|
|
| Bilimsel Mevzular Bir soru daha sorabilme sanatıdır bilim. |
BIG BANG ile ilgili AKILLI BIR SORU (cevap bende)Bilimsel Mevzular içerisinde BIG BANG ile ilgili AKILLI BIR SORU (cevap bende) konusu: öncesi sonrası -iç veya dış bunlar hep zıtlar üzerinden algıladığımız veya öyle sandığımız kendi tanımlamalarımızdır.
büyük patlama veya çatırdama öncesinde ne vardı diye bir soru başlı başına bir sorun. öncesi ...

17-10-2009, 11:35
|
 |
ruimte
|
|
Üyelik Tarihi: 17-10-2009
Mesajlar: 431
|
|
|
öncesi sonrası -iç veya dış bunlar hep zıtlar üzerinden algıladığımız veya öyle sandığımız kendi tanımlamalarımızdır.
büyük patlama veya çatırdama öncesinde ne vardı diye bir soru başlı başına bir sorun. öncesi veya sonrası neden varki yani bunu nerden biliyoruz. patlama hem oldu hem olmadı biz sadece olduğuna inanıyoruz veya biliyoruz veya bilmiyoruz.
evren genişliyor denilir iyide bana ne. istediği gibi şişsin sonra yine patlar
boşluk içinde genişleme olur iyide boşluk nedir bir genişleme veya daralma varmı bilmiyoruz.
yani öncesi veya sonrası vardı demek pek zeki olmadığımızın işaretidir insan olarak veya acayip zekiyizde cosmos bunun farkında değil.
büyük patlama sadece bir teori olup olmadığını bilmiyoruz olmayabilirde belkide daha olmadı olacak veya olduda biz biz olmadığımızın farkında değilken yok olan bir yıldız görüntüsünde takılıyız.
gelek NE VARDI sorusuna birşey olmasımı gerekli zaten soru kendi içinde cevaplıyor kendini
cevap: "NE VARDI"
fil üzerinde sisli bir ormanda yol alırken çekirdek çıtlatır şarap içeriz.
|

18-10-2009, 04:24
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-07-2009
Mesajlar: 117
|
|
Alıntı:
Sinouhe´isimli arızadan alıntı
fakat bu gece onlara gerektigi gibi yanit veremeyecegim.
Sadece bir iki cümle ile :
Nietzsche'nin eserlerini ve düsüncelerini, hayatini incelemeden, (mesela neurosifilis , ve onunla beraber diger ruh sagligini anlamadan, escinselligini sakli yasamak zorunda olmasinin getirdigi etkenler, sosyal kökeni vb) oldukca zordur. Nietsche nin kaliplasmis bazi deyim ve BAZI eserlerinin isiginda anlamak da zordur. Ben onu tam anlamiyla anladigimi idda edemiyorum. Fakat su anki geldigim noktada neler anlatmaya çalistigini anliyor gibiyim.
Yani ben senin bu konudaki yazdigini hayet iyi degerlendirebiliyorum.
Bunu sana senin yazina deger verdigi anlatmak için yaziyorum.
Simdi istersen bu konuya bana biraz zaman ver, ve istersen YENI BIR BASLIK KONUSU yapalim.
Cünkü benim baslattigim konudan bir hayli uzaklastik.
Yarin insallah senin yazina iyice düsünülm¨s bir yanit vermeye calisacagim.
selam ve sevgiler
Deli Doktor Sinouhe
|
Sayın Sinouhe eğer sadece Nietsche nin neden böyle düşündüğünü onun ruhsal yada cinsel hayatınada girerek anlamaya kalkarsam diğerlerine haksızlık etmiş olurum. O zaman Nirvana nında Hz. Muhameddin de Tolstoy unda Montaigne, Mark Stirner inde ve adı şimdi aklıma gelmeyen onlarca yazar çizerinde bu yönlerini ele almaya kalkmam gerekirki bu oldukça zahmetli ve zor bir iş olur. Frengi yada frangi öncesi hastasımıydı ruhsal durumu neydi bırak onu ve diğerlerini biz kendimizden o kadar emin olamıyoruz. Onlar işin çok ince detayları olur. Biz belli başlı konularla alakalı olan görüş ve bilgilerini ancak zamanımız oldukça okuyup anlamaya çalışıyoruz. Zamanım el verdikçe elime geçen her bilgiyi okumaya çalışırım bilginin niteliğini anlamaya çalışırken sadece samimiyet ve ıspata yönelik yönlerine daha çok yoğunlaşırım, bilgi kaynağının cinsel yada ruhsal durumu beni çok ilgilendirmez gizli yada açık cinsel tercihi ise beni hiç ilgilendirmez. Bir ruh hastasının yada zır delinin bana doğru bir bilgi verdiğinden emin olursam onun ruhsal yada akılsal hastalığı bilginin doğrulunu gölgeleyecek şüpheler bile uyandırmaz. Ben kendimden emin olduğum sürece sorun yok demekki bir şeye göre yani bir ıspat yada mantık mekanızmasına göre o bilgiyi doğru yada doğruya yakın ihtimal olarak bir yere koymuşumdur ve yine bana göre aksi ıspat edilene kadar yada daha yakın bir yeni doğru belirene kadar o tür insanlarında ürettiklerine saygı duyarım. Demek istediğim elimden geldiğince önyargılı olmamaya çalışırım. Bu kadar aciz olduğumdan değil sadece doğru bilginin her an her yerden gelebileceği olasılığı en azından önyargılarımın önüne geçer. Geçip giden yıllar insanda 2 kaçınılmaz şey oluşturuyormus;1- karın bölgesi yani midenin üstündeki yağlar  2- Ana düşüncelerin etrafına yavaş yavaş örülen önyargılar. Ancak insanların çoğu ilkiyle amansız bir savaşa gırıyor çünkü bazen insanlar 2 cinin bilincinde bile olamıyor çünkü çok yavaşça geçip giden yıllarla meydana geliyor, yumurta kuluçka gelişme ve yayılma süreleri oldukca uzun aynı o bahsettiğiniz frengi yada frengi öncesi hastalığı olan neurosifilis gibi  Önyargılar Sevgi ve şükranlarımı sunuyorum.
|

18-10-2009, 07:01
|
 |
Deli Doktor derler bana..
|
|
Üyelik Tarihi: 12-10-2009
Nerden: Lüksemburg
Yaş: 56
Mesajlar: 21
|
|
|
Sayin pandaVSkoaLa
Sizi ben gayet iyi anladim.
Aslinda yazdiklarimiz örtüsüyor, fakat benim yazdiklarimin CERCEVE VE NEDENLERINI anlatmam gerekiyor.
benim samimi oldugumu bildigini ve senin samimi oldugunu biliyorum.
Benim Nietzsche ile ilgili yazdiklarim, ona karsi bir önyargi veya asagilama, yazdiklarinin degerini gözardi etmek için degil. Aksine. Herhangi bir düsünceyi kendi çerçevesinde incelemek gerekir.
Frengi hastaligi 1600 lerden sonra Kristof Kolombun askerleri tarafindan avrupaya ve dünyaya yayilmistir.
Türklere Fransizlardan gelmistir (FRENGI YANI FRENKLERDEN GELEN) 1800 lerde avrupada insanlarin ortalama 25%-35% i frengi hastasiydi.
Askerlerde bu oran cok daha fazla. Osmanli askerlerinin 50% i frengi olmasi sebebi ile Padisah 1. dunya savasindan evvel meshur bir alman dermatolog getirtir ve Türkiye de frengi taramasi ve tedavisi yapilir. Istersen sana Konya üniversitesinin bir çalismasini link edebilirim. Karadeniz, Izmir, DÜZCE deki durum felaket.
Mesela sen Van Gogh 'un o zamanlar çok kullanilan bir uyusturucu kullandigini bilemezsen VAN GOGH un SON YILLARINDAKI YESIL RENK lerini nasil kullandigini bilemezsin (bu uyusturucu nun bir yan etkisi renkleri görmede bozukluk yapar, ve insan etrafini YESIL reklerde görür.) Bunu ben Tibbiye okurken farmakoloji profesömdeb hatirliyorum. (çok degerli bir hoca idi Allah rahmet eylesin. Nur içinde yatsin)
Eger Beethoven'in "Ay isigi sonat'ini" besteledigi anlarda, gizlice asik oldugu bir kizin ona baska bir erkegi sevdini anlatmasi, ve Beethoven bu gizli ve imkansiz askini bu sonat'da besteledigini bilemezsen, o müzikdeki HÜZUN ve UMUTSUZLUGUN kaynagini ve yüceligini o kadar iyi yasayamasin.
Ben KESINLIKLE HER TÜRLÜ önyargidan kurtulmaya calisan bir insan olmaya çalisiyorum. Bunun ilk sarti da bana göre INSAN DOGA KAINAT yani bana göre ALLAH sevgisinden baslar.
Escinsellik meselesine gelince 54 yasimda, bir doktor olarak, ve bir hayli escinsel , bisexuel lesbien travesti hastalarim oldugundan, ve onlardan seneler boyunca bir çok seyler ögrendigimi söyleyebilirim. Insan olmak için, insanlari yargilamamak gerekir. Insan olmak, ilk önce Insanlari sevmek ve insanlari ANLAMAKTAN baslar.
Bir olayi yazarken, o olaya objektif olarak yaklasmak gerekir. Bu DEMEK DEGIL KI BEN BIR YARGI ICINDEYIM;
Doktorluk hayatim bana sunu ögretti: HIC BIR OLAY TEK BASINA ELE ALINMAMALI. Alakasiz zannedigimiz meseleler arasinda iliski aramak, hastayi dikkatli dinlemek, ona ZAMAN AYIRMAK teshisin temeli dir
KURAN : 1; Diyanet meali : Zümer (42) "Allah (ölen) insanların ruhlarını öldüklerinde, ölmeyenlerinkini de uykularında alır. Ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını tutar, diğerlerini belli bir süreye (ömürlerinin sonuna) kadar bırakır. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır".
Meal HAMDI YAZIR "Allah alır o canları öldükleri zaman; ölmeyenleri de uyuduklarında. Sonra haklarında ölüm karan verdiklerim alıkoyar, diğerlerini belirlenmiş bir süreye kadar salıverir. Şüphesiz ki bunda düşünecek bir kavim için deliller vardır."
SIMDI Muhammed ESED :"Bütün insanların, [bedenen] öldüklerinde canlarını alan ve henüz ölmemiş olanları da uyku halinde [ölü gibi yapan] Allah'tır; [yalnız O'dur bu güce sahip olan]: (44) O, böylece ölümlerine hükmettiklerini [hayattan] koparır, diğerlerini de [kendisinin koyduğu] bir mühlet için salıverir. [Bütün] bunlarda gerçekten düşünenler için mesajlar vardır!
SUAT YILDIRIM "Ama (gerçek koruyucu) Allah, insanların ruhlarını ölümleri sırasında, ölmeyenlerin ruhlarını ise uykuları sırasında alır.Hakkında ölüm hükmü verdiği rûhu tutar, vermediği rûhu ise belirli bir süreye kadar salıverir.Muhakkak ki bunda, düşünen kimseler için alacak ibretler vardır."
Bunu neden yazdim???
Bak : putperest denilen hinduizmin kaynaklarinda :
KAYNAK : MANAVA-DHARMA SASTRA. sanskritceden çeviren (fransizcaya) A. LOISELEUR DESLOXGGHAMPS.
57. » C'est ainsi que, par un réveil et par un repos alternatifs , l'Etre immuable fait revivre ou mourir éternellement
tout cet assemblage de créatures mobiles et immobiles.
tercüme benim: "Hareket etmeyen Varlik, kimildayan ve kimildamayan yaratiklar topluluklarini böylece, (bir birini takip eden bir uyanis ve bir dinlenme ile,) ebediyeten CANLANDIRIR VEYA ÖLDÜRÜR.
2500-2800 sene evvel yazilmis bu!
Nietzsche nin devamli olarak bu kitabi okudugunu biliyormuydun ??
Derin ve samimi saygilarimla
Konu Sinouhe tarafından (18-10-2009 Saat 07:47 ) değiştirilmiştir..
|

18-10-2009, 13:39
|
 |
Delinin zoru
|
|
Üyelik Tarihi: 24-05-2009
Yaş: 20
Mesajlar: 154
|
|
Alıntı:
pandaVSkoaLa´isimli arızadan alıntı
Zamanın sadece bizim ortaya çıkardığımız bu zaman kavramının anlamsızlığı gibi zaman dıye bir şey bile yok aslında devamlı sürüp giden birşey için zaman kavramı çok anlamsız.
Zamanlar bellidir, 1 gün 24 saat 1 yıl 365 gün 1 dakika 60 sanıye felan dıye süreçleri bellidir ancak konumuzda bahsedilen uzay durumu evvelsiz ve sonsuz olduğu için zaman kavramının burada anlamı kalmıyor başlangıç yada son belli değil.
|
Merhaba, zaten evelsiz/sonsuz sözcükleri kendi içerisinde bir zaman algısı barındırıyor. Halbuki zamanın olmadığı bir yerde başlamaktan/bitmekten yahut önceden/sonradan bahsedilebilir mi?
Zaman kavramını hareket referanslı bir kavram olarak ele alacak olursak big bang teorisi ile ortaya çıkan evren hareketlendi, dolayısıyla buda zamanı var etti diyebiliriz.
Alıntı:
pandaVSkoaLa´isimli arızadan alıntı
Şu andaki bilimsel çalışmalar ışığında bunlar ıspatlanamaz ancak sonuç bakımından düşünürsek bu 2 ihtimalden başka birşey çıkmaz.
|
Bu sonuca nasıl vardınız?
Bilimin bu soruya yanıt veremiyor olması bir sonuç değildir. İspatlanamıyor diyebilirsiniz, ispatlanamıyor demek bilim bu soruya yanıt veremez demekle özdeş değildir. Çünkü bilinmeyen bilimin ilgi alanı dahilindedir, dolayısı ile bilim bilinmeyenleri ispatlayarak ilerler. “Bilimle bunlar ispatlanamaz.” dedikten sonra yapmış olduğunuz açıklama bilimin bu soruya yanıtı değilse, bilimsel bir açıklama değildir.
Big bang’dan öncesinin olmadığı konusunda kesin hüküm verilemez, sadece elde edilen veriler oraya kadardır. Geçmişle ilgili olarak hiçbir şey kesin olarak bilinemiyor, geçmişe gidip görülmediği sürece. Bilim her sorunun cevabını bulacak diye bir kaide de yok ayrıca, amacı doğanın göstermiş olduğu veriler ışığında olayları mantık çerçevesinde açıklamaya çalışmak. İnsan mantığı dışına çıkan çözüm seçeneklerine güvenip/güvenmemek insanların bireysel tercihidir, buna karşılmaz elbet ama bilim bunlardan uzak tutulmalıdır.
Sorumuza gelecek olursak; Big bang 13 milyar yıl öncesi için öngörülüyor ama bu big bang'dan önce kaç 13 milyar yıl geçmiştir bilinemez, sonsuz sayıda da geçmiş olabilir.
|

18-10-2009, 15:11
|
 |
Deli Doktor derler bana..
|
|
Üyelik Tarihi: 12-10-2009
Nerden: Lüksemburg
Yaş: 56
Mesajlar: 21
|
|
SORUMUN CEVABINI YAZIYORUM ::)::)::):)::)::)::)::)::)
Herkese merhaba,
Big Bang veya ne olursa olsun, nasil olduysa oldu.
Ama bir noktada tüm bilim adamlari ve (benim bildigim kadari ile) tüm dinler birlesiyorlar:
ZAMAN KAVRAMI Kainat'in baslamasi ile ortaya cikti. Diger tüm boyutlar gibi.
Zaman, uzak yakin yüksek ve ve bilinen ve düsünülen tüm boyutlar BIG BANG ile baslamistir.
yani big bang dan evvel ne vardi diye sormak aslinda akilli degil anlamsiz bir sorudur.
       
YARATICI GÜC dini kitaplarda tarif edilmeye çalisilirken SONSUZLUK KAVRAMI ile dile getirilmeye çalisiliyor. Hem bilinen boyutlar bakimindan, ve hemde ZAMAN boyutu bakimindan. YARATICI GÜC : buna ister ALLAH deyin ister TANRI ister VEMA veya BRAHMA veya TAO . Bütün yazilarda YARATICI GUC TEK VE SONSUZ olarak tarif ediliyor.Insanlarin zaman içinde bu kavramdan uzaklasmalari ile bir çok anlamsiz uygulamalar ortaya çikmistir. Bu baska.
selam ve sevgiler
|

18-10-2009, 18:41
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-07-2009
Mesajlar: 117
|
|
Alıntı:
firari´isimli arızadan alıntı
Merhaba, zaten evelsiz/sonsuz sözcükleri kendi içerisinde bir zaman algısı barındırıyor. Halbuki zamanın olmadığı bir yerde başlamaktan/bitmekten yahut önceden/sonradan bahsedilebilir mi?
Zaman kavramını hareket referanslı bir kavram olarak ele alacak olursak big bang teorisi ile ortaya çıkan evren hareketlendi, dolayısıyla buda zamanı var etti diyebiliriz.
Bu sonuca nasıl vardınız?
Bilimin bu soruya yanıt veremiyor olması bir sonuç değildir. İspatlanamıyor diyebilirsiniz, ispatlanamıyor demek bilim bu soruya yanıt veremez demekle özdeş değildir. Çünkü bilinmeyen bilimin ilgi alanı dahilindedir, dolayısı ile bilim bilinmeyenleri ispatlayarak ilerler. “Bilimle bunlar ispatlanamaz.” dedikten sonra yapmış olduğunuz açıklama bilimin bu soruya yanıtı değilse, bilimsel bir açıklama değildir.
Big bang’dan öncesinin olmadığı konusunda kesin hüküm verilemez, sadece elde edilen veriler oraya kadardır. Geçmişle ilgili olarak hiçbir şey kesin olarak bilinemiyor, geçmişe gidip görülmediği sürece. Bilim her sorunun cevabını bulacak diye bir kaide de yok ayrıca, amacı doğanın göstermiş olduğu veriler ışığında olayları mantık çerçevesinde açıklamaya çalışmak. İnsan mantığı dışına çıkan çözüm seçeneklerine güvenip/güvenmemek insanların bireysel tercihidir, buna karşılmaz elbet ama bilim bunlardan uzak tutulmalıdır.
Sorumuza gelecek olursak; Big bang 13 milyar yıl öncesi için öngörülüyor ama bu big bang'dan önce kaç 13 milyar yıl geçmiştir bilinemez, sonsuz sayıda da geçmiş olabilir.
|
Zaman, iki hareket arasındaki süredir. Hareket ve maddenin nesnel hali zamanla belirir. Zamanın olmadığı yerde , nesnellikte yoktur! Bu nedenle zaman cismin kesinlikle belirleyici faktörüdür. Hareketin hızı zamanın da hızıdır. Görelilik ve kuantum varsayımlarına göre zaman ile uzay birbirleriyle doğrudan ilişkili ve bağlantılıdır. Zaten zaman ile uzay birlikte anlamlıdır. Biri olmadan diğerinin olması mümkün değildir. Bunu şöyle özetleyelim : elektrik yükünün çevresindeki elektrik alanı , o elektrik yükünün bir bağlantısıdır. Tıpkı bunun gibi geometri ile kinamatik 'den oluşan eğri yada düz uzay-zaman metrik alanı da özdeğin (maddenin) bir bağlantısıdır. Elektrik yükü olmadıkca, elektrik alanı nasıl olmaz ise ; maddesiz bir '' metrik alan'', eş anlamıyla '' uzay-zaman '' da varolamaz. uzayla zaman, düşünsel tasarımlar değil , maddesel nesnenin içinde bulunan nesnel zaman-uzay madde somutluğundan oluşmuş bir bütündür. Böylece uzayın boyutları kadar zaman boyutunun kendiside uzay boyutlarının bir devamı niteliğinde bir nesnel uzam boyutu olarak varolmaktadır. Madde özünde ışıma kuatlarından oluşma bir yapıdır. Bu ışıma kuantları kendilerini özde zamansal bir varoluş olarak, bir frekans olarak bir zaman yapısı olarak ortaya koyarlar. Zaten Birleşik Alanlar Teoreminin özündeki ana fikir 'de ışık kuantları düzeyinde elektrik alanı - manyetik alanı ve gravitasyon alanlarını tek bir alan yapısı altında formüllemekten başka bir şey değildir. Bu ise elektro-gravitasyon alanı denebilecek yeni bir alan anlayışını öngörecektir. Eğer elektrik- manyetik ve gravitik alanlar içerisinden zaman kayması -boyut değişimi hadiselerini açıklayabilirsek bir Birleşik Alan Kuramı anlayışına sahibiz demektir.
Zaman, iki hareket arasındaki süredir. Tanımı ile Böylece uzayın boyutları kadar zaman boyutunun kendiside uzay boyutlarının bir devamı niteliğinde bir nesnel uzam boyutu olarak varolmaktadır. Bu iki cümle sizce çelişki barındırmıyormu? İlk cümlede zamanın kısa ve net tarifi yapılmış kesin bir yargı ile yani iki haraket arasında bir başlangıç ve bir son arasındaki süreç. Oysa uzay gerçekliği haraketinin başlangıç yada sonu belli değil, 2 haraket arası diye bir şey yok. Sadece varoluş var ,değişim var. Ben sadece uzay kavramı için zamanın anlamsızlığını vurgulamaya çalıştım. Belkide gerçekliği yanlış algıladığımızdan dolayı yada alışık olduğumuz mantık yürütme mekanızmasından dolayı yanılgıya düşüyoruz. Çünkü biz zamanı somut bir gerçeklik gibi ele alıp kavradığımızda herşeyde olduğu gibi uzaya da bir başlangıc yada son düşündüğümüz için yanılgıya düşüyoruz. Biraz daha farklı düşünürsek şunuda kabul edebiliriz; Uzayın sonu yok ve sona ereceği bir süreçde olmayacak istediği kadar değişsin. Sonsuz büyüklükteki bir gerçeklik nereye yok olabilir veya nasıl bir değişimle ortadan kaybolabilir. Hep devam eden hep varolan sonsuz bir değişim bölgesi, Sonuçta zaman kavramının tarifindeki gibi 2 haraket arası dıye bır şey sadece içinde barındırdığı faktörlerle alakalı kendisi için geçerli değil. Kendisinin bir başlangıcı yada sonu yada bitişi düşünülemiyor bile. Biz zamanı rakamsal olarak ifade ederiz ancak matematiksel olarak bütün rakamları ve bütün formulleri kullansakta uzayın sonsuz büyüklüğü ve hep devam edişi karışısında bütün matematikte yetersiz kalır hep yeni formuller bulsak daha büyük sayılar icat etsekte bunları uzay ve sonsuzluğunu kayıt almaya kalkarsak ne hafızamız ne bilgisayarlarımız nede yazmaya kalkarsak kağıtlarımız yeter. Bana göre uzay kavramında büyüklük ve devam ediş bakımından zaman yoktur, kısa ve öz sadece sonsuzluk vardır. Sonsuzluk ilk bakışta zamanla alakalı gibi görünsede bence daha değişik ve şimdiye kadar iyi algılayamadığımız başka birşeydir. Aslında bütün anlatmaya çalıştığım şey sadece zaman kavramı değil uzayla beraber düşündüğümüz de eğer içinde bir yaratıcı olgusu taşımıyorsa bütün şimdiye kadar bildik yada bilindik kavramların anlamların , anlamlıdan anlamsızlığa sonuçta da hiçliğe dönüştüğü gerçekliğidir. Çünkü uzay kavramı her ne kadar somut bir gerçeklik olsada barındırdığı anlamlar bakımından sonsuz felsefik bir kavram haline gelmekten kendini bile kurtaramaz kaldıki içindekiler kurtulabilsin. ( Bu söylemler yaratıcı olgusu dışındadır, sadece bu olgu ile tekrar herşey bir anlam kazanabilir.)
Konu pandaVSkoaLa tarafından (18-10-2009 Saat 18:54 ) değiştirilmiştir..
|

20-10-2009, 09:31
|
 |
daima arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 02-05-2009
Mesajlar: 1,531
|
|
|
big bang de neyin nesi...?
|

20-10-2009, 11:06
|
 |
ruimte
|
|
Üyelik Tarihi: 17-10-2009
Mesajlar: 431
|
|
|
big bang dan önce ben vardım. hep vardım hep olacağım genişleyende birşey yok.
psikanalitik ve teolojik bir o kadarda eskiciden alınanlarla bir sentez yaparsak ne mevcut klasik bilimsel bakışı yakalarız nede fizik ötesindeki mevcut durumu düşleyebiliriz değilki anlamak anladığımız bir halt yok bu dünyada dönp dolaşıp sürekli aynı dükkanda geviş getirmekten başka.
efem deli doctor sanskritce metinleride görmek istiyoruz original olanlarını birde biz çevirek fransız fransız kalmıştır belkide derin bilgi ve birikime sahip değiliz fakat çözeriz beraber. ve saygın sayın doctor çok görmüşlüğünüz ve geçirmişliniz vardır saygılar efem, sevgi ve sevmeden sürekli bahsedilir fakat dünya hali ortada biz caniyiz insanları sevmeyiz çalarız yıkarız tecavüz ederiz aman sevgiden uzak duralım çünkü dünya sevgiden ve barışdan adaletten geçilmiyor.
sevgisiz ve saygısızlıklar efendim mesele cennet değil cehennemde yanmayı sevmektir cennetten çıkan sevgi ile birbirimiizn kanlarını içeriz şarap diye en azından cehennemde harbiden baba gibi veya ana gibi şarap içeriz.
|

21-10-2009, 22:35
|
 |
Delinin zoru
|
|
Üyelik Tarihi: 24-05-2009
Yaş: 20
Mesajlar: 154
|
|
Alıntı:
pandaVSkoaLa´isimli arızadan alıntı
Zaman, iki hareket arasındaki süredir.
...
...
...
|
Sizi anladığıma emin olabilirsiniz.
Zaman konusunda söylediklerimizin, nüans farklılığında olduğunu görüyorum.
Bu da, genel doğrulardaki ahengi kesinlikle bozmuyor. 
|

23-10-2009, 13:51
|
 |
kızıl arıza Багэр
|
|
Üyelik Tarihi: 05-12-2007
Nerden: stenbol
Yaş: 38
Mesajlar: 1,011
|
|
Alıntı:
Sinouhe´isimli arızadan alıntı
Herkese merhaba,
Big Bang veya ne olursa olsun, nasil olduysa oldu.
Ama bir noktada tüm bilim adamlari ve (benim bildigim kadari ile) tüm dinler birlesiyorlar:
ZAMAN KAVRAMI Kainat'in baslamasi ile ortaya cikti. Diger tüm boyutlar gibi.
Zaman, uzak yakin yüksek ve ve bilinen ve düsünülen tüm boyutlar BIG BANG ile baslamistir.
yani big bang dan evvel ne vardi diye sormak aslinda akilli degil anlamsiz bir sorudur.
       
YARATICI GÜC dini kitaplarda tarif edilmeye çalisilirken SONSUZLUK KAVRAMI ile dile getirilmeye çalisiliyor. Hem bilinen boyutlar bakimindan, ve hemde ZAMAN boyutu bakimindan. YARATICI GÜC : buna ister ALLAH deyin ister TANRI ister VEMA veya BRAHMA veya TAO . Bütün yazilarda YARATICI GUC TEK VE SONSUZ olarak tarif ediliyor.Insanlarin zaman içinde bu kavramdan uzaklasmalari ile bir çok anlamsiz uygulamalar ortaya çikmistir. Bu baska.
selam ve sevgiler
|
Farklı birşey söylemedikten sonra,ortalığı ayağa kaldırmaya gerek varmıydı!!??...Madem konuyu kendi perspektifinizle kapattınız sayın ve sevgili Sinouhe,izniniz olursa başka bir topiğe geçmeden paralel bir soruyla konunuzun idamesinde rol almak isterim...
Gerçekliği veya geçersizliği henüz tam olarak kanıtlanmamış bir başlangıç teorisi olan Bigbang (veya benzeri bir teori) ile;
insan (akıl),var olan herşeyi bir ilk an'a/nedene/varlığa bağdaştırma ihtiyacı duymaktadır.Sizce bunun sebebi İnsanın (aklın) kendini bağımsız olduğunu gösterme çabasımıdır yoksa bu aklın daha büyük ve genel bir akıla doğru içgüdüsel/programlanmış bir yönelimimidir??
Bazen diyorum atayım kendimi aşağıya....Bazen de diyorum niye atayım kendimi aşağıya!!
Кызыл Багэр
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:48 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|