Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Ciddi Mevzular > Anarşizm

Anarşizm Biz ki caniyiz! Herkes için ekmek, iş ve her türlü bağımsızlık ve adaleti istiyoruz.

Hükümet gizliliği ve vatandaşların gizlice izlenmesi neden artıyor?

Anarşizm içerisinde Hükümet gizliliği ve vatandaşların gizlice izlenmesi neden artıyor? konusu: D.09.04 HÜKÜMET GİZLİLİĞİ VE VATANDAŞLARIN GİZLİCE İZLENMESİ NEDEN ARTIYOR? Otoriter hükümetler, tamamen gelişmiş gizli polis kuvvetleri, vatandaşların yaygın bir şekilde gizlice gözetlenmesi, yüksek düzeyde bir resmi gizlilik ve sansür, muhalifleri ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 20-09-2009, 07:37
kaos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Anarşi!
 
Üyelik Tarihi: 23-10-2007
Yaş: 37
Mesajlar: 957
Standart Hükümet gizliliği ve vatandaşların gizlice izlenmesi neden artıyor?

D.09.04 HÜKÜMET GİZLİLİĞİ VE VATANDAŞLARIN GİZLİCE İZLENMESİ NEDEN ARTIYOR?


Otoriter hükümetler, tamamen gelişmiş gizli polis kuvvetleri, vatandaşların yaygın bir şekilde gizlice gözetlenmesi, yüksek düzeyde bir resmi gizlilik ve sansür, muhalifleri yıldırmak ve susturmak için ayrıntılı bir devlet baskısı sistemiyle karakterize edilirler. Tüm bu fenomenler ABD'de en azından seksen yıldan beri vardır, ancak bilhassa 1980'lerde olmak üzere II. Dünya Savaşı'ndan beri daha da aşırı biçimler almıştır. Bu kısımda gizli polisin operasyonlarını inceleyeceğiz.


Grift ABD "ulusal güvenlik" aygıtının yaratılması, 1945'den itibaren kongre yasaları, sayısız idari düzenleme ve ulusal güvenlik yönergesi, ve Birinci Düzenlemenin [First Amendment] sağladığı hakları aşındıran bir dizi Yargıtay kararı ile yavaş yavaş olmuştur. Ancak Reagan yönetiminin politikaları, sadece kapsadığı alan itibariyle değil, ortadan kaldırılmaları imkansız değilse bile zor olacak şekilde gizlilik, sansür ve baskının kurumsallaştırılmasıyla geçmişten radikal bir kopuşu temsil etmektedir. Richard Curty'nin belirttiği üzere, Reagan yönetiminin başarısı, "Amerikan toplumunda yirminci yüzyılda meydana gelen belli başlı yapısal ve teknolojik değişimlerden --özellikle de modern bürokratik Devlet ilee gizli gözetimi yeni ve sinsice şekillerde yapmayı mümkün kılan gelişmiş elektronik cihazların ortaya çıkmasıyla--" kaynaklanmaktadır (Curry, Op.Cit., s. 4).


FBİ, 1920'lerin Kızıl Korku [Red Scare] günlerinden beridir "karşı-yıkıcı" [counter-subversive] gizlice gözetleme tekniklerini kullanmakta ve ulusal güvenlik açısından potansiyel tehdit olduğunu düşündüğü kişi ve grupların listesini tutmaktadır. Bu tür faaliyetler, Franklin Roosevelt'in FBİ'ya ABD'deki Faşist ve Komünist faaliyetler hakkında bilgi toplama, olası casusluk ve sabotajlar hakkında soruşturmalar düzenlemesi emrini verdiği 1930'larda yaygınlaşmıştır. FBİ başkanı J. Edgar Hoover, bu yönergeleri, oldukça geniş bir kategori olan potansiyel "yıkıcılar"ın soruşturmaya yönelik açık uçlu bir yetkilendirme olarak; ve, Roosevelt'in yönergelerinin tam boyutu hakkında dikkatsiz veya umarsamaz başkanları ve başsavcıları tekrar tekrar yanlış bilgilendirme [hakkı] olarak değerlendirdi. Hoover, durmaksızın genişleyen bir siyasi muhalifler sınıfına karşı sürdürülen FBİ soruşturmaları için örtülü onayı kullanmaya 30 yıldan fazla bir süre devam etti. (Geoffrey R. Stone, "The Reagan Administration, the First Amendment, and FBI Domestic Security Investigations", Curry'de, a.y.).


Soğuk Savaş'ın devam etmesi, Sovyetler Birliği ile süren anlaşmazlıklar, ve "uluslararası Komünist komplo" korkusu, sadece kürenin dört bir yanında CİA'nın gizli operasyonları ve Amerikan askeri müdehaleleri için bir meşrulaştırma aracı olmakla kalmadı, aynı zamanda da FBİ'nın yurtiçi gizli gözetim faaliyetlerinin genişletilmesi için gerekçe oldu.


Böylece, 1957'de, Kongre veya başkanın herhangi bir onayı olmaksızın, Hoover COINTELPRO adı verilen son derece gizli bir operasyonu başlattı:


"1957 ile 1974 arasında, büro yarım milyondan fazla "yıkıcı" Amerikalı hakkında soruşturma dosyaları açtı. Bu soruşturmalar sırasında, büro, "ulusal güvenlik adına, yaygın telefon dinleme, mikrofonla gizlice dinleme, mektupların okunması, ve haneye tecavüz eylemleriyle meşgul oldu. Bundan daha da sinsicesi ise, büronun, Sosyalist İşçi Partisi'nden tutun da NAACP'ye, İnsan Hakları için Tıbbi Komite'ye, Milwaukee İzci Erkekler oymağına kadar çeşitli "yıkıcı" siyasi birliklerin faaliyetleri ve üyeleri hakkında içlerine sızarak raporlar hazırlamak amacıyla yaygın şekilde muhbirler ve gizli ajanlar kullanması olmuştur." (Stone, a.y., s. 274).


Ancak, COINTELPRO yalnızca soruşturma ve gizli gözetimden çok daha fazlasıdır. Altmışların ve yetmişlerin başlarının Yeni Sol ve Siyah radikal hareketlerinin gözden düşürülmesi, zayıflatılması ve en sonunda da tahrip edilmesi için kullanılmıştır --yani, siyasi muhalefetin ana kaynaklarının sessizleştirilmesi.


FBİ, ajan provakatörler kullanarak şiddet için zemin hazırlamış, onlara suçlar yıkarak, haklarında sahte suçlamalar yaparak, adlarına saldırgan dökümanlar, sahte dedikodular yayarak, malzemelerini sabote ederek, paralarını çalarak, ve başka kirli dolaplar çevirerek, hareket liderlerinin güvenilirliğini tahrip etmiştir. FBİ, bu gibi yollarla, hareketler içindeki sürtüşmeleri şiddetlendirmiş, üyeleri ve grupları birbirine cephe almaya yönlendirmiştir.

Hükümet belgeleri, FBİ ve polisin, Demokratik Toplum İçin Öğrenciler [Students for Democratic Society], Kara Panter Partisi [Black Panter Party], ve Kurtuluş Haber Servisi [Liberation News Service] gibi gruplar içerinde, sonunda kopmalara yol açacak şiddetli tartışmaların yaratılmasına karıştığını gösteriyor. Büro keza bu gibi grupların ırk, sınıf ve dini çizgiler ötesinde ortaklıklar oluşturmakta başarısız olmalarında da rol oynamıştır. FBİ, İslam Milleti [Nation of Islam] içerisinde "geliştirmekten" övünç duyduğu bir "hizipler arası anlaşmazlık" sonucu öldürülen Malcolm X, ve bir keskin nişancı tarafından rahatça öldürülmeden önce kendisini intihara sürükleyen incelikli FBİ komplosunun hedefi olan Martin Luther King, Jr. suikastlarını hazırladı. Öteki radikaller suçlular, zinacılar, veya hükümet ajanları olarak resmedildiler, diğer bazıları ise tek ateş edenin polis olduğu düzmece silahlı çatışmalarda katledildiler.

Bu faaliyetler en sonunda Watergate soruşturmaları, kongre tanıklıkları, ve Bilgi Edinme Hakkı Yasası [Freedom of Information Act, FOIA] sayesinde kamuoyunun önüne çıktılar. FBİ suistimalleri karşısında, 1976'da başsavcı Edward Levi, büronun siyasi muhalifleri soruşturma yetkisini ciddi bir şekilde kısıtlayarak, yutiçi güvenlik soruşturmaları başlatması ve bunların kapsamı hakkında kamu kuralları rehberi hazırladı.

Ancak, Levi kurallarının, genel eğilimin sadece geçici bir süreliğine tersine çevirilmesi olduğu zamanla ispatlandı. Ronald Reagan, başkanlığı sırasında yurtiçi politika söz konusu olduğunda devlet gücünün artmasına karşı olacağını açıkça söylemesine karşın, "ulusal güvenlik" amacıyla ulusal bürokrasinin gücünü sistemli ve görülmemiş bir şekilde çoğalttı. Bunların en önemlilerinden birisi, Levi kurallarının önlemek üzere tasarladığı FBİ suistimallerine karşı koruyucu tedbirlerinin ortadan kaldırılması oldu. Bu, birbirleriyle ilgili iki icra bölüm girişimiyle gerçekleştirildi: 1981'de çıkarılan İcra Emri [Executive Order] 12333, ve 1983'de başsavcı William French Smith'in Levi'ninkilerin yerini alan kuralları.

Smith kuralları, eğer olgular, grup veya bireylerin suç teşkil eden faaliyetlere katıldığına "makul derece işaret ediyor"sa, FBİ'nın yurtiçi güvenlik soruşturması açmasına izin veriyordu. Daha da önemlisi, yeni kurallar "suçun gerçekleşmesini tahmin etmek ve önlemek" konusunda FBİ'ı yetkili kılıyordu. Sonuçta, FBİ artık, ifadeleri, suç teşkil eden faaliyetleri "savunan" veya suça --bilhassa da şiddet içeren suçlara-- yönelik belirgin bir niyete işaret eden grup ve bireyleri soruşturabilecekti.

Curry'nin belirttiği üzere, Smith kurallarının dili, FBİ'nın hedef olarak seçtiği, yönetimin dış politikasına karşı çıkan siyasi eylemciler dahil olmak üzere, herhangi bir grup veya bireyi soruşturmasına yetecek kadar yoruma dayalı bir serbestlik sağlıyordu FBİ görevlilerine. Yeni kurallar çerçevesinde Büro'nun derhal geniş yelpazedeki siyasi muhalifleri soruçturmaya başlaması, 1976'dan beri kaybettiği zamanı hızla telafi etmesinde şaşıracak bir şey yok. Kongre kaynakları, yalnızca 1985 yılında FBİ'ın Reagan yönetiminin Orta Amerika politikalarına karşı çıkan, Orta Amerikalı göçmenlerle dayanışma gösteren dini örgütler dahil omak üzere, 96 grup veya bireyi soruşturduğunu gösteriyor.

Smith kuralları Büro'nun sadece muhalifleri soruşturmasına izin veriyordu. Ancak bugün, ABD Haklar Bildirgesine karşı çok daha büyük tehlikeler bizi beklemekte: ünlü Kapsamlı Anti-Terör Tasarısı [Omnibus Counter-Terrorism Act]. Eğer geçerse, bu tasarı Başkan'ın, kendi inisiyatifi ve kendi tanımlamasıyla, herhangi bir kişi veya örgütü "terörist" ilan etmesine imkan verecek.

Madde 301(c)6, başkana özgü bu hükümlerin nihai olarak kabul edileceğini ve mahkemeye itiraz edilemeyeceğini belirtiyor. Başsavcı da yine yaptırıma yönelik yeni güçlere sahip olacak; örn., suçsuz oldukları ispatlanana kadar şüpheliler suçlu olarak değerlendirilebilecek, ve şüphelilere karşı öne sürülen kanıtların kaynağı veya içeriği, eğer Adalet Bakanlığı bu gerçeklerin açıklanmamasının "ulusal güvenlik" gereği olduğunu iddia ederse, kamuoyuna açıklanmayacak. Şüpheliler yine kefalet hakkı olmaksızın tutulabilecek, ve ülkeyi ziyaret eden yabancılar ise gerekçesiz sınırdışı edilebilecekler. Yerli yabancılar duruşma hakkına sahip olacaklar, ancak hiçbir suçun varlığı ispatlanmasa da sınırdışı edilebilecekler! ABD yurttaşları 10 yıla kadar hapsedilebilecekler ve suçlu bulunurlarsa 250.000 $ ceza ödeyecekler.

Anti-Terör Tasarısı'nın aynı derecede korkunç bir diğer hükmü de, tüm "terörist" suçları, ceza olarak kişisel mülke el koyma hükümleri içeren RICO'ya [Mafya-Etkisindeki Suç Örgütlenmeleri, Racketeer-Influenced Criminal Organisation] dahil eden Madde 603'tür. Böylece, bir kişinin, faal veya eski bir federal çalışana "müdahale etmek" veya onu "engellemek" veya "tehdit etmek" ile suçlanması, "terörizme yönelik komplo teşebbüsü" ithamıyla o kişinin tüm özel mülküne el konulmasına yol açabilecektir. Bazı Kongre üyeleri tüm yerel silahla-ilgili suçlamaların federal terörist suçlar olarak sayılmasını istiyorlar. Hiç şüphe yok ki, Anti-Terör Tasarısı, müsadere etme [seizure] ve ceza olarak el koyma [forfeiture] yasalarıyla halihazırda uyuşturucu olaylarında yaygın olan suistimalleri daha da çoğaltacaktır. Bu hiç de şaşırtıcı olmaz, çünkü Federal ve eyalet birimleri ve yerel polis müsadere etmek ve kendi kullanımlarına yönelik olarak el koymaya teşvik ediliyorlar, çünkü müsadereye yol açacak suçlamaları yapan, bilgi veren şahıslar haczedilen mülkün bir kısmını almaya hak kazanıyorlar.

Eğer bu tasarı geçerse, aynen geçmişte COINTELPRO gibi Sol'a karşı kullanılacağı kesindir. Çünkü FBİ'nın büyüklüğünü ve fonlarını fazlasıyla artıracak, ve adli gözetim olmaksızın tüm ülke çapında "anti-terörist" faaliyetlere girişmek için ona yetki verecektir. Aklımız, bu tasarının, hükümete, FBİ suistimallerinin favori hedefi olan kapitalizm karşıtlarını ve eleştirmenlerini bastırma yetisi vereceğini bize hatırlatıyor. Örneğin, bir ajan provakatör, felsefi anarşistlerin barışçıl bir toplantısına yasadışı bir dinamit fitiliyle gelip, ardından da toplantıya katılan herkesi terörist bir eylem yapma hazırlığı içinde olmakla hükümete ihbar edebilir. Bu ajan hatta bir yeri havaya uçurup, diğer üyelerin plandan haberi olduğunu bile iddia edebilir. Böylece, gruptaki herkes mülklerinin haczedilmesi ve on yıla kadar hapsedilme cezasıyla karşı karşıya kalabilir.

Anti-Terör yasası bugünkü haliyle kabul edilmese bile, bu gibi ölçüsüz [aşırı] tedbirler, düşünce halinde olsalar dahi, ABD'nin --ve dolayısıyla diğer "gelişmiş" kapitalist devletlerin-- seçtiği yönelim hakkında ciltler dolusu şeyi ifade etmektedir.


Çeviri: Anarşist Bakış
Kaynak: "D.9 What is the relationship between wealth polarisation and authoritarian government?", Anarchist FAQs.




fuck the system!
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
artıyor?, gizlice, gizliliği, hükümet, izlenmesi, neden, vatandaşların


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Yalnızlık neden artıyor? non serviam Sosyoloji & Psikoloji 53 05-06-2010 17:50
"Görünmez hükümet" nedir? kaos Anarşizm 0 20-09-2009 07:35
Refahın kutuplaşması ile otoriter hükümet arasındaki ilişki nedir? kaos Anarşizm 0 20-09-2009 07:32
İyi ama Neden ? /2 paralax Geyik Mevzular 8 07-08-2008 17:11
Sizce Hükümet istifa etmelimidir? LYNX Anketler 63 19-10-2007 19:44


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:45 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info