Hapsetme oranları neden yükseliyor?
D.09.03 HAPSETME ORANLARI NEDEN YÜKSELİYOR?
Büyük bir hapishane nüfusu otoriter rejimlerin bir diğer karakteristiğidir. Bu nedenle, ABD hapsetme oranının son on yıl içerisindeki artışı, hapishane "endüstrisi"nin yakın zamandaki hızlı büyümesiyle birlikte, otoriter bir hükümete doğru yönelişin bir başka delili olarak değerlendirilmelidir --"Üçüncü Dünyalaşma" fenomeninden beklenebileceği üzere.
Hapishane sakinleri ağırlıklı olarak yoksuldur; toplumsal prestijden yoksun, kendilerini savunmak için kaynakları olmayan bu insanlara dağıtılan cezalar, aynı suçla yargılanan yüksek gelirli insanların aldıklarından çok daha ağırdır. Federal Adalet İstatistikleri Bürosu [Federal Bureau of Justice Statistics], erkek tutukluların hüküm giymeden önceki medyan gelir ölçülerinin genel nüfusunun üçte biri olduğunu göstermektedir. Hapishane sakinlerinin medyan gelir ölçüsü, görece az sayıdaki beyaz-yakalı (ve daha zengin) suçlu hesaplamalara dahil edilmezse, daha da düşük çıkacaktır.
Yoksullar orantısız bir şekilde azınlıklardan meydana geldiği için, hapishane nüfusu da keza orantısız bir şekilde azınlıklardan olşumaktadır. 1992 itibariyle, Amerikan yetkilileri siyah erkekleri, eski apatrheid rejiminin en kötü zamanında Güney Afrika'da yaptığından 5 kat daha fazla hapse göndermekteydi; ve Meksika kökenli tutuklarının sayısı tüm Meksika'dakinden daha çoktu (Phil Wilayto, "Prisons and Capital Restructuring", Workers' World, 15 Ocak, 1995).
Michael Specter, hapishane sakinleri tarafından işlenen suçların yüzde 90'ının mülkiyete karşı işlenen suçlar olduğunu bildiriyor ("Community Corrections", The Nation, 13 Mart, 1982). Nüfusun en zengin yüzde birlik kısmının, aşağıdaki yüzde 90'dan daha fazla mülkiye sahip olduğu bir dönemde, en altta yer alanların yasal olarak elde edemedikleri bozuk dağılmış refahın bir kısmını yasal olmayan şekillerde telafi etmeye çalışmasında pek de şaşılacak bir şey yoktur.
1980'lerde, ABD, bir dizi uyuşturucu madde suçları için zorunlu cezalar getirdi, idam cezasını genişletti, ve polisle savcıların güçlerini büyük ölçüde artırdı. Sonuç, ABD Adalet Bakanlığı'nın yakın zamanda yayınladığı bir rapora göre, 1985 ile 1994 arasında hapishane nüfusunun ikiye katlanması oldu. Aslında, 1980 ile 1984 arasında suç işleme oranı yüzde 14 azalırken, aynı dönem zarfında tutuklu sayısı yüzde 43 arttı. 1985 ile 1989 arasında suç oranı yüzde 14 artarken, tutuklu sayısı ise yüzde 52 arttı.
ABD hapishane nüfusu, yeni uyuşturucu cezaları getiren yasalarla orantısal olarak kabarırken, uyuşturucu kullanımı azalma göstermedi. Görebileceğimiz üzere bastırıcı tedbirler açıkça işe yaramamaktadır, ancak giderek küçültülmekte olan toplumsal programlara hala tercih edilmektedir. Örneğin, ABD'de yakın zamanda geçirilen yeni bir yasa polis ve hapishaneler için ek milyarlarca dolar tahsis ederken, yeni Cumhuriyetçi Kongre aynı zamanda aile planlaması kliniklerini, okul yemekleri programlarını, gençlik yaz çalışma programlarını, vb. ortadan kaldırmaktadır. Hapishane inşaatı hızlı büyüyen bir endüstri, Wall Street akbabalarının yatırımlarının çoğunu cezbeden Amerikan ekonomisinin az sayıdaki "parlak" noktalarından birisi, haline gelmiştir.
Çeviri: Anarşist Bakış
Kaynak: "D.9 What is the relationship between wealth polarisation and authoritarian government?", Anarchist FAQs.

fuck the system!
|