iki insanın birlikteliğini onaylayan bir resmi mercinin varlığı, evlilik kurumu denen şey ilkel bir bakış açısının sonucudur, hala yaşaması hayret vericidir.Şöyle ki; ben biri ile birlikteyim ve bunu resmen onaylattırıyorum(telif hakkı gibi bir durum aslında) ki benim birlikte olduğum insanı başkası nüfusuna geçirmesin, onunla çaktırmadan evlenmesin.
Bu durumda iki problem vardır.Ya ben birlikte olduğum insana güvenmiyorum, benden habersiz başka biri ile evlenebileceğinden korkuyorum ki evlenme gereği duyuyorum(ki güvensizlik ile birliktelik yürümez).Yada bu toplumda evlilik tek tarafın isteğiyle gerçekleşebilen birşey.Örneğin ben biri ile beraberim, ne benim ne de beraber olduğum kişinin haberi olmadan üçüncü bir kişi çıkıp beraber olduğum kişi ile yada benimle evlenme hakkına sahip.(ki kanunen bunu yapmak da olanaksız)
O zaman niye evleniyoruz?
Çocuk konusuna gelince.Çocuğun anne-baba ile birlikte yada sadece anne, sadece baba ile büyümesi de ayrı bir tartışma konusudur.Anne-baba ile büyümesinin en sağlıklı olanı olduğunu düşünenler gibi, anne yada babanın yalnızca biri ile büyümesinin daha sağlıklı olduğunu düşünenler de vardır.Ama bu toplumdan topluma değişen bir durumdur.Türkiye için ele alırsak çoçuğu sadece annenin yetiştirmesi sonucu eğer çocuğuna baban öldü gibi masallar anlatmayacaksa, öncelikle çocuğu piç ilan eden insanların, toplumun baskısından nasıl etkilenmeden hayatını şekillendirebileceğini, toplumsal bağnazlığın son derece yoğun olduğu bir yerde nasıl yaşayabileceğini öğretmesi gerekir annenin.İşi zor tabi, ama imkansız da değil
