Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Ciddi Mevzular > Anarşizm

Anarşizm Biz ki caniyiz! Herkes için ekmek, iş ve her türlü bağımsızlık ve adaleti istiyoruz.

Devlet hangi tür mülkiyeti korur?

Anarşizm içerisinde Devlet hangi tür mülkiyeti korur? konusu: B.3.2 DEVLET HANGİ TÜR MÜLKİYETİ KORUR? Kropotkin, devletin " yönetici azınlıklar lehine tekeller kurmanın bir aracı " olduğunu belirtmişti ( Kropotkin's Revolutionary Pamplets , s. 286). Bu monopollerden bazıları oldukça ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 19-09-2009, 16:10
kaos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Anarşi!
 
Üyelik Tarihi: 23-10-2007
Yaş: 37
Mesajlar: 957
Standart Devlet hangi tür mülkiyeti korur?

B.3.2 DEVLET HANGİ TÜR MÜLKİYETİ KORUR?

Kropotkin, devletin "yönetici azınlıklar lehine tekeller kurmanın bir aracı" olduğunu belirtmişti (Kropotkin's Revolutionary Pamplets, s. 286). Bu monopollerden bazıları oldukça aşikarken (örneğin tarifeler, devletçe sağlanan piyasa tekelleri ve vb. --devletin kapitalizmi geliştirmedeki roolü için Kısım F.8'e bakınız), çoğu "sahnenin gerisinde"dir ve kapitalist hakimiyetin sürmesi için aşırı güç kullanımı gerekmemesini sağlamak üzere çalışır.
Devlet, bu nedenle, işçilerin "doğal ücret"lerini, emeklerinin tüm ürününü ele geçirmemelerini sağlamak üzere çeşitli türde (Tucker'ın deyişiyle) "sınıf tekelleri" muhafaza eder. Devletin koruduğu dört ana türde mülkiyet, veya sömürücü tekel vardır:
(1) kapitalist bankacılığın temeli [olan] kredi açma ve para basma gücü;
(2) toprak ağalığının temeli [olan] toprak ve yapılar;
(3) endüstriyel kapitalizmin temeli [olan] üretken aletler ve teçhizat;
(4) telif hakkı ve patent ("entelektüel mülkiyet") ödentilerinin temeli [olan] fikir ve buluşlar.
Kapitalizm, bu mülkiyet biçimlerini dayatarak, (işçilerin özerklilerinden vazgeçme ve itaat etme sözü verdikleri, baskıcı ve sömürücü sözleşmeleri kabul etmek ya da sefalet ile yoksullukla yüz yüze kalmak arasında özgür kaldıkları [bir durumda]) ekonomideki objektif koşulların kapitalisti kayırmasını sağlar. Herhangi spesifik bir sözleşmenin imzalanmasının öncesince yapılan bu "kuvvet seranomileri" nedeniyle, kapitalistler serbest sözleşmeyle alay edip, bizim zararımıza kendilerini zenginleştirirler (bakınız Kısım B.4). Tabii ki, bu gibi "objektif" [nesnel] baskıların işçi sınıfını kontrol etmekteki güya kurnazca rolüne rağmen, işçi sınıfı direnişi kapitalistlerin --doğrudan ve dolaylı-- devletin güçlerinden asla vaz geçememesine neden olur. "Nesnel" kontrol araçları başarısız olduğunda, kapitalistler "doğal" düzeni tekrar sağlamak için daima devlet baskısına yönelirler. Devletçe desteklenen bu tekellerin önemini göstermek için, onların etkisini kabataslak resmedeceğiz.
Devletin kimin para ödünç alıp alamayacağını denetlediği kredi tekeli, işçilerin kapitalizme karşı kendi alternatiflerini yaratma yetisini azaltır. [Devletin] krediler üzerinden yüksek miktarda faiz alması (ki bunun yegane sebebi rekabetin kısıtlanmış olmasıdır) nedeniyle, ancak az sayıdaki kişi kooperatifler veya tek-kişilik şirketler kurabilir. Ek olarak, kapitalist bankalara yüksek faizlerle borç ödemek zorunda olunması, kooperatiflerin bu amaçları yerine getirmek için sıklıkla kendi ilkelerini çiğneyerek ücretli emek istihdam etmesine neden olur (bakınız Kısım J.5.11). Bu nedenle, Bask Ülkesi'nde oldukça başarılı [olan] Mondragon kooperatiflerinin, --deneyimlerinin başarılı olmasında büyük payı olan-- kendi kredi birliğini kurmalarına şaşmamak gerek.
Ücretlerin arttırılmasının kapitalizmde önemli bir mücadele olması gibi, kredi meselesi de [önemlidir]. Proudhon ve takipçileri Halk Bankası fikrini desteklemişlerdi. Eğer işçi sınıfı giderek daha miktarda parayı eline geçirir ve kontrol ederse, kendi alternatif toplumsal düzenini kurarken kapitalist iktidarı da baltalayabilir (para en nihayetinde emek gücünü satın almanın ve böylece de emekçi üzerindeki otoritenin aracı olduğu için --ki bu artı değer üretiminde anahtardır). Proudhon, kredinin maliyetine (yani idari masraflarına) düşürülmesiyle, işçilerin gereksindikleri üretim araçlarını satın alabileceklerini umuyordu. Çoğu anarşist, işçi sınıfının krediye erişiminin artmasının ücretleri arttırmaktan daha fazla kapitalizmi yıkmayacağını öne sürse de; tüm anarşistler, daha yüksek ücret gibi daha fazla kredinin de, ve ücret mücadelesi gibi kredi mücadelesinin de, kapitalizmde işçi sınıfının gücünü geliştirmekte yararlı bir rolü olacağını kabul eder. Akla gelen belli durumlar, paranın işçiler tarafından sermayeye karşı verilen mücadeleleri finanse etmek için kullanılmasıdır (grev fonlarından, silahlardan, yeterince yüksek ücret geliri sayesinde mümkün hale gelen dönemsel olarak işten kaçınmaya [kadar çeşitli durumda]). Ucuz krediye daha fazla erişim, işçi sınıfına hürriyetlerini satma ile sefaletle yüzleşme [arasındaki seçimden] biraz daha fazlasını sunacaktır (aynen yükselen ücretler ve işsizlik yardımlarının bize daha fazla seçenek sunması gibi).
Bu yüzden, kredi tekeli, kapitalizmdeki (genellikle kapitalist şirketlerden daha üretken olan) kooperatiflerden gelen rekabeti azaltırken, aynı zamanda da --emek talebi aksi durumdakine göre daha düşük olacağı için-- tüm işçilerin ücretlerini düşmeye zorlar. Bu ise, kapitalistlerin, çalışanlardan daha yüksek bir artı değer edinmek için işten atılma korkusunu kullanmalarına, böylece kapitalist iktidarın (hem işyerinde hem de dışında) yerleşmesine ve genişlemesine (iş kurma maliyetlerini yükselterek ve böylece de birkaç şirketin hakim olduğu oligarşik piyasaların yaratılmasına) olanak verir. Ek olarak, yüksek faiz oranları, geliri üreticilerden bankalara doğrudan aktarır. Kredi ve paranın her ikisi de sınıf mücadelesinde birer silah olarak kullanmıştır. İşte bu nedenle yönetici sınıfın, paranın kapitalizmdeki doğasına (ve rolüne) ilişkin tehditler karşısında merkezileşmiş bankacılığı ve (paranın bizzat doğrudan düzenlenmesinden akışının yönetilmesine kadar [çeşitli şekillerde]) devletin harekete geçmesini talep ettiğini tekrar tekrar görüyoruz.
Böylece kredi tekeli, kendimiz için çalışma seçeneğini suni bir şekilde kısıtlayarak, patronlar için çalışmamızı garanti altına alır.
Toprak tekeli, kişisel işgale [ing. occupancy, kullanmak amacıyla ikamet etme] ve ekip-biçmeye dayanmayan toprak tapularının hükümetçe dayatılmasından ibarettir. Ek olarak, bu, terk edilmiş konutlara ve diğer mülkiyet biçimlerine yerleşmenin yasadışı olmasını da içerir. Bu, toprak sahiplerinin, --fiilen ekmedikleri toprakları-- başkalarının kullanmasına izin vermeleri karşılığında bir ödenti (arsa kirası [ing. ground rent]) edinmelerine yol açar. Bu tekel (giderek daha az insan nasıl çiftçilik yapılacağını bildiği için) modern kapitalist toplumda az önemli olsa da, kapitalizmin yaratılmasında önemli bir rol oynadı (keza bakınız Kısım F.8.3). İktisatçı William Lazonick bu süreci şöyle özetliyor:
"Tarımsal toprağın yeniden örgütlenmesi (çitleme hareketi [ing. enclosure movement, ilk olarak İngiltere'de başlayan, toplulukların ortak kullanımında olan arazilerin krallık tarafından özel şahısların mülkiyetine verilmesi hareketi]) ... kaçınılmaz bir şekilde geleneksel köylü tarımının mahfına yol açtı; ... (bu), toprakla çok zayıf bağları olan, mirasdan mahrum kalan köylülerden [oluşan] epeyce büyük bir emek gücü ortaya çıkardı. Yaşamlarını sürdürmek için köylülerin çoğu 'eviçi sanayi'ye (kendi kulübelerinde malların üretimine) yöneldi. ... Britanya Endüstriyel Devrimi'nin temellerini atan eviçi sanayinin onsekizinci yüzyıldaki genişlemesiydi. Emek tasarrufu sağlayan makinelerin ortaya çıkışı ... tekstil imalatının biçimini dönüştürdü ... ve fabrika hakim üretim yeri olarak aile evinin yerini aldı." (Business Organisation and the Myth of the Market Economy, s. 3-4)
İnsanları "kendi" mülkiyetlerinden "yasal olarak" men edebilen toprak sahibi sınıf, toprak tekelini kullanarak emeklerinden (yani hürriyet[lerinden]) başka satacak hiçbir şeyleri olmayan bir insan sınıfın ortaya çıkmasını sağladı. Toprak, ortak haklar çiğnenerek, geleneksel olarak onu kullananların elinden alındı; ve toprak sahibi tarafından kendi karı için üretim yapacak şekilde kullanıldı (daha yenilerde, benzeri bir süreç Üçüncü Dünya'da da sürmekte). Toprak sahipliği ve tarımsal ücret köleliliğinin kişisel işgalin yerini aldı, ve "Çitleme Kanunları ... tarımsal nüfusu sefalete itti ve onları toprak sahiplerinin insafına terk etti; [onları] proleterler olarak orta-sınıf imalatçıların insafına terk edilecekleri kentlere büyük sayılarda göç etmeye zorladı." (Peter Kropotkin, The Great French Revolution, s. 117) Bu, toprak tekeliydi işbaşına geçmesiydi (keza bakınız Kısım F.8.3); ve buradan (eviçi sanayi, sanayi kapitalizmi karşısında varlığını sürdüremediği için) alet ve teçhizat tekeli ortaya çıktı. Alet ve teçhizat tekeli, --kullanması karşılığında işçinin sahibine haraç vermediği sürece-- kapitalistin sermayesine işçilerin erişimini engellemesine dayanıyordu. Sermaye, "ödentisini halihazırda tamamen almış olan stoklanmış emekten başka bir şey" değilken ve böylece "sermayenin sahibi getirisini dokunulmaksızın alma hakkına sahipken --bundan fazlası değil" (Tucker'ın sözleriyle)--, yasal ayrıcalıkları yüzünden kapitalistler onun kullanımından bir "ödenti" [ing. fee] edinme konumundadırlar. Bunun sebebi, --emekçi sınıfların hem topraktan hem de mevcut sermayeden (yaşam araçlarından) yasal olarak men edilmesiyle-- bu sınıfın üyelerinin, kapitalistlerin teçhizatlarını kullandırma karşılığı bir "ödenti" elde etmelerine olanak tanıyan ücret sözleşmelerini kabul etmekten başka şansları olmamasıdır (bakınız Kısım B.3.3).
Endüstriye yatırılan ilk sermayenin kaynağı denizaşırı [yerlerdeki] zenginliklerin yağmalanması veya feodal/derebeysel sömürü olmakla beraber, devletin mülkiyeti koruması gerçeği imalatçının emek üstünden tefecilik yapmasını güvence altına aldı. Ücretlilerden kesilen "ödenti" kısmen yeniden sermayeye yatırıldı (bu ise malların fiyatlarını düşürdü, eviçi endüstriyi çökertti). Ek olarak, yatırımlar potansiyel rakiplerin [iş] kurma maliyetlerini yükseltti; piyasalara girmenin önündeki bu "doğal" engeller [işçi] sınıfının pek az üyesinin uygun büyüklükte kooperatif işyerleri açacak gerekli fona sahip olabilmesine neden olduğu için, işçi sınıfının üretim araçlarından yoksunlaşmasını devam ettirdi. Böylece toprak tekeli kapitalizmin yaratılmasında esasken, ondan hasıl olan "alet ve teçhizat" tekeli kısa zamanda sistemin baş sebebi haline geldi.
Görünürdeki "serbest değişim" kapitalist hakimiyetin var olmasını sağlayan araçken, bu yolla tefecilik kendini devamlı kılar. Diğer bir deyişle, "geçmişteki zor girişimleri"yle birleşen güncel mülkiyetin devletçe korunması, yanlızca "savunmacı" kuvvet (yani sendikalara, grevlere, işgallere karşı mülk sahiplerinin iktidarını korumakta kullanılan şiddet) kullanımıyla toplumdaki kapitalist hakimiyetin devam etmesini sağlar. Geçmiş işçi kuşaklarından kopartılan "ödentiler", mevcut [işçilerin] "serbest rekabet" çerçevesinde yaşam araçları etrafında tekrar birleşmelerinin engellenmesini sağlar (diğer bir deyişle, aşırı faiz ödenmesi tefeciliğin devam etmesini sağlar). Söylemek gereksiz, bu kuşak tarafından üretilen artık, sermaye stoğunun arttırılmasında kullanılacak; böylece gelecek kuşakların mülksüzleştirilmesini sağlayacak ve böylece de tefecilik kendini idame ettirir bir hale gelecektir. Ve, tabii ki, devletin "mülkiyet"i işçi sınıfının "hırsızlığı"ndan koruması, mülkiyetin hırsızlık olarak kalmasını ve gerçek hırsızların yağmalarını sürdürmelerini sağlar.
"Fikir" tekellerine gelince, bu genel kamunun ve mucidin zararına kapitalist şirketlerin zenginleşmesi için kullanılmıştır. David Noble'ın belirttiği gibi, "patent sisteminin asıl odağı olan mucit, giderek şirket senedi karşılığında patentini "bırakma" eğilimindedir; ya patent haklarını endüstriyel şirketlere satar veya lisansını verir, ya da ücret için dehasını pazarlık [konusu yaparak], [patent haklarını] çalışanı olacağı şirkete tahsis eder. Ek olarak, satın alma, konsolidasyon, patent havuzları ve karşılıklı lisans anlaşmalarıyla olduğu gibi sistematik endüstriyel araştırmalar yoluyla da düzenlenen patent üretimiyle patent denetimini sağlayarak, şirketler "tekellerini tekeli" [olma özelliklerini] devamlı surette genişletirler." Bunun yanısıra, şirketler "patentleri anti-tröst yasalarını delmek için" de kullanırlar. Tüketiciler zararına tekelci karların bu toplaşması, 1900 ile 1929 arasında "çok ileri gitmiş" ve "o boyuta ulaşmıştı ki, ardından --oldukça geç ve yetersiz olsa da-- patent denetimiyle [oluşan] şirketler tekelini kısıtlamak için hukuki ve yasal yaptırımlar ortaya çıkarmıştı" (American by Design, s. 87, 84 ve 88)
Kapitalistler, "yasal" tekeller yaratarak ve bunların yarattığı aşırı karlara el koyarak, yanlızca diğerlerinin zararına kendilerini zenginleştirmekle kalmadılar, aynı zamanda piyasadaki hakimiyetlerini de güvenceye aldılar. Yasal tekeller sayesinde el konulan aşırı karların bir kısmı tekrar şirkete yatırıldı, [bu ise] potansiyel rakipler için çeşitli engeller yaratarak şirketin avantajlar edinmesini sağladı.
Dahası, yönetici sınıf --devlet aracılığıyla-- suni kıtlıklar ve tekeller yaratarak yeni özel mülkiyet biçimleri geliştirmeye çalışmaktadır (örn. radyo yayıncılığı gibi belli faaliyetlere katılmak için pahalı lisanslar getirerek). "Enformasyon Çağı"nda, --son GATT anlaşmalarında telif haklarını kuvvetlendiren mekanizmalara gösterilen ilgiden ve ABD'nin (Çin gibi) yabancı ülkelere telif haklarına karşı saygılı olmaları yönünde yaptığı baskılardan görüleceği üzere-- entelektüel mülkiyet üstünden tefecilik (kullanım ödentileri) seçkinler için giderek çok daha önemli bir gelir kaynağı haline geliyor.
Diğer bir deyişle, kapitalistler, hukukun kendi çıkarlarını --yani "mülkiyet hakları"nı-- yansıtmasını ve korumasını güvenceye alarak, "serbest piyasalar"daki rekabeti sınırlama arzusundadırlar. Bu süreç sayesinde, [kapitalistler] toplum içindeki kooperatif eğilimlerin devlet tarafından desteklenen "piyasa güçleri" tarafından ezilmesini sağlayacaklardır. Noam Chomsky'nin ifade ettiği üzere, modern kapitalizm "zenginler için devlet koruması ve devlet desteği, yoksullar için ise piyasa disiplini demektir." ("Roll Back, Part I", Z Magazine) ["Serbest piyasa"yı] gerçekten de destekleyen bir azınlık yanlızca modern kapitalizmin "kamusal destek" yönüne saldırıp, mülkiyet hakları için devlet korumasını mutlu bir şekilde desteklerken, "serbest piyasa"nın kendinden tahvilli avukatları aslıdna hiç de öyle değildirler [serbest piyasacı değildirler]. (Devlet tarafından korunan tekellere dayanan kapitalizm hakkında daha fazlası için, bakınız Benjamin Tucker, Instead of a Book by Man Too Busy to Write One).
Tüm bu tekeller, işçi sınıfından insanların zararına kapitalistleri zenginleştirmeyi (ve onların sermaye stoğunu arttırmayı), [işçi sınıfından insanların] yönetici seçkinlerin güç ve zenginliğini zayıflatma yetilerini kısıtlayamayı amaçlar. Tümü, oyuna hile karıştırarak kendimiz için çalışma (bireysel veya kolektif olarak) seçeneklerinin kısıtlanmasını, emeğimizi "serbest piyasa"da satma ve sömürülme haricinde başka hiçbir seçeneğimiz olmamasını sağlamayı amaçlar. Diğer bir deyişle, çeşitli tekeller, kapitalizme karşı alternatifler bir kenarda marjinalleştiririp ekonominin zirvelerini büyük işalemi denetiminde bırakırken, [piyasaya] girişin karşısında "doğal" engellerin (bakınız Kısım C.4) yaratılmasını garanti altına alırlar.
Bu tip mülkiyet ve otoriter toplumsal ilişkileri korumak için devlet vardır. Özel mülkiyetin devlet sahipliliğine dönüştürülmesinin (yani ulusallaştırmanın) mülkiyetin tabiatını değiştirmediğine dikkat edilmelidir; bu, yanlızca özel kapitalistleri uzaklaştırır ve onların yerine bürokratları geçirir.

Çeviri: Anarşist Bakış
Kaynak: "B.3 Why are anarchists against private property?", Anarşist Sıkça Sorulan Sorular.


fuck the system!
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
devlet, hangi, korur?, mülkiyeti


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Devlet müşkülpesent Serbest Kürsü 4 21-07-2009 11:16
hangi yazarlari, hangi özellikleri yüzünden okuyoruz,hangilerini ise neden okumuyoruz esra pinar Edebi Mevzular 14 05-07-2009 22:14
Devlet İle Devlet Olmak kurtulush Köşe Yazıları 0 06-07-2008 18:41
Max Stirner: Biricik ve mülkiyeti hekate Felsefe 0 29-04-2008 09:42
Devlet darbeli matkap Medresetul Lugat 1 19-02-2008 18:28


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:43 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info