Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Ciddi Mevzular > Anarşizm

Anarşizm Biz ki caniyiz! Herkes için ekmek, iş ve her türlü bağımsızlık ve adaleti istiyoruz.

Ücretlerin azaltılması işsizliği azaltır mı?

Anarşizm içerisinde Ücretlerin azaltılması işsizliği azaltır mı? konusu: C.9.1 ÜCRETLERİN AZALTILMASI İŞSİZLİĞİ AZALTIR MI? "Serbest piyasa" kapitalist (veya neo-klasik veya "Avusturya" [okulu]) argümanı, işsizliğe piyasayı temizleyen [arz-talep dengesini sağlayan] düzeyden daha yüksek reel işçi ücretlerinin yol açtığı şeklindedir. ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 19-09-2009, 17:10
kaos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Anarşi!
 
Üyelik Tarihi: 23-10-2007
Yaş: 37
Mesajlar: 957
Standart Ücretlerin azaltılması işsizliği azaltır mı?

C.9.1 ÜCRETLERİN AZALTILMASI İŞSİZLİĞİ AZALTIR MI?

"Serbest piyasa" kapitalist (veya neo-klasik veya "Avusturya" [okulu]) argümanı, işsizliğe piyasayı temizleyen [arz-talep dengesini sağlayan] düzeyden daha yüksek reel işçi ücretlerinin yol açtığı şeklindedir. İşçiler, iddia edilmektedir ki, reel ücretlerden (ki bu, parasal ücretleriyle alabilecekleri mal miktarıdır) çok parasal ücretlerle ilgilirler. Bu, fiyatlar düşse bile onların ücret kesintilerine direcenecekleri, reel ücretlerinde artışa neden olacakları anlamına gelir. Diğer bir deyişle, onlar farkında olmaksızın işsiz kalacak şekilde kendilerini fiyatlandırmaktadırlar (işsizliğe yüksek ücretlerin neden olduğu iddiasının geçerliliği bir sonraki kısımda tartışılmaktadır).
Bu analizden, eğer işçilere iş için kendi aralarında 'serbestçe' rekabet etme şansı verilirse, reel ücretlerin düşeceği argümanı ortaya çıkar. Bu, üretim maliyetlerini düşürecek ve bu düşüş de işsizler için istihdam imkanları yaratacak şekilde üretimde genişlemeye neden olacaktır. Sonuçta işsizlik düşecektir. Bu kurama göre işsizliğin sebebi, devlet müdehalesi (örn. işsizlik yardımı, sosyal refah programları, örgütlenmeye yönelik yasal haklar, ücret kanunları vb.) ve sendika faaliyetleridir, çünkü böylesi müdehale ve faaliyetler ücretleri piyasa düzeyinin üstüne çıkaracak, böylece de üretim maliyetlerini yükseltecek, işverenleri "insanların gitmesine" müsade etmeye "zorlayacak"tır.
Bu nedenle, neo-klasik ekonomi kuramına göre, firmalar üretimlerinin marjinal maliyetini (bir şey daha fazla üretmenin maliyetini) ürünün piyasa tarafından belirlenen fiyatıyla eşitleyecek şekilde üretimi ayarlarlar. Böylece maliyetteki bir düşüş kuramsal olarak üretimde genişlemeye yol açar, "geçici" işsizler için istihdam yaratır ve ekonomiyi tam-istihdam dengesine doğru hareket ettirir.
Böylece, neo-klasik kuramda, işsizlik halihazırda istihdam edilmiş olan işçilerin ücretlerinin düşürülmesiyle azaltılabilir. Ancak bu argüman hatalıdır. Ücretlerin kesilmesi tek bir firma açısından anlamlı olabilirken, bir bütün olarak ekonomide aynı etkiyi göstermeyecektir (çünkü bu bir bütün olarak ülkede işsizliği düşürmek için gereklidir). Eğer tüm işçiler ücret kesintilerini kabul ederlerse, tüm fiyatlar düşecek ve ücretlerin alım gücünde pek az bir azalma olacaktır. Diğer bir deyişle, parasal ücretlerdeki bir düşüş fiyatları düşürecek, reel ücretleri neredeyse değişmeksizin bırakacak ve işsizlik sürecektir.
Dahası, eğer fiyatlar değişmeksizin kalırsa veya çok küçük bir miktarda düşerse (yani eğer refah işçilerden kapitalistlere doğru yeniden dağılmışsa), o zaman reel ücretlerdeki bu kesintinin etkisi istihdamı yükseltmeyecek, aksine düşürecektir. İnsanların tüketimi gelirlerine bağlı olduğu için, ve eğer gelirleri de reel anlamda düşerse, o zaman tüketimleri de [düşecektir]. Proudhon'un 1846'da dikkat çektiği üzere, "eğer üreticiler daha az kazanırlarsa, daha az satın alacaklardır; ... {bu ise} ... aşırı üretime ve yoksulluğa yol açacaktır", çünkü "işçinin sizin {kapitalistler} için bir maliyeti olmasına rağmen, onlar aynı zamanda sizin müşterilerinizdir: sizin tarafınızdan işten atıldıklarında, artık tüketemeyeceklerinde, onların ürettiklerini ne yapacaksınız? Bu nedenle, bir makinanın bozulması işveren için bir darbe olmaz; çünkü eğer üretim tüketimi dışlarsa, en sonunda kendi kendisini durdurmaya mahkumdur." (System of Economical Contradictions, s. 204, s. 190)
Ancak, herkesin reel gelirinin düşmeyeceği iddia edilebilir: kardan elde edilen gelirler yükselecektir. Ancak işçilerden --işçilere göre gelirlerinin daha az bir oranını tüketme eğiliminde olan bir grup olan-- kapitalistlere yeniden dağıtılan gelir, efektif talebi [reel alım gücünün belirlediği talep] azaltabilir ve işsizliği yükseltebilir. David Schweickart'ın belirttiği gibi, ücretler düştüğünde işçilerin alım gücü de düşer; ve eğer bu başka bir harcamayla telafi edilmezse, toplam talebi düşürecektir (Against Capitalism, s. 106-107). Diğer bir deyişle, neo-klasik ekonominin aksine, piyasa dengesi herhangi bir işsizlik düzeyinde oluşturulabilir.
Ancak "serbest piyasa" kapitalist kuramında, piyasa dengesinin işsizlikle birlikte gerçekleşmesi mümkün değildir. Neo-liberaller, reel ücret kesintilerinin, bunu telafi edecek şekilde otomatikman yatırımları yeterince yükseltmeksizin tüketici mallarına olan talebi düşüreceği iddiasını reddederler. Neo-klasikler, işçi sınıfının tüketimindeki azalışı telafi edecek şekilde yatırımların artacağını öne sürerler.
Ancak, bu iddianın öne sürülmesi için, kuram üç kritik varsayıma dayanmaktadır; yani firmaların üretimi genişletebileceği, üretimi genişletecekleri, ve eğer böyle yaparlarsa büyüyen üretimlerini satabilecekleri. Ancak, kuram ve bu varsayımlar sorgulanmaya açıktır.
İlk varsayım bir şirketin yeni işçiler almasının daima mümkün olduğunu ifade eder. Ancak üretim arttırılması sadece işçiden daha fazla bir şeydir. Eğer üretim malları ve imkanları mevcut değilse, istihdam arttırılmayacaktır. Bu nedenle, çıktıyı arttırmak amacıyla mevcut stoğa daima emek eklemesi yapılabileceği varsayımı açık ve net bir şekilde gerçekçi değildir.
İkincisi, emek maliyetleri düştüğünde firmalar üretimi genişletecekler midir? Hemen hemen hiç. Üretimi arttırmak arzı arttıracaktır ve ücretlerdeki düşüşten kaynaklanan fazladan karları yiyecektir. Eğer işsizlik genel piyasa ücretinin düşmesine yol açmazsa, şirketler mevcut iş gücünü yenileme fırsatından faydalanabilirler veya onları ücret kesintilerine zorlayabilirler. Eğer bu olursa, ne üretim ne de istihdam artacaktır. Ancak, fazladan karların ekonomideki sermaye yatırımını arttıracağı söylenebilir (neo-liberalizmin anahtar niteliğindeki bir varsayımı). Bunun cevabı açıktır: belki olur, belki de olmaz. Çöken bir ekonomi finansal [açıdan] dikkatli olmayı teşvik edebilir, ve böylece de kapitalistler uzun süreli bir yüksek karlılıktan emin olmadıkça yatırım yapmayı durdurabilirler.
Bu doğrudan sonuncu varsayımı, yani üretilen malların satılacağı [varsayımını] besler. Ancak ücretler düştüğünde işçilerin alım gücü de düşer, ve eğer başka bir harcamadaki artışla telafi edilmezse, o zaman toplam talep düşecektir. Böylece genel talep azaldığı için ücretlerdeki düşüş aynı ve hatta daha düşük bir istihdama yol açabilir, ve şirketler mallarını satacak piyasa bulamayabilirler. Ancak, iş alemi yatırıma yönelik olarak ücretlerden karlara doğru olan kaymadan kaynaklanan artan fonlarını derhal kullanmaz (kullanamaz) --ya finansal ihtiyatlılık veya mevcut olanakların eksikliği nedeniyle. Bu, karlar birikirken (ancak kullanılmazken), genel talebin azalmasına neden olacaktır, bu da satılamayan malların stoklanmasına ve yenilenen fiyat düşüşlerine neden olacaktır. Bunun anlamı reel ücretlerdeki kesintinin, satılamayan stokları satmak için yapılan fiyat indirimleriyle geçersiz kılınacağı ve işsizliğin süreceğidir.
Bu nedenle, düşük maliyetlerin daha fazla karlar demek olduğu, bunun daha büyük tasarruflara, ve nihayetinde de daha büyük bir yatırıma yol açacağından ötürü yatırım harcamaların artacağı şeklindeki geleneksel neo-klasik yanıt zayıftır. Düşük maliyetler ancak ürünler satılırsa daha büyük karlar demektir, ki eğer talep olumsuz etkilenirse bu gerçekleşmeyebilir. Başka bir değişle, daha yüksek kar marjları, işçilerin alım gücündeki azalma nedeniyle tüketimdeki bir düşüşten ötürü daha yüksek karlara neden olmayabilir. Ve, Michal Kalecki'nin belirttiği üzere, hızlı gerilemeyle mücadelede ücret kesintileri etkisiz olabilir, çünkü karlardaki kazanımlar anında yatırım artışlarına dönüşmez ve ücret kesintilerinin neden olduğu azalan alım gücü satışlarda düşüşe sebep olur; yani daha yüksek kar marjları yüksek karlara sebep olmaz. Dahası, çok önceleri Keynes'in belirttiği üzere, tasarrufları yöneten kuvvetler ve güdüler, yatırımları idare edenlerden oldukça farklıdır. Bu nedenle bu iki miktarın daima çakışması zorunluluğu bulunmamaktadır. Yani ücretleri düşüren firmaların bırakın daha fazlasını, eskisi kadar satması bile mümkün olmayabilir. Bu durumda üretimi azaltacaklardır, [bu ise] işsizliği arttıracak ve talebi daha da düşürecektir. Bu, depresyona neden olacak şekilde azalan talep - düşen üretim kısır sarmalı harekete geçirebilir (böyle bir sürecin siyasi sonuçları kapitalizmin sürekliliği açısından tehlikeli olacaktır). Bu aşağı doğru sarmal Kropotkin tarafından tasvir edilmiştir (Keynes'in aynı noktayı belirttiği General Theory of Employment, Interest and Money [eserinden] yaklaşık 40 yıl kadar önce):
"Kapitalist endüstrinin temeli olarak karlar [veriliyken], düşük karlar henüz açığa vurulmamış olan sonuçları açıklar. Düşük karlar işverenleri ücretleri, veya işçi sayısını veya hafta boyuncaki çalışma günü sayısını düşürmeye sevk eder ... (D)üşük karlar en nihayetinde ücretlerde bir düşüş demektir, ve düşük ücretler işçilerin yaptıkları tüketimin azalması demektir. Düşük karlar aynı zamanda, belli bir ölçüde, işverenlerin tüketiminin azalması anlamına gelir; ve ikisi birlikte ise, imalatçı ülkelerde ortaya çıkan devasa bir aracı sınıfın eşliğinde düşük karlar ve düşen tüketim anlamına gelir, ve yine işverenler açısından karların daha da düşmesi anlamına gelir." (Field, Factories and Workshops Tomorrow, s. 33)
Böylece ücretlerdeki bir kesinti herhangi bir hızlı gerilemeyi daha da ağırlaştıracak, aksi duruma göre bunu daha derin ve daha uzun yapacaktır. Ücretlerin kesilmesi, işsizliğe çözüm olmasının tersine, durumu daha da kötüleştirecektir (neo-klasik ekonomistlerin savunduğu üzere, ücretlerin fazla yüksek olmasının gerçekten de işsizliğe yol açıp açmadığı sorusuna aşağıda değineceğiz). Bu veriliyken, Kısım C.7.1'de öne sürdüğümüz üzere, enflasyona kapitalistler açısından karların yetersiz olması neden olmaktadır (fiyat artışlarıyla kar marjlarını korumaya çalışırlar). Ücret kesintilerinin bu sarmal etkisi ekonomistlerin stagflasyon --(1970'lerde görüldüğü üzere) artan enflasyonun eşlik ettiği artan işsizlik-- dedikleri şeyi açıklamaya yardım eder. İşçiler işsiz bırakıldıkları için, genel talep düşer; bu, kar marjlarını daha da düşürür, ve buna tepki olarak kapitalistler kayıplarını telafi etmek amacıyla fiyatları yükseltirler. Ancak (emek militanlığı ile birkaç işçi ve ailesinden daha fazlasının eşlik ettiği) çok derin bir ekonomik durgunluk bu döngüyü kırabilir. Kapitalizmin çelişkilerinin maliyetini çalışan insanlar ödemektedir diğer bir deyişle. Tüm bunlar, hızlı bir gerilemede işçi sınıfından insanların iki seçeneğinin olduğu anlamına gelir --hızlı büyüme - hızlı gerileme çevrimini yeniden başlatmak üzere daha derin bir depresyonu kabul etmek; veya kapitalizmden ve onunla birlikte ilk başta iş çevrimlerini (hiyerarşi ve eşitsizlik gibi diğer kötü hastalıkları bir kenara bırakalım) üreten kapitalist üretimin çelişkili doğasından kurtulmak.
Kapitalizmin (en sonunda) hızlı bir gerilemeden hızlı bir gelişmeye geçeceğini ispatlamayı amaçlayan bir diğer neo-klasik argüman "Pigou" (veya "reel balans") etkisidir. Bu kuram, işsizlik yeterince yüksek olduğunda, bunun, para arzının reel değerinin artmasına ve dolayısıyla da tasarrufların reel değerinin artmasına yol açacak şekilde ücret seviyesinde düşüşe yol açacağını öne sürer. Bu çeşit varlıkları olan insanlar zenginleşecek ve refahdaki bu artış insanların daha fazla mal alabilmesini sağlayacak, böylece de yatırımlar yeniden başlayacaktır. Bu sayede, hızlı gerileme doğal olarak hızlı bir ilerlemeye dönüşecektir.
Ancak, bu argüman da birçok açıdan kusurludur. Buna yanıt olarak Michal Kalecki, ilk olarak, Pigou'nun "böyle yapmaları için hiçbir belirli sebep yokken, bankacılık sisteminin azalan gelirler karşısında para stokklarını sabit tutacağını varsaydığını" belirtir. Eğer para stoğu değişirse, paranın değeri de değişecektir. İkincisi, "fiyatlar düştüğünde parayı tutanların [sağladığı] kazanç, parayı sağlayanların kayıplarıyla tamamen dengelenir. Böylece, fiyatlar düştüğünde banka hesaplarındaki mevduatların reel değeri mevduat sahipleri açısından artarken, bu mevduatın banka açısından temsil ettiği yükümlülük de keza büyüklük olarak artar." Ve, üçüncü olarak, "düşen fiyatlar ve ücretler ödenmemiş borçların gerçek değerinin artacağı anlamına gelir; ki reel gelirleri, artan reel borçlarının değeriyle aynı hızla artmadığı için borçlular [borçlarını] geri ödemekte giderek zorlanacaklardır. Aslında, fiyat ve ücretlerin düşüşü, düşük talep seviyesi sayesinde gerçekleşiyorsa, genel reel gelir de daha düşük olacaktır. Bunu iflaslar takip edecek, borçlar geri ödenemeyecek, ve bir güven krizinin ortaya çıkması muhtemel olacaktır." Diğer bir deyişle, borçlular harcamalarını, kreditörlerin arttırdığından daha fazla olacak şekilde kesebilirler; ve böylece talep artmadığı için depresyon sürer. (Malcolm C. Sawyer, The Economics of Michal Kalecki, s. 90)
Yani, Schweickart, Kalecki ve diğerleri, bu gibi hususların işsizlikten işçi sendikalarının ve devlet müdehalesinin sorumlu olduğu (veya depresyonun piyasanın işleyişiyle kolayca ve doğal olarak sona ereceği) şeklindeki neo-klasik görüşün altını boşalttığını doğru bir şekilde gözlemler. Aksine, işçi sendikaları ve çeşitli refah koşulları, hızlı bir gerileme sırasında talebin aksi durumdaki kadar düşmesini engelledikleri ölçüde, aşağı doğru olan sarmalı frenler. Bırakın işsizliğin sorumlusu olmalarını, aslında onu hafifletirler. Ücretler (ve [sosyal] faydalar) bazı firmalar için maliyetken, daha fazla [sayıdaki] firma için kazanç demek olduğu [için], bu gayet açık olmalıdır.

Çeviri: Anarşist Bakış
Kaynak: "C.9 Would Laissez-faire Capitalism Reduce Unemployment, as Supporters of 'Free Market' Capitalism Claim?", Anarşist Sıkça Sorulan Sorular.


fuck the system!
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
azaltılması, azaltır, işsizliği, Ücretlerin


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil



Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:44 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info