Devlet müdahalesi ve sorunlar
D.01.1 DEVLET MÜDEHALESİ BAŞLANGIÇTA SORUNLARA SEBEP OLMUŞ MUDUR?
Genellikle, hayır. Bu, devlet müdehalesinin ekonomi ve toplum üzerinde olumsuz etkilerinin olmadığı anlamına gelmez. Devletin merkezi, bürokratik mizacı veriliyken, olumsuz etkilerinin olmaması imkansız olur. Devlet müdehalesi pek çok olayda kötü durumu daha da kötüleştirebilir. Malatesta'nın belirttiği üzere, "uygulamaya yönelik kanıtlar, hükümetin tüm yaptıklarının ardında daima hakim olma arzusu olduğu, ve daima kendisi ile birlikte hem temsilcisi hem de savunucusu olduğu sınıfın ayrıcalıklarını savunmak, genişletmek ve sürdürmek için ayarlandığıdır." (Anarchy, s. 21)
Ancak, ekonomik liberaller (veya bizim bugün onları çağırdığımız şekilde neo-liberaller veya "muhafazakarlar") açısından, devlet müdehalesi tüm kötülüklerin kaynağıdır, ve onlara göre toplumun piyasayı suçlu tuttuğu sorunların sebepleri kesinlikle devletin piyasaya müdehalesidir.
Ancak böyle bir pozisyon mantık dışıdır, çünkü "kimki düzenlemeden bahsetmektedir kısıtlamaktan bahsetmektedir: şimdi, ayrıcalıkların var olmalarından önce sınırlanması nasıl düşünülebilir ki? ... {B}u nedensiz bir sonuç olurdu", ve bu nedenle de "düzenleme ayrıcalık açısından ıslah edicidir", bunun tam tersi geçerli değildir (P-J Proudhon, Systems of Economic Contradictions, s. 371) Polanyi'nin açıkladığı gibi, neo-liberal önerme yanlıştır, çünkü devlet müdehalesi daima "modern endüstriyel koşullardan, veya her halükarda onlarla başa çıkmanın piyasa yöntemlerinden kaynaklanan problemlerle uğraşmıştır." (Karl Polanyi, Op. Cit., s. 146) Aslında, bu kolektivist önlemler genellikle, kural olarak sosyalizmin tüm biçimlerinin tavizsiz muhalifi olan, bırakınız-yapsınların inançlı destekçilerince yürütülmüştür (ve sıklıkla da "serbest piyasa" kapitalizminin aşırılıklarının sebep olduğu sosyalist fikirlere olan desteği zayıflatmak için uygulamaya sokulmuştur).
Devlet müdehalesi yoktan var olmadı, ivedi toplumsal ve ekonomik gerekliliklere bir yanıt olarak ortaya çıktı. Bu, kapitalizm tarihinde bırakınız-yapsınlara en fazla yakınlaşmaya tanık olan 19uncu yüzyılın ortasından gözlenebilir. Takis Fotopoules'in söylediği üzere, "serbest ticaret, rekabetçi bir emek piyasası ve Altın Standardı anlamında saf bir ekonomik liberalizm kurmaya yönelik girişim 40 yıldan daha fazla sürmedi; 1870 ve 1880'lere gelindiğinde korumacı yasalar geri gelmişti ... {Tüm belli başlı kapitalist güçlerin}, hemen ardından anti-liberal bir yasama döneminin geldiği bir serbest ticaret ve bırakınız-yapsınlar döneminden geçmiş olması da yine önemlidir." ("The Nation-state and the Market", s. 48, Society and Nature, Cilt 3, s. 44-45)
Korumacı yasalara geri dönülmesinin sebebi, ilk saf ekonomik liberalizm deneyinin sonuna işaret eden 1873-86 Depresyonu [depression, ekonomik durgunluk] idi. Ardından, piyasaları liberalleştirmeye yönelik girişim çelişkili bir şekilde daha fazla düzenlemeye [regulation, denetim, regülasyon] yol açtı. Daha önceki analizin ışığında, bu şaşırtıcı değildir. Ne ülkenin sahipleri ne de politikacılar, engellensiz bir bırakınız-yapsınların sonucu olacak şekilde toplumun yıkıldığını görmeyi arzulamıyordu. Kapitalizmin müdafileri, "Depresyon'un başlarında Avrupa'nın serbest ticaretin en parlak çağında olduğu" gerçeğini hafife alırlar (Polanyi, Op. Cit., s. 216). Devlet müdehalesi, bırakınız-yapsınlardan kaynaklanan toplumsal karışıklıklara bir yanıt olarak ortaya çıkmıştı.
Benzer şekilde, Ludwig Von Mises'ın yaptığı gibi "işsizlik yardımları ödendiği müddetçe, işsizlik varolmaya devam eder" demek yanlıştı. Bu ifade yalnızca a-tarihsel olmakla kalmaz, aynı zamanda devletin suç işlenmesi ve keza statükonun zayıflamasına neden olabileceği düşünülen işçi sınıfı [içerisindeki] kendi kendine yardımın [belirmesi] olasılığını ortadan kaldırmak amacıyla sadaka dağıtmaya başlamasına neden olan gönülsüz işsizliğin varlığını göz ardı eder. Seçkinler, işçilerin kendi çıkarları için örgütlenmesindeki tehlikenin gayet iyi farkındaydılar.
Ne üzücüdür ki, kapitalist müdafiler ideolojik olarak doğru cevaplar ararken sıklıkla sağduyuyu göz ardı ederler. Eğer ekonomin insanlar için değil de insanların ekonomi için varolduğuna inanılırsa, gelecekteki kuşakların varsayılan ekonomik çıkarı adına bugünkü insanlardan ve onların yaşadıkları toplumlardan feragat etmeleri istenebilir. Eğer bir kimse, matematiğin etiğini kabul ederse, o zaman ekonominin gelecekteki büyüklüğünde olacak bir büyüme şu anki toplumsal karışıklıktan daha önemli hale gelir. Yine Polanyi şöyle diyor: "toplumsal felaket, gelir rakamları ile ölçülebilecek olan ekonomik bir olgudan ziyade kültürel bir olgudur." (Op. Cit., s. 157). Ve ölçülemez olanı göz ardı etmek ve küçümsemek kapitalizmin mizacında vardır.
Çeviren: Anarşist Bakış
Kaynak: "D.01 - Why does state intervention occur?", Anarchist FAQs.

fuck the system!
|