|
|
| Anarşizm Biz ki caniyiz! Herkes için ekmek, iş ve her türlü bağımsızlık ve adaleti istiyoruz. |
RekabetAnarşizm içerisinde Rekabet konusu: Rekabet, kolektivist veya kendinden yönetim ekonomisinde korunduğu zaman çok zorlu sorunlar ortaya çıkaran, burjuva ekonomisinden miras alınmış normlardan birisidir. Proudhon, bunu " toplumsal kendiliğindenliğin ifadesi " ve birliğin " özgürlüğü ...

20-09-2009, 08:05
|
 |
Anarşi!
|
|
Üyelik Tarihi: 23-10-2007
Yaş: 37
Mesajlar: 957
|
|
Rekabet
Rekabet, kolektivist veya kendinden yönetim ekonomisinde korunduğu zaman çok zorlu sorunlar ortaya çıkaran, burjuva ekonomisinden miras alınmış normlardan birisidir. Proudhon, bunu "toplumsal kendiliğindenliğin ifadesi" ve birliğin "özgürlüğü"nün garantisi olarak görüyordu. Dahası, bu olmaksızın sanayinin yüksek gerilimini "aşırı gevşemenin" takip edeceği "yeri dordurulamaz uyarıcı"nın ortaya çıkması uzun süre alacaktır. [Proudhon, düşüncelerini] şöyle ayrıntılandırıyordu:"Çalışma kardeşliği, mümkün olduğunca üretim maliyetine yakın bir fiyattan mal ve hizmetleri topluma arz etmeye söz vermiştir. ... Bu nedenle, işçilerin birliği, {tekelci tipteki} herhangi bir alaşıma kendi içerisinde müsade etmez, kendisini rekabetin koşullarına tabi kılar, ve muhasebe defterlerini ve kayıtlarını, toplumun denetim hakkının en uç yaptırımı olarak birliği dağıtma gücüne sahip olan topluma açık tutar." "Rekabet ve birlik, karşılıklı olarak birbirine bağımlıdır ... Sosyalizmin en acıklı hatası {rekabeti} toplumun düzensizliği olarak görmüş olmasıdır. Rekabeti ... ortadan kaldırmak ... söz konusu dahi olamaz. ... Bu bir denge bulma meselesidir, bir denetleme ajanı [policing agent] olduğu söylenebilir."
Proudhon'un rekabet ilkesine bağlılığı Louis Blanc'ın iğneli sözlerini üzerine çeker: "Biz, iki karşıt ilkenin ilginç bağlantısını savunanları anlayamıyoruz. Kardeşliği rekabete yamamak sefil bir düşüncedir: Bu, hadımların yerine erselikleri [hermaphrodite, hem erkek hem kadın organları olanlar] geçirmek gibi bir şeydir." Bir ön-Marksist olan Louis Blanc, Devletçe belirlenen "değişmez bir fiyata ulaşmayı", ve endüstrideki kuruluşlar arasında bütün rekabetin engellenmesini istiyordu. Proudhon'un buna cevabı sert oldu: fiyatlar, "ancak rekabetle sabitlenebilir, yani ... fazla fiyat talep edenlerin hizmetlerini terk eden tüketicinin gücüyle." "Rekabeti çıkarırsanız, ... toplumu devindirici kuvvetinden yoksun bırakırsınız, böylece de zembereği kırılmış bir saat gibi onu durdurursunuz."
Ancak, Proudhon, politik iktisat üzerine bilimsel incelemesinde tüm yönleriyle tasvir ettiği rekabetin kötülüklerini kendisine saklamadı. Bunun bir eşitsizlik kaynağı olduğunu biliyordu, ve "rekabette, zafer büyük taburlarındır" diyordu. O kadar "anarşik"tir (kelimenin kötüleyici anlamında) ki, daima özel çıkarların faydasına işler, ister istemez sivil bir çatışma ortaya çıkarır, ve uzun vadede oligarşiler yaratır. "Rekabet, rekabeti öldürür."
Ancak, Proudhon'a göre, rekabetin yokluğu da bundan daha az zararlı değildir. Tütün idaresini ele alarak, [17] uzun süreden beridir rekabetten muaf bir tekel olması nedeniyle, bu sektörün ürünlerin çok pahalı olduğunu ve arzının yetersiz olduğunu bulmuştu. Eğer tüm endüstriler aynı sisteme tabi olsalardı, ulus asla geliri ile harcamalarını dengeleyemezdi. Proudhon'un tasavvur ettiği rekabet, kapitalist ekonomi sisteminin bırakınız-yapsınlar rekabeti değildi; onu "toplumsallaştırma" ulvi ilkesine sahip bir rekabet, adil değişim temelinde, dayanışma ruhuyla işleyecek bir rekabet, hem bireysel inisiyatifi koruyacak hem de şu anda kapitalist müsadereyle uzaklaştırılmış olan refahı topluma geri döndürecek bir rekabetti.
Bu düşüncede ütopist bir şeyler olduğu açıktır. Rekabet ve piyasa ekonomisi denilen şey kaçınılmaz olarak eşitsizlik ve sömürü ortaya çıkarır --[işe] tam bir eşitlikten başlansa bile bu böyledir. Kaçınılmaz bir olumsuzluk olarak, geçici bir temelde olması haricinde, [aşağıdakiler sağlanmadığı müddetçe] işçilerin kendinden yönetimiyle birleştirilemez: (1) işçiler arasında "dürüstçe değişim" psikolojisi gelişene; (2) en önemlisi de, toplumun kıtlık koşullarından bolluk aşamasına geçeceği, böylece de rekabetin amacını kaybedeceği [zamana değin].
Böylesi bir geçiş döneminde dahi, --bugün Yugoslavya'da olduğu gibi-- rekabetin, en azından tüketicinin çıkarlarını koruma avantajına sahip olduğu tüketim-malları sektörüyle kısıtlanması arzulanır gözükmektedir. Liberter bir komünist, çatışma ilkesine dayanması temelinde Proudhon'un kolektif ekonomi versiyonunu mahkum edecektir; rekabetçiler başlangıçta eşitlik konumunda olacaklar, ancak kaçınılmaz olarak sonunda galipler ve mağluplar yaratmak üzere mücadeleye savrulmak üzere [olacaktır bu]; ve [bu], malların arz ve talebin ilkelerine göre değiştirilmesiyle sonlanacaktır; "bu ise rekabete ve burjuva dünyasına tam bir geri dönüş olacaktır." Yugoslav deneyiminin diğer komünist ülkelerdeki bazı eleştirmenleri, ona saldırmak için hemen hemen aynı terimleri kullanmaktadırlar. Onlara göre, herhangi bir biçimiyle kendinden yönetim, rekabet ekonomisine doğru yönelimi barındırırarak aynı düşmanlığa layıktır --sanki bu iki fikir temelde ve kalıcı bir şşekilde birbirinden ayrılmazmışçasına.
Dipnotlar:
[17] Fransa'daki devlet tekeli (Çevirenin notu.)
Daniel Guerin
Kaynak: "2. In Search of a New Society"

fuck the system!
|

28-01-2011, 14:08
|
 |
Bu gece birileri ölecek!
|
|
Üyelik Tarihi: 16-03-2010
Nerden: Kali_fornia
Mesajlar: 1,401
|
|
'Teşekkürler Pelin !...'
 Bolu'da 1800 öğrencinin eğitim gördüğü İzzet Baysal Anadolu Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi'nin tek kız öğrencisi karnesini aldı. Bolu İzzet Baysal Anadolu Teknik ve Endüstri Meslek Lisesinin tek kız öğrencisi olan Pelin Batur, karnesini müdür yardımcısı Güngör Arslan'ın elinden alırken okuldaki binsekizyüz erkek öğrenciden birçoğu rekabetin ne olduğunu Pelin sayesinde daha bir derinden anlamış oldu.
|

28-01-2011, 14:51
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 30
Mesajlar: 1,759
|
|
rekabet değil; ancak iyi/sağlam/doğru projeler üretecek birinin ödüllendirilebileceğiyahut bunun karşılığını alabileceği bir sistem?? komünist devrim, birçok pratikte bunu engellediği için bir cikletten/belki bir tuvalet kağıdından mahrum olagelmiştir  insanların gündelik ihtiyaçlarını kolaylaştırma ve bu konuda pratik çözümler sunma adına kabul etmek gerekir ki kapitalist ekonomiler daha işlevsel olmuşlardır. tabi, tüm bunları sosyal gelir dengesizliği, milliyetçilik, sınrlar ve savaş gibi olgularla bir bütün halinde düşünmek gerekiyor...

Mey kasemi kırdın yere vurdun Tanrım
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrım
Gül renkli şarabım yere döktün tekmil
Zannım budur ki sen de sarhoş oldun Tanrım...
Hayyam...
|

28-01-2011, 15:45
|
 |
CoSmiC VoiCe
|
|
Üyelik Tarihi: 16-12-2009
Mesajlar: 1,402
|
|
Alıntı:
Kali´isimli arızadan alıntı
'Teşekkürler Pelin !...'

|
Kız öğrenci de kız öğrenciymiş hani, baya bir rekabet olmuştur orada, iyi kan çıkmamış 
|

28-01-2011, 16:26
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 30
Mesajlar: 1,759
|
|
güzellik kristalize bir cisimleşme göstermiş kızın suretinde... ne denebilir ki: yüce manitu hakedene bağışlasın 

Mey kasemi kırdın yere vurdun Tanrım
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrım
Gül renkli şarabım yere döktün tekmil
Zannım budur ki sen de sarhoş oldun Tanrım...
Hayyam...
|

28-01-2011, 17:00
|
 |
CoSmiC VoiCe
|
|
Üyelik Tarihi: 16-12-2009
Mesajlar: 1,402
|
|
|
Sen de hemen romantikleş, şiir düz aman eksik kalma illa rekabet olcak ya : ))
|

28-01-2011, 17:34
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 30
Mesajlar: 1,759
|
|
Alıntı:
Orgon´isimli arızadan alıntı
Sen de hemen romantikleş, şiir düz aman eksik kalma illa rekabet olcak ya : ))
|
yapılan her yorum/methiye eksik kalır, şairin dediği gibi: ''anlatamıyorum...'' 

Mey kasemi kırdın yere vurdun Tanrım
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrım
Gül renkli şarabım yere döktün tekmil
Zannım budur ki sen de sarhoş oldun Tanrım...
Hayyam...
|

28-01-2011, 18:06
|
|
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 16-02-2010
Mesajlar: 648
|
|
|
rekabet sömürü üretmez.
eşitsizlik üretir doğrudur, çünkü eşit olmayan öznelerin rekabeti söz konusudur.
rekabet kendi başına neden sömürü üretsin ki?
|

28-01-2011, 19:18
|
 |
CoSmiC VoiCe
|
|
Üyelik Tarihi: 16-12-2009
Mesajlar: 1,402
|
|
Alıntı:
AlbatrosS´isimli arızadan alıntı
yapılan her yorum/methiye eksik kalır, şairin dediği gibi: ''anlatamıyorum...'' 
|
Bence de.  Demin tvde de çıktı, bilgisayar okuyormuş ama oyuncu olmak istiyorum diyor hemen kameraların ilgisini görünce,canım benim olursun tabi, rekabet de güzelliğinin ve gözü karalığının hakettiği ölçüde iyice canlanır
Alıntı:
|
eşitsizlik üretir doğrudur, çünkü eşit olmayan öznelerin rekabeti söz konusudur.
|
Nasıl yani?Neye göre eşit olmayan, eşit olmadığını nasıl belirledin rekabeti nasıl kısıtladın bunlar eşit değil bunların rekabet etmemesi lazım normalde diye? Rekabetin yarattığı bir problem değil bahsettiğin, ihtiyaçların kısıtlı olmasından daha doğrusu kısıtlanmasından kaynaklanan kazananların kısıtlanması daha da doğrusu rekabette yetersiz kalanların rekabeti kısıtlaması durumu.
Mesela yukarıdaki gibi güzel kızlar bol olup rahat olsa yani belli amaçlar için metalaştırılmış damızlık varlıklara dönüştürülmeseler, rekabet doğal olur ve talepler arasında o da özgür karar verir, artık çiftleşmek için de rekabet edenler içinde problem yaratamaz bu. (masumcuk liseli kızı da meze yaptık konuya, neyse nasolsa 1800 rakibin içinde alışmıştır böyle durumlara) Ama durum öyle değil, özel mülkiyet var, tapulama sistemleri var ve bu yüzden rekabet eden talep sahipleri talebin yoğunluğu ile doğru orantılı olarak (kızın güzel olması burada, talebi arttıran unsur) kızı bir an evvel tapulamanın yasal yollarını gayri resmi yollardan yaratmaya çalışarak güzel kızların çirkin kızlardan daha aptal kararlar vermelerine neden olurlar çünkü gözler her daim üzerlerindedir ve fazla sayıda ilişkileri duyulacak olursa hemen adını çıkarıp gözden düşürmeye ve bu yolla da ortalama talep üreten sıradan kız ile aynı mecburiyetlere tabi tutmaya çalışırlar. (bu nedenle örneğin ülkemizin geleneksel doğu kesiminde güzel kızlar ortamın en hödüğü yani diğer rakipleriyle rekabet edebilmekten en yoksun en geri zekalı kişi tarafından kaçırılarak kendine mecbur bırakılmakta bu tutum sevgiye bağlanabilmekte,sevgi ısrarla sağlanan bir şey varsayılabilmektedir) Bu durumda ise engellenen bir rekabet söz konusudur özel mülkiyet ve toplumsal ahlak kuralları vasıtasıyla burada. (özel mülkiyet de bekaret tabusu vasıtasıyla kızın üstüne etiketlendirilmektedir bu yetersiz kişilerce) Rekabet ve özgür seçme hakkı rekabette yetersiz olanların talebi doğrultusunda düşürülmüş, hatta fazla talebin varlığı güzel kadının kötü örnek gösterilmesine üzerinde herkesin cinsel hak iddia edebilmesine sebep oluşturabilmekte, dolayısıyla da kız ne derece güzel ise bu ölçüde bir an evvel birinde karar kılmak zorunda bırakılabilmektedir. (burada güzel kız için çok daha fazla talep ve rekabet söz konusuyken normalde, kızın fazladan rakip ile muhatap olması dedikodu yardımıyla sınırlandırılmıştır) Kapitalizmde de durum böyle, rekabeti aşağı düşürüp ikinci dereceden uyduruk ahlak kurallarına göre işletmeye çalışan çoğunluk rekabette diğeri ile eşit hak ve olanak talep etmek yerine, talep ettiklerini kolay yoldan rakipleri ahlaksız yani rekabete uymayacak biçimde devre dışı bırakıp gasp etmenin yollarında uzmanlaşır ve zar zor sahip olabildiğini ölümüne savunmaya ve değişmez hakkı olduğunu ilana çalışır. Bu nedenle de rekabette yetersiz hale gelir onu yetersiz kılan da yine kendi uyduğu rekabet dışı ahlaki yargılarıdır genellikle. İşte bu rekabette yetersiz olanların uydurmuş oldukları rekabeti engelleyen rekabet dışı ahlaki yargılar (ki bunların tamamı rekabet açısından ahlaksızlıktır, ikiyüzlülüktür, dolandırıcılık yani hilekarlıktır )ve zorunluluklar da ki bunlar da gelenekler ve inançlardır, varolan her türden sömürünün beraberce nedenlerini oluşturmaktadırlar.
Ne güzel açıkladım, pek liberter oldu. 
Konu Orgon tarafından (28-01-2011 Saat 20:07 ) değiştirilmiştir..
|

28-01-2011, 20:41
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 30
Mesajlar: 1,759
|
|
Alıntı:
|
Bence de. Demin tvde de çıktı, bilgisayar okuyormuş ama oyuncu olmak istiyorum diyor hemen kameraların ilgisini görünce,canım benim olursun tabi, rekabet de güzelliğinin ve gözü karalığının hakettiği ölçüde iyice canlanır
|
yakışır... biraz da yetenek varsa yerli bir monica belluci'miz olur belki 

Mey kasemi kırdın yere vurdun Tanrım
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrım
Gül renkli şarabım yere döktün tekmil
Zannım budur ki sen de sarhoş oldun Tanrım...
Hayyam...
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Benzer Konular
|
| Konu |
Konuyu Başlatan |
Forum |
Cevap |
Son Mesaj |
|
Rekabet her yerde...
|
High Hopes |
Hayata Dair.. |
0 |
09-12-2007 22:11 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:46 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|