Alıntı:
Berk Taçyıldız´isimli arızadan alıntı
Eğer gerçekten "mağduriyet" işe yarayan bir hal ise ve AKP nin başarısı bu durumu kullanmaktan ibaretse ; CHP' lilerin gizli bir Derin-CHP yapılanması içine girip, partinin kapatılmasına , hatta lideri Deniz Baykal'ın asılmasına çalışması tavsiye edilebilir ! CHP öyle bir mağdur edilmeli , öyle bir mağdur edilmeli ki , - millet - haline acıyıp " Ay yazıktır günahtır . Dur şunlara oy vereyimde sevinsin garibanlar" demelidir .  Ve böylece ta ta ta taaa ... CHP % 67 ile iktidarda ! Nasıl fikir ama ! 
|
Özetle diyorsunuz ki, bu kadar basitse, CHP neden yapmıyor?
Hayır bu kadar kolay değil elbette.
Genç Partinin bir evvelki seçimde 7 kûsurluk seçim «başarı»sına bakar isek: İçtenlik çok önemli bir belirleyici unsur. Halkın idrak eşiğine inen Cem Uzan bir evvelki seçimde medya gücünün de etkisiyle bir «başarı» yakalasa da, son seçimde vukuatlarının sonucu halka samimi gelmediğinden ötürü diskalifiye oldu anımsarsanız.
Mağduriyet edebiyatını oynamak da zor zanaat anlayacağınız. Lakin bu «zanaatkâr» insanların Anayasa Mahkemesi gibi ya da Yargıtay Başsavcısı gibi (Baykal'ı saymıyorum bile) muhalif görünümde «destekleyicileri» genel ya da yerel seçim öncesi peydahlanırsa, taş atıp da kolları yorulmaksızın mazlum mazlum oyları kapmaları daha da kolaylaşıyor artık.
"Başarı"sının sırrını sizden de almak isterim elbette.
Elbette tek başına mağduriyet edebiyatı yeterli gelmiyor, destekleyicileri olmalı değil mi?
Ekonomik başarılar..? (Kömür dağıtmaca ve dilencelik kültürü aşılamaca?)
Uluslararası politikalarda istikrar..?(Daha çok ABD'yi yalama ve tavizler? AB üyeliği yolunda -göz boyayıcı- bir evvelki dönemdeki çılgın «ilerleme»?)
Kasımpaşa jargonuyla Lider..?(Çoğunluğa samimi geliyor ya böylesi?)
Merkez sağa kayan kadrolarla göz boyamaca..?
Medyanın tesiri..?
Bla bla bla...
Kısaca makyavelist mantaliteyle elde edilen politik kazanımlar benim nazarımda "başarı" sayılmıyor. Ve politika tam da bu, kimseyi aklamaya çalışmamak lazım dolayısıyla.
Türk toplumu 3.5 yıl eğitim ortalamasıyla bilgiye sahip olan değil, kararlarında duygularından beslenen bir toplum. Özellikle de dinî inançlarına müdahele gibi algıladığı hususlarda çok daha tepkisel. Tepki oylarının getireceği yağlı ballı oyların da farkında olan AKP'nin bu potansiyeli mazlumluk üzerinden kullandığını inkar edebilir misiniz?
Anayasa Mahkemesinin kararı, e-muhtıra'nın yarattığı gergin ortamdan faidelenmesini bilen AKP'nin propagandası seçimlerde etkili olmadı mı yani?
Hayır bahsettiğiniz gibi Baykal'ın mağduriyet üzerinden oynaması söz konusu olmadığı gibi, aksine cephelere ayıran, agresif ve jakoben tavrı halkta tepkiselliğe neden oldu. (Baykal eski politikacı, hala «çemkirerek» siyaset yapılacağını zannediyor) Sola oy veren kesim dahi bir başka alternatif olmadığı için (olmadığını sandıkları için) CHP'yi tercih ettiler. Bu kesim genellikle "yaşam koşullarının değişmesini istemeyen ve AKP'ye alternatif bir başka muhalif parti ihtiyacında olan" kesimdi. Etki tepki prensibi AKP'nin içtenliksiz tavrına bir diğer tavır olarak ortaya çıktı.
2002 seçimlerinde de Erdoğan'ın «içerde» yatmışlığından doğan bir mağdurluk söz konusu değil miydi mesela? Kimi kalabalıklar bu «mağduriyet»i empati yoluyla üzerlerinde hissettiler. 2002'de kimi bilinçli seçmen de ekonomik kriz ve koalisyon hükümetlerinin istikrarsız gidişatını beğenmediği için alternatif bir sağ parti arayışı içerisindeydi. Sağ seçmen, sol seçmene göre çok daha kemikleşmiş bir ülkedeyiz, sağ seçmen partisini değiştirse de tarafını değiştirmiyor genelde, sol seçmense git gide eriyor. Oysa diğer tüm parametreler bir kenara atılırsa Ecevit'in %20lerdeki "başarısı da" yine Öcalan'ın yakalanması sonrasıydı mesela.
Heterojen bir yapıda olan toplumumuzun seçmen tavırlarındaki yönelimi öyle aman aman derinlikli sebeplere dayanmıyor özetle, homojen bir özellik taşıyor. Moral değerler ağırlıklı: Din, vatan, millilik vs (Herkes ortadaki seçeneklerden dilediğini seçip, onun üzerinden veryansın ediyor)
Tabii aslında toplum mühendisleri seçmen tavrının parametlerini daha derinlikli irdelerken biz burada ne desek beyhude.
Konu parti kapatılmasıydı değil mi?
Evet mevcut koşullarda siyaset her ne kadar iki yüzlüce de olsa, herhangi legal bir partinin kapatılma imasını dahi ilkelce buluyorum. Legal demişken, bizde hukuk kuralları devletin hazzetmediği fikirleri ve insanları gayrımeşru saymaya meyilli. Yani Anayasaya uygunluk/uygunsuzluk hikayesi de kolaylıkla kılıfa sokulabilir bir durum, yeter ki istensin.