Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Ciddi Mevzular > Anarşizm

Anarşizm Biz ki caniyiz! Herkes için ekmek, iş ve her türlü bağımsızlık ve adaleti istiyoruz.


Anarşi - Anarşizm

Anarşizm içerisinde Anarşi - Anarşizm konusu: Kökeni Yunanca olan kavram “yönetimi olmayan”,”yönetimsiz” anlamına gelen anarkhos sözcüğünden türetilmiştir. “iktidar,erk tanımazlık” tüm anarşist yaklaşımlarda ortak olan ilkeler 1-) “İnsanların devletin yönlendirmelerine ,sınırlandırmalarına uymaları için hiçbir zorunluluk yoktur. Bu ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 30-05-2007, 09:41
MümtazUlusoy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 18-04-2007
Nerden: ankara
Yaş: 42
Mesajlar: 67
Standart Anarşi - Anarşizm

Kökeni Yunanca olan kavram “yönetimi olmayan”,”yönetimsiz” anlamına gelen anarkhos sözcüğünden türetilmiştir.
“iktidar,erk tanımazlık”
tüm anarşist yaklaşımlarda ortak olan ilkeler
1-) “İnsanların devletin yönlendirmelerine ,sınırlandırmalarına uymaları için hiçbir zorunluluk yoktur. Bu savın temelindeki akıl yürütme ,olgu böylesi kuralları,yasaları kabul eden bireyin kendi yargı yeteneğini kullanamayacak ,yapıp ettiklerinin doğruluğunu değerlendiremeyecek duruma gelecek olmasıdır(1).
2-) Devlet ve iktidar ortadan kaldırılmalıdır.
3-)İktidarsız(erksiz) ,devletsiz(hükümetsiz) bir toplumsal düzen olanaklıdır ve bu düzene ulaşmak – insanın” gerçek doğası “düşünüldüğünde istenmelidir.(2)
4-) iktidar,devlet,özel mülkiyet insanın özgürlüğünün önündeki en önemli engellerdir.
Proudhon(1809-1865) “anarşi bir efendi ya da bir hükümdarın olmadığı geleceğin toplumsal düzenidir.”der
Bütün yeniden yapılandırma çalışmalarında yaptıkları keskin eleştirilere rağmen ,anarşistlerde yıkıcılık kurucu tek öğe olarak görülmemiş,her zaman yeni bir düzenin kurulması ya da kurulacağı öngörülmüştür(3).
(yoksayıcılık,yıkıcılık)
“insanın özgürleşmesinin yolunu tıkayan her türden kurumun kökünün kurutulması gerektiğini savunan toplum ve siyaset felsefesi
Özdenetime vurgu yapan törecilik(ahlaksal görüş).
Mülkiyet ortadan kaldırıldığında üretim nasıl paylaşılacak sorunu.
Günümüzde sermayenin vatansızlaşması,küreselleşme olguları ve problemleri var..
Godvin’e göre ,mükemmel bir kişiliğe evrilebilecek olan insan doğası devletin(4) engelleyici ve ket vurucu niteliği nedeniyle kendini gerçekleştirememektedir.Bakunin ve Kropotkinde biricik olan insan doğasının ilerletilmesi ve kendini gerçekleştirmesine izin verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Devletsiz düzenin olanaklı ve istenebilir olduğunun temellendirilmesi.. Kropotkin karşılıklı dayanışma ve yardımlaşma,Stirner insanların davranışlarının sınırlarını kişisel güçleri belirlemeli ile belirler.
İktidar nasıl paylaşılacak?
Üretilenlerin paylaşımı nasıl düzenlenecek? Kropotkin ortaya attığı gereksinime göre paylaşım olarak anarşist kominist yaklaşımdır.. Prodhon’da üretim sürecinde nasıl ve ne oranda pay aldığı gereksinimin çok önündedir.
Önceden var olan “düzenleyici” ve “bir arada tutucu “ güç olarak devletin asli işlevlerinin –devlet yıkıldığında-nasıl yerine getirileceği sorunsalı yanıt bekleyen önemli sorudur. Özel mülkiyetin olmadığı toplumda suç oranının da doğrudan düşeceği..Doğal dayanışma dürtüsünün işlevselleştirilmesi ile bilimlerden yararlanılarak ortaya çıkacak ekinsel sınırlamaların iyice anlaşılmasının yaygınlaştırılması.(5)
Anarşist devrim iktidar odağına dönüşebilecek herhangi bir önderliği barındırmayan aşağıdan yukarı doğru bir eylem olarak oluşturulması gerektiğinde birleşmişlerdir.
xx.yüzyıl II. Dünya savaşı sonrası kuramsal ve eylemsel olarak 1960-1970 lere dek suskun kaldı anarşizm. Yeni bir anarşizm savunusu geliştirdiler. Dönemin gözde felsefe akımı varoluşçuluğun(6) etkisi altında olmaları ya da yeni solun vazgeçilmezlerinden olan “durumcu etik” in devrimci gizilgücünü öne çıkarmalarıdır.
XX. yüzyılın son çeyreğinde üç ana düşünce çizgisi, anarşizm ile yakın bağlar kurup,anarşizmin temel savlarını kendi düşüncelerine başlangıç noktası yaptılar ; feminizm(feminist anarşizm),ekoloji(ekolojik anarşizm),postmodernizm(post- yapısalcı anarşizm)
Öncülüğünü Emma Goldman’ın (1869-1940) yaptığı feminist anarşizm,devletin her yönüyle ataerkilliğin tipik bir kurumu,erkek-egemen dünyanın belirgin bir dışavurumu olduğunu savunur. Kadınların kendilerine özgü doğalarıyla ,kadınlık içgüdüleriyle dünyada hüküm süren adaletsizliği sonlandırabileceğini ; her türlü yetkeye başkaldırabilecek anarşist gizil gücün kadınlarda doğuştan bulunduğunu öne sürer..
Ekolojik anarşizm Bookchin , anarşizmin ülküleriyle çevrecilerin amaçlarını birbirleriyle örtüştürmeye çalışarak alternatif bir teknolojiyi savunur. Bookchin kıtlık sonrası anarşizm,ekolojik topluma doğru ile özgürlüğün ekolojisi adlı yapıtlarında devletin ürettiği politikalarla doğayı denetim altına alınması gereken bir güç olarak gören anlayışı kışkırttığını ; doğal dünyayı insanlar tarafından fethedilmeyi bekleyen bir nesneye dönüştürdüğünü ileri sürer. Bookchin’e göre ,çevrenin ,doğal yaşamın yıkılmasıyla sonuçlanan bu süreci durduracak tek toplum modeli ,aynı zamanda anarşist bir toplumda olabilecek ,”ekolojik toplumdur.
Postmodernist ya da post-yapısalcı anarşizm ise Foucault,Deleuze ve Lyotard gibi düşünürlerin metinlerindeki örtük ,bütünlüklü siyaset kuramından yola çıkarak anarşizm ile postmodernizmin yakınlıklarına odaklanmaktadırlar.Tod May post-yapısalcı anarşizmin siyaset felsefesinde (1994),özellikle Foucault’un bir kazıbilimci gibi “iktidar”,”devlet”,”yetke”türünden kavramları çözüştürmek adına egemen değer dizgelerinin altını oyduğu soy kütükçü yaklaşımını temel alarak post-yapısalcı bir anarşizm kuramı geliştirmiştir.

1)" Değerlerin yeniden değerlendirilmesi","varoluş özden önce gelir" . Her iki yaklaşım da üst evrim noktasındaki bakışlara dayalı varoluş ilkeleridir. İçinde yaşadığımız dönemde kontrol ve sınırlandırma çok daha güçlenmiştir.Bilginin ,bilimin,uzmanlık alanlarının,hukuğun,yasaların... yerlerinin belirlenmişliği. Ancak o alanlarda olanlarca doğru kullanıldığına genel bilincin evet demişliği. Oluşturulmuş olan düzlem neye ne oranda hakkı olduğunu bilmeyen,isteme gücü zayıflatılmış,hayalleri pazar yerlerinde ipeğe çevrilerek yakılmış kendine yabancı insandır.

2-) Yabancılaşma. Kaos teoremi ve ona getirilecek çözümle ortadan kalkması olanaklı. yeni bir insan tasarımını gerektiriyor.

3-) Yeniden kuruculuk olanağını içermesi ,zorunsaması anlamında pi'nin yeniden biçim alam-verme denemesi olarak yorduyorum. Çöldeki aslanın çocuğa geçiş dönemi.

4-) "devlet" Alen Minch'in yeni ortaçağ kitabında işaret ettiği 1989 sonrası doğu blokunun yıkılmasından sonra ,ortaya çıkan gri (kontrolsüz) alanlar sonucu kendini yeniden doğurdu. Yasama,yürütme,yargıya medya ve mafya eklendi. Medya ve mafya da büyük ekonomik ve siyasal güçler,uluslararası anlaşmalar oldu. Demokrasi halkın seçiyorluğu gösterimi,önceden kimin yönetime geleceğini belirlemiş olmalarının kılıfı oldu.
Devletin neliği kendi başına iyi bir sorgulama sorunsalı.

5-) Aborjinler,Kızıldeililer . Kominist ülküyle ,anarşizmin devlet sonrası insanı ve yaşama biçimi ortak görünüyor.Dünya ve üstünde yaşayan güçler buna izin verir mi,verdi mi?
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 30-05-2007, 14:45
Mental - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Seçilmiş Suçlu
 
Üyelik Tarihi: 03-02-2007
Nerden: Sanal Alem
Mesajlar: 274
Anarşizm, insanın insan tarafından sömürüsünün ve tahakküm altına alınmasının ortadan kaldırılması, yani özel mülkiyet ve hükümetin ortadan kaldırılmasıdır; Anarşizm, sefaletin, hurafelerin ve nefretin yok edilmesidir.
Errico Malatesta

Devlet, insanlar arasındaki bir koşuldur, belli bir ilişkidir, bir insan davranışı tarzıdır; bizler başka ilişkiler üzerinde anlaşarak, farklı davranarak onu yok edeceğiz.
Gustav Landauer

Bizim istediğimiz anarşist devrim yalnızca tek bir sınıfın çıkarı ve özgürlüğe kavuşması içindir. Bu sınıf ekonomik, politik ve moral bakımdan tutsak edilmiş tüm insanların sınıfıdır.
Errico Malatesta


Gerçekci ol, imkansızı iste...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 20-02-2008, 01:40
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 27-12-2007
Yaş: 26
Mesajlar: 4
Devlet geliştiği ölçüde insanın iç dünyasının bi rikamesine dönüşür. liberal devlet en uç demokrasi biçimine ulaşırsa ve herkes devletin bir görevlisi, ve kendi kendinin polisi haline gelirse devlet sonunda insanın içindeki canlı ruhu da yok edecektir. yanlışlık devletin şu ya da bu biçiminde değil, bir düşünce bir ilke olarak devletin kendisindedir; belirli bir devlet biçiminin iyiliği ya da kötülüğüyle değil, devletin kendisinin yanlışlığıyla uğraşmamız gerekir...


mektep...
mektebin yaninda mahpushane
mapusun bahçesi var
mektebin yok!!!
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 22-12-2008, 20:04
delibasozi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
anarşit
 
Üyelik Tarihi: 22-12-2008
Nerden: Eskişehir
Yaş: 23
Mesajlar: 115
İlkel çağın bilinçsizlerinin kaoslar döneminden böyle eğreti bir düzen ortaya çıkıyorsa; günümüz ve geleceğin ileri çağının bilinçli insanlarının var edeceği-yaşayacağı kaos döneminden nasıl bir sistem çıkar, merak etmek hatta uygulamasında rol almak herkesin hakkı. Tabi tepedeki devlet, buna, bu yoldaki kimsenin takmayacağı iznini verirse!!.. Devletin gerekliliği öncedendi. İnsanlar arası iletişimi, hizmeti, ulaşımı, koordinasyonu sağlamak için bir paravandı ve artık bu paravanın varlığının bir anlamı kalmadı. Çünkü evrensel dünyanın insanları artık bu sorunu asgari düzeye indirdiler. Hatta yetki verilse daha da indirecekler. Klasik yaklaşımlar bir yana, dünyanın gelişiminin yanında devletlerin işleyişi artık kağnı gibi kalmıştır. Bu yavaşlığının yanı sıra artık gereksiz bir külfettir de. Bünyesinde siyaseti, şirketleri, memurları, vergileri, tanrıları, orduları, askerleri, silahları, çifte standardı ve eşitsizliği ile; insanların müreffeh düzen ihtiyacı doğrultusundaki uğraşılarını ve eforlarını, kendi boş uğraşlarıyla gasp eden, teknolojinin, gelişimin, insan ve toplum psikolojisinin, adaletin, özgürlüğün, doğanın, insan enerjisinin ve daha bir çok şeyin sırtına binip yaşayan düşmanıdır. Binaenaleyh, herkesin kendini yönetmeyi, kendi işini doğru şekilde yapmayı becermesi demek bir insanın başka insanı yönetmemesi, bunun için var olan paravanların ortadan kalkması, koordinasyon ve kollektifliğin kendiliğinden artması demek. E bunları biz devlete vermiştik.. Ya da önceden vermişler. Peki çoğu insan, insanlar için var edilmiş devletin artık görevlerini yeterince iyi bir şekilde yapmıyor olduğuna inanıyorsa??? Devlet insanlar içindi, iş yapmıyorsa kullanmak zorunda mıyız?? Tabii ki de hayır; hangi topluluk-insan, işine yaramayan bir şeye bağlı kalmaya devam eder, hatta onu kendinden üstün tutar?? İnsanlar için olan devlet, insanlara olan hizmetini yerine getirmiyorsa onu değiştirmek de insanların tümünün en doğal hakkı. Bu hak aynı zamanda insanların kendi düzenini kendileri kurması, kurmasalar da düzensizlik isteme haklarının olması demek. Çok okumuşluğum-bilgim olmamasına karşın bu açıklamayı anarşizme ne kadar tekabül ettirebildiğim ise o insanlara, onların arasından da size kalmış.

Konu delibasozi tarafından (22-12-2008 Saat 20:18 ) değiştirilmiştir.. Sebep: ilave
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 17-01-2009, 18:06
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 17-01-2009
Yaş: 24
Mesajlar: 8
Devlet, toplum olmanın tabi sonucudur. Her toplum, kişilerin oluşturduğu toplulukların içinden çıkan bir üst-bilincin kavrayışı ile ortaya çıkar, topluluğun toplumsallaşması ve bundan indirgenerek kişilerin bireyselleştirmesi devlet oluşumuna yol açar. Toplumların öncül amacı, kişiyi öldürmektir. Kişilerin bireyselleştirilmesi ve böylece kişi-devlet ikiliğinin birey tekilliğine indirgenmesi, devletin mutlaklığını sağlar. Bu tabloda, devletin kişi iradesine karşı olduğu ve böylesi bir topluluk yapısı ile kişisel iradenin sağlanamayacağı ortadır. Devlet yerine, kişiye odaklı bir topluluk yapısının sağlanması gerektiği açıktır.

Şimdi şunun gerçekliği belirgindir: böylesi bir idealin mevcut birey yapısı ile sağlanması mümkün değildir. Bireyselleşme, kendini "kişilik" yapısı üzerinde somutlaştırır. O halde ideal kavram için öncelikle devlet sisteminin ortadan kaldırılmasını amaçlamak anlamsız bir çabadır. Önce birey ortadan kaldırılmalı ve kişiye hayat verilmelidir. Bunun sağlanması da, kişilik yapısının parçalanmasına bağlıdır. Parçalanmış bir kişiliğin ardındaki "kişi" kesinlikle güdümsüz bir yapı olmayacaktır. Birey, süper-ego güdümlü bir yapıdır. Oysa insanın doğası, kişilik yapılanmasının ardında kıstırılan "kişi" ego güdümlü bir yapıya sahiptir. Görülecektir ki, mantık ilkesine dayalı ego güdümlü yapı, toplulukların kişisel ve ortak çıkarlarını, bir üst-bilince gereksinim duymaksızın kendi başına sağlayabilecektir. Şu durumda, anarşist mücadelenin hedefi devlet değil, birey olmalıdır...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink)  
Alt 23-01-2009, 06:12
veled - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
anlamsız
 
Üyelik Tarihi: 18-06-2008
Mesajlar: 102
anarşi bir "izm" midir? bu tartışılabilir bence. "izm" ideolojileri tanımlamak için kullanılır ve her ideoloji kendi içinde bir tür "faşizanlık" besler, kendini kabul ettirmek için beslemek zorundadır. lakin anarşinin karşıt olduğu temellerden biri de "faşizanlık"tır ki, aslında dayatma demektir. bu durumda anarşiyi bir ideoloji olarak tanımlamak ne denli doğru?

hatta ben buradan yola çıkarak, konunun da dağılmaması gayesi içerisinde, yeni bir konu açar, bu mesajı da oraya kopyalarım. galiba daha doğru olur.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #7 (permalink)  
Alt 01-02-2009, 23:48
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 27-01-2009
Yaş: 28
Mesajlar: 12
Standart sonrası

arkadaşlar yazılarınızı okudum tamam devletin neden doğduğu kime karşı olduğu konusunda ve devlete gerek olmadığı konularında size katılıyorum ama sonrası nedir...bu düzensizlik halinin bu kaos halinin bir tanımı yokmu yada somut bir göstergesi...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #8 (permalink)  
Alt 02-02-2009, 18:27
AlbatrosS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Raporlu Arıza
 
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 29
Mesajlar: 1,667
Devlet kurumsal bir yapıdır. Başlı başına, her şeyden bağımsız, sınıfların olmadığı, rant ve çıkar gruplarının at koşturmadığı kendi kendini yürüten canlı bir organizma değildir. Bu noktada ROHA arkadaşın tespiti son derece doğrudur. Anarşizmin hedefi iktidar ve tahakküm ilişkilerini ortadan kaldırmaksa, yalnızca araçsal bir işlevi olan devlet mekanizması doğrudan bir hedef değildir! İktidar ve tahakküm devlet aygıtıyla kontrol edilen, sürdürülen bir ilişki biçimidir. Yani tahakkümün kaynağı aracın kendisi değldir. Devleti angaje eden temel kavram ise mülkiyettir. Mülkiyet ilişkileri bizim öncelikle hedefimiz olmak zorundadır. İnsanlığın sürekli üreten-tüketen obur ve doymaz bir iktisadi-sosyal yapıdan kurtulmaları elzemdir. Bilimde mevcut olanı geriye döndürmek, arzulanır ve istenilen bir şey değildir. Yapılması gereken onun dönüştürülmesidir.
Prof. Dr. Engin Geçtan yeryüzündeki ilk savaşların avcı-toplayıcı kabilelerin yerleşik düzene geçen kabilelere saldırısıyla başladığını söyler. Bu durumda büyük kargaşaların temelinde daimi bir sahip olma duygusu ve mülkiyet vardır. sürekli üreterek genişlemek zorunda olan bir iktisadi-sosyal yapıdan bahsediyoruz. Doğası gereği, daima büyümek, acımasızca rekabet etmek zorunda. Dünya bunu daha fazla kaldıramayacaktır. Acil sorun, öncelikle buna mani olabilmektir. Bu da ancak dayanışma ve örgütlenmekle olacaktır. Bencil-bireyler sürüsüne dönüştürülen toplumları dayanışmacı bir toplumsallaşma sürecine katmak asıl kaygımızdır. İnsan dayanıştığı, toplumsallaştığı ölçüde gelişir,kendini tanır. Anarşizmin bu dayanışmaya katacağı çok şey olacaktır. İşçilerle,sendikalarla, öğrencilerle, kadınlarla birlik olma zamanı çoktan gelmedi mi? Anarşitslerin bu dayanışmanın, mücadelenin etkin bir aktörü, güçlü bir yoldaşı olması zorunludur!...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #9 (permalink)  
Alt 23-03-2009, 01:45
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 23-03-2009
Mesajlar: 2
anarşi-yaşam biçimi ile sonsuz enerji kaynakları olarak kullanabileceğimiz dünyamız, deniz hava ve güneşin enerjisinden faydalanarak elektrik su ve ulaşım gibi temel ihtiyaçların satılamayacağı bir dünyaya çok rahat dönüşebilirdir. aslında doğayı da talan etmeyecek şekilde kendi ihtiyaçlarımızı verecek, hiçbişeyin satılamayacağı bir hayatı da yaratabiliriz. ama ne yazık ki hayvanların insanlaşıp insanların hayvanlaştığı garip bir dünyaya dosdoğru giderken birilerinin bizleri yaşamak için çalıştırmaya ne hakkı olabilir sizce? bu hakkı da eminim kendi akıllarında canlandırdıkları düşünceleri puta sarmış ilahi adalet ve üreticisi tanrı ile anlaşmalıdırlar. Bizim istediğimiz problemleri değil, problemlerin sebeplerini ortadan kaldırmaktır. parasal sistemin olmadığı bir sistemdir bu. çünkü parasal sistemin içinde çıkar vardır. Bencillikle birlikte çıkar düzenini yaşatan, özünde rekabetçiliği barındıran kar üzerine kurulu toplum olmasıdır. oyunlara bahislere girme isteği bundandır. rekabetçi piyasadaki şirketler mantar gibi heryerde yükselmiştir. bunlar sanki bir robot gibi sürekli kar oranlarını ölçümlerler. kar oranlarını arttıran şey kıtlıktır. "Kıtlık" ürünleri daha değerli yapar bundan anlaşılıyor ki bu yaşadığımız bu hayatta bolluk, kar amaçlı sistemde var olamaz. Bu sistemin doğasına terstir. genelde suç çeşitleri parasal sistemin sonucudur ya direk alakalıdır ya da ekonomik bunalımın yarattığı ruh halindendir. Bu bağlamda, birgün bu kanunların da sonu gelecektir. çünkü İnsanlar kanunları, oluşan sorunları çözmek için değil, bunları nasıl çözeceklerini bilmedikleri için yaparlar herşey özünde paranın kullanılamayacağı bir düzenin var oluşuyla şekillenebilir. elimizdeki para bir ödünçtür aslında. bir borçtur hiç kimsenin kimseye borcu olmasa piyasa da 1kuruş para dönmemiş olurdu. eğer hayalini kurduğumuz dünyanın var olmasını istiyorsak paranın olamayacağı şekilde yaşamayı gerektirecek şekilde buluınmalıyız güneş panelleri,kendi ürünlerimizi yetiştirebilecek bir bahçe hibrit otolar vs. hiçbirşeyin asla satılamayacağı bir dünyanın kapılarını işte anarşi ile bir gün aralamış olabileceğiz..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
anarsi, anarsizm


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Anarşizm darbeli matkap Anarşizm 8 30-04-2010 14:56
Uzak Doğuda Anarşizm b110454 Anarşizm 6 06-01-2008 03:30
Nihilizm ve Anarşizm tevfik Anarşizm 1 23-10-2007 17:17
Michael Albert ile Anarşizm üzerine possible_outside Anarşizm 0 17-09-2007 11:53
Törensel Tiyatro Aşk,Özgürlük, Anarşi... duarden Tiyatro Dünyası 0 04-02-2007 11:28


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:05 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info