Öncelikle, parayı neye harcadığım değil de... Paranın mevcudiyeti hakkında.
Bugün Cartoon Network'de bir çizgi film izliyordu kızım, "Mike, Lu ve Og". Bu çizgi filmde çocukların kafasına paranın ne kadar gerekli olduğu çakılmaya çalışılıyordu. Satış yapan mini mini çizgi kız kahramanımız, taş devri misali geçen hikayede alışverişte takas olarak kullanılan domuzlar ve yengeçler, en sonunda kasadaki sıcak nakit olan domuz ve yengeçlerin çok başbelası bulunması ve de ta taaammm: esas kızımız "para iyidir" diyor, onca madenin ağırlığından ve ısıran ve kaçan domuzlarla yengeçlerden iyidir...
Paraya tapan nesilleri yetiştirmek üzere hiçbir fırsatı kaçırmıyorlar.
Ben en çok kitap alıyorum paramla, yaşamsal ihtiyaçlarımı karşıladıktan sonra. Bu da mı düzene alet olmak acaba? Kuşkusuz, ama kendi rasyonaliteme göre en iyisi. Bir de koku ve sabuna para harcamayı severim.
İçki ve sigara, bu allahın cezası sistemde zaten allahın emri, onları saymıyorum. Autochaos'un yazdığı defaatle vergilendirilme konusu ise hiç bir şekilde es geçilmemesi gereken bir konu. Her kim buna burun kıvırır, kendisine ihanet eder...
Sonuç mu? Hiç. Kitaplar ve kokularla ve de içki sigara ile uyuşmak iyi

Yani, given all the circumstances...