Anarşistler Neden Bloğu Desteklemelidir ?
Posted by jiyan-hayat-gyank on 02 Haziran 2011 in Politika | 0 Comment
4Share
Geçtiğimiz hafta çağrısı yapılan “Anarşistler ve Anti-otoriterler Seçimlerde Neden Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku Adaylarını Desteklemelidir?” başlıklı forum 28 Mayıs 2011 Cumartesi günü Ankara Das Kafe’de gerçekleştirildi. İstanbul ve Ankara’dan ve farklı gruplardan anarşist ve anti-otoriterlerin katıldığı forum yaklaşık 3 saat sürdü.
Haber: Mehmet Atakan Foça
Seçimlere, parlementerizme anarşist ve anti-otoriter ilkeler açısından nasıl yaklaşılması gerektiğinin tartışıldığı forum sonrası, öne sürülen iki farklı görüşün-tartışmanın anarşistler tarafından irdelenebilmesi için bir değerlendirme yazısı kaleme alındı.
Bireysel girişimlerle düzenlenen forumun çağrıcılığını üstlenenler neden böyle bir forumu düzenlemek istediklerini ve forumun başlığını hangi düşüncelerle belirlediklerini kısaca şöyle açıkladılar:
“Bugün Türkiye’de kendini anarşist ve anti-otoriter birey olarak tanımlayanlar, reel politik konular hakkında anlaşılmaz bir suskunluk içinde ve bu suskunluk onları ‘apolitik’ bir alana savuruyor. Özellikle Kürt sorunu gibi can yakıcı bir konuda anarşistlerin daha fazla söz söylemesi gerektiği, BDP’nin diğer düzen partileri gibi görülemeyeceği açıktır. Ayrıca bu çağrı ile seçimler ve parlamento kutsanmamakta, bu anlamda anarşizm bir kenara atılmamaktadır.”
Anarşistler faşizme karşı Demokrasi ve Özgürlük Bloğu’na omuz vermelidir.
“Cezaevine konan ve hukuksuz yargılanan çoğu aday bizlerin de vereceği oylar sayesinde özgürleşecektir. Binlerce kişinin tutuklandığı bir ortamda siyasal alan açmanın yolları kapatılıyorsa, anarşistler Kürtlerle belli mücadele alanlarında ittifak kurabilmelidir. Seçimler bunun sadece bir yoludur. Blok adayları, sınıf temelli noktalarda olduğu kadar kadınların ve LGBT bireylerin haklarına dair de söylem ve politika üretmektedirler. Dolayısıyla anarşistler faşizme karşı Bloka omuz vermelidir.
“Anarşistler ve anti-otoriterler olaylar karşısında farklı tutum alabilirler. Farklılıklara tahammül, bizleri bir arada tutan zemindir. Seçimler karşısında alınacak tavır konusunda da farklılaşmamız son derece doğal karşılanmalıdır. Kimse anarşist ve anti-otoriterlerden bir bütün halinde seçimlerde belli bir tavır almalarını bekleyemez. Ancak, anarşizmin doğrudan eylem pratiklerine uygun olarak anarşist ve anti-otoriter bireyler ve gruplar tavırlarını ortaya koymalıdır. Boykot, seçim günü sandığa gitmemekten ibaret sayılamaz. Reddetmekle kayıtsız kalmak arasındaki fark kadar büyük bir fark vardır bu ikisi arasında.
“Adaylar temsilcimiz değildir. Oy vermek sadece taktiksel bir metottur; ilkesel olarak yanında ve karşısında durulması gereken bir tercih değil, bağlamsal olarak değerlendirilmesi gereken bir araçtır. Bu yüzden Blok adaylarıyla kurduğumuz ilişki teslimiyet ilişkisi üzerinden değerlendirilemez, kendi söylemimizin ve eylemliliğimizin yanındaki destekçi bir tutumdur.”
Tartışmalarda kabaca 1) Blok adaylarına oy verilmesi gerektiğini ya da verilebileceğini düşünen ve 2) oy vermenin ilkesel olarak hiçbir biçimde anarşizmle bağdaşmayacağını ileri süren iki farklı görüş ortaya çıktı.
İlk görüşü benimseyen Anarşistler, seçimlere değil devlete ve tahakküme karşı olduklarını ifade ettiler ve seçimler ile parlâmentonun anarşist politikanın bir ilkesi olarak öne sürülmediğini belirttiler.
Statükoda çatlaklar yaratabilmesi imkânı anarşistlerce iyi değerlendirilmelidir.
“İlkeleri belirleyen şey özgül koşullardır. Bazen içinde bulunduğumuz politik ortam iktidara karşı yürütülecek mücadelede seçimlerin de bir araç olarak kullanılabileceği koşulları oluşturur.
“Türkiye’nin içinde bulunduğu koşulları değerlendirirsek, Kürt halkının bir direniş örgütlemesinin önüne geçilmek için türlü manevralar yapılmakta, silahlı direniş çok çeşitli gruplarca çoğu zaman da haklı bulunabilecek eleştirilere tabi tutulmaktadır. Ama aynı zamanda silahsız yürütülmek istenen mücadele de tek sesli bir meclisle sindirme politikaları daha rahat uygulanabileceği için engellenmektedir. Bu durumda mesele direnişin silahlı ya da silahsız örgütlenmesi değil bizatihi kendi varlığıdır.
“Yasal ve hukukî düzlemde de hak ve eşitlik mücadelesi veren feministler, LGBT hareketi ve vicdanî retçilerle dayanışan anarşistler, Kürtler söz konusu olduğunda da dayanışmakta bir sorun görmemelidir. Kabahatler kanunu, kadın cinayetleri, nefret suçları üzerinden yürütülen hukukî mücadeleler sistem içi olsa da siyasal yapının bileşenlerinin yeniden tanımlanmasına yönelmekte ve yeni oluşumlar yaratmayı amaçlamaktadır. Benzer bir şekilde Kürt hareketi de etnik veya milliyetçi olarak indirgemeci bir bakışla değerlendirilmemelidir.
“PKK ve TSK’yı militarizm, hiyerarşi ve şiddet üzerinden eşitlemek, savaşa göz yummaktır. Anarşistler, devlete karşı ve devlete rağmen siyasal bir alan açmaya çalışan Kürt hareketine kayıtsız kalamazlar.”
“Farklı seslerin meclise girerek oluşturulmak istenen statükoda çatlaklar yaratabilmesi imkânı anarşistlerce iyi değerlendirilmelidir. Mecliste ayrımcılığa, faşizme, homofobiye, cinsiyetçiliğe, şiddete karşı bizimle benzer duyarlılıklara sahip bir tabandan ve politik kökenden gelen bireylerin bulunmasının, bulunmadıkları durumdan daha kötü sonuçlara yol açacağı düşünülemez.”
Anarşistlerin ve anti-otoriterlerin yöntemi oy vermek değil doğrudan eylemdir
Anarşistlerin, hiçbir durum ve koşulda seçimlere katılamayacağını, hatta seçimleri boykot etmenin bile, seçimleri ciddîye almak olduğunu ileri süren diğer grup ise anarşistlerin ilkesel olarak seçimlerin kale alınmaması gerektiğini önerdi.
“Bizim duyarlılıklarımızla ilgili düşüncelerini bilmediğimiz adayları destekleyemeyiz.
Bizler sisteme alternatif araçlar üretmeliyiz, onun yönlendirmeleriyle hareket etmemeliyiz.
İktidarı eline geçiren her kim olursa olsun kirlenecektir. Tarihte anarşist deneyimlerin işaret ettiği örnekler de bunun kanıtıdır. Bu nedenle iktidara oynayan birilerine destek vermeyi anarşizmle açıklamak mümkün değildir.
“Anarşistlerin ve anti-otoriterlerin yöntemi oy vermek değil doğrudan eylemdir. Ayrımcılıkla, faşizmle, cinsiyetçilikle, türcülükle, ekolojik kıyımla oy vererek değil doğrudan eylem pratikleriyle mücadele etmeliyiz.
“İçinde çeşitli dikey yapılar barındıran Kürt hareketine destek vermek, dikey bir anlayışla oluşturulmuş meclise girmek isteyen adayları desteklemek anarşizmin yatay örgütlenme anlayışına aykırıdır. Kürt hareketinin anarşist perspektiften eleştirilecek çok fazla yönü vardır. Oy vermek bütün bunlara göz yummak anlamına gelir.
“Araç olarak görülen parlamento ve seçimlerin amaca dönüşme tehlikesi vardır. Araçlar her zaman amaca dönüşebilir.”
Jiyan » AnarÅŸistler Neden BloÄŸu Desteklemelidir ?
anarşistler ve anti otoriterler demokrasi ve barış bloğuna oy vererek destek olmalı mıdır?
bugünlerde de sıklıkla tartışılan bir mevzu olduğu için kayda değer bir tartışma olarak görüyorum.
özetle iki görüş var:
a. dikey ve otoriter bir örgütlenme olan silahlı kürt direnişi yatay ve anti otoriter örgütlenmeye sahip anarşistlerce anlamlı değildir... tarihte ''araç''ın amaç olduğu sayısız örnek mevcuttur.
b. silahlı kürt direnişini tsk'yla bir tutmak yalnıştır. bu faşizme, ırkçılığa sistem içi de olsa bir konjonktürel bir tavır alıştır. oy vermeyi doğrudan bir eylem biçimi olarak düşünebilirler.