|
|
| Anarşizm Biz ki caniyiz! Herkes için ekmek, iş ve her türlü bağımsızlık ve adaleti istiyoruz. |
Anarşistler neden otorite ve hiyerarşiye karşıdır?Anarşizm içerisinde Anarşistler neden otorite ve hiyerarşiye karşıdır? konusu: KISIM B.1
ANARŞİSTLER NEDEN OTORİTE VE HİYERARŞİYE KARŞIDIRLAR?
B.1.1 Otoriter Toplumsal İilişkilerin Etkileri Nelerdir?
B.1.2 Kapitalizm Hiyerarşik midir?
B.1.3 Kapitalizm Ne Çeşit Bir Değerler Hiyerarşisi Yaratır?
B.1.4 Irkçılık, Cinsiyetçilik ve ...

19-09-2009, 15:36
|
 |
Anarşi!
|
|
Üyelik Tarihi: 23-10-2007
Yaş: 37
Mesajlar: 957
|
|
Anarşistler neden otorite ve hiyerarşiye karşıdır?
KISIM B.1
ANARŞİSTLER NEDEN OTORİTE VE HİYERARŞİYE KARŞIDIRLAR?
B.1.1 Otoriter Toplumsal İilişkilerin Etkileri Nelerdir?
B.1.2 Kapitalizm Hiyerarşik midir?
B.1.3 Kapitalizm Ne Çeşit Bir Değerler Hiyerarşisi Yaratır?
B.1.4 Irkçılık, Cinsiyetçilik ve Homofobi Neden Vardır?
B.1.5 Otoriter Medeniyetin Kitlesel-Psikolojik Temeli Nasıl Yaratıldı?
Öncelikle, anarşizmin meydan okuduğu otoritenin ne çeşit bir otorite olduğu göstermek gerekir. Erich Fromm'un To Have or To Be'de belirttiği üzere, "otorite, tamamen farklı iki anlamı olan geniş bir terimdir: bu, 'rasyonel' veya 'irrasyonel' otorite olabilir. Rasyonel otorite yeterliliğe [ing. competence] dayanır, ve ona yaslanan kişinin gelişmesine yardım eder. İrrasyonel otorite güce dayanır ve ona tabi olan insanın sömürülmesine hizmet eder." (s. 44-45) Aynı nokta, otorite ve etki arasındaki farka işaret ederken, 100 yıl önce Bakunin tarafından dile getirilmişti (örneğin bakınız God and the State).
Bu önemli nokta, otoriteye sahip olmak ile otorite olmak arasındaki ayrımda ifade edilir. Otorite olmak, belli bir kişinin bireysel yetenekleri ve bilgisine bağlı olarak, belli bir işi yapmakta yeterli olarak kabul edilmesi anlamına gelir. Diğer bir şekilde ifade edilirse, bu [otorite olmak] toplumsal olarak kabul edilmiş bir uzmandır. Bunun aksine, otoriteye sahip olmak ise bireysel yetilere bağlı olmaksızın hiyerarşik konumdan kaynaklanan statü ve güce dayanan toplumsal bir ilişkidir. Tabii ki bu yeterli olmanın hiyerarşik bir konum edinmenin bir unsuru olmadığı anlamına gelmez; yanlızca gerçek ya da iddia edilen başlangıçtaki yeterli olmanın otorite ünvanı veya konumuna aktarılması anlamına gelir, ve böylece bireylerden bağımsız hale gelir --yani kurumsallaşır.
Bu fark önemlidir, çünkü insanların hareket tarzı herhangi bir içsel doğadan ziyade içinde yetiştirildiğimiz kurumların bir ürünüdür. Diğer bir deyişle, toplumsal ilişkiler dahil olan bireyleri şekillendirir. Bu, çeşitli gruplar içindeki bireylerin, bunlar içindeki [izole haldeki] bireylere indirgenerek anlaşılamayacak özelliklere, davranışlara ve sonuçlara sahip olacağı anlamına gelir. Örneğin "bazılarının iktidarı kullanması diğer bazılarını iktidarsız [iktidardan mahrum] bırakır" ve böylece de "fiziksel yıldırma, ekonomik tahakküm ve bağımlılık, ve psikolojik sınırlamalar kombinasyonu [sayesinde], toplumsal kurum ve pratikler herkesin dünyayı ve bu dünyadaki kendi yerini algılayış tarzını etkiler." (Martha A. Ackelsberg, Free Women of Spain, s. 20)
Otoriter toplumsal ilişkiler, toplumun (az sayıdaki) emir vericiler ve (çok sayıdaki) emir alıcılar şeklinde bölünmesi, içindeki bireylerin ve bir bütün olarak toplumun (zihinsel, duygusal ve fiziksel olarak) yoksullaşması demektir. Hayatın tüm parçalarında, insan ilişkileri özgürlükle değil, otorite tarafından damgalanmıştır. Ve özgürlük ancak özgürlükle yaratılabileceği için, otoriter toplumsal ilişkiler (ve gerektirdiği itaatkarlık) bireyi özgürce eğitmemektedir ve eğitemez --ancak hayatın tüm yönlerinde katılım (kendinden yönetim) bunu gerçekleştirebilir.
Tabii ki, herhangi bir kolektif işte işbirliği ve koordinasyon gerekeceğine belirtilecektir, ve bireyi grup etkinliklerine "tabi" kılmak gereksinimi bir otorite biçimidir. Evet, ancak grup içinde bireylerin etkinliklerini koordine etmenin iki farklı şekli --ya otoriter araçlarla ya da liberter araçlarla-- vardır. İşyerleri [atölyeler] bağlamında, Proudhon bu farkı şöyle belirginleştiriyor: "işçi ya ... mülk sahibinin-kapitalistin-girişimcinin çalışanı olacaktır; veya konseye katılacak [ve] orada söz sahibi olacaktır, kısacası bir ortak [ing. associate, üye] olacaktır. İlk durumda işçi tabi kılınmıştır, sömürülmektedir: onun kalıcı durumu itaat etme durumudur ... İkinci durumda, bir insan ve vatandaş olarak itibarını geri kazanır ... daha önce de içinde yer aldığı, ancak bir köle olarak [yer aldığı] üretim örgütlenmesinin bir parçasını oluşturur; şehirlerde, daha önce tabi olduğu egemen iktidarın bir parçasını meydana getirdiğinde... tereddüt etmemeliyiz, çünkü başka seçeneğimiz yok ... işçiler arasında bir BİRLİK kurmak gereklidir ... çünkü bu olmaksızın [işçiler ve işverenler] tabi olanlar ve üstün olanlar olarak ilişkili olmaya devam edeceklerdir; ve özgür ve demokratik bir toplum için karşıt olacak iki kastın, efendiler ve ücretli-işçiler kastlarının ortaya çıkmasına neden olacaktır." (Pierre-Joseph Proudhon, General Idea of Revolution, s. 215-216)
Diğer bir deyişle, birlikler rasyonel bir otorite biçime dayanabilirler, doğal bir etkiye dayanabilirler, ve böylece de [birlikler] bireylerin kendi zaman ve faaliyetlerini planlamaları, gerçekleştirmeleri ve idare etmeleri için sahip oldukları özgürlüğü, kabiliyeti yansıtırlar. Aksi takdirde, diğerleriyle olan ilişkilerimizde kölelik unsurlarını da, bütünü zehileyen ve bizi olumsuz şekilde şekillendiren unsurları da kapsamış oluruz (bakınız Kısım B.1.1). Yanlızca toplumun liberter bir şekilde yeniden örgütlenmesi (ve böylesi bir değişimin gerektirdiği ve yaratacağı zihinsel dönüşümü de ekleyebiliriz), bireyin "gelişmeye devam ederken, az ya da çok tam bir gelişimine" ve "suni bir şekilde ona dayatılan o itaat ruhunu" kovmasına imkan verir (Nestor Makhno,The Struggle Against the State and Other Essays, s. 62). Yani, anarşistler "diğerlerinin bizim üstümüzdeki doğal ve meşru olan, özgür bir şekilde kabul edilen ve asla dayatılmayan etkilerinin .. farkına varmamızdan başka bir şey istememektedirler ... Biz bütün doğal otoriteleri ve gerçeğin bütün etkilerini kabul ediyoruz, ancak yasal olanların [etkilerinin] hiçbirini [kabul etmiyoruz] ..." (The Political Philosophy of Bakunin, s. 255) Doğrudan demokratik gruplar içindeki özgür birliklere anarşistlerin destek vermesinin sebebi, bu tip örgütsel biçimlerin yaşamlarımızdaki rasyonel olmayan otoriteyi azaltması ve etkiyi [gerçeğin etkisini] arttırmasıdır. Bu tip örgütlerin üyeleri kendi düşüncelerini ve önerilerini oluşturabilir ve ortaya koyabilirler, arkadaşlarından gelen öneri ve teklifleri eleştirel bir şekilde değerlendirebilirler, aynı görüşü paylaştıklarını ve ikna olduklarını kabul edebilirler, veya yöneliminden mutlu değillerse birlikden ayrılma seçeneğine sahiptirler. Böylece bireylerin etkileri ve onların özgür etkileşimi varılan kararların doğasını belirler, ve hiç kimsenin kendi düşüncelerini başkalarına dayatma hakkı yoktur. Bakunin'in belirttiği üzere, bu tip örgütlerde "hiçbir işlev sabit kalmaz; ve kalıcı ve değiştirilemez bir şekilde bir kişiye bağlı olmayacaktır. Hiyerarşik düzen ve terfi yoktur ... Böylesi bir sistemde, iktidar tam anlamıyla ifade etmek gerekirse, artık var olmaz. Erk kolektiviteye dağılmıştır ve herkesin özgürlüğünün gerçek ifadesi haline gelir." (Bakunin on Anarchism, s. 415)
Bu nedenle, anarşistler rasyonel olmayan (yani meşru olmayan) otoriteye, diğer bir deyişle hiyerarşiye --toplum içindeki otoritenin kurumsallaşmış hali olan hiyerarşiye-- karşı çıkarlar. Hiyerarşik toplumsal kurumlar devleti (bakınız Kısım B.2), özel mülkiyeti (bakınız Kısım B.3) ve, bu nedenle de kapitalizmi (bakınız Kısım B.4) içerir. Hiyerarşik doğaları nedeniyle, anarşistler bu kurumlara tutkuyla karşı çıkarlar. Ancak hiyerarşi bu kurumların ötesinde de var olur. Örneğin hiyerarşik toplumsal ilişkiler cinsiyetçiliği, ırkçılığı ve homofobiyi (bakınız Kısım B.1.4) de içerir, anarşistler bunların hepsine karşı çıkar ve hepsiyle mücadele ederler.
Daha önce (Kısım A.2.8) belirtildiği üzere, anarşistler tüm hiyerarşilerin yanlızca zararlı olmadığını, aynı zamanda da gereksiz olduğunu, ve toplumsal yaşamı örgütlemek için alternatif, daha eşitlikçi yollar olduğunu düşünürler. Aslında, hiyerarşik otoritenin savaşmak üzere tasarlanmış gibi gözüktüğü koşulları kendisinin yarattığı ve bu nedenle kendi kendini sürdürme eğilimi gösterdiği öne sürülür. Böylece, görünüşte yoksullukla mücadele etmek için oluşturulmuş olan bürokrasiler onu sürekli hale getirir, çünkü yoksulluk olmaksızın yüksek ücretli tepedeki yöneticiler işsiz kalacaklardır. Aynısı ilaç kullanımını ortadan kaldırmaya, suçla mücadele etmeye, vb. niyetlenen birimler için de geçerlidir. Diğer bir deyişle, yüksek hiyerarşik konumlardan kaynaklanan güç ve ayrıcalıklar, o konumda bulunanların çözmekle yükümlü olduğu oldukları meseleleri çözmemeleri için güçlü bir itki oluşturur. (Daha fazla tartışma için bakınız Marilyn French, Beyond Power: On Women, Men, and Morals, Summit Books, 1985.)
Çeviri: Anarşist Bakış
Kaynak: "B.1 Why are Anarchists Against Authority and Hierarchy"

fuck the system!
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:42 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|