Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Ciddi Mevzular > Anarşizm

Anarşizm Biz ki caniyiz! Herkes için ekmek, iş ve her türlü bağımsızlık ve adaleti istiyoruz.

DTÖ, İMF, Dünya Bankası ve Aktivizm Üzerine Soru ve Cevaplar

Anarşizm içerisinde DTÖ, İMF, Dünya Bankası ve Aktivizm Üzerine Soru ve Cevaplar konusu: Michael Albert tarafından hazırlanmıştır. Michael Albert, Elaine Bernard, Peter Bohmer, Jeremy Brecher, Dorothy Guellec, Rohin Hannel, Russell Mokhiber, Mark Weisbrot ve Robert Weisman'ın çalışmasından derlenmiştir. Baştan sona okumanızı öneririz, ancak ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 21-09-2009, 15:45
kaos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Anarşi!
 
Üyelik Tarihi: 23-10-2007
Yaş: 37
Mesajlar: 957
Standart DTÖ, İMF, Dünya Bankası ve Aktivizm Üzerine Soru ve Cevaplar

Michael Albert tarafından hazırlanmıştır.
Michael Albert, Elaine Bernard, Peter Bohmer, Jeremy Brecher, Dorothy Guellec, Rohin Hannel, Russell Mokhiber, Mark Weisbrot ve Robert Weisman'ın çalışmasından derlenmiştir.
Baştan sona okumanızı öneririz, ancak belli bir sorunun cevabını öğrenmek istiyorsanız ilgili cevaba bakabilirsiniz ...
  • Ticaret nedir?
  • Ne zaman ve neden ticaret zararlıdır?
  • DTÖ nedir?
  • Neden insanlar DTÖ'ye karşılar?
  • Ama ticaretin düzenlenmesini istemiyor muyuz?
  • Neden bazıları yeni politikalar talep ederken, bazıları ise DTÖ'nün kapatılmasını talep ediyorlar?
  • DTÖ'ye karşı çıkmak için 10 temel sebep nedir?
  • Kısa vadeli alternetifler nelerdir?
  • İMF ve Dünya Bankası nedir?
  • İMF'nin etkisi nedir?
  • Küresel ekonominin böylesine kritik kurumlarını nasıl değiştiririz?
  • Kapitalizm ile DTÖ, Dünya Bankası ve İMF arasındaki ilişki nedir?
  • Kapitalizmin ve piyasaların alternatifi nedir?
Ticaret Nedir?

Ticaretin mantığı basittir. Varsayalım ki ben buğdayı çelikten daha iyi üretebiliyorum, sen ise çeliği buğdaydan daha iyi üretebiliyorsun. Öyleyse eğer ben buğday sen ise çelik üretimine yoğunlaşır, her birimiz kendi yeteneklerimizi kullanarak ticaret yaparsak, ticaret yapmadığımız duruma göre daha iyi oluruz. Benzer şekilde, eğer iki ülke buğday ve çelik üretiminde farklı "karşılaştırmalı üstünlükler"e [ing. comparative advantage] sahipse, ve her ikisi de kendileri için buğday ve çelik üretiyorlarsa, iki ülkenin toplam buğday ve çelik üretimi uzmanlaştıkları duruma göre daha az olacaktır. Tabii ki uzmanlaşma ve ticaretten sağlanan ek ürün, ticarete ilişkin yürütülen görüşmelerin ve malları göndermenin maliyetinden fazla olmalıdır; eğer böyleyse her ikisi de ticaret yaparak ticaret yapmadıkları duruma göre daha fazla kazanabilir. Serbest ticaret basitçe vergilerin, gümrük vergilerinin veya diğer engel ve kısıtlamaların olmadığı ticaret demektir. Mantık şöyledir; ticaret her iki tarafın da ticaret yapmadığı duruma göre faydalı olduğu için, ticareti azaltan kısıtlamalar kötüdür.

Ne Zaman ve Neden Ticaret Zararlıdır?
İlk olarak, iki taraf uzmanlaşarak, ardından da karşılaştırmalı üstünlüklerden faydalandığında, kazançlar (fiyatlara veya "ticaret hadlerine" bağlı olarak) kötü durumdakinin faydasına, iyi durumdakinin faydasına veya her iki taraf için de eşit olacak şekilde paylaşılabilir. Hatta bazı fiyatlar tüm kazancı sadece bir tarafa bile yönlendirebilir. Bir tarafın, ticaret olmaksızınki durumundan daha kötü olmasına bile yol açabilir --pekçok sömürgecilik deneyimde olduğu gibi. Yani kısacası, kısa dönemde ticaretten kimin fayda sağlayacağı ve ne kadar fayda edineceği fiyatlara bağlıdır. Uluslararası ticaretin kötülüklerinden birisi de büyük ekonomilerin fiyatları dayatabilmesi, ve daha küçük ekonomilerin ise bunun sonuçlarına katlanmak zorunda kalmasıdır. Bu yanlızca ABD ve Almanya'nın Tayland ve Guetamala'nın üstesinden gelebileceği anlamına gelmemektedir. Dünya'daki en büyük 100 şirketten 52 tanesi ülke değildir, büyük şirketlerdir.
Dahası, uluslarası yatırımlar üstünde herhangi bir kısıtlama olmadan, şirketler ülkeleri birbirleriyle rekabet etmeye zorlarlar. Her toplum ve topluluk, işalemini cezbetmek ve onların kalmasını sağlamak istiyorsa, ücretlerin düşürülmesi, işalemine uygulanan vergilerin düşürülmesi ve çevreyle ilgili düzenlemelerin azaltılması baskısı altındadır.
Ek olarak, topluluklar, eğer dünya piyasasında artık karlı bir şekilde satılamayan ürünlerin üretiminde uzmanlaşmışlarsa, bu sistemde büyük ölçüde imha olma tehlikesiyle karşı karşıya kalabilirler. Yani, örneğin serbest ticaret eğer ABD mısırının Meksika mısırından daha ucuz olması anlamına geliyorsa, ABD ürünü mısır Meksika tarafından ithal edilecek ve Meksika'da mısır üretmekte olanlar yanlızca topraklarını ve geçim kaynaklarını kaybetmekle kalmayacak, aynı zamanda başka yerlerde iş bulmak için kendi topluluklarını terk etmek zorunda kalacaklardır.
Veya varsayın ki iki ülke ticaret yapıyor ve fiyatlar öyleki her ikisi de ivedi maddi kazançlar sağlıyor. Ancak varsayın ki, işbölümü bir ülkenin kendi ekonomisini geliştirmesine ve çeşitlendirmesine izin verirken, diğer ülkeyi ise ağırlıklı olarak tek bir ürüne, belki de geleceği olmayan bir ürüne yoğunlaşmaya zorlamaktadır. Bir ülke kahve veya şeker üretiminde uzmanlaşırken, diğeri ise bilgisayar yazılımında uzmanlaşsın. Sonuç olarak, kahve veya şeker fiyatlarındaki devamlı aşağıya doğru baskı ve keza diğer sanayilerle olan kısıtlı bağları, eşitsizliğin devam etmesine ve artmasına yol açar.
Benzer şekilde, iki ülke ticaret yapabilir ve birisi ekolojik olarak olumlu bir yönde hareket ederken, diğeri ise dehşetli çevresel, emeksel ve toplumsal sonuçlara sahip alanlara yoğunlaşabilir. Ek olarak, ekonomik politikanın yaşamın toplumsal kalitesi ve ekolojik etkilerinden ziyade yanlızca kardan fayda sağladığı meselesi her ülkenin yurtiçi gündemiyle ilgilidir. Eğer bir ülke muhalefeti bastırmak için (başka bir ülkenin hükümeti tarafından finanse edilen) ölüm timlerine sahipse, o ülkedeki emek ücretleri en düşük noktasına çekilebilir, çocuklar köleleştirilebilir, zehirli atıklar ülkeye boşaltılabilir.
Dünya Ticaret Örgütü'ne (DTÖ) [World Trade Organization, WTO] gelince --gündemi eğitimin, sağlığın, refah ve toplu konut sisteminin ve ulaşımın özelleştirilmesine öncelik vermektedir. ABD ticaret delegasyonuna göre, "ABD, hastaneler, ayakta tedavi hizmetleri, klinikler, bakım evleri, bakım gerektiren yaşamsal düzenlemeler ve evde sağlanan hizmetler dahil olmak üzere, bütün bir sağlık ve toplumsal bakım alanlarında ticari fırsatlar var olduğu görüşünü savunmaktadır". DTÖ laflarının kanatlarında ağzı sulananlar, ilaç sanayi, uzun dönemli bakım sektörü, HMO'lar dahil olmak üzere ABD çokuluslu şirketleridir. DTÖ sağlık sektöründe yeni bir altın madeni yaratmak amacındadır, ancak bu onun genel gündeminin sadece bir parçasıdır. Çokuluslu şirketler [ing. multinational] ve ulusötesi şirketler [ing. transnational] , hükümetlerin halihazırda eğitim ve sağlık gibi kamu hizmetlerine harcamakta oldukları gayri safi milli hasıladan pay kapmak üzere sıraya girmişlerdir. Topluluk risk-havuzu ve kamusal olarak sorgulanabilir hizmetler sayesinde dayanışmaya dayanan uzun geçmişi olan Avrupa refah devletleri geleneği parçalanmaktadır.

DTÖ Nedir?
DTÖ, uluslararası ticari anlaşmaların görüşülmesi için, ve bağlayıcı anlaşmaları gözetleyen ve düzenleyen bir organ olarak meydana getirilen bir forum olarak, 134 üyeye sahip bir uluslararası örgüttür. DTÖ, Genel Tarifeler ve Ticaret Anlaşması'nın (General Agreement on Tariffs and Trade, GATT) "Uruguay Turu"nun koşullarının kabul edilmesiyle 1995'de oluşturuldu. Uruguay Turu öncesinde, GATT ülkeleri tarifeleri indirmeye zorlayarak dünya ticaretini geliştirmeye odaklanmıştı. Ancak DTÖ'nün kurulmasıyla, bu şirket-esinli gündem, "ticaret önündeki tarife dışı engeller"i --yani esasen ticareti etkileyecek şekilde oluşturulabilecek herhangi bir ulusal veya yerel koruyucu yasayı-- önemli bir şekilde hızlanmıştır.
Düşünce basittir --zayıf veya satın alınmış hükümetler sayesinde düşük ücretleri ve yüksek kirliliği sadece üçüncü dünya ülkelerine dayatmak yerine, neden sadece üçüncü dünyada değil de bütün dünyada çalışanları, tüketicileri veya çevreyi koruyabilecek hükümetler ve kurumlar zayıflatılmasın ki? Emek üstündeki etkileri, ekolojik etkileri, toplumsal veya kültürel etkileri veyahut kalkınma üstündeki etkileri yüzünden ticareti sınırlamaya yönelik tüm etkiler ortadan kaldırılarak, yanlızca kısa vadede kar yapılabilip yapılamayacağı yegane kriter olarak neden ortaya konulmasın ki? Eğer ulusal veya yerel yasalar ticareti engellerse --sözgelişi çevre veya sağlık kanunları, veya iş yasası--, DTÖ bunu yargılar, ve tahmin edilebileceği üzere şirketler yanlısı olan kararı bağlayıcı olacaktır. DTÖ, şirket karları lehine hükümetleri ve halkları koz olarak kullanır.

Neden İnsanlar DTÖ'ye Karşılar?
Bir kimsenin kendi küçük kişisel çıkarları açısından DTÖ'ye karşı olabileceği reddedilmemekte --söz gelişi, özünde, ülkem kendi tercih ettiği şekilde davranabilmeli, ancak diğer ülkeler bu kusurlu dünyaya tamamen şirketler tarafından bakmalı (ABD hükümetinin uluslararası hukuğa ve Dünya Mahkemesine bakış açısı: bu herkes için böyle!). Ancak DTÖ'ye karşı olan hareketlerin görüşü, bir kimsenin kendi mahallesinden kaynaklanan bakışla değil, toplumsal, emekle ilgili, ekoojik ve kültürel kaygıların kar yapmak üstünde her yerde öncelik kazanması şeklinde olmalıdır.
DTÖ ile onun soldan eleştirmenleri arasındaki gerçek tartışma korumacılıkla ilgili değildir, sınırlanmamış rekabetin yarattığı tahribatdan korunması gerekenlere ilişkindir. DTÖ emek harcayanları savunacak, uzun dönemli gelişmeyi koruyacak veya kültürel sürdürülebilirlik ile çeşitliliği destekleyecek kurallara sahip değildir. Böyle standartlar olmaksızın, halkın büyük bir kısmı genişleyen ticaretten fiilen kaybedebilir --yanlızca adil ideale göre değil, ancak taamamen [DTÖ sisteminden] sakınmaya göre de kaybedebilir.
Eleştirenlerin DTÖ'ye ilişkin şirketlerin kar amaçlayan mantığına göre hareket ediyor olduğu şeklindeki kuramsal anlayışı, DTÖ'nün bugüne kadarki tarihinden kaynaklanmaktadır. Şirketler yararına çevresel veya kamu güvenliği düzenlemelerine meydan okuyan her vakada, şirketler kazanmıştır. Ticari karides avlanmasına ilişkin çıkarlar, devasa deniz kaplumbağalarının korunması ile çatışınca, kaplumbağaların hiç şansı yoktu. Venezüella petrolünün çıkarları ile ABD Çevresel Koruma Kurumu'nun ithal edilen petrolün hava kalitesine ilişkin standartları çelişince, kazanan petrol çıkarları oldu. ABD büyükbaş hayvan üreticilerine karşı Avrupa Birliği'nin hormonlu etleri yasaklaması söz konusu olunca, kaybedenler Avrupalı tüketicilerdi. Liste uzayıp gidiyor.

Ancak Ticaretin Düzenlenmesini İstemiyor muyuz?
Evet, ancak bu DTÖ tarafından önerilen düzenlemeler türü bir şey değildir. DTÖ, bitkilerin, sürecin, tohum çeşitlerinin, ilaçların, yazılımların ve tüm sermayenin patentlenmesi üstündeki şirket tekellerinin ve sahipliliğinin korunmasıyla, zararlı etkilerine karşın malların değişimini canlandırılmasıyla, ve şirketlerin kar yapmasını engelleyebilecek herhangi bir emek, çevre, sağlık ve güvenlik korumasının çökertilmesiyle ilgilidir.

Neden Bazıları Yeni Politikalar Talep Ederken, Bazıları İse DTÖ'nün Kapatılmasını Talep Ediyorlar?
Bazı eleştirmenler DTÖ'nün liberalleşme programının kökten kusurlu olduğunu ve bizim bu tehlikeli örgütü ortadan kaldırmamız gerektiğini öne sürmektedir. Onlar küresel bir direniş oluşturulması ve aşağıdan yukarıya doğru küresel dayanışmanın inşa edilmesi çağrısında bulunurlar. Diğer insanlar, özellikle de örgütlü emeğin büyük bir kısmı ise DTÖ'nün ticaretin liberalleşmesi programının fazlasıyla kusurlu olduğunu söylerken, şu anda güçlü bir örgüt olarak iyice yerleşmiş olduğunu ve üstünde görüşmeler yapılan serbest ticaret düzenlemeleri kavramının dünya topluluğunun sıhhati ve refahı için hayati olduğunu öne sürerler. Onlara göre, temel emek hakları, çevreyle ilgili koruma tedbirleri ve Avrupalıların "toplumsal sözleşme" dediği şeyin DTÖ sözleşmesine ve pratiğine dahil edilmesiyle, DTÖ dönüştürülebilir.

DTÖ'ye Karşı Çıkmak İçin 10 Temel Sebep Nedir?
1. DTÖ, ticari kaygıları bütün diğer değerlerin üstüne koyar. DTÖ kuralları genellikle, işçi, tüketici, çevresel, sağlık, insan hakları, hayvan korumacılığı veya diğer kar merkezli olmayan çıkarların olası "en az ticaret kısıtlayıcı" şekilde --ticaret, bu ticari olmayan kaygılara neredeyse asla tabi olmaz-- olmasını gerektirecek ulusal yasa, kural ve düzenlemeleri gerektirir.
2. İhlalleri katı hükümlerle cezalandırılırken, DTÖ demokratik olarak kontrol edilen hükümetlerin elindeki seçenekleri azaltarak demokrasiyi zedeler.
3. DTÖ, toplulukları, ülkeleri ve bölgeleri daha kendine yeterli bir doğrultuya yönlendirecek yerel ekonomik gelişme ve politikaları teşvik edecek çabaların aleyhine, küresel ticareti aktif bir şekilde teşvik etmektedir.
4. DTÖ, Üçüncü Dünya ülkelerini piyasalarını zengin çokuluslu şirketlere açmaya ve kendi gelişmekte olan [ing. infabt, bebek] ulusal sanayilerini koruma çabalarını terk etmeye zorlar. Tarımda yabancı ithalatın başlaması, kırsal alanda yaşayan milyonlarca insanın benzeri ancak savaş dönemlerinde görülebilecek ölçüde toplumsal olarak yerinden olmasını kolaylaştıracaktır.
5. DTÖ, potansiyel risklere karşı, --hükümetlerin insan sağlığına veya çevreye [karşı verilen] zararları çözümlemeye teşebbüs etmesini engelleyerek-- ülkelerin harekete geçmesini engeller.
6. DTÖ, "uyumlandırma" olarak adlandırılan süreç sayesinde uluslararası sağlık, çevre ve diğer standartları düşük bir seviyede belirler. Ülkeler ve hatta eyaletlerle şehirler, bu düşük normları ancak nadiren tahsis edilen özel izinlerle aşabilir. Böylece DTÖ, dibe vurdurucu bir rekabet [yarışını] teşvik etmiş olur, ve insanları o durumda tutacak güçlü kısıtlamalar dayatır.
7. DTÖ kürsüsü ulusal kanunların "yasallığı" hakkında hükümler verir, ancak işlerini kapalı kapılar ardında yürütür. Böylece az sayıdaki kişi çoğunluğun yaşamsal koşullarını belirler --katılım, işbirliği ve demokrasiden laf olsun diye bile bahsetmeden.
8. DTÖ, ulusal hükümetlerin satın aldıkları dolarları insan haklarıyla, çevreyle, çalışanların haklarıyla ilgili ve diğer ticari olmayan amaçlar doğrultusunda kullanma yetilerini sınırlar. DTÖ, hükümetleri yanlızca nitelik ve maliyet kıstaslarına bağlı olan satın almalara zorlar. Yanlızca şirketler değil, hükümetler de ve böylece tüm bir nüfus da kar için gözlerini dört açmalı ve diğer herşeye gözlerini kapamalıdır.
9. DTÖ kuralları, nasıl üretildiğine dayanarak ülkelerin ürünlere farklı davranmasına izin vermez --bunların vahşice bastırılan çocuk emeğiyle mi, zehirli maddelere maruz kalan işçilerle mi imal edildiğine bakmaksızın veya türlerin korunmasına değinmeden.
10. DTÖ kuralları, yaşam formları için patentler veya benzeri dışlayıcı korumacılık tedbirlerine izin vermektedir. Diğer bir deyişle, DTÖ devasa çokuluslu şirketlerin çıkarlarına hizmet etmek için ne gerekiyorsa yapmaktadır --ortada belli ilkeler yoktur, yanlızca güç ve açgözlülük vardır.

Kısa Vadeli Alternetifler Nelerdir?
DTÖ'ye karşı acil alternatif, küresel şirketlerin, sermayenin ve piyasaların kontrolünü sınırlamak için uluslararası işbirliğini geliştirmek; ve böylece yerel topluluklarda yaşayan insanların kendi ekonomik yaşamlarını kontrol etmelerini mümkün kılmaktır. Alternatif aşağıdakileri sağlayacak bir ticareti teşvik etmektir:
  • finansal dalgalanma ve buharlaşmayı [ing. meltdown, eriyiş] tehlikesini azaltan
  • yerelden küresele her düzeyde demokrasiyi genişleten
  • bütün herkes için insan haklarını savunan ve zenginleştiren
  • çevresel sürdürülebilirliğe dünya genelinde saygı gösteren ve geliştiren
  • en fazla ezilen ve sömürülen grupların ekonomik gelişimine imkan sağlayacak
Küresel ekonominin şiketlerin yönetim ofislerinde küçük bir elit grup tarafından düzenlenmesi yerine, bizler toplumsal ve çevre açısından zararlı olduğunda ticareti sınırlamak üzere tabandan komisyonlar oluşturmalıyız. DTÖ'ye ilişkin diğer kısa vadeli alternatifler şöyle sıralanabilir:
  • ihracata yönelik büyüme lehine yurtiçinde kemer sıkma yerine yurtiçi büyüme ve kalkınma politikalarını cesaretlendirmek
  • büyük endüstriyel ülkelerin kamusal çıkarlar için ekonomik politikalarını, ulusal paraların değişim kurlarını ve kısa vadeli sermaye akımlarını uyumlandırmalarını cesaretlendirmek
  • Ulusal ve uluslararası düzenleyici kurumlar sayesinde finansal kurumların düzenlenmesini sağlamak ve yönetmek üzere standartlar oluşturmak, ve finansal kaynakların, spekülasyondan faydalı ve sürdürülebilir kalkınmaya [doğru] kaydırılmasını cesaretlendirmek
  • İstikrarsızlaştırıcı kısa vadeli sınır ötesi finansal akımların hacmini azaltmak; ve yoksul topluluk ve ülkelerdeki uzun vadeli çevresel ve toplumsal olarak sürdürülebilir kalkınma yatırımları havuzu oluşturmak için, yabancı para işlemleri üzerine --"Tobin vergisi" diye bilinen--vergi koymak
  • İnsani ve çevresel gereksinimleri karşılamak, ve fonların sürdürülebilir uzun vadeli yatırımlara yönlendirilerek yeterli küresel talebi sağlamak üzere kamusal uluslararası yatırım fonları yaratmak
  • günümüzde ulusal merkez bankaları tarafından yetersiz bir şekilde yapılan parasal düzenleme fonksiyonlarını yerine getirmek üzere uluslararası kurumlar geliştirmek --örneğin, tüm finansal şirketlerin konsolide küresel bütçelerinde uluslararası olarak düzenlenen asgari rezerv gereksinimleri sisteminin oluşturulması.
DTÖ'nün alternatifi, uluslararası finansal kurumları, kemer sıkma politikalarından ve yıkıcı kalkınma biçimlerinden alıkoyarak, işçi haklarını, çevresel korumayı ve yaşam standartlarını yükseltilmesini desteklemelerini sağlamaktır. Refah sahibi ülkeler için alternatif ise en yoksullaştırılmış ülkelerin borçlarını silmek ve yüksek borçlu ulusların borçlarını düzenlemek üzere kalıcı bir çözüm mekanizması kurmaktır. Alternatif, küresel şirketler üstünde kamusal kontrol ve yurttaş egemenliğinin sağlanmasına ve şirketlerin yerel, bölgesel ve ulusal yasaları aşındırmasının engellenmesine --emeğin, çevresel konuların, yatırımların ve toplumsal davranışların düzenlenmesini de içeren bağlayıcı olan bir Ulusötesi Şirketler Davranış Kanunu oluşturulması gibi-- için yardım etmek için düzenleyici mekanizmaların kullanılmasıdır.

İMF ve Dünya Bankası Nedir?
İkinci Dünya Savaşı'nın ertesinde, Birleşmiş Milletler'in yanısıra Uluslararası Para Fonu [International Monetary Fund, IMF] ve günümüzde Dünya Bankası [World Bank] olarak bilinen Uluslararası Yatırım ve Kalkınma Bankası (Dünya Bankası) [International Bank for Reconstruction and Development, IBRD] Bretton Woods'ta toplanan konferansta kurulan önemli uluslararası ekonomik örgütlerdi. IBRD (Dünya Bankası) savaşta yıkılmış Avrupa'nın yeniden inşasının finanse edilmesine ve dünyanın en yoksul ülkelerinin kalkınmalarına yardım etmek üzere kurulmuştu. İMF'nin görevi ise egemen hükümetleri kendi parasal, mali ve uluslararası yatırım politikalarında serbest bırakırken küresel ticareti teşvik etmek üzere konvertibil ulusal paralara dayanan uluslararası para sisteminin düzenlenmesiydi. Dikkat çekicidir ki Uluslararası Ticaret Örgütü [International Trade Organization, ITO] kurulmasına yönelik çabalar başarısız kalmış, geriye bunun "minimalisti" Genel Tarife ve Ticaret Anlaşması'nı (GATT) kalıntı olarak bırakmıştır. Ancak bunların tümü 50 yıldan daha fazla bir zaman önceydi. İMF bugün uluslararası ekonomik sistemin "liberalize edilmesi" veya deregüle edilmesi çabalarının "gözlemcisi" haline gelmiştir.
İMF 20 yldan beri sorunlu üçüncü dünya ükelerine aynı ilacı tavsiye etmektedir:
  • Parasal sıkılık: faiz oranlarını yerel paranın değerini istikrarlı kılmak için gerekli olan seviyeye yükseltmek için para arzını daraltmak
  • Mali sıkılık: dramatik bir şekilde toplanan vergileri arttırmak ve hükümet harcamalarını düşürmek
  • Özelleştirme: Kamu girişimlerinin özel sektöre satılması
  • Finansal liberalizasyon [serbestleşme]: uluslararası sermaye girişi ve çıkışı önündeki engelleri olduğu kadar, yabancı şirket ve bankaların almaya, sahip olmaya ve işletmeye yetkili oldukları önündeki kısıtların kaldırılması.
Ancak hükümetler bu "yapısal uyum anlaşmasını" imzaladıklarında, İMF, vadesi gelen ve aksi takdirde ödenemeyecek olan uluslararası borçların ödenmesine yetecek kadar bir parayı ödünç vermeye razı olur. Yeni kredilerin verilmesi de dahil olmak üzere, bir ülkenin borçlarını özel uluslararası kreditörlerle birlikte yeniden düzenler.

İMF'nin Etkisi Nedir?
Tahmin edilebilir sonuçlar daima felaketvari olmuştur. Sıkı para politikası ve sınırsız yükselen faz oranları yanlızca üretken yatırımları durdurmakla, tasarrufları uzun vadeli yatırımlar yerine kısa vadeli finansal yatırımlara yönlendirmekle kalmaz, sıradan faaliyetlerini dahi devam ettirebilmek için pekçok şirketin aydan aya borçlanmasını gerektirir. Bu işsizliği besler, ve üretimi ve böylece de geliri düşürür. Mali sıkılık --vergilerin arttırılması ve hükümet harcammalarının düşürülmesi-- toplam talebi daha da daraltır, keza üretimde azalmaya ve işsizlikte artışa yol açar. Benzer şekilde, ortadan kaldırılan hükümet harcamalarından herhangi birisi eğer aslında insanların yaşantılarını iyileştiriyorsa, o zaman bu programlardaki azalmalar bu faydaları ortadan kaldıracaktır. Kamusal hizmetlerin, ulaşımın, ve bankaların özelleştirilmesine daima işten çıkarmalar eşlik eder. Uzun dönemde üretkenliğin ve etkinliğin artıp artmayacağı ise kamu teşebbüsünün ilk başta ne kadar kötü işletildiğine dayanır --tabii özelleştirme operasyonunun bir gelişme olduğu ispatlanırsa eğer.
"Yapısal uyum"un, kendi terimleriyle bile, en çok göze batan etkinsizliklerinden [randıman düşüklüğü] birisi ise kamu sektörü bütçesini azaltmaktaki aceleciliğindedir; İMF, kötü veya iyi işletilen kamusal işletmeler arasında ayırım yapmak için pek az bir zaman ayırır. Özelleştirme için yürüttüğü haçlı seferinde, İMF etkin kamusal işletmeleri, yönetici siyasi partilerin politik destekçilerine ve akrabalarına şişkin ücetler öderken kamuya kötü hizmet sunan "beyaz filler"le rutin bir şekilde birarada toplar. Özel sektörün [kamu işletmesinin] yerini almasının daha da kötü olabileceğini İMF asla dikkate almaz.
Uluslararası sermaye akışları üstündeki kısıtlamaların aceleyle kaldırılması, zengin vatandaşların ve uluslararası yatırımcıların servetlerini yurt dışına çıkarmalarını kolaylaştırır; yani "sermaye kontrolleri"nin kaldırılması sermaye kaçışını kolaylaştırır, üretken yatırımları, üretimi, geliri ve istihdamı daha da azaltır. Sermaye kontrollerinin kaldırılması dahası, "bulaşma" [ing. contagion] hastalığı dahil olmak üzere, yerel ekonomiyi küresel sermaye hareketliliğinin belirsiz değişimlerine maruz bırakır.

Küresel Ekonominin Böylesine Kritik Kurumlarını Nasıl Değiştiririz?
Sıkışık bir caddeye yeni bir trafik lambası koyulmasıyla, ücret artışı kazanmayla, olumlu bir hukuksal yasanın kazanılmasıyla veya bir savaşın sona erdirilmesiyle aynı şekilde --toplumsal maliyeti, aksi takdirde politika yapıcılarının daha fazla yüksek bir maliyet ödemeleri gerektiğini hissedecek kadar nefret uyandırıcı ve tehlikeli bulmalarını sağlayacak kadar yükselterek. Seçkinler bu uluslararası kurumlar için endişelendiklerinden daha fazla ne için endişelenirler? Pek fazla değil --bu doğru, ama bunlardan birisi onların maddi avantaj ve iktidarlarının genel istikrarıdır. DTÖ gündemini ele geçirmek, şirketsel ve politik seçkinlerin yapmak istedikleri bir şeydir, bu reddedilemez. Diğer yandan ise, bunun yapılması nüfusu hareketler içinde kutuplaştırırarak, sadece bu politikaları değil, kar-yapmanın ve yönetmenin gerekliliklerinin altını kazırsa, yani ödenecek fiyatı çok yükseltirse. "Uyuyan devi" --yönettikleri ve sömürdükleri kitleleri-- uyandırmak istemezler.
Yani, DTÖ ve diğer küresel finansal kurumlar konusunda büyüyen kamuoyunu eğiterek, ve sonuçta ortaya çıkan kızgınlık ve arzuları DTÖ'ye ve yerel hükümetin günlük işleyişine meydan okuyacak toplumsal hareketlere yönlendirerek, toplumsal maliyetleri yükseltmeliyiz. Bu hareketler eğer şunlara karşı tehdit oluştururlarsa oldukça zorlayıcı olacaklardır,
  • devamlı büyümek
  • giderek militan hale gelmek
  • odağını DTÖ'den uluslararası ticarete, daha geniş bir ölçekte uluslararası ilişkilere, ve nihayetinde yurtiçi ekonomik politikalara ve düzenlemelere doğru çeşitlendirerek.
Kapitalizm ile DTÖ, Dünya Bankası ve İMF Arasındaki İlişki Nedir?

Kapitalizm, üretim araçlarının özel sahipliği, anonim işyeri yapısı ve piyasanın dağıtımıyla tanımlanan bir ekonomik sistemdir. Bu tanımlayıcı özellikler, kapitalist ekonomilerde neler olabileceğinin ve neler olacağının büyük bir kısmının şeklini meydana getirir. Bazı etkileri şunlardır: üretim araçlarına sahip olanlar devasa karlar elde edecekler ve gücün büyük bir kısmını ellerinde tutacaklar; günlük karar-almayı yöneten veya aksi takdirde tekelleştirenler de keza dikkate değer bir gelire ve güce sahip olacak; ve emirlere itaat eden ve diğerleri tarafından tanımlanan işleri yerine getirenler, gelir ve güçlerinde büyük ölçüde boyun eğen konumda olacaklar. Şirketler, işyerleri sahipliğinde ve yöneticiliğinde fiili bir diktatörlük yaratarak, ve ticari değerlerle ve kara yönelik baskılarla politik ilişkileri kirleterek; ekonomik ve politik hayata hakim olacaklar. Yurttaşların davranışları piyasa rekabeti sayesinde bireysel bencilliğe sevkedilecek, ve sonuçlar kolektif icradan özel kara doğru taraflı olacaktır.
Kapitalizmin başka bir belirtisi ise, kapitalistler arasında piyasa-güdümlü rekabetçi kar hedeflemesinin [olması], ve işçilere nispetle avantajlarını korumak ve genişletmek için her türlü aracın kullanılmasıdır. Bu iki gündem doğrultusunda, çeşitli kurumlar kurulmuştur. Uluslararası alanda bunlar, her biri güçlü kapitalistlerin (a) hiçbir kısıtlama olmaksızın kendi ekonomilerine hakim olmalarını ve (b) kar peşinde koşmalarını uluslararası olarak --yine hiçbir kısıtlama olmaksızın-- mümkün olduğunca genişletmek için, DTÖ, İMF ve Dünya Bankasını da kapsar.

Kapitalizmin ve Piyasaların Alternatifi Nedir?
En nihayetinde, şirket karlarını genel refahın üstünde, özel [sektörün] gücü[nü] demokratik katılımın, ve bir azınlığın kısa dönemdeki politikasını çoğunluğun uzun dönemli tatmin ve sürdürebilirliğinin üstünde gördükleri için uluslararası kurumlardan hoşlanmıyorsak eğer, o zaman özel mülkiyeti, şirketler yapısını ve piyasaları da aynı zeminde reddetmeliyiz.
Ancak alternatifler nelerdir? Bu oldukça tartışmaya açıktır tabii ki, ancak alternatif bir ekonomi şuna benzer şeyleri kapsayabilir: özel mülkiyete, güce ve çıktıya göre değil, bunun yerine çabaya ve fedakarlığa göre bir ücretlendirme [ing. renumeration]; yaşamın niteliği ve yetkiye göre dengelenmiş işler artı yukarıdan hiyerarşik [bir şekilde belirlenen] şirket yapıları ve otoriter yönetimler yerine işçi ve tüketici konseyleri demokrasisi; ve bireyci, şirketçi, rekabetçi piyasa değişimi yerine katılımcı kooperatif toplumsal bir planlama.
DTÖ'yü reforme etme veya ortadan kaldırma gibi kısa vadeli programları [hedefleyen] hareketler, analizlerini, programlarını ve stratejilerini uzun vadeli amaçlarıyla uyumlu hale getirmeye yönelmekten büyük fayda sağlayacaklardır. Bu, üyelerinin umutlarını ve bağlılıklarını sürdürmeleri olasılığını artırır; hareketin büyümesinin seçkinlere karşı oluşturduğu tehditi artırır, bunu daha da zorlayıcı ve güçlü yapar; ve bugünkü zaferlerin yarın daha fazla kazanımlara ve en sonunda da yeni bir ekonomiye yol açmasını sağlamaya yardım eder.

Çeviri: Anarşist Bakış Kaynaklar: "A Q&A on the WTO, IMF, World Bank, and Activism".


fuck the system!
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
aktivizm, bankası, cevaplar, dtÖ, dünya, soru, İmf, üzerine


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Yaradılışçı İddialarına Bilimsel Cevaplar kaos Bilimsel Mevzular 0 23-08-2009 13:41
Harika cevaplar xtrayme Geyik Mevzular 3 26-07-2009 20:14
Cevaplar:) patis Komik Çizgiler 4 19-04-2009 18:09
Kopacaksınız. yazılı kağıtlarında verılen cevaplar!!! aslan62 Komik Çizgiler 12 05-05-2008 09:24
Latin Amerika ülkelerinin artık bir bankası var Mental Güncel Mevzular 2 11-12-2007 11:28


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:51 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info