|
|
| Anarşizm Biz ki caniyiz! Herkes için ekmek, iş ve her türlü bağımsızlık ve adaleti istiyoruz. |
Kapitalizm öz-sahipliğe mi dayanır?Anarşizm içerisinde Kapitalizm öz-sahipliğe mi dayanır? konusu: B.4.2 KAPİTALİZM ÖZ-SAHİPLİLİĞE Mİ DAYANIR?
Önde gelen bir "liberter" kapitalist olan Murray Rothbard kapitalizmin " öz-sahiplilik temel aksiyomu "na dayandığını öne sürer. Bu " aksiyom " şöyle tanımlanır: " her ...

19-09-2009, 16:19
|
 |
Anarşi!
|
|
Üyelik Tarihi: 23-10-2007
Yaş: 37
Mesajlar: 957
|
|
Kapitalizm öz-sahipliğe mi dayanır?
B.4.2 KAPİTALİZM ÖZ-SAHİPLİLİĞE Mİ DAYANIR?
Önde gelen bir "liberter" kapitalist olan Murray Rothbard kapitalizmin "öz-sahiplilik temel aksiyomu"na dayandığını öne sürer. Bu "aksiyom" şöyle tanımlanır: "her insanın ... [herhangi bir] zorlayıcı müdehale olmaksızın (kendi) bedenini denetlemesi mutlak hakkı. Yaşamak ve gelişmek için her bireyin kendi amaçlarını ve araçlarını düşünmesi, öğrenmesi, değerlendirmesi ve seçmesi gerektiği için, öz-sahiplilik hakkı her insana zorlayıcı tecavüzler olmaksızın bu yaşamsal faaliyetleri yerine getirme hakkını sağlar." (For a New Liberty, s. 26-27)
Bu kadarı güzel. Ancak, özel mülkiyeti ele aldığımızda sorunla karşılaşırız. "Serbest piyasa" kapitalizminin bir başka ideoloğu Ayn Rand'in söylediği üzere, "başka birisinin mülkiyeti üstünde sınırsız ifade (veya eyleme) özgürlüğü hakkı gibi bir şey olamaz" (Capitalism: The Unknown Ideal, s. 258) Veya, kapitalist sahipler tarafından sıklıkla söylendiği üzere, "size düşünmeniz için para ödemiyorum."
Benzer şekilde, kapitalistler Rothbard'ın sıraladığı diğer "yaşamsal faaliyetler" (öğrenmek, değerlendirmek, amaç ve araçların seçilmesi) için de çalışanlarına para ödemezler --tabii ki şirketin karları doğrultusunda işçilerin bu faaliyetleri yerine getirmesi firma için gerekmediği müddetçe. İşçiler, aksi takdirde, bu tip "yaşamsal faaliyetler"le ilgilenmeye yönelik her çabanın şirketin "zorlayıcı tecavüzleri" ile "engellene"ceğinden şüphe etmeyebilirler. Bu nedenle (kapitalizmin temeli olan) ücretli emek pratikte "öz-sahiplilik"le ilgili olan hakları reddeder, böylece bireyi kendi temel haklarına yabancılaştırır. Veya Michael Bakunin'in ifade ettiği gibi, kapitalizmde "işçi belli bir süre için kişiliğini ve hürriyetini satar."
Görece eşitlerin olduğu bir toplumda, "özel mülkiyet" bir iktidar kaynağı olmayacaktır. Örneğin, sarhoş birisini hala evinizden kovabileceksinizdir. Ancak ücretli emeğe dayanan bir sistemde (yani kapitalizmde), özel mülkiyet tamamen farklı bir şeydir, hiyerarşi sayesinde kurumsallaşmış erk [güç] ve baskıcı otoritenin kaynağı haline gelir. Noam Chomsky'nin yazdığı gibi, kapitalizm "belli bir otoriter kontrol biçimine (dayanır). İsmen, oldukça katı bir tahakküm sistemi olan özel mülkiyet ve denetim sayesinde ortaya çıkan bir tür." "Mülkiyet" bir birey olarak tamamen sizin kullandığınız (yani sahip olduğunuz) bir şey olduğunda, bu bir erk kaynağı değildir. Ancak kapitalizmde "mülkiyet" hakları artık kullanma haklarıyla örtüşmez, ve böylece özgürlüğün reddedilmesi, birey üzerindeki otorite ve iktidarın kaynağı haline gelir. Proudhon'un mülkiyeti "hırsızlık" ve "despotluk" olarak etiketlendirmesine şaşmamak gerek.
Hiyerarşi tartışmalarında gördüğümüz üzere (Kısım A.2.8 ve Kısım B.1), tüm otoriter kontrol biçimleri "zorlayıcı tecavüz"e --yani yaptırımların [cezaların] kullanılmasına veya onlarla tehdit edilmeye-- dayanır. Kapitalizmdeki şirket hiyerarşilerinde durum kesinlikle böyledir. Bob Black kapitalizmin otoriter doğasını şöyle betimliyor: "(Yetişkinlerin) zamanlarının çoğunu geçirdikleri ve en yakın denetime tabi oldukları yer işyeridir. Böylece ... sıradan bir yetişkinin maruz kaldığı en büyük doğrudan baskı kaynağının devlet değil, bundan daha ziyade onu çalıştıran işalemi olduğu aşikardır. Ustabaşınız veya denetmeniniz, polisin size on yılda verdiğinden daha fazla emri bir haftada verir." Sadece "ya sev ya da terk et' demeye eşit olan ve önümüzdeki meseleye değinmeyen, insanların işlerinden ayrılabilecekleri itirazına zaten cevap vermiştik. Söylemek gereksiz olsa da, nüfusun büyük bir çoğunluğu ücretli emekten kaçınamaz. O halde kapitalizm, "öz-sahiplilik hakkı"na dayanmak bir yana, onu reddeder; işe alındıklarında bireylerin vazgeçmek zorunda oldukları özgürce ifade etme, bağımsız düşünme ve bir kimsenin kendi işini kendisinin yönetmesi gibi temel haklardan bireyleri yabancılaştırır. Ancak Rothbard'a göre bu haklar insanların insan olarak ürünleri olduğu için, ücretli emek [insanları] --aynen bireyin emek gücüne ve yaratıcılığana yaptığı gibi-- kendilerine yabancılaştırır. Yine Chomsky'den alıntılayacak olursak, "insanlar (ancak) kendilerini (kapitalist otoriteye) kiralayarak hayatta kalabilirler, ve esasen başka bir yol yoktur. ..." Yeteneklerinizi, bu yetenekler sizin bir parçanız olduğu için satmazsınız. Bunun yerine, sattığınız şey sizin zamanınız, emek gücünüz ve böylece kendinizsinizdir. Bu nedenle ücretli emekte, "öz-sahiplilik" hakkı daima mülkiyet haklarından sonra değerlendirilir; size kalan tek "hak" (her ne kadar bazı ülkelerde, eğer çalışan şirkete borçluysa bu hak bile reddediliyorsa da) başka bir iş bulmaktır.
Yani kapitalizm esasında, Rothbard'ın iddiasının aksine özel mülkiyetten kaynaklanan işyerinin otoriter doğası nedeniyle öz-sahiplilik hakkına yabancılaştırır. Eğer gerçek öz-sahipliliği arzuluyorsak, reddederek bundan kurtulamayız çünkü yetişkinlerimizin çoğu ücretli emek sayesinde yaşamaktadır. Kapitalizm değil, ancak işçilerin üretimi kendinden yönetmesi öz-sahipliliği bir gerçeklik haline getirebilir.
Çeviri: Anarşist Bakış
Kaynak: "B.4 How does capitalism affect liberty?", Anarşist Sıkça Sorulan Sorular.

fuck the system!
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:43 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|