Bir başka forumda biz bu konuyu tartışmıştık, oradan anımsadıklarımı özetleyeyim; üç tür ötanazi söz konusu. Aktif ve pasif ötanazi ve doktor yardımıyla intihar...
Aktif ötanazi, bir sıvı enjekte etme yoluyla yaşama son verme, pasifse yaşam destek ünitelerini kapatma ve tedaviyi kesme şeklindeki yaşama son verme. Doktor yardımıyla intiharsa, intihar edeceği düzeneği kişiye hazırlama ama yaşama kişinin son vermesi...Sonuncusu Amerikan'ın bir eyaletinde yasal.
Pasif ötanazi hemen birçok ülkede yasal, ama aktif ötanazi -birkaç ülke dışında-, Türkiye de dahil yasadışı bir uygulama...
Dindar bir kişi ötanaziye karşıdır, lakin insan bedeni kişiye ait değil, Tanrı'ya aittir, hatta On Emir'de "öldürmeyeceksin" emri de vardır, kendini de dahil. Geçen Cennetin Krallığı'nı izlemiştim, orada da (Hristiyan inanca göre) intihar edenlerin kafaları bedenlerinden ayrılıyordu; ki cehennemde dahi başsız kalsın diye ve Hristiyanların gömüldüğü mezarlığa dahi gömülmüyordu...!
Tabii Evrim Kuramının ortaya çıkışından sonra, din de eski tesirini kaybetmeye başlayınca, ötanazi türü uygulamalar daha bir geçerlilik kazanmıştır...
İmdi hemen tüm arkadaşlar (ankete göre 5 kişi hariç) ötanazi hakkına belli koşullar altında "elbette verilmeli" türü yanıtlar vermiş. Benim bu yöndeki düşüncem "çekimserim" olacaktır. Kibirlice bir çıkarımda bulunmak istiyorum; farkındalık düzeyi gelişmemiş, kültürel ve ussal gelişiminde hayli gerilerde kalmış kişilere de bu hak tanınmalı mıdır? Ya iki dakika sonra düşünceleri değişecekse, ya içinde bulunduğu hastalığın da etkisiyle muhakemesi yeterli düzeyde değilse? (burada konuyu açan arkadaşın akıl sağlığı yerinde olma saikinden başka bir şey söylüyorum)...
Mesela yanımızda çalışan bir ablamızın, annesi yatalak bir kadındı, 99 depremi zamanı beni de kurtarın, beni de dışarıya çıkarmayı unutmazsınız değil mi türü kaygılarla her ziyaretine gelene adeta yakarırdı, kadının akıl sağlığında bir sorun yoktu, ama kimi günler bezmiş bir edayla, ölmek istiyorum biri bana hap versin ve öldürsün derdi, kimi günler de yaşamak isterdi sonuna kadar...
Yani yaşam bir avazda vazgeçilecek kadar değersiz değil çoğu kişi için aslında!
Dayanılmaz acılar çekmeye gelince, pasif ötanazide acılar için ilaç uygulaması var zaten...Yani dayanılmaz acıları genelde yaşama şansı olanlar çekiyorlar, gözden çıkarılmış hastalar bol uyuşturucuyla zaten acıdan arındırılıyorlar...(Tabii bunun için aramızda varsa bir hekim arkadaşın kesin bilgilerini almak daha doğru olacaktır, yoksa ben ne desem boş...)
Kısacası ben ötanazi hususunda hemen-çabucak uygulanmalıdır, hak verilmelidir diye bir yargıya ulaşamıyorum düşündükçe...Mesela ailemden birileri bu hakkı kullanmak istese, yine de; aaa ölmek mi istiyorsun hay hay paşam, hay hay canım gülüm, diyemem...
Böyle...
(Lanet uykum hâlâ gelmedi bu arada, eccük forum karıştırayım iyisi mi!

)