Alıntı:
dilary95´isimli arızadan alıntı
geçen gün national geographic de belgeseli vardı bunun. bir teoriye göre aslında milyonlarca evren dizisi varmış ve bu ikisi çarpışınca yeni bir evren dizisi oluşmaya başlamış milyarlrca yıl sonra da şu anki haliniz almış evrenimiz. diğer bir teoriye göre de evren şu an genişlemekte yaa bi adam evrenin genişledikten sonra tekrar küçülmeye başlayacağını sölemiş. big bang in bu yüzden olduğunu sonra evrinizimn tekrar genişlemeye başladığını. kısıt döngü diyo muş adam (bu national da yoktu bi yerde okumuştum)
geçen gün yataıcakken aklıma geldi bu, saolsun düşüncelrime, uykumu kaçırdılar yine
ben bu hayatın başlangıcıyla ilgili kafamı çok kurcalamamaya çalışıyorum. ama kendimi tesedüfi olarak adlandırmak da istemem.
|
Milyonlarca evren dizisi olduğu fikri sadece bir varsayım ne teoride ne de pratikte böyle bir şeyi test etme olanağımız yok, olmayacakta. M kuramının tasarlayıcısı Edward Witten, öngörüsünde big bang denilen olayı iki büyük zarın birbirine teması olarak varsayıyor yani M kuramına göre de 1 den fazla evren varolabilir.
Ancak sorun şu. Birden fazla evren var ise evren dediğimiz şeyin tanımı değişir sadece. Sonuç olarak bu ölçebileceğimiz makro yapılarda tıpkı galaksiler gibi başka bir oluşum haline gelirler o kadar. Bu sefer de evren diye bu sayısız evrenin içinde bulunduğu yapıya isim vermek ve onun ne olduğunu anlamamız gerekir. Dolayısıyla bunlar sadece daha çok soru demek her şeyin nasıl başladığını açıklamazlar yine.
Zamanın varoluş sebebi ile evrenin varoluş sebebi aynıdır. Daha doğrusu evrende madde oluşmadan zamandan bahsedilemez. Bu oldukça karmaşık,matematiksel bir konu olmasına rağmen basitçe şu şekilde ifade edilebilir. Zaman, maddesel oluşumların neden olduğu kütleçekim alanlarının, birbirine bağıl olan hareketlerinin ve konumlarının matematiksel ifadesidir. Bu nedenle ışık hızı aşılamaz zaten ve ışık hızında zaman yoktur lakin ışığı oluştutran fotonlar da kütlesiz elektromanyetik enerji paketleridir.
Fotonlar pozitif yani göreceli olarak yerel bakımdan geçmişten geleceğe doğru aktığı düşünülen yani maddeleşmeye eğilimli pozitif maddelere dönüştüğü kadar; madde alanındaki maddesel varlıkların doğrudan gözlem yapma olanağının dışında; negatif yani anti maddesel, yeniden parçalanmaya eğilimli kararsız ve negatif zamana sahip gelecekten geçmişe hareket halindeki parçacıklara da dönüşürler.
Bizlerin negatif zamandaki maddeleri negatif zaman ve negatif kütle olarak ölçebilmemiz olanaksızdır çünkü kütle zaten bir eğim alanıdır ve negatifi de "0" dan büyük bir değer olarak ölçülecektir. Zaman algımız da geçmişten geleceğe göreceli aktığı için zamanda geri giden anti maddenin fotonun hareketine göre ters referanslı bir eğim oluşturduğunu algılayamaz yine onu ışıktan yavaş başka bir değişik madde şeklinde algılarız. Kısacası Pozitron dediğimiz anti elektron aslında zamanda geri giden ters kütleçekim alanı yaratan bir elektrobndur elektrondan farkı yoktur fakat zamanı dahil herşeyi ters olduğu içinn anti maddeleri maddenin tersi davranan farklı ve kararsız maddeler olarak tespit edebiliriz ancak.
Bu kuramlar deneysel olarak kanıtlanmıştırlar. Öyleyse şimdi tekrar toparlayarak anti madde kütleçekim alanını ve ters zamanı da göze alarak big bang in yanlış tanımlanan ve algılanan bilim dışı "başlangıç anı" fenomenini bir de buradan çürütelim.
Evren sadece maddeden oluşmaz bizler maddeyiz, maddeyi tanımlayabilir ölçebiliriz. Erken evrende bu ayrımın bu kadar belirgin olmadığı da anlaşılmıştır zaten, nitekim madde baskın dediğimiz evren aslında gözlem sınırımızdaki evrenin de % 4 lük bir kısmıdır ve tüm gözlemleyebildiğimiz de budur.
Erken evrendeki aradaki farkın yani şu an bize baskın görünen madde baskın evrenin tersine daha eşit durumdaki madde- anti madde olgusuna dönecek olursak;
Zaman makro evrensel ölçekte neye göre işlemektedir? Eğer gerçekten göreceli zamanı devreden çıkarıp, evrenin somut bir başlangıç anına ulaşılabilir olsaydı bu aynı zamanda evrenin sonu da demek olacaktı.
Yani anti maddeyi ve negatif zamanın gerçekliğini de denkleme sokarsak evren başladığı an yok olmuş demektir. O zaman bu şekilde baktığımızda evrenin gerçekte varolmadığı sonucu çıkar. Peki buradaki hata nerededir? Hata, zamanı yerel bir unsur olarak görecelilikten bağımsız sabit bir bağımsız nitelik olarak düşünmekten kaynaklanmaktadır. Aslında evrenin başlangıcı dediğimiz an sonsuz öncesidir çünkü zamanın durmaya yaklaştığı ve maddenin henüz topaklaşmadığı geçmişe doğru gidildikçe zaman da madde azaldığı için yavaşlamaktadır. Hatta her partikül fotonlardan çiftler olarak oluştuğu için madde ve pozitif zaman oluşurken aynı anda anti-madde ve negatif zaman da varolmaktadır. Genişleyen evren dediğimiz de bu yeni kütleçekim alanlarının oluşup birbirini etkilemesi durumudur ve giderek hızlanır. Aynı şekilde madde artıp evren giderek daha büyük bir hızla genişledikçe zaman da eskisine oranla hızlanmaktadır, ancak bunu doğrudan farkedemeyiz nitekim zamanın ne olduğu zaten yukarıda açıklanmıştı.
Dolayısıyla evren sonsuza dek genleşebilir maksimum hızlı zaman hareketin durduğu zannedilen zaman olacaktır bu da Hawking in bahsettiği ağır elementlere dönüşmüş ısıl ölüm dediği trilyonlarca yıl sonraki varsayımsal gelecek evrendir. Ancak aslında ısıl ölüme ulaşmış evrende zaman şimdikine oranla çok daha hızlı ilerleyeceği için bir sondan bahsetmek bu varsayımın zayıflığına rağmen yine bile manasızdır. Bu arada ışık hızı hala sabittir saniyede yaklaşık 300 000 km/saat dir fakat saniye eski saniyeden çok daha hızlı ilerler. Bunun aynısının tersi de anti madde açısından gerçekleşir. Yani her iki uçta da bir sonsuza ıraksama,ölçüm aracının niteliğinden kaynaklanan bir belirsizlik mevcut olur. Evrenin başlangıç anına da gidilemez hatta öyle bir şey zaman maddesel bağıl evren olduğu için manasızdır dolayısıyla da big bang in ilk saniyeleri dediğimiz süreç aslında saniyeler sürmemiştir. 7 milyar yıl önceki 1 saniye şimdiki 1 saniyeden yavaştır geriye diktikçe durma notasına kadar ıraksar fakat 0 olmaz. Bu da başlangıç anının matematiksel açıdan tanımsız bir sonsuzluğa ıraksaması manasına gelecektir.
Zaten bu böyle olmasa ters zaman da varolduğu için evrenin başlangıç anı anti madde açısından evrenin sona erdiği an olacak, sona erdiği an başladığı an olacaktır dolayısıyla da durum manasızlaşacaktır.
Anladınız mı? Anlamadınız.
Tesadüfe gelince;
Evrendeki olayların nihai bir sonucu olan organik yapıların kimyasal reaksiyonlar sonucu ortaya çıkıp evrilmesi sürecine tersten bakmak oldukça anlamsızdır. Her şey rastgelelikten oluşur, evrendeki her olay rastlantılardan doğar. Ancak her rastlantı kendi ilişkilerini de oluşturur bir yıldızın,bir galaksinin birbirine bağıl kütleçekim alanları oluşturması gibi. Dışardan bakıldığında bu galaksi düzenlidir çünkü belli bir bölgede sayısız madde enerji ilişkisi dahilinde bir sınır çizmiştir. Organik yapılar bunların mikro boyuttaki biçimleridirler beyin dediğimiz organ dışardan bakıldığında kıvrımlı bir sinir hücresi kılıfıdır ancak toplamında gelişmişlik düzeyine bağlı olarak daha koordine bir hal alır. Akıl ve tasarım da bundan doğar bir özerk dizgenin kendi için çevreyi algılayıp işleme kapasitesinden yani. Tesadüfen önceden tasarlanmadan oluşamaz bu demek saçmadır, çünkü
beyini oluşturan akıl değil, akılı oluşturan şey beyindir. Özel değildsiniz,doğa ötesi hiç değilsiniz,doğa akılın sonucu değil sebebidir yani kendi aklınızdan tanrılar yaratıp kendinizi üstün varlık varsaymak anlamsız olduğu kadar doğa hakkında hiç bir şey bilmediğinizi ve hayalet masalları ile yaşadığınızı kanıtlar.
