Kahrolası forum serverı devre dışı kaldığı için yazdığım onca şey boşa gitti. Yeniden yazmak da çok sıkıcı olacağından ve zaten muhatap aldığım kişi salt kendini anlatma derdinde olan ve ve yazılan şeyleri okumadığından kısa kesmeye çalışacağım bu sefer. Bana göre kısa.
Alıntı:
Bilime tektip elbise giydirirsen militarist bir bilimcilik yaklaşımı oluşuyor.
yine bilime iktidar ve erkek uzvu ile bakarsan erkek akıl ve bilim gelişiyor. cinsiyetçiliğe dayan bir yaklaşımda milliyetçi ve devletçi oluyor tabi buna nöronları alet etme bence
erkek akılla bilime bakarsan göreceğin sadece göt oluyor.
|
Konuya kadın erkek açısından yaklaşmak anca bir aptalın söyleyeceği şeydir, lakin yazdıklarımda böyle bir şey yoktuur kişinin kendi halüsinasyonlarıdır. Dahası bundan yakınan kişinin her cümlesinden duvara attırdığı spermlerle övünen bir kişinin psikolojisi gözlenmektedir ve bu nedenle erkek egemenlikten bahsedebilecek son kişidir.
Alıntı:
bana söylermisin beyni birarda tutan nedir?
nöronların arasındaki kimyanın nedenini tam olarak açıklarmısın.
|
Beyni bir arada tutan, dura meter (sert zar), araknoid (örümceksi) zar, pia meter (ince zar) ve bunun dışındaki kafatası kemiğindir. Kafatasının içinde bu ağsı yapıdaki zarlar ve sıvı içinde bulunduğu için beyin bir arada durur. Kafan patlarsa duramaz, kafasna kurşun yersen de duramaz ve bütünlüğünü yitirir bu nedenle. Yine bu nedenle beyin olmaktan çıkar ve ölürsün. Nöronların arasındaki kimyanın nedeni, kimyanın nedeni nedir sorusu ile aynıuıdır. Her şeye neden diye sorup ilk neden aramak aptalcadır. Bu nedenler birbirine neden olurlar çünkü. Protein neden olur diye sorulabilir organik kimyaya dair sayısız neden sorulabilir ve bu nedenler beraber bir organizma birliği oluşturdsuğnda kendi neden ve sonuçlarını üretirler. Bunda bir gizem aramak salakçadır çünkü varlıklarının nedeni yine kendileridir.
Alıntı:
|
hadi canım bunu askerdemi öğrettiler yok böyle bir durum. pozitif bilimcilikle bir yere kadar gidersin ötesini söyle bana
|
Askerde biyoloji konuları öğretilmez. Beyin ve sinir sistemi olmaksızın akıldan bahseden kişinin aklından şüphe edilir. Pozitif bilimcilik diye bir şey yoktur, ötesi derken neyin kast edildiği de belirsizdir ve ötesi denen kavram tamamen muallak bir kavramdır konu metafiziğe kayar. Metafizik idealizm ise insan arzularından beslendiği için hiç bir şeyin ötesi değildir sadece öte olarak ifade etmek varolanın ötesini algılamak manası taşımayacağı gibi, varolanın ötesi diye bir şey de yoktur.
Alıntı:
|
puhaha halen iç ve dış sorunu çözememişsen neyi ne kadar tarif edeceksin acaba. senin aklın kıçtan öte kavram üretmiyor sanırım. çaresi yoktur bunun haaa.
|
Kıçından kavram üreten kişi kıçı referans alır. Akıl ve tasarım noktasında beyini daha doğrusu beyin korteks ini referans almak doğaldır, kıçından kavram üretenler buna gülebilir. İç ve dış sorunu şeklinde bir sorun yoktur, beyin dışında derken aklın nedeninin beyin olduğu ima edilmiştir.
Alıntı:
|
karmaşık ve çift yönlü nöron işlevlerini açarmısın bana. yani bu kadar basit diyorsun bazılarıda evrenib oluşumunu tanrının bir ol demesiyle açıklıyor. yani olay o kadar basit nöronların karmaşık çift yönlü işlevi nedir şu karmaşıklık ve çift yönlülük açıkla engin bilimsel bilgi havuzunla.
|
Açardım ama ikinci defa uzun uzun açıklayamam. Aç bir merkezi sinir sistemi makalesi oku.Ayrıca neden ben her sorunu cevaplamak zorundayım açıkla? Ben açıkladıkça sen makara yapmaya çalışmaktasın aalakça yaşıyorsun çünkü. Herhangi tutarlı mantıklı bir alternatif modelin yok ise bana herşeyin açıklamasını sorup içinden bir cümle alarak bu saçmadırt, erkek bilimidir demek salakılığının sınır tanımadığınmı kanıtlar daha iyi düşündüğünü değil. Basit olduğunu söylemedim çünkü 4-5 milyar nöronun ve omurilikten tüm vücuda yayılan sinir ağları ile birlikteki periferik (çevresel) ve merkezi sinir sistemi pek basit sayılmaz tıp da uzmanlık konusudur. Tanrı gibi herşeye genellenen bir kavram olarak basitçe açıklanamaz. Aklı açıklamak için daha karmaşık bir başka açıklama da yoktur isimler yüceltilerek daha güzel açıklama ilan edilemez. Örneğin kaos akıldır demek hiç bir şey açıklamaz, lakin her ikisinin de ne olduğunu işlevleri ile bereber ilişkilendirmek gerekecektir. Aklı oluşturan karmaşık sistem onun yaratabildiği tasarımlardan çok daha karmaşıktır lakin o o kadar karmaşık olduğu için insan aklı karmaşık sistemler tasarlayabilmektedir.
Alıntı:
|
sen bunu inanıyormusun yoksa şakamı bu. bence iyi incele maddileşmiş doğayı. pozitif bilim bile kabul etmişken senin bundan haberin ollmaması tuhaf geldi.
|
Maddileşmiş doğa diye bir şey yoktur, aynı kuantum durumunda bulunamayan birimler yani fermiyonlar madde olarak aynı kuantum durumunda bulunabilenler yani bozonlar ışık gibi enerji olarak algılanır. Temeldeyse madde ve enerji aynı şeydir. Hayvanların davranışlarının olması ise onların tasarım yapabildiğine kanıt değildir lakin hafızaları uzun süreli olmadığı ve imgelemleri de buna bağlı olarak güçlü olmadığından uzun dönemli planlar ve tasarımlarda bulunmazlar. Bu onları bizden zavallı yapmaz farklı kılar sadece. Ancak bizim imgelem ve tasarımlarımız da hayvanidir yani ihtiyaçlarımıza göre biçimlendirir ve ve yine ona göre algılarız ki bunu algılama kapasitesindeki artış da aklın nedenidir. İnsan aklının tasarımsal kısmı korteks in kısmındaki gelişmiş bölümün ürünüdür lakin şempanzede olmayan da bu kısımdır sadece. Ancak o kısım daha önce evrimleşen kısımlara doğrudan bağımlıdır aynı zamanda, yani insan aklı hayvansal bir oluşumdur ve yine kendine göre biçimlendirir. Akıl denen şey doğayı kendine göre algılamaktır bunun daha ötesi değil daha ötesi diye sanal bir şey yoktur.
Alıntı:
|
şöyle desem madde diye bir durum gerçek değildir özünde katılıkda yoktur durağanlıkda ve tekrarda yoktur. buradaki yok tümden yok anlamında değildir yokluk varlık birbirinin anti maddesi desem. akıl çeşitliliklerle gelişir reaksiyonları basit bir örrnek olarak verebilirm. aklı salt insan bedenindeki beyine indirgersen ve buna akıl dersen bu akli olmayacaktır.
|
Madde gerçektir ve bir şeye madde deme nedenimiz katı olarak algılamamızdır. En temelde sınır çiziyor olmasıdır ki bunun nedenini de kuantum konumu ile açıklarız. Tüm bu açıklamalarımız yine akılsaldır ve kendimize göredir. Bunun dışında bir algı mekanizmamız yoktur kafadan atarak aslında herşey başkadır, aslında her şey hiçtir veya hiç bir şey bildiğimiz gibi değildir demenin bir anlamı yoktur ne isek oyuz, ne algılıyorsak onu bilebiliriz ötesi hakkında atıp tutmak aptalların işidir. Aklı salt insan bedenine indirgemek olağandır lakin insan dışında akıldan bahseden yoktur. İnsan kendi tasarım yeteneğine akıl der. Sistematik halde düşündüğünden akıllı olduğunu söyler. Evrenin bütününe dair neyin gerçek olduğu konusundaki her sözü başka bir sistematiktir çünkü kıyaslamalar yaparak olguları sistemleştirir. Bu sistemlerden en pratiğine inanabilir veya teorize edebilir. İnanırsa daha ötesini engeller ve bu nedenle inanç zararlıdır. Teorize ederse ilerde öğreneceği ek bilgilerle daha da kapsamını genişltebilir ancak daima kendi algısı sınır olacaktır. Kendi algısının dışını hayal edemez, kutsal isimler verip veya bildiğinin ötesine muallak sıfatlarla üstünlük verip algının ötesindeki demesi boşunadır. Anlaması için algılayabildiği üzerinden gidebilir algılayamadığını ise algılayamadığı için, algılayamadığı o durumun varolduğunu iddia edemez sadece varsayabilir. Kısacası pembe diye bir renk gözde bulunmuyorsa pembe olmadan tasarım yapar ve bu onu eksik hissettirmez. Tıpkı mor ötesi ışınları görmüyor oluşunun kör olması manasına gelmemesi gibi.
Uzaydaki konumun zamana bağıl farklılığıdır. Aynı şekilde zamanı da uzaydaki çeşitli hareketlerin birbirine olan göreceliliğinin referans alınan bir konuma göre ölçülmesi olarak tanımlayabiliriz. Buna ek olarak durağanlığın ne olduğu da sorulabilir lakin o da görecelidir. Aslen durağanlık yoktur çünkü, bağıl durağanlık vardır. Dünyanın döndüğünü bilmeyiz dünya dışına çıkmadan, kendimiz de aynı hızla dönmekte olduğumuzdan onunla birlikte. Genel açıdan ise her şey birbirine göre konum değiştirir dolayısıyla genelde evrenin hareket olduğunu söylemek de zordur bu durumda. Çünkü evrenin hareket ettiğini söyleyebilmek için evrenin dışına çıkıp başka br referansa göre bütününün konum değişimi tespit etmek gerekecektir. Bu gibi fiziksel olgular pratikteki uygulama alanlarına göre tanımlanırlar öz gerçekte ne olduğu gibisinden sorular manasızdıır. Çünkü öz gerçek, herşeyin ötesindeki asıl gerçek diye bir şey yoktur, görecelilik vardır.
Alıntı:
|
sona doğru söylediklerin biraz daha gelişgin. görme ile ilgili yazdıklarına bir göz atarsan aslında maddenin sanal bir kavram olduğunu bulacaksın. senin gördüklerin, aslında sana görünenlerdir. temelde insan gözü bir bok görmez artık bunu ninem bile biliyor. senin dokundukların aynı zamanda saba dokunanlardır salt kendini merkeze koyarsan dünyanın oluşumunun ötesine geçecek motivasyonu yaklayamasın herşeyi yasa olarak kabul etmek bilimcilik olamaz. kesinlik yoktur bilim gerçek varlık her ne ise.
|
Neyin gelişmiş neyin gelişmemiş olduğunu kişi kendine göre tanımlama lüksüne sahip değildir. Maddenin sanal olduğu iddiası muallak bir iddiadır, lakin herşeyin sanal olduğu iddia edilebilir. Önemli olan sanalın da bir manasının olmasıdır. Göz hiç bir şey görmez demek aptalcadır çünkü görme olgusunun temelinde zaten ışıığın yansıması ve beyin tarafından algılanma biçimi önem taşır. Gerçek görme diye bir şey söz konusu değildir, görme olgusu sanal kabul edilen durumun sonucudur bunun dışında bir başka görme tanımlaması yapılamaz. Öyle bakarsak aslında hiç bir şeye de dokunamayız, dokunduğumuz nesne ile aramızda daima bir boşluk vardır. Ancak kimyasal tepkimelerle aktarılan sinir iletimleri dahilinde dokunma dediğimiz hissi oluştururlar ve dokunduğumuzu, hissettiğimizi söyleriz. Bunun ötesinde başka bir asıl dokunma durumu yoktur bildiğimiz dokunma hissi daima bu olmuştur tıpkı görme hissinde olduğu gibi. Daha ötesi veya aslı yoktur bunun. Platon saçmalayan bir adamdır, mağarada olan kendisidir, ide dediği zihni kurgularıdır, ideler gerçeğin asıl özü falan değillerdir. Tam tersine tüm idealler yaşanılan tecrübelerin mutlakiyetleştirilmesinden doğmuşlardır.
Dünyanın oluşumunun ötesine geçecek motivasyon son derece salakça kurulmuş bir cümledir. Motivasyon organik bir canlının ihtiyacına yönelik ilgisidir. Budurum dünyanın oluşumunun ötesine geçirilemez çünkü tamamen organik bir durumun temsilidir. Bilimde mutlak kesinliğin olmaması demek götünden uydurduğun kavramlara olanak var manası taşımaz. Gerçek varlık diye de bir şey yoktur.
Alıntı:
|
bilimcilik etiketi ile çok bilmişlik edasıyla hava atma bence. benden daha fazlasını bilemezsin bende senden daha fazlasını boşuna kendini yüceltme aynı boku yuvarlayan bok böcekleyiz hepimiz.
|
Hava attığım tamamen iftiradır, lakin hiç bir boktan anlamayanların da klişe söylemidir. Bilimcilik diye bir şey yoktur. Aynı boku yuvarladığım konusu şahsi kannaattir lakin kişi kendi yuvarladığı boku başkasına mal etmemelidir. Lakin, bokunu karıştırıp her şeyi göt ve bok ile tanıma tabi tutan anal evrede takılmış kişiler hakkında da birtakım fikirlerim mevcuttur; ancak psikolojik analiz analize tabi tutulanların hoşuna gitmeyebilir ve etik açıdan da bu tutumun muhataplar haketse de uygulanmaması gerekir.
Alıntı:
|
Akıl diye bir kavram sanaldır. Akıl ne namus veya ahlak gibi birşey. yani oratada bir akıl olmaz kesin net bir tanımda olamaz. sen salt biyolojik olarak doğayı ne kadar tanımlarsın sınırlıdır bu. her alan ve dalda da bu böyledir evrimsel gelişim bunu aşmaya çalışıyor birazda mevcut var olan yani insan olarak algıladaıklarımızı bütün olarak görmeyi dene merak etme çarpılmazsın birşeyde olmaz edi büdüyü yemez.
|
Biraz evvel aklı insan bedeninin ötesine taşımaya çalışan kişinin bu sefer akıl diye bir şey yok demesi aynı görme konusundaki tutumunda da rastlanan, herşeye muhalif olup kendi kıçını dayatması sorunsalıdır. O yok bu yok ne var senin kıçından tespitlerin mi sadece gerçek? Bütünlük veya evrenin bütünlüğü diye bir şey de yoktur her şeyi sen herşeyi bağımsız algılayamıyorsun diye bir şey ve onun parçaları olarak tanımlanmaya çalışmak ilkelliktir, deterministik ve tekilci bir idealizme ulaşır. Çarpılma korkum yok, edi ve büdünün de kukla olduğunu biliyorum. Senin için kabus olmaları psikolojik bir durumundur ve beni bağlamaz. Bilmediğin şeyden de bahsedemezsin. Herşey bir şeydir demek istiyorsan de ama ben bunu aptalca buluyorum, kaos ilkelerine de zıt düşüyor. Kaldı ki nick ini chaos yapan ve her şeye muhalif olduğunu zanneden kişinin yarın Allah birdir her şey bütündür diyebileceğini görmek de oldukça manalıdır. : ))
Alıntı:
|
Fikirlerim beni ilgilendirir seninkilerde seni iki fikirde ikimizide ilgilendirir ikimizi ilgilendiren bütün türümüzü ilgilendirir.
|
Sernin fikirlerin seni ilgilendirir doğru, ancak türümüzü ilgilendirenlerin seni ilgilendirdiğinden emin değilim daha çok seni ilgilendiren fikirler senin kıçından uydurduklarınla ilişkili görünüyorlar gözüme.
Alıntı:
|
boşver demişsin ama nedense boş vermemişsin acaba neden? insan olmak komik aynı zamanda eğlenceli bir şey. Akıl nedir? hala buna cevap bulmuş değilim buna cevap verecek fizikçi tanıdıkları olan varsa veya bilim insanları haber verenlere marihuanna ikram edecem missss sütde olabilir sütün aklı vardır kesin beyaz olduğuna göre.
|
Aklı fiziki formülle açıklamak saçmadır, evreni balonla açıklamaya benzer bu. Akıl algısal olan herşeyin manalandırıldığı ve davranışları da etkileyen ve gerekçelendiren bir beyin işlevidir fiziki açıdan formüle dökülemez. Beyaz olan akıllıdır iddiası en saçma dimn kitabında bile duyulmuş değildir bir ırkçının söyleyebileceği tümcelerdendir.
Alıntı:
|
fermyon bozon olayınıda hemen netleştirme istersen. lhc de yapılacak cms deneyinin verilerini beklemek gerekir. bozon boz ayı çıkabilir mesela yani boz ayıyı bozon olarak görüyorsak yada o bize öyle görünüyorsa tam bir karmaşa hareket zamanı maddenin ötesine geçildiğinde olacaktır bakalım sabit diye neleri görecez.
|
Saçmasapan konuşmak mizah kapsamına girmez şebek taklidi yapıp bunu çok komik bulan aptal kişinin yöntemidir. LHC deneyinin fermiyon ve bozon terimlerini etkilemek açısından bir önemi yoktur o deneyin konusu başkadır. Sabitler sabit olmayan doğyı kendi referansımıza göre ilişkilendirmek için önemlidir başka türlü, mesela kıçından kavram üretmek işe yaramaz.
Alıntı:
anladım
ama asla tesadüften meydana geldiğimi düşünemem.
ama doğruyu söle mek gerekirse şu akıl beyin muhabbetini anlamadım
|
Hayır anlamamışsın. Tesadüfden meydana geldiğini düşünememe nedeninle akıl beyin muhabbetini anlayamama nedenin aynı.
Alıntı:
|
Birikmiş bir enerji vardı. Kimi buna tanrı der, kimi ilk itici güç der. Ortada bir enerji birikmesi olduğu kesin. Balon belli bir miktarda hava alır değil mi? Fazlası oldumu boom. small bang
|
Sorun zaten evreni kutu veya balon gibi düşünmekte, öyle düşünemezsin. Birikmiş enerji de yok daima homojen. Kaldı ki enerji nerede birikiyor ki patlıyor sonra? Biriktiği yer olmalı ve bu durumda evreni enerjinin biriktiği ortamdan ayıramazsın. : ))