|
Soruyu yanıtlayabilmek için dinin hangi anlamda kullanıldığını bilmek gerekiyor.
Kurumsal din sözkonusu olduğunda Yahudilik,Hıristiyanlık,Müslümanlık gibi "diğerlerinden ayrılmış kendi başına,tek doğru biziz diyen duruşlarıyla" bu ligdeki hiçbir takımı tutmuyorum. İktidar,erk,yönlendirme,kontrol bu ligin ana kuralları. Büyük faul de araştırmak,karşılaştırmak,derinleştirmektir dil sorunuyla ilişkisinde kırmızı kart alırsınız. İçinde yaşadığınız dönemde maça katılmasanız da ,varolan kurumsal dinlerin bilinçsel yapıları budur.
Her ne kadar inandıklarını söyledikleri Muhammet "ilim çinde de olsa gidin , alın" desede,O'na indiğini söyledikleri Kuran ikra yani oku tümcesi-ayet -yle başlasada cahil bir inanan kesim onlar için bulunmaz bir hazinedir. Bilmedikleri bir dilde ezan okunur,namaza davetiye. Kuranıkerimi onca yıllık okumalarımda ,arapça bilgimin yardımıyla ne ezana ne de namaza rastlamadım.
Namaz diye çevrilen sözcükler "zikir" ve "salat" kavramlarıdır. İbadet dediklerini de başka dildeki ,Arapça'daki sözcüklerle yaparlar. halbuki allahın isimlerinden biri kelamullahtır : sözcüklerin ,dillerin allahı.
Türk Ulusu bilmediği,anlamadığı bir dilde nasıl ibadet ediyor,bunu anlamam çok güç.
Dinin diğer anlamına Anadoludaki karşılığına gelirsek "hakka hizmet etmek istiyorsan halka hizmet edeceksin" bu bir değerdir.
Dinin varoluşla ilgili anlamına gidecek olursak dört basamakla ilişki içinde düşünmemiz gerekiyor."şeriat","tarikat","marifet","hakikat" anlamlarının bağlamlarını görmek için İbni Arabi,Hacı Bektaş Veli,Hallacı Mansur,Nesimi,Mevlana-Şemsi Tebrizi ...derinleşmelerine,araştırmalarına gitmek gerekiyor.
En son da Atatürk'ün kullandığı anlam"hakiki mürşit ilimdir,fendir"
|