|
|
| Anarşizm Biz ki caniyiz! Herkes için ekmek, iş ve her türlü bağımsızlık ve adaleti istiyoruz. |
İşsizlik nedeni yüksek ücretler midir?Anarşizm içerisinde İşsizlik nedeni yüksek ücretler midir? konusu: C.9.2 İŞSİZLİĞİN SEBEBİ ÜCRETLERİN ÇOK YÜKSEK OLMASI MIDIR?
Son kısım da dikkat çektiğimiz üzere, çoğu kapitalist ekonomi kuramı işsizliğe ücretlerin çok yüksek olmasının sebep olduğunu öne sürmektedir. Herhangi bir ekonomi ...

19-09-2009, 17:11
|
 |
Anarşi!
|
|
Üyelik Tarihi: 23-10-2007
Yaş: 37
Mesajlar: 957
|
|
İşsizlik nedeni yüksek ücretler midir?
C.9.2 İŞSİZLİĞİN SEBEBİ ÜCRETLERİN ÇOK YÜKSEK OLMASI MIDIR?
Son kısımda dikkat çektiğimiz üzere, çoğu kapitalist ekonomi kuramı işsizliğe ücretlerin çok yüksek olmasının sebep olduğunu öne sürmektedir. Herhangi bir ekonomi öğrencisi size yüksek ücretlerin talep edilen emek miktarını düşüreceğini, diğer bir deyişle işsizliğin sebebinin ücretlerin çok yüksek olması olduğunu söyleyecektir --basit bir "arz ve talep" vakası. Bu kuram nedeniyle, yüksek ücretlerin olduğu alanların, yüksek işsizliğe sahip alanlar olması gerektiğini bekleriz. Kuram açısından maalesef, durum hiç de böyle gözükmemektedir.
Ampirik kanıtlar, işsizliğin sebebinin reel ücretlerin çok yüksek olması olduğu [şeklindeki] neo-klasik argümanı desteklememektedir. Reel ücretlerin iş çevriminin yukarı salınımı sırasında (işsizlik azalırken) artması, ve durgunluk sırasında (işsizlik yükseldiğinde) azalması olgusu, reel ücretlerin istihdamı yönettiği [şeklindeki] neo-klasik yorumun ayakta kalmasını güçleştirir (ekonomik terminolojiyi kullanırsak, reel ücretler "pro-devirsel"dir [pro-cyclical, devirsel olma eğiliminde]). Ancak bu neo-klasik işsizlik kuramı karşısındaki yegane kanıt değildir. İngiltere'li Keynezyen bir ekonomist olan Will Hutton, (neo-klasik ekonomistlerin iddia ettikleri üzere) yüksek ücretlerin işsizliğe neden olmadığını ortaya koyan araştırmayı şöyle özetliyor:"İngiliz ekonomistleri David Blanchflower ve Andrew Oswald ... ücretler ile işsizlik arasındaki fiili ilişkiye ilişkin olarak oniki ülkenin verilerini {incelemişler} --ve keşfettikleri şey, emek piyasasın ailişkin serbest piyasa görüşüne karşı bir diğer büyük meydan okumadır ... {Neo-klasik kuramda öngörülenin} tam tersi bir ilişki {buldular}. Ücretler yükseldikçe, yerel işsizlik azalmaktadır --ve ücretler düştükçe, yerel işsizlik yükseelmektedir. Söyledikleri üzere, bu, rekabetçi emek piyasalarının nasıl işlemesi gerektiğine ilişkin olarak serbest piyasa ders kitabı kuramlarının bağdaşabilecekleri bir sonuç değildir." (The State We're In, s. 102) Blanchflower ve Oswald, araştırmaları sonucunda, "yüksek işsizlik alanlarında çalışan {işverenler}, --diğer herşey aynıyken-- düşük işsizlikle kuşatılanlardan daha az kazanmaktadırlar" demektedirler. (The Wage Curve, s. 360) Neo-klasik ekonominin tam zıttı olan bu ilişki, farklı ülkeler için eğrinin benzer olmasıyla, birçok farklı ülke ve zaman devresin için geçerli bulunmuştur. Bu nedenle, kanıtlar, yüksek işsizliğin yüksek değil düşük kazançlarla ilgili olduğunu öne sürmektedir; bunun tam tersi de geçerlidir. ABD örneğinde, daha dar kapsamlı olan bizim bulduğumuz kanıtlara bakacak olursak, eğer işsizliğe asgari ücretler ve sendikalar sebep oluyorlarsa, o halde 1960'lar ve 1970'ler boyunca neden (daha düşük asgari ücrete ve daha zayıf sendikalara sahip olan) Güney-doğu eyaletlerindeki işsizlik oranı Kuzey-batı eyaletlerinden daha yüksektir? Veya, Reagan ve Bush dönemlerinde (göreceli) asgari ücretler düşerken, buna neden kronik bir işsizlik eşlik etmiştir? (Allan Engler, The Apostles of Greed, s. 107)
Veya Düşük Ücret Ağı'nın [Low Pay Network] hazırladığı "Yoksulluk Pahasına" [Priced Into Poverty] raporu, (çeşitli endüstrilerdeki asgari ücretleri belirleyen) Britanya Ücret Komisyonu'nun kaldırılmasına kadar geçen 18 ay içerisinde 18.200 tam zamanlı işe denk düşen bir artışa karşılık, [kaldırılmasının ardından] geçen 18 ay içerisinde ise 39.300 tam zamanlı işe denk bir kayba tanık olduğunu ortaya çıkarmıştır. Eski Ücret Komisyonu['nun yetki alanı içindeki] sektörlerdeki boş işlerde, [bunların] neredeyse yarısının Ücret Komisyonu'nun şu anda ödenmesi gereken miktar olandan daha az olan bir [ücret] haddi ödediği, kaldırılmasından [önceki ücret haddinden] neredeyse % 15 daha öz ödediği veriliyken, (neo-klasik argümana göre) ücretlerin düştüğü bu sektörlerde istihdamda bir artış olması beklenirdi. Bunun tam tersi gerçekleşti. Bu araştırma, Ücret Komisyonu'nun kaldırılmasıyla bağlantılı olan ücret düşüşlerin daha fazla istihdam yaratmadığını açıkça göstermektedir. Gerçekte, istihdam artışı kaldırılmasından önce daha canlıydı. Yani Ücret Komisyonu'nun lağvedilmesi daha fazla istihdam yaratmazken, lağvetmenin neden olduğu ödentilerdeki aşınmalar daha fazla ailenin yoksulluk yardımı ödemeleri ile yaşantısını sürdürmesiyle sonuçlandı.
(Bu, anarşistlerin yasal asgari bir ücretin dayatılmasını desteklediği anlamına gelmez. Çoğu anarşist bunu yapmaz, çünkü bu ücretlerin sorumluluğunu, ait oldukları sendikalar ve diğer işçi sınıfı örgütlenmelerinden almakta ve devletin ellerine bırakmaktadır. Bu örneklerden neo-klasik argümanın hatalı olduğunu göstemek amacıyla bahsediyoruz.)
Bu kanıtlar neo-klasik ekonomi için şok edici olmakla beraber, anarşist ve diğer sosyalist analizlere gayet iyi oturmaktadır. Anarşistlere göre, işsizlik emeği disipline etmenin ve uygun bir kar oranını muhafaza etmenin bir aracıdır (yani, işsizlik, işçilerin sömürülmesini sağlamanın anahtar niteliğindeki aracıdır). Tam istihdama yaklaştıkça emeğin gücü artar, böylece sömürü oranı azalır ve böylece de emeğin ürettiği değer içindeki payı yükselir (ve daha yüksek ücretler). Bu nedenle, anarşist bakış açısına göre, ne düşük işsizliğin olduğu yerlerde ücretlerin yüksek olması olgusu, ne de pro-devirsel reel ücretler olgusu şaşırtıcı değildir. Her şeyden öte, Kısım C.3'de belirttiğimiz üzere, ücretlerle karlar arasındaki oran büyük ölçüde pazarlık gücünün bir ürünüdür, ve bu nedenle reel ücretlerin iş çevriminin yukarı salınımı sırasında artacağını, hızlı gerileyişte ise düşeceğini ve yüksek işsizlik olan yerlerde ise yüksek olacağını bekleriz. Ve, çok daha önemlisi, bu kanıtlar, işsizliğe sendikaların, "çok yüksek" ücretlerin vb. neden olduğu [şeklindeki] neo-klasik argümanın yanlış olduğunu ima eder. Aslında, yüksek ücretler, kapitalistlerin işçilerce yaratılan gelirin daha fazlasına el koymalarını engelleyerek genel talebi korur ve daha yüksek bir istihdama katkıda bulunur (her ne kadar, yüksek istihdam işçilerin gücünde bir artışı ima etmesi nedeniyle ücretli kölelik sisteminde tabii ki sonsuza kadar sürdürülemese de). Aksine, işsizlik, kapitalist sistemin anahtar niteliğindeki bir yönüdür ve onun içerisinde bundan kurtulunamaz, ve neo-klasiklerin "işçileri suçla" yaklaşımı sistemin mizacını ve dinamiğini anlamakta başarısız kalır.
Bu nedenle, belki de işçiler için yüksek ücretler genel talebi yükseltecek, ve işsizliği ücret haddinin azaltılmasındaki duruma göre azaltacaktır. Aslında, bu, çok sayıdaki ülkenin "ücret eğrisi" üzerine yapılan araştırmalarla desteklenmektedir. Bu, tamamen rekabetçi olan emek piyasaları, refah programlarının, işsizlik yardımlarının olmaması, yüksek bir eşitsizlik ve sendikalarla grevleri dağıtacak şekilde iş aleminin aşırı güçlenmesiyle damgalanmış olan "serbest piyasa" kapitalizminin, iş çevrimine paralel olarak sürekli bir şekilde genel talebin artıp azalmasına tanıklık edeceği, ve işsizliğin de bu örneği takip edeceği anlamına gelir. Dahası, sosyal programlara, militan sendikalara ve yasal örgütlenme haklarına sahip bir kapitalizme göre, işsizlik iş çevriminin büyük bir kısmında (ve özellikle de hızlı gerilemenin en dibinde) daha yüksek olacaktır, çünkü reel ücretler genel talebi koruyacak bir seviyede kalamayacak, ve de işsizler tüketim mallarının üretimini canlandırmak üzere yararlılıkklarını ifa edemeyeceklerdir.
Diğer bir deyişle, refah programları ve sendika faaliyetleri, gelirlerinin çoğunu harcayan ve böylece de genel talebe istikrar kazandıran çalışan insanların genel gelirini korurken, tam rekabetçi emek piyasası piyasanın istikrarsızlığını arttıracaktır --1980'ler boyunca onaylanmış olan bir analiz ("ölçülmüş eşitsizlik ile ekonomik istikrar arasındaki ilişki ... zayıftır, ancak bu bir şey ortaya koyuyorsa, o da daha eşitlikçi ülkelerin 1979'dan sonra daha istikrarlı bir büyüme kalıbı gösterdiğidir" (Dan Corry ve Andrew Gyln, "The Macroeconomics of equality, stability and growth", Paying for Inequality içerisinde, Andrew Gyln ve David Miliband (editörler), s. 212-213)).
Çeviri: Anarşist Bakış
Kaynak: "C.9 Would Laissez-faire Capitalism Reduce Unemployment, as Supporters of 'Free Market' Capitalism Claim?", Anarşist Sıkça Sorulan Sorular.

fuck the system!
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:45 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|