Anarşizm ütopist değildir
Anarşist kuram, anarşizmin yapıcı olması yüzünden ütopyacı olduğu şeklindeki suçlamayı kesinlikle reddeder. Geleceğin toplumunun anarşist bir icat olmayacağını, geçmiş olayların saklı etkilerinin fiili bir ürünü olacağını ispatlamaya yönelik olarak tarihsel yöntemi kullanır. Proudhon insanlığın 6000 yıldan beridir amansız bir otorite sistemince ezilmekte olduğunu, ancak "gizli bir erdem" sayesinde var olmaya devam ettiğini söyler: "Hükümet aygıtının derinliklerinde, onun siyasi kurumlarının altında, toplum yavaşça ve sessizce kendi örgütlenmesini üretmekte, yaşama gücünü ve özerkliğini ifade eden yeni bir düzeni kendi başına kurmaktadır."
Hükümet ne kadar zararlı olursa olsun, kendi yadsımasını içinde barındırır. "Bu, tümü insanlığı daha ileri bir duruma hazırlamaya hizmet etmek üzere, bir kolektif yaşam olgusu, yasamızın güçlerinin kamusal ifası, toplumsal kendiliğindenliğin bir ifadesi" olmuştur. "İnsanlığın dinde aradığı ve 'Tanrı' dediği şey kendisidir. Yurttaşın hükümette aradığı şey de ... benzer şekilde kendisidir --hürriyettir." Fransız devrimi anarşiye doğru bu amansız ilerlemeyi hızlandırmıştır: "Atalarımızın ... bir yurttaş olarak bir insanın sahip olduğu tüm melekelerini özgürce ifa etmesi ilkesini ilan ettikleri gün, işte o gün, otorite cennette ve yeryüzünde reddedilmiş oldu, ve hükümet --temsil yoluyla olsa bile-- imkansız hale geldi." Gerisini Endüstri Devrimi yaptı. O zamandan itibaren siyaset ekonominin hakimiyetine girdi ve ona tabi hale geldi. Hükümet artık üreticilerin doğrudan rekabetinden kaçınamazdı, ve gerçekte farklı çıkarlar arasındaki bir ilişki haline geldi. Bu devrim proletaryanın büyümesiyle tamamlandı. İtirazlarına karşın, otorite şimdi yalnızca sosyalizmi ifade ediyordu: "Napolyon Kanunu [1804'de yürürlüğe giren yeni Fransız Medeni Kanunu], yeni toplum açısından Platoncu cumhuriyet kadar yararsızdır: birkaç yıl içerisinde mülkiyetin mutlak yasasının yerini her yerde göreceli ve devingen endüstriyel işbirliği yasası alacaktır; ve o zaman bu kartondan şatoyu baştan aşağı yeniden inşa etmek gerekecektir." Ardından Bakunin, "hepimizin atası olan Fransız Devriminin insanlığa verdiği engin ve inkar edilemez hizmeti"[n hakkını] teslim etti. Otorite ilkesi insanların bilincinden ilelebet silinmiş ve böylece yukarıdan dayatılan bir düzen imkansız hale gelmişti. Geriye kalan tek şey, "hükümet olmaksızın yaşayabilecek şekilde toplumun örgütlenmesidir." Bakunin bunu başarmak için halk geleneğine yaslandı. "Devlet'in baskıcı ve zararlı vasiliğine rağmen," kitleler yüzyıllardan beridir "gerçek insan birliğinin asli maddi ve manevi unsurlarınının tamamını olmasa bile çoğunu kendi aralarında kendiliğinden geliştirmiştir."
Daniel Guerin
Kaynak: "2. In Search of a New Society"

fuck the system!
|