başlangıç

Bundan yaklaşık 3-4 milyar yıl önce evrensel bir piyango çekilmiş ve büyük bir olasılıkla en büyük ikramiye dünyaya isabet etmiştir.Bu kendi benzerini üretebilen, çoğalabilen, yenilenebilen, değişebilen; fakat ancak belirli koşullar niteliğini koruyabilen canlılığın ilk mayasıdır.Bu eşsiz öz, doğanın eşsiz labaratuvarlarında 3-4 milyar yıl süreyle işlenmiş, dallandırılmış, çeşitlendirilmiş ve geçmiştekini göz önüne almazsak bugün yaşayan yaklaşık 700.000 civarında bitki, 1,500,000 civarında da hayvan türünün ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Bu gelişimin son halkası, kuşkusuz, araştırma yeteneğine sahip, soyut düşünebilen ve öğrendiklerini zamandaşlarına ve gelecek kuşaklara en etkin bir şekilde aktarabilen "insan" dır. Atalarımızın kazandıkları bilgileri aynı yolla bize aktarmaları, tarihsel bir kültürün meydana gelmesine ve doğan her "insanın" bu kültür üzerine birşeyler ekleme olanağı bulmasına neden olmuştur.Bu gelişim, durmayan ve durdurulamayan bir sürekliliktir.Değişim , evrenin özünde vardır.Her saniye genişleyen ve değiştiren bir evrende, onun bir kısmını oluşturan parçaların sabit kalmasını düşünmek, doğaya ters düşmek demektir.Tüm canlılar ve cansızlar bu evrensel yasanın dışına çıkamazlar.Bu nedenle, evrenin gerek cansız gerekse canlı yapılarının zaman süreci içerisindeki değişimini incelemek, tarafsız ve somut bir düşünceyi yani insan olmayı gerektirir.Bu nedenle o en gelişmiş varlık olarak nitelendirilir.

Cansızların ve canlıların zaman süreci içerisinde meydana getirdikleri bu değişiklikleri inceleyen bu bilimdalına " Evolusion = Evrim " denir.Cansızların evrimini inceleyen alt bilim dalına " Anorganik Evrim" denir. [ Çoğunluk uzay fizikçilerinin ve astronomistlerin araştırma alanı içerisine girer] Canlı özün değişimi, " Organik Evrim " olarak bilinir.[ başta biyologlar olmak üzere, kimyacı ve diğer bilimadamlarının araştırma alanı içerisine girer ]. Son olarak somut ve soyut düşüncenin, onunla ilgili olarak sosyal ilişkilerin evrimidir [ sosyal bilimlerle uğraşanların çalışma alanına girer ].

Nereden geldik, nereye gidiyoruz, çevremizdeki canlılar niçin var ve neden herbiri farklı şekilde yapılmıştır sorusunun ilk defa söylendiği tarih, evrim biliminin başlangıcını oluşturur.Bu da soyut düşünebilen insanlık tarihi kadar eskidir.



Her devirde, her kültür düzeyinde bu soruların değişik açıklamaları olmuştur.Düşünen insanın kafasını sürekli kurcalayan bu bilinmezlik, kökü Mezopotamya kültürlerindeki inanışlara kadar dayanan bir formülle çözüşmeye çalışılmıştır.Bu herşeyin olduğu gibi " bir defada " Tanrı tarafından yaratıldığına inanmaktı.Bu düşünceyi köken alan değişik inanç grupları, özde aynı olmakla beraber, bazı küçük farklılıklarla yaratılış modelleri geliştirmeye çalışmışlardır.Başlangıçta ve bugün hala geniş halk kitleleri tarafından benimsenen bu inanç, gerçekte binlerce yıl insanların rahatlatılmasına ve içini kemiren bu "merak" duygusunun bastırılmasına büyük hizmetleri olmuştur.Yalnız bu rahatlık, toplumlarda dogmatik düşüncenin yaygınlaşması ve doğaya yabancılaşma gibi ağır bir faturayla ödenmeye başlandı.Öyleki, bu doğmatizmin ortaya çıkarttığı asıl tortu tüm dölleri ve bireyleri etkileyerek " yalnız beş duyumuzla algılayabildiğimiz şeyleri gerçek olarak tanımaya , herşeyi olduğu gibi kabul etmeye ve onların tümünün özellikle insan için yaratılmış olduğuna inandırarak" buzdağının altındaki gerçek yapıyı öğrenmelerini engellemye başladı.

Tarih, düşündüklerini söylyen ya da gerçeğe, alışılagelmiş yöntemlerin dışında yaklaşmak isteyen "bugünkü bilgilerimizin ışığı altında ister yanılmış, ister doğruyu bulmuş olsunlar" düşünürlerin, bilimadamlarının çektikleri acılı öykülerledoludur.Kiliseye karşı evrenin sonsuzluğunu savunan BRUNO, Roma meydanında yakılırken ( 17 Şubat 1600 ) tüm baskı ve acılara katlanarak, düşündüğünü ve inandığını korkusuzca söylemek suretiyle, gelecek kuşaktaki bilim adamlarına önderlik etmiştir.....

Fiziksel olarak değişen evreni, düşüncelerimizde ve inançlarımızda sabitleştirerek sonuca varmaya olanak yoktur.Çünki hiçbir düşünce ya da işleyiş, evrensel yasalara karşı koyamaz.Toplumların baskı altında tutularak ya da bazı dogmatik fikirler aşılanarak değişmez ve kararlı bir hale getirilmesi denenmiş; fakat, bu evrensel yasaya aykırı olduğu için sonuç alınamamıştır.Son yüzyılımızda , bu gerçeği benimseyerek, bilimsel düşünceyi her boyutta serbest bırakan toplumlar, çağdaşlaşmış ve özellikle doğanın ana ilkelerini ortaya koyan temel bilimler alanında patlarcasına büyüme ve gelişmeyi sağlamıştır.Bunun en doğal sonucu olarak evrim düşüncesinde de birçok gelişmeler ortaya çıkmıştır.Bu evrimsel düşünce değişimi tüm hızıyla zamanımızda da sürmektedir.Son 30 yılda gelişen alet ve aygıtlarla yapılan denemeler ve gözlemler, özellikle biyoloji alanında ve uzay çalışmalarında elde edilen bulgular, evrenin yapısını ve dokusunu gerçeğe biraz daha yaklaştırarakaçıklamaya başlamıştır.Artık, bugün biz canlı ve cansız evren konusunda belirli temel bilgilere ve ilkelere sahibiz.Fakat bu ana ilkeler arasındaki dokunun örülmesi daha yüzlerce yıl alacaktır.Zaten Evrimin temel ilkesi de budur." yeter ve dur" kelimeleri evrimin anlamına ters düşer.

Prof Dr. Ali DEMİRSOY'un Kalıtım ve Evrim Kitabından alınmıştır


fuck the system!
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 03-04-2010, 08:53
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 03-04-2010
Yaş: 33
Mesajlar: 3
Standart Tesafüde Yer Yok!

yav iyi güzel diyorsun da yine de çok mantıksız geliyor. yani birinin bi kibrit çakması lazım. bi programın yazılmış olması lazım.

bi bilinç lazım kardeşim. bütün bunların olması için. ilk canlı diyorlar 150 milyon öncesine dayanıyor. değil 150 milyon 150

trilyon yıl olsa dünyadaki maddelerin bir araya gelerek canlılık oluşturması ve bunun bir bilinçle devam etmesi gelişmesi ihtimali

(istatistik okumuş biri olarak) bana göre %0'a yakın bir değer gibi görünüyor. çünkü bir canlılığın devam edebilmesi için sadece o

canlının oluşması değil aynı zamanda onu yaşatabilecek ortamın da oluşabilmesi lazım. milyonlarca etken var bir canlının

yaşayabilmesi için. bir canlı tamam kendini rastgele üretti diyelim. peki dış koşulları nasıl kendine uygun hale getirdi. bunu

yapabilmesi için kendini aşması gerekir. meselelere bu kadar basit bakmayalım. adına allah demeyin ama bir bilinç olduğunu kabul

edin. her ne ise o bilinçli bişey bunun adını koyalım artık. uzaydanmı geldi, başka boyuttamı bulunuyor. adına tabiat anamı

dersin? bir bilinç kesin var. zaman nedir, sevgi nedir, evrenden başka diğer boyutlar da var bunlar ne gibi canlıları

barındırıyor. Ben cahil adamın tekiyim. sadece bu konularda biraz aydınlanmak istiyorum. Bilim daha birçok şeyin cevabını bulamadı diye bu konularda düşünmeyecek değiliz. Felsefe neden var işte bu yüzden. O yüzden biraz beyin jimnastiği yapalım.



bir bilinç olduğuna kesin gözüyle bakıyorum.
canlılığı meydana getiren bir şey var.

ne : kainat veya evren dışı varlıklar. allah veya yaratıcı bir koloni, bir grup.

nerede : 1- evrenin kendisi tabiat ana. 2- evrenin içinde bir yerde 3- şimdilik göremeyeceğimiz başka bir boyutta.

nasıl : dünyayı nasıl yarattı. ben yaratmada bir bilinç ararım. en mantıklı akla uygun yol budur. bir bilgisayar

programı gibi bir program yazılmıştır. ve herşey o programda belirtilen şekilde ilerler. yavaş veya hızlı.

evrime inandığım için belki de evrim o programın bir parçasıdır. çünkü bilim adamlarının çok büyük

çoğunluğu buna inanıyor. onları dinlememek olmaz.

ne istiyor : kainatı neden yarattı? ya kendisi için yarattı, ya da bizim için. kendisi için yaratmış olması daha

muhtemel gözüküyor. çünkü en önemli olgu menfaat duygusudur. yaşamın sürdürülebilmesi için gereklidir.

peki ya bu kadar geniş bir mekanı programlayarak yaratabilen gücün hiçbirşeye ihtiyacı yoksa!!! neden bu

kainatı yaratsın.
1- canı sıkılmıştır. oyun oynamak istiyordur.
2- yarattıklarından dolayı takdir edilmiyor olmak onu üzüyordur. tabi yani bu kadar şeyi yaratmışsın

bunlara ihtiyacın yoksa niye yarattın. ben buradan anlıyorum ki yaratıcı sanatçılığa meraklıdır. "bir

sanatçı sanatını görmek ve göstermek ister" mantığından hareketle, bu yüzden kendisini anlayabilecek özgür

iradeli bireyler yaratmak istemiştir ki. bu da insan olabilir mi?

başka bir boyuttan bir şey veya bir grup, evreni kendisi için yaratmış olabilir. kendini veya kendilerini

koruyabilmeleri ve yaşamlarını sürdürebilmeleri için bu kainata ihtiyacları olabilir. belki bu kainat

diğer boyutlardaki kainatlarla bir denge unsuru olabilmeyi sağlıyordur. enerjisiyle diğer boyutların yok

olmadan devam edebilmesini sağlıyordur.


ne : tabiat ana kendini dizayn ediyor olabilir. kendini dizayn edip geliştiren bir tabiat ana varsa, tabiat ana

neden kendini yok eden, kendine zarar veren mikropları (insanları) yarattı. tabiat ana mazoşist olabilir

mi? yoksa tabiat ana kendi iradesiyle gerçekleşen insan oluşumunu tam olarak anlayamadı mı? yoksa bu

mikroplar dünyayı yok etmek için başka bir gezegenden mi dünyaya geldi? üçüncü seçenek daha ağır basıyor.

bu da bizi ister istemez kainatta veya boyutlar arasında kadim zamanlardan beri devam etmekte olan sessiz

ve bilinmez bir savaşın ve mücadelenin olduğu sonucuna götürüyor.


Evet bu senaryo denemesi gecenin geç bir vaktinde aklım bir karış havadayken yaptığım delice bir iştir. Lütfen ciddiye almayın.

İsteyen devamını getirebilir. Çünkü yarım kaldı.:-)
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
başlangıç, evrim, evrim teorisi, evrim ve başlangıç


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Evrim Simülasyonu lunatic Bilimsel Mevzular 6 22-09-2010 20:07
evrim asmara Tartışmak İstiyorum 11 31-07-2010 17:48
Evrim ve Abiogenez kaos Bilimsel Mevzular 0 24-08-2009 00:01
Birlikte Evrim kaos Bilimsel Mevzular 0 24-08-2009 00:00
Evrim teorisine inanılmaz, evrim teorisi bilinir! akeboshi Serbest Kürsü 2 22-05-2009 02:56


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:35 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info