Alıntı:
Sercan.Us´isimli arızadan alıntı
Kanser, hava (duman) yoluyla da bulaşıyor. sadece kendilerini zehirlemekle kalsalar iyi.
Ayrıca sürüsüne bereket kronik bronşit, astım vs bir sürü hasta insan var etrafta sigara içilen yerde duramayan nefessiz kalan. Bu insanların yaşam kalitesini düşürmeye kimin hakkı var ?
Sigara içe içe kanser olupta nefessiz kalan insanların söyledikleri hiç mi küpe olmaz insanların kulağına.
Ne diyeyim sigara içenler bunları bildikleri halde kendilerine söz geçiremiyorlarsa hayatları boyunca o zayıf iradeleriyle yaşayacakları için onlara kızamıyorum bile 
|
sevgili sercan us arkadaş
hayatta her şey bir tercih meselesidir. bilinçli yada bilinçsiz (toplum baskının farkeilmeyen eli) insanlar tercihlerini yapar ve ona göre yaşar. (normal koşullarda tabi, koyuncul toplumlarda böle yaparsan arıza diye adlandırılırsın) sigara da aynen böyle tercih edilerek içilir. ancak şu da bir gerçek ki anne babasından biri ya da her ikisi sigara veya alkol veya uyuşturucu madde kullanan bir bebeğin ileride bunları kullanma oranı kullanmayanlara göre yüksektir. genetik olarak böyle bir durum söz konusu yani. bu nedenle bir gü bebek sahibi olmak istersem en az bir yıl önceden sigarayı bırakırım. doğacak çocuğa bu kadarından daha da fazlasını borçluyum yalnız bunu da hatırlatayım.
şimdi sağlık konusuna gelelim. insan zamanı geldiğinde ölür bunu sakın unutma. ölümün ne şekilde geldiği hiç farketmez. çocukluğumdan beri sülalemde kanser hastalığından herkesi kaybedyoruz. (kanser de genetik bir hastalıktı, tıpkı böbrek taşı gibi) sadece bir dayım kalp krizine denizde yakalandığından boğuularak vefat etti ve sigara içerdi ve 30 un altında imiş öldüğünde. gelelim diğerlerine hepsi yeşilaycı idi. şu an akciğer kanseri olan bir dayım var ve dayım ömrü billah sigara içilen yerlerden uzak durmuştur. babamda son gününe kadar sigara içti (gırtlak kanseri olmasına rağmen) ama ölün nedeni doktorun yanlış tedavisi iidi.
diyeceksin ki tesadüf. belki ama bana pek tesadüf gibi gelmiyor çünkü etrafımda hastalık çekenler sadece kendi akrabalarım değil. yaklaşık 20 yıldır hastalık görüyorum hastana görüyorum. hiç onkolojiye gttin mi umarıom gitmek zorunda kalmazsın. orada 5 yaşı ve daha üstü çocuklar gördüm. sence bu çaouklar sidara mı içiyordu. kimbilir belki kimisi çernobil kurbanıydı anne karnında aldılar hastalığı.
yeni doğan çocuklarda bağışıklık sistemi zayıf o yüzden çok sık hastalanıyorlar ve ailelerin cehaleti sayesinde antibiyotik ile hayata başlıyorlar. ilaçların insan bünyesine yaptığı zarardan bahsetmeme gerek var mı ? hatta üstüne üstlük çocuklarını çok seven (nasıl bir sevgise bu) ailelerin çocukların elleirne küçük yaşata bisküvi tutuşturduklarını görüyoruz. (analar çok meşgul evde pasta börk yapamıyorlar, yemek desen hak getire) peki bu hazır gıdalrda ne var bir çok kansorejen madde. ve endokronoloji bozucular. bisküvi, döner hamburger yemek zorunda mı bu çocuklar . hayır en azından bu kadar sık değil. çaya attığın kesme şekerin toz halden kesme hale nasıl geldiğini biliyormusun cık. yediğimiz sebzelerde ki kimyasal maddeleri biliyormusun , hormonu basıyorlar (hormon insana zarar vermez bitkisel kaynaklı olduğundan ) ne oluyor sebzeler 15 günde büyüyecekse 3 günde büyüyor, bu arada böceklenmesin diye atılan kimaysallar bitkiden toprağa geçemeden sebze ile bizim midemize giriyor . bu ilaçların sebzeden toprağa geçmesi için belli bir zaman geçmesi gerekiyor ama geçemiyor malesef. meyvalarda da benzeri durum var . sakız da da . şimdi bu sayılanlardan bir kısmı tüketilmek zorunda . ama bir kısmı değil. sakız gibi döner gibi . ama tüketiyoruz öyle değil mi.evet tüketiyoruz bu sektörler sayesinde bir çok kişi ekmek yiyor en azından buradan tüketildiğini oldukça iyi miktarda tüketildiğini anlayabiliriz.hatta ekmek bile nerelerde ne şekilde üretiliyor biliyorsundur. ki bu kötü koşulları ortadan kaldırmak da mümkün. ama nedense yıllardır sadece TV programlarına konu olup gerekli makamlarda ilgi oluşturmuyorlar.ne ilginç değil mi. halbuki bizim sağlığımız düşünenler var...
gelelim endokronoloji bozuculara. bu nedir mi. hormon bozucu diyelim kısaca. şimdi ben bu katkılı tuhaf şeylerle besleniyorum ya benim çocuğumun kız olamsı halinde kıllı mıllı bir erkek gibi olması, oğlumun ise efemine oması söz konusu olacak kısaca durumun vehametini anlatabildimmi. ve organik tarım desteklenmiyor malesef. sağlıklı gıda üretimi desteklenmiyor. aksine avrupanın vazgeçtiği üretim şekilleri ülkemizde sanki ilk biz keşfettmişiz gibi destekleniyor. avrupa da içilmesi yenilmesi yasaklanmış gıdalr bizim ülkede cirit atıyor ama ruhumuz duymuyor. avrupada ki gibi ürünlerin üstünde ne içerdiği nasıl üretildiği ile ilgili bilgi de yok. bu konuda seçim şansı verilmiyor bize. (hoş dar gelirlinin bu şansı hiç olmayacak ya neyse. ama ben giyecek yerine sağlıklı gıdaya para ayırmayı tercih ederdim benim ve benim gibi düşünenlerin bu hakım elimden alınıyor ya nise ) etikette yazsa da güvenebilir miyiz kalite belgelerinin nasıl alındığını bilenlerin güvenmeyeceği açık.
kısaca sağlık açısından sigara zararlı ama yukarıdakileri de göz önüne almk lazım. mesela sigaranın bedene zararı %49 iken şişmanlığın zararı %51 olarak belirlemiş bilim. bu durumda insan sağlığı açısından şişmanlığı da yasaklamak lazım. hoş onlarda da irade eksikliği var diyosundur sen şimdi.
eğer ben hamburgerden yada avrupa meşeili ürünlerden zehirlenmek yerine sigaradan zehirlenmeyi tercih ediyorsam bu beni ilgilendirir. buna karışmak koyun olun demenin kibarcasıdır. bu yüzden bu yasağa tepkiliyim . birey olmam kabul edilmiyor yani. ya da kendi kendimin efendisi olmam. sigara içmeyenlere de saygı göstermek gerekir kesinlikle. ama bunu ben bir İNSAN olarak sosyal bir insan olarak (her ne kadar sosyal olamk sinemaya , tiyatroya gitmek vb şekilde tanımlansa da sosyal olmak dünyad kendinden başkalarının da yaşadığını bilmek ve ona göre davranmaktır bana göre) içmeyen insanları rahtsız etmemek şeklinde yapmalıyım. BEN yapmalıyım. başkası zorluyor diye yapılamaz böyle şeyler. aksi halde bir gün çökmeye mahkumdur. tarihte her konuda bu böyle olmuştur. ve bir laf vardır zorla güzellik olmaz diye.
perdesi sararacak diye evinde sigara içirmeyen kişnin evine gitmem çünkü perdesi benden daha kıymetlidir. garipseme buu söyleyen de var. zaten sigara içmeyen bir insanın evinde sigara içilmesi ancak onun müsadesi ile olur. direk benim evimde sigara içilmez diyen adam da acık hödüktür. iş yerinde de bu böyle olmalıdır. kısaca bu olay insanların arasında saygı ve anlayışla çözülecek bir meseldir. kural koymak ancak her iki tarafı da mağdur etmemek şeklinde olmalıdır. evet kural konulmalıdır çünkü nüfus fazla. herkes karşısındakini düşünmüyor. ama ben sigara içiyorum diye ikinci sınıf insan yerine konmam da doğru değildir.
yaşam kalitesini düşürmekten bahsetmişsin. çok ilginç. peki tüm gün işyerinde benden daha az bilen ve kafası çalışan ve daha az insn olan amirlerimin bana uyguladığı işkenceler yzünden benim ruhumun acı çekmesi de yaşam kalitemin düşmesi olmuyor mu? öteki gibi düşünmediğim buteki gibi davranmadığım için sürekli oalrak iidam edilmem yaşam kalitmi düşürmüyor mu? ruh tecavüzcüleri elini kolunu sallayarak gezerken ortalıkta ve her rastladıkları insanın yaşam enerjisini sömürürken bizim yaşam kailitemi düşmüyormu? ki bu söyldeiklerimi yada benzerlerini sende yaşıyorsundur. yukardaki komşumun çocuğunun srekli gürültü yapması da beni deli ediyor gidip aana babayı dövesm geliyor. neden mi çünkü çocukla ilgilenseler çocuk o akdar yaramazlık yapmaz. ilgisiz sevgisiz büyüyor o çocuk. hırçın ve bencil daha şimdiden. kimseyi düşünmeyi öğrenmiyor. aşağıda yaşayan bir insan var bu saatten sona rahatsız etmek doğru olmaz düşüncesi bilinci gelişmiyor. afedersin ama bu çocukla benim çocuğum aynı sınıfta okuyacak aynı yerde çalışacak v aynı toplumda yaşayacak buyur sen böyle bir durumda çocuk doğurmayı göze al. böyle ilgisiz cahil cümbela ana babaların çocuk yetiştirememsi yüzünden benim çocuk doğurma hakkım elimden alınıyor. bende gideyimmi insan hakları mahkemesine. üstelik bir çocuğun hayatı da mahvoluyor.
evet sigara içiyorum 2. sınıf vatandaşım
bayanım 3. sınıf vatandaşım
bekarım 4. sınıf vatandaşım
zekam normal ve başkalarını da düşünebiliyorum 5 . sınıf vatandaşım
oldu mu.
ve sigaradan nefret eden bir erkek arkadaşım vardı. ama bana saygı gösterdi ve büyük konuşmayacağım bundan sona dedi. hayat daha çok şey öğretecek bize. yeter ki sadece kendi açımızdan bakmayalım. demokratik olmak lazım. esas olan kendimizi dılarda bırakarak olayları görebilmek sorgulayabilmek sdoğruya ulaşmak.
bu konu ile ilgili olarak açılamsı düşünülen bir hukuk davası var . formda da yer alıyor. bir de onu oku istersen.
ve bir gün sigarayı bırakırsam yine perdesi sararacak diye sigara içilmeyen evlere gitmeyeceğim ...