|
|
Vicdani ret ile ilgili düşünceniz?Anketler içerisinde Vicdani ret ile ilgili düşünceniz? konusu: Aynı şeyleri tekrarlayıp duruyorsunuz, ne demek vicdani ret kullanmaya çalışmak tepki göstermek değil? Bir tüccar malı satıyorsa onu piyasadan çekmez. Yazılanlar çok ilginç ve düşüncelerimiz zıt kutuplarda. Sahte değerler birleştirici ...

30-09-2008, 12:30
|
 |
M€M€ÑTØ MØRÍ
|
|
Üyelik Tarihi: 01-01-2007
Nerden: Asrub
Yaş: 29
Mesajlar: 2,355
|
|
|
Aynı şeyleri tekrarlayıp duruyorsunuz, ne demek vicdani ret kullanmaya çalışmak tepki göstermek değil? Bir tüccar malı satıyorsa onu piyasadan çekmez. Yazılanlar çok ilginç ve düşüncelerimiz zıt kutuplarda. Sahte değerler birleştirici değil, bölücüdür. Ve bu sahte değerler arttıkça bölünmeler de aynı oranda artar. Cevap vermiş olmak için cevap vermenize gerek yok, yazdıklarınıza farklı bir bakış açısı getirmiyorsunuz. Tarihe nesnel olarak bakarsanız ya da bakabilirseniz, savunduğunuz düşüncelerin barbarlığını daha iyi kavrayabilirsiniz. Bu dünya, üzerindeki bütün canlıların ihtiyaçlarını karşılayacak kadar verimlidir yeter ki vahşileşmeyelim. Ayrıca burada demokrasi konusuna hiç girmesek daha iyi, desteklemediğim bir kavram çoğunluk istedi diye azınlığın uymaya zorlanması.
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
|

17-10-2008, 01:06
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 17-10-2008
Yaş: 31
Mesajlar: 21
|
|
|
Vicdanı red edeni etmeli tekdir,
Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir...
Klasik üslupla gireyim dedim konuya ama ayrıntılara takıldım kaldım, vicdanı olan ile olmayan arasındaki fark; sanırım ölü eti yemek gibi bir şey olsak gerek. yada red eden haklı ise red edemiyen kimene ülen...
Unutmayalım; en önemli unsur, savaşma seviş şiarı olabilir bir reddiye içerisinde...
cümle alemde beni red edecektin abe vicdansız, elbet yolum düşer o meyhaneye...
O güzel insanların anısı önünde saygıyla...
|

22-10-2008, 02:48
|
 |
fena fillahlardayım anne
|
|
Üyelik Tarihi: 21-09-2008
Yaş: 25
Mesajlar: 97
|
|
|
komşular adam olsa belki olur derdim ama 4 yanımız düşman herkes kuyumuzu kazmaya çalışıor.. vicdani red hakkı olmamalı.bu iş sarpa sarar . kendi kanımdan vermem gerekiyorsa veririm. ugrastıgım şey evet belki ütopik. sınırlar kalksın. savaşlar olmasın.herkes mutlu olsun. hepsi hayal. bu ülekyi korumak için ne gerekiyorsa yapılmalı....
|

22-10-2008, 18:28
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 21-10-2008
Yaş: 51
Mesajlar: 23
|
|
|
şuan adını anımsayamadığım(şu sıralar nezaman alıntı yapmaya kalkışsam böyle başlıyorum söze sanırım kocamışlığın göstergesi hoş görün)bir bilim kurgu kitabında, uzun zaman önce unutulmuş bir koloni gezegenin'e savşçı bir uzay filosu iner gezegeni yeniden birliğe katmaktır amaçları ama hiç beklemedikleri türden bir direnişle karşılaşırlar,bu pasif bir direniştir.Sloganlaşmış sihirli sözcük SKİB'dir (açılımı; Sen Kendi İşine Bak) her türlü otoriteyi ve emir almayı reddederler.Yaşam biçimleri anarşist bir ütopyanın olabilirliğidir,gezegendeki yaşamın çekiciliğine kapılan filo'nun savaşçıları gemilerini terk edip gezegendeki insanların arasına katılmaya başlarlar,filo eğer gezegende bir süre daha kalsa savaştıracak asker bulamayacaktır,kaldıki gezegende filo amiralinin nasıl başa çıkacağını hiç bilmediği bir şavaş sürmektedir.Ateş'in kan'ın gözyaşı'nın olmadığı ama yenileceğini hissettiği bir savaş.Sonunda filosunun arta kalanını alır ve gezegenden kaçarcasına uzaklaşır.....viçdani red olasıdır ama bunun koşullarını kişinin kendi belirler,zordur hele böylesi militerist bir toplumda...çıkılan yol uzundur, çetindir ve bu yolda acı vardır,gözyaşı vardır,bu insanın kendisi ve içinde yaşadığı toplumla hesaplaşmasıdır,bu baş kaldırıdır,kimse bir diğerine vicdani red'çi ol diyemez kimse kimseye hiçbirşey diyemez belki sadece SKİB diyebiliriz...
|

01-04-2009, 09:09
|
 |
hiperuyuşuk
|
|
Üyelik Tarihi: 26-03-2009
Mesajlar: 695
|
|
|
silahı-savaşı-öldürmeyi reddetmek kişinin en doğal hakkıdır...ölümü-öldürmeyi kabul etmemek herkesin yaptığı gün dünya yaşanır bir dünya olacaktır...milli güvenlik dersinde galiba şöyle bir tanım vardı askerlik için 'savaşma sanatı';mantığım-aklım durmuştu karşılaştığımda...savaşma sanatı ha,öldürmek-savaş nasıl sanat olur?sanat yaşatmak için çırpınırken savaşma sanatı cümlesini kim-hangi mantıkla kurabilir?yaşam hak olarak görülmediği için-yaşama saygı duyulmadığı için ölüm-öldürme bu kadar kutsallaştırılıyor...başka şartlar altında karşılaşsaydı belki dost olacağı tanımadığım bir insanı öldürmeyi reddetmek asıl olması gereken...o çok istekli savaş-öldürme düşkünleri ömürleri boyunca asker olsun ama kimse de zorlanmasın asker olmaya-savaşmaya-öldürmeye...savaşa-askerliğe-ölüme hayır...
|

01-04-2009, 20:56
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 01-04-2009
Yaş: 27
Mesajlar: 3
|
|
|
Yorumları okdum, hepsini, ve çoğu suç teşkil ediyor. Halkı askerlikten soğutmak anayasal bir suçtur ve 6 ay hapis cezası vardır. Bazı yorumlar gülünç, kimse kaydını yaptırmasın, kimse gitmesin gibi çocukca çabalar var. Bu konu içerisinde anarşik bir cemaatleşme söz konusu. Son söyleyeceğim iki kelime,
SIKIYOSA GİTMEYİN.
|

02-04-2009, 04:35
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 29
Mesajlar: 1,667
|
|
Alıntı:
pupilla´isimli arızadan alıntı
Yorumları okdum, hepsini, ve çoğu suç teşkil ediyor. Halkı askerlikten soğutmak anayasal bir suçtur ve 6 ay hapis cezası vardır. Bazı yorumlar gülünç, kimse kaydını yaptırmasın, kimse gitmesin gibi çocukca çabalar var. Bu konu içerisinde anarşik bir cemaatleşme söz konusu. Son söyleyeceğim iki kelime,
SIKIYOSA GİTMEYİN.
|
Derya içindeki balıklar gibisin kardeşim. Daha nereye yazdığını anlamamış olacaksın ki ''bu yazılanlar anayasal suçtur'' deme gafletine düşebiliyorsun. Tamam, karşı olduğunu söyleyebilirsin; ancak, hitap ettiğin kitlenin savunduğu düşünceleri bile doğru düzgün bilmeden onlar adına yorum yapman saçmalık mı desem, işgüzarlık mı yoksa cehalet mi tam karar veremedim...
Vicdani red olgusu savaş kavramına duyulan tepkidir basitçe. Atacığınızın yurtta ve cihanda sulh vaz ettiği bir ülkede, söylemlerin karşılığını bulabilmesi için savaş olgusunu iyi etüt etmen ve militarizmin ne olduğunu bilmen gerekir! Burada bizi asıl ilgilendiren militarizm olgusudur.
Bir şey hakkında yorum yapabilmen için önce yeterli düzeyde donanımın ve birikimin olması gerekir. Militarizmin sosyal yaşam formlarına ve toplumsal düzene hangi araç ve yöntemlerle empoze edildiğinden de haberdar olacaksın. Bu iki durumu anlamışsan, sözgelimi ilkokul çocuklarının askeri bir disiplin ve nizamla her sabah niçin ''milli and'' denilen absürd bir ritüeli gerçekleştirdiğini anlarsın. Yine aynı ilköğretim çocuklarının hocaları derse girdiklerinde niçin ayağa kalkıp hazır ola geçtiklerini de anlarsın. Askeri bir disiplin ve nizamla terbiye edilen bu bireylerin ileriki yaşamlarında hangi maceralara hangi ''kutsal, yüce ve milli''(!) serüvenlere itildiğini de kavrayacaksın böylece.
Yine farkındalık düzeyin artıkça Türkiyede yaşayan insanların muhafazakar, otoriter ve baskıcı bir kültürü olmasına karşın sosyal nizamda büyük bir anarşinin(karmaşa anlamında) olduğunu farkedersin. Nazi rejiminin rahle-i tedrisinden geçmiş Alman toplumunda bireyler bizim kültüre nazaran son derece rahat, marjinal ve sıradışı tiplerdir; ancak bu ülkede sosyal yaşamda kurallar belirleyicidir, gittiğin her yerde işler(kamu işleri, trafik, yollar, çevre düzenlemeleri vs vs) kurallar çerçevesinde yürür. Söz gelimi orada trenlerin bizdeki gibi 15 dk önce yada sonra gelmesi gibi bir olay nadiren vuku bulur.
Biz en basit ve olağan şeylerin dahi sıradışı algılandığı bir toplum/kültürde yaşıyoruz. (Dünyanın başka bir ülkesinde işini normal ve olması gibi yapan insanlara plaket verilir mi sözgelimi bilmiyoruz  ) Böylesi bir toplumda, insanlığın vicdanını yüceltecek ileri adımları/fikirleri tartışmak da zorlaşıyor. Siz daha olağan, olması gereken basit şeyleri halledememişken; karşınızda olması gerektiğine inanılanın dışında ileri adımlar/fikirler çıkıyor. Fuat Keyman'ın Postmodern Süblimleşme dediği hadise bu olsa gerek(Feodal inançlara sahip bir bireyin, söz gelimi hip-hop tarzı bol pantolonlar, tişörtler giyip Sagopa dinlemesi, bu arada kafada da türban/çarşaf vs elde de Kur'an  )
Hasılı durum biraz karışık. Söyleyebileceğim, hangi görüşe inanırsanız inanın lütfen inandığınız şeylerin kökenini iyi araştırın...

Mey kasemi kırdın yere vurdun Tanrım
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrım
Gül renkli şarabım yere döktün tekmil
Zannım budur ki sen de sarhoş oldun Tanrım...
Hayyam...
|

02-04-2009, 22:22
|
 |
M€M€ÑTØ MØRÍ
|
|
Üyelik Tarihi: 01-01-2007
Nerden: Asrub
Yaş: 29
Mesajlar: 2,355
|
|
|
Mevcut sistemin koruyucusu en çok da zihnen köreltilmiş insan yığınları olmuştur her daim. Çünkü sistem onları böyle eğitmiş, ehlileştirmiştir. İşte yukarıdaki gibi. Evet, hayli geri kalmış bağnaz toplumlarda insanların düşünce ve ifade özgürlüğü suç teşkil edebilir, 6 ya da daha uzun sürelerde hapis cezasına tekabül edebilir. Daha önce birilerinin ayakkabılarını parlatanlar çıkıp "sıkıyorsa gitmeyin" naraları da atabilir. Bu bana şeyi hatırlatıyor..
Schopenhauer'in şu sözünü:
“Elbette genel olarak tüm zamanların bilgeleri aynı şeyi söylemiştir ve tüm zamanların budalaları, yani ezici çoğunluğu da, tam tersini yapmışlardır: Ve bu durum bundan sonra da sürecektir.”
Korkarım öyle...
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
|

02-04-2009, 22:53
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 02-09-2008
Mesajlar: 45
|
|
olmalı olursa da kimse gitmez ülkücüler bile kaçar 
|

27-07-2009, 22:06
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 26-09-2008
Mesajlar: 9
|
|
|
vicdani ret hakkını doğuran durumdan hiç birisi, askerliğin zorunlu olduğu ülkelerde geçerli değildir. bütün bu nedenler keyfi nedenler olarak görülürler. ancak uluslararası kurallar çerçevesinde belirlenmiş hukuki dayanaklar içinde vicdani ret, bir haktır. öyleyse vicdani ret hakkını değil vermek, verilmesini savunmanın bile suç teşkil ettiği bir ülkede, insan hakları mahkemesinin vicdani ret hakkıyla ilgili yaptığı uygulamaları nedeniyle bu ülkeyi mahkum etmesi gayet doğal iken, bu uygulamaların nedenleri hakkında incelikli görünen bir tartışmaya girmek de son derece abestir.
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:05 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|