Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Ciddi Mevzular > Anarşizm

Anarşizm Biz ki caniyiz! Herkes için ekmek, iş ve her türlü bağımsızlık ve adaleti istiyoruz.

"Esnek" emek piyasaları işsizliğin çözümü müdür?

Anarşizm içerisinde "Esnek" emek piyasaları işsizliğin çözümü müdür? konusu: C.9.3 "ESNEK" EMEK PİYASALARI İŞSİZLİĞİN ÇÖZÜMÜ MÜDÜR? İşsizliği çözmeye ilişkin genel neo-klasik argüman, emek piyasalarının daha "esnek" olması gerektiği şeklindedir. Bu, sendikaların zayıflatılması, refah devletinin küçültülmesi (veya ortadan kaldırılması) vb. ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 19-09-2009, 17:12
kaos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Anarşi!
 
Üyelik Tarihi: 23-10-2007
Yaş: 37
Mesajlar: 957
Standart "Esnek" emek piyasaları işsizliğin çözümü müdür?

C.9.3 "ESNEK" EMEK PİYASALARI İŞSİZLİĞİN ÇÖZÜMÜ MÜDÜR?

İşsizliği çözmeye ilişkin genel neo-klasik argüman, emek piyasalarının daha "esnek" olması gerektiği şeklindedir. Bu, sendikaların zayıflatılması, refah devletinin küçültülmesi (veya ortadan kaldırılması) vb. ile yapılır. Ancak, işsizliği azaltmanın aracı olarak emek piyasalarında daha fazla "esneklik" oluşturma şeklindeki bugünkü argümanın bir ölçüde düzmece olduğunu belirtmeliyiz. Argümana göre, esneklik arttırılarak, emek piyasası daha "tam" kılınarak, sözde "doğal" işsizlik oranını düşürülecek (bu oran enflasyonun yukarı doğru hızlanmaya başladığı söylenen orandır) ve böylece de işsizlik enflasyonu tetiklemeksizin azaltılabilecektir. Tabii ki, enflasyonun gerçek sebebinin kar düzeylerini korumaya çalışan kapitalistler olduğundan bahsedilmez (her şeyden öte, nüfusun çoğunluğunun yararına azami kılınacak olan ücretler değil, karlardır). Ne de emek piyasalarının esnekliğinin tarihçesinin bir ölçüde kuramla çatıştığından bahsedilir:
"esneklik yeni bir olgu olmamasına karşın, ABD emek piyasalarının daha fazla esnekliğinin istihdam anlamında daha üstün bir performansa yol açacağının savunulması görece yeni gözükmektedir. Birleşik Devletler, Birleşik Krallık ile karşılaştırılırsa örneğin, 1960'larda Birleşik Devletler yüzde 4.8, Birleşik Krallık yüzde 1.9'daydı; 1970'lerde Birleşik Devletlerin oranı yüzde 6.1'e yükselir, Birleşik Krallığınki ise yüzde 4.3'e yükselir; ve ancak 1980'lerde Birleşik Devletlerin yüzde 7.2 ve Birleşik Krallığın ise yüzde 10 olmasıyla sıralama tersine döner. ... 1980'lerde sıralamadaki bu değişikliğin, Bayan Thatcher'in esnek emek piyasaları yaratmaya yönelik tüm çabasına karşın gerçekleştiğine dikkat ediniz. Eğer emek piyasası esnekliği işsizlik düzeyini açıklamakta önemli olsaydı ... esneklik yaratmaya yönelik aktif önlemlerin alındığı bir ülkede, Britanya'da işsizlik düzeyi neden sürekli olarak yüksek olmuştur?" (Keith Cowling ve Roger Sudden, Beyond Capitalism, s. 9)
Eğer Amerika'daki iş sahibi olmayan emek gücü kesimine bakacak olursak, bunun 1969'da % 3,4 (eksik istihdam [underemployment, tam zamanlı olmayan veya niteliklerine uygun olmayan bir işte çalışanlar] edilenleri de dahil edersek % 7,3) olduğunu ve 1987'de % 6,1'e (eksik istihdam edilenler dahil % 16.8'e) yükseldiğini görürüz. Daha yeni verileri kullanırsak, işsizlik oranının ortalamada, 1950-65 döneminin % 5,0'ına karşılık olarak 1990-97 döneminde % 6.2 olduğunu görürüz. Diğer bir deyişle, emek piyasası "esnekliği" işsizlik düzeylerini düşürmemiştir, aslında "esnek" emek piyasaları yüksek işsizlik düzeyleri ile ilişkili olmuştur. Tabii ki farklı zaman kesitlerini karşılaştırıyoruz. 1960'lar ile 1990'lar arasında pek çok şey değişmiştir ve bu nedenle bu dönemleri karşılaştırmak tam bir yanıt olamaz. Her şeyden öte, esneklikteki artış ile işsizlikteki artış birbiriyle ilgisiz de olabilir. Ancak, aynı dönem boyunca farklı ülkelere bakacak olursak, "esnekliğin" gerçekten de işsizliği azaltıp azaltamadığını görebiliriz. Britanya'lı bir ekonomistin savunduğu gibi, durum hiç de böyle olmayabilir:
"Açık işsizlik tabii ki ABD'de daha düşüktür. Ancak tüm iş sahibi olamama [non-employment] biçimlerini {eksik istihdam, resmi olarak kayıt edilmeyen işsiz işçiler vb. gibi} ele alırsak, Avrupa ile ABD arasında pek az bir fark vardır: 1988 ile 1994 arasında, 22-55 yaş grubundaki erkeklerin Fransa'da % 11'i, Birleşik Krallık'ta % 13'ü, ABD'de % 14'ü ve Almanya'da % 15'i." (John Gray'in Richard Layard'dan alıntısı, False Dawn içerisinde, s. 113)
Ayrıca, Amerika'ya ilişkin tüm işsizlik kayıtları Anerika'nın hapsetme oranlarını dikkate almalıdır. Eğer ABD'nin cezalandırma politikası diğer Batılı uluslarınkine benzeseydi, bir milyondan fazla insan iş arıyor olacaktı. (John Gray, Op. Cit., s. 113) 1983-1995 dönemini ele alırsak, OECD Avrupası nüfusunun yüzde 30'unun ABD'deki işsizlik oranından, ve yüzde 70'inin (göreceli ücretleri ABD'den bir ölçüde daha az esnek olan) Kanada'daki işsizlik oranından daha düşük bir işsizlik oranında yaşadıklarını görürüz. Dahası, en düşük işsizlik oranına sahip Avrupa ülkelerinde ücret esnekliği dikkat çekmemektedir (Avusturya % 3,7, Norveç % 4,1, Portekiz % 6.4, İsveç % 3,9 ve İsviçre % 1.7). Muhtamelen en esnek emek piyasasına sahip Britanya, Avrupa'nın yarısından fazlasından daha yüksek bir ortalama işsizlik oranına sahiptir. Ve Almanya'daki işsizlik oranı eskiden Doğu Almanya içerisinde yer alan bölgelerin etkisi altındadır. Yalnızca eski Batı Almanya bölgelerine bakacak olursak, 1983 ile 1995 arasında işsizlik, ABD'deki % 6,6'ya (Birleşik Krallık'taki % 9,8'e) oranla % 6,3'tür.
Yani, belki de "esneklik" bazılarının iddia ettiklerinin aksine işsizliğin çözümü değildir (her şeyden öte, 19uncu yüzyılda refah devletin var olmaması ne işsizliği ne de uzun durgunlukları engelleyebilmiştir). Aslında, Avrupa'daki yüksek açık işsizliğin "katı" yapılar ve "şımartılmış" yurttaşlardan daha fazla, Avrupa birleşmesinin Maastricht Anlaşması'nda ifade edilen parasal ve mali sertlikle [austherity, sıkılık] ilgisi bulunmaktadır. Bu anlaşma çoğu Avrupa yönetici sınıfının desteğini almış olduğu için, böylesi bir açıklama gündemin dışında kalmaktadır.
Dahası, "esnekliğin" ardında yatan mantığa bakacak olursak ilginç bir olgu görürüz. Emek piyasası daha "esnek" ve "tam rekabet" idealine uygun kılınırken, kapitalist tarafında ise bunu modele uygun hale getirmeye yönelik herhangi bir girişime rastlanmamaktadır. (Emek dahil olmak üzere tüm kaynakların etkin bir şekilde kullanılmasını sağlayan kuramsal bir koşul olan) tam rekabetin çok sayıda satıcı ve alıcı olması gerektiğini ifade ettiğini unutmayalım. Bu, "esnek" emek piyasasının satan tarafındaki durumdur, ancak alan tarafından durum böyle değildir (ki Kısım C.4'de işaret edildiği üzere [burada] oligapol hüküm sürer). Emek piyasası "esnekliği"ni savunanların çoğu aynı zamanda büyük şirketler ile oligapol piyasalarının dağıtılmasına, ve piyasalar içerisinde & arasında hakim şirketler arasında birleşmelerin engellenmesine karşı çıkanlardır. Model her iki tarafın da "esnek" olmasını gerektirir, peki o halde bir tarafı daha "esnek" yapmanın bütün üzerinde olumlu olmasını niye bekleyelim ki? Bunun hiçbir mantıksal sebebi yoktur. Aslında, emek piyasasında sonuçta ortaya çıkan güç kaymasıyla birlikte, gelir emekten sermayeye doğru yeniden dağıtıldığı için olaylar daha da kötüleşebilir. Bu, savaşa tutuşmuş iki taraftan birisinin silahsızlandırılmasıyla barışın gerçekleşeceğini beklemeye, ve silah sayısının yarıya düşürülmesi nedeniyle sükunetin ikiye katlandığını söylemeye benzemektedir! Tabii ki, ortaya çıkacak tek "barış" mezarlığın sükuneti veya fethedilmiş insanların [sükuneti] olacaktır --çok yakından bakmazsanız, boyun eğme sükunet içinde gerçekleşebilir. En sonunda, emeğin "esnekliği" talepleri, kapitalizmde emeğin sermayenin gereksinimlerini karşılamak için var olduğu hakikatına işaret etmektedir (veya canlı emek ölü emeğin gereksinimlerini karşılamak için mevcuttur, ki bu toplumu örgütlemenin gerçekten de çılgınca bir yoludur).
Tüm bunlar anarşistler için hiç de şaşırtıcı değildir, çünkü bizler "esnekliğin" zenginlerin gücünü ve karını arttırmak için emeğin pazarlık gücünü zayıflatmak anlamına geldiğinin farkındayız ("esnek-sömürü" [flexploitation] ifadesi [buradan kaynaklanır]!). Artan "esneklik" daha düşük değil, daha yüksek işsizlikle ilintilidir. Yine bu da şaşırtıcı değildir, çünkü "esnek" emek piyasası esasen işçilerin iş bulabilmekten memnun oldukları ve işlerinde giderek artan bir güvence yoksunluğuyla [insecurity, iş sahibi olma güvenliği anlamında] karşı karşıya oldukları bir [emek piyasası] anlamına gelmektedir (aslında, rekabetçi emek piyasası ideali için "esneklik" yerine "güvence yoksunluğu"nun kullanılması daha dürüst olacaktır, ancak böyle bir dürüstlük baklayı ağzından kaçırmak olurdu). Böyle bir ortamda, işçilerin gücü azaltılır, ki bunun anlamı sermayenin milli gelirden emeğe göre daha büyük bir pay alacağı, ve işçilerin hakları için ayağa kalkmaya daha az eğilimli olacağıdır. Bu genel talepteki düşüşe katkıda bulunur, böylece de işsizliği arttırır. Ayrıca, emeğin pazarlık gücündeki azalma daha az değil, daha fazla işsizliğe neden olabileceği için, "esnekliğin" (karlar üzerinde olmasa da) işsizlik üzerinde çok az bir etkisinin olabileceğini belirtmeliyiz. Bunun sebebi firmaların istediklerinde "fazla" işçileri işten çıkarabilmeleri, geriye kalanların [çalışma] süresini arttırabilmeleri (fazla çalışma ve işsizlik paradoksu kapitalizmin nasıl işlediğini gösteren ifadelerden yalnızca biridir) ve duraganlaşan/düşen ücretlerin genel talebi düşürmesidir. Bu nedenle, artan "esnekliğin" daha yüksek işsizliğe yol açması paradoksu yalnızca neo-klasik yapı içerisinde bir paradokstur. Anarşist görüşe göre, bu yalnızca sistemin işleme tarzıdır.
Ve hükümetlerin emek piyasasını "tam rekabetçi" kılmaya yönelik her girişimlerinde, bunun ya bir diktatörlük ürünü olduğunu (örn. Pinochet yönetimindeki Şili) veyahut devlet iktidarının artan merkezileşmesiyle, polis ve işverenlerin artan güçleriyle (örn. Theatcher yönetimindeki Britanya, ABD'de Reagan) eş zamanlı olduğunu eklememiz gerekiyor. Neo-liberalizmi ülkelerine sokmaya çalışan Latin Amerikalı Başkanlar da bu örneği izlemişlerdir ve "kongre muhalefetini bypass etmek için geleneksel Latin Amerikalı yönetim tekniği olan kanun hükmünde kararnameleri kullanarak demokratik kurumları ezip geçmişlerdir ... Yine yurttaşlık hakları da darbe almıştır. Bolivya'da, hükümet, ... kuşatma durumu ilan ederek ve 143 grev liderini tutuklayarak sendika muhalefetini etkisiz hale getirmeye çalışmıştır. ... Kolombiya'da, hükümet, devlet telekomünikasyon şirketinin özelleştirilmesine karşı çıkan 15 sendika liderini yargılamak için 1993'de anti-terör yasasını kullanmıştı. En aşırı örnek olarak, Peru'nun Alberto Fujimori'si sorun çıkaran Kongre'yle onu feshederek ve olağanüstü güçler edinerek başa çıkmıştı." (Duncan Green, The Silent Revolution, s. 157)
Bu şaşırtıcı değildir. İnsanlar, kendi başlarına bırakıldıklarında, kolektif olarak kendi mutluluklarının peşine düşmek için topluluklar oluşturacak, bir araya gelerek örgütleneceklerdir; topluluklarını ve çevrelerini koruyacaklardır. Başka bir deyişle, kendilerini etkileyen kararlar üzerinde etkide bulunmak için birlikler ve sendikalar oluşturacaklardır. "Tam rekabetçi" bir emek piyasası yaratılması için, bireylerin atomize olması; tamamen tahrip edilmese de sendika, topluluk ve birliklerin zayıflatılması gereklidir --yaşamı tam olarak özelleştirmek amacıyla. Halk kitlesini güçsüzleştirmek, onların hürriyetini kısıtlamak, halk örgütlenmelerini ve toplumsal protestoları kontrol etmek, ve böylece de sebep olacağı insani ıstıraplara, sefalete ve acıya karşı herhangi bir muhalefet olmaksızın serbest piyasanın işleyebilmesini güvence altına almak için devlet gücünün kullanılması gerekir. Halk, Rousseau'nun kötü terimini kullanırsak, "özgür olmaları için zorlanmalıdır." Ve, neo-liberalizm açısından ne yazıktır ki, emek piyasasını reforme etmeye çalışan ülkeler hala yüksek işsizlikten, artı artan toplumsal eşitsizlikten ve yoksulluktan muzdariptirler; ve hala iş çevriminin hızlı çıkış ve gerilemelerine tabidirler.
En nihayetinde, işsizliğe karşı tek gerçek çözüm ücretli emeği sona erdirmek ve insanlığı sermayenin gerekliliklerinden kurtarmaktır.

Çeviri: Anarşist Bakış
Kaynak: "C.9 Would Laissez-faire Capitalism Reduce Unemployment, as Supporters of 'Free Market' Capitalism Claim?", Anarşist Sıkça Sorulan Sorular.




fuck the system!
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
"esnek", Çözümü, emek, işsizliğin, mıdır?, piyasaları


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Küreselleşen "Uluslaraşırı" Düzlemde "Özel Alan"ın Değişen Yüzü Bianet Güncel Mevzular 0 29-11-2008 09:44
Mesele "Tecavüz" Olunca Medya Çocuğu "Kadın" Yaptı kurtulush Güncel Mevzular 0 30-06-2008 23:56
Gala gösterimleri "Mülteci" ve "Yumurta" ile sürdü HattoriHanzO Ödüller ve Festivaller 0 27-10-2007 00:02
Oruç tutmayana tutması için "baskı" yapılmalı mıdır? High Hopes Geyik Mevzular 32 04-10-2007 23:34
Bedelini "" Yüreğimle "" Ödediğim En Masum Günahındım duarden Hayata Dair.. 0 04-02-2007 10:19


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:45 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info