|
|
| Anarşizm Biz ki caniyiz! Herkes için ekmek, iş ve her türlü bağımsızlık ve adaleti istiyoruz. |
Anarşizm denilince ne anlıyorsun?Anarşizm içerisinde Anarşizm denilince ne anlıyorsun? konusu: Alıntı:
Aklın hala mülkiyette 8-10 milyon dolarda ve Ferrari'de dalgamı geçiyorsun
sen.
Kapitalist iktisat, ders 1: Kaynaklar kıt, ihtiyaçlar sınırlı.
önce bu palavranın doğruluğunu test edelim istersen. Dünya nüfusunun %80'i ...

20-05-2009, 11:12
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 29
Mesajlar: 1,667
|
|
Alıntı:
|
Aklın hala mülkiyette 8-10 milyon dolarda ve Ferrari'de dalgamı geçiyorsun
|
sen.
Kapitalist iktisat, ders 1: Kaynaklar kıt, ihtiyaçlar sınırlı.
önce bu palavranın doğruluğunu test edelim istersen. Dünya nüfusunun %80'i kaynakların %20'sini;nüfusun %20'si ise kaynakların %80'inini kontrol ediyor. Dolayısıyla, Afrikada, ortadoğuda, asyada ve latinlerde bu çarpıklığın yarattığı adaletsizlik nedeniye bir sürü aç insan var. Tüm sürümlerine rağmen ''kalkınmacı, sürdürülebilinir, ekolojist'' kapitalizm hala sürdürülebilemez.
Alıntı:
|
Hindistan'da insanlar susuzluktan ölüyor.Somali'de açlıktan ölüyor.Toprakları ver ama verimsiz.Petrolleri var ama onlara bir faydası yok.Bunların bir çoğu elbette sistemin sonucudur.
|
Eee, kaynak ve imkan varsa bu insanlar temel ihtiyaçlarına erişemez mi? Erişemiyorsa oradaki sistemde yanlış olan bir şey yok mudur? Olduğunu sen söylemişsin...
Alıntı:
Ama insanın zaruri ihtiyacı sağlık;yemek;su ve barınaktır.
Hindistan'ının bazı bölgelerinde insanlar susuzluktan ölüyor açlıktan değil.
|
küresel iklim değişikliğini yaratan ve kaynakları yok eden ''tüketim'' sistemini sorgulaman lazım değil mi? Kaldıki susuzluktan ölen insanlar konusundaki kaynağın neredE?
Alıntı:
|
Satın alabileceğin bir su kaynağına sahip değiller.Ayrıca dünyada ekilebilir araziler sınırlıdır.Dana fazla ekilebilir arazida ormanları yok edederek sağlanabilir.Bu da dünyayı daha da yaşınılmaz hale getirir.
|
Bunlara ilişkin kaynağın yok. Hindistan köylüleri neoliberal ekonomik modelin kurbanıdır. Hindistan tarımı çok uluslu kapitalist şirketlerin insafına kalmıştır, Hindistan'ın kendi çiftleri üretemez durumdadır. Bunun susuzlukla ilgisi yok, neoliberal ekonomi politikalarının sonucudur...
Alıntı:
|
Ayrıca ekim yapmak içinde su gereklidir.Ülkeler neden bir birinden sebze meyve alıyor zannediyorsun bazı ülkelerin mahsulü o ülkenin insanlarına yetecek kadar değildir.Sanki 10 milyon doları olan adam bir sofraya oturduğu zaman senden benden yada bir diğerinden 10 milyon daha fazlamı su yada gıda tüketiyor.
|
Kaynak göstermeden örnek veriyorsun. Su sorunu ve içilebilinir su kullanımı çözülemeyecek problemler değildir. Tarım alanlarının verimliliği ile ilgili düzenlemeler de yapılabilinir; ancak, neoliberal kapitalist hegemonyayı evrensel ölçekte tasfiye etmek zorundasın...
Alıntı:
|
Onun parası değerli bir kağıttan ibaret.Sen fasulye yiyorsun o havyar yiyor.Benim kasteddiğim şey dünyada herkeze yetecek kadar da fasulye olmadığı.....
|
Son gıda krizinde spekülatörlerin elinde oyuncak olan piyasaları gördük. Özellikle pirinç üzerine oynanan oyunlar malum.
Alıntı:
|
Dünya nüfusunun bu olaylar üzerinde bir etkisinin olmadığını düşünmene anlam vermek imkansız.Dünyadaki 1 milyar insan oldu yedi milyar bir gün 14 milyar olacak 100 milyar olavak bunun sonsuza kadar böyle gidebileceğine hangi mantıkla karar veriyorsun açıklayabilirmisin.Su üzerinde duran 10 metre karelik bir sala kaç insan sığabilir.Sonsuzmu.Dünyanın bir yüz ölçümü vardır Bu bir sınırdır.Ve toprak mahsulleri ;yeşil sebze meyveler market rafları sulanınca çıkmıyor.Bu konuda kesinlille bilgillenmeni öneriyorum.Ekonomi bilgin çok zayıf ve mantıktan uzak.........
|
İsrail, kendi çöl arazisinde dünyanın en verimli tarımını yapabiliyor; üstelik deniz suyuyla. Dünyadaki herkesin yaşamsal ihtiyaçları karşılanabilinir, sorun bu değildirÜ; sorun uluslararası kapitalist hegemonyanın yarattığı tahribattır. Kapitalist hegemonya çevre ülkelerin kaynaklarına el koymaktadır, hatta onları kirletmektedir.
Alıntı:
|
Ayrıca petrol zengini ülkelerin ekilebilir arazileri yok denecek kadar azdır.Bir çok bölge çölleşmiştir.İnsanlar petrol yiyemezler fazla üretenlerden satın alırlar.Ayrıca meyveler sebzeler üretiliyorda çöpemi atılıyor.Hepsi sürekli tüketiliyor.Ve Dünyanın yarısı açlık sınırının altında yaşıyor.
|
iSRAİL o çöllerde tarım yapıyor.

Mey kasemi kırdın yere vurdun Tanrım
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrım
Gül renkli şarabım yere döktün tekmil
Zannım budur ki sen de sarhoş oldun Tanrım...
Hayyam...
|

20-05-2009, 11:39
|
 |
M€M€ÑTØ MØRÍ
|
|
Üyelik Tarihi: 01-01-2007
Nerden: Asrub
Yaş: 29
Mesajlar: 2,355
|
|
Alıntı:
Sıfır´isimli arızadan alıntı
Aklın hala mülkiyette 8-10 milyon dolarda ve Ferrari'de dalgamı geçiyorsun sen.Hindistan'da insanlar susuzluktan ölüyor.Somali'de açlıktan ölüyor.Toprakları ver ama verimsiz.Petrolleri var ama onlara bir faydası yok.Bunların bir çoğu elbette sistemin sonucudur.Ama insanın zaruri ihtiyacı sağlık;yemek;su ve barınaktır.
Hindistan'ının bazı bölgelerinde insanlar susuzluktan ölüyor açlıktan değil.Satın alabileceğin bir su kaynağına sahip değiller.Ayrıca dünyada ekilebilir araziler sınırlıdır.Dana fazla ekilebilir arazida ormanları yok edederek sağlanabilir.Bu da dünyayı daha da yaşınılmaz hale getirir.Ayrıca ekim yapmak içinde su gereklidir.Ülkeler neden bir birinden sebze meyve alıyor zannediyorsun bazı ülkelerin mahsulü o ülkenin insanlarına yetecek kadar değildir.Sanki 10 milyon doları olan adam bir sofraya oturduğu zaman senden benden yada bir diğerinden 10 milyon daha fazlamı su yada gıda tüketiyor.Onun parası değerli bir kağıttan ibaret.Sen fasulye yiyorsun o havyar yiyor.Benim kasteddiğim şey dünyada herkeze yetecek kadar da fasulye olmadığı.....Dünya nüfusunun bu olaylar üzerinde bir etkisinin olmadığını düşünmene anlam vermek imkansız.Dünyadaki 1 milyar insan oldu yedi milyar bir gün 14 milyar olacak 100 milyar olavak bunun sonsuza kadar böyle gidebileceğine hangi mantıkla karar veriyorsun açıklayabilirmisin.Su üzerinde duran 10 metre karelik bir sala kaç insan sığabilir.Sonsuzmu.Dünyanın bir yüz ölçümü vardır Bu bir sınırdır.Ve toprak mahsulleri ;yeşil sebze meyveler market rafları sulanınca çıkmıyor.Bu konuda kesinlille bilgilenmeni öneriyorum.Ekonomi bilgin çok zayıf ve mantıktan uzak.........
Ayrıca petrol zengini ülkelerin ekilebilir arazileri yok denecek kadar azdır.Bir çok bölge çölleşmiştir.İnsanlar petrol yiyemezler fazla üretenlerden satın alırlar.Ayrıca meyveler sebzeler üretiliyorda çöpemi atılıyor.Hepsi sürekli tüketiliyor.Ve Dünyanın yarısı açlık sınırının altında yaşıyor.
|
Bir üslup kayması yaşıyoruz sanırım 
Tabi dalga geçiyorum, bulmuşum senin gibisini bırakır mıyım. Tam da dalgalıksın vesselam...
İktisadi jargon ile izah edersek; beyin işlevin üretim imkanları eğrisinin hayli dışında kalmış. Düşünmek için yeterli kaynağa sahip değilsin ve atıl kapasiteyle ancak bu kadar oluyor. Şu söylediklerinin elle tutulur tek yanı yok, okurken gülümsetiyor insanı. Senden bir birim daha arttırsak şu forumun hali ne olur bilmiyorum. Ekolojiden, Kyoto Protokolü’nden bihabersin gelmiş bana ekonomi dersi vermeye kalkıyorsun, ağlarım ama.
Hindistan bir milyar iki yüz yirmi beş milyonluk nüfusu ile 315 milyonluk ABD’den daha mı fazla kaynak tüketiyor? Ya da ABD’nin doğada yarattığı tahribatla Hindistan’ın doğada yarattığı tahribat bir mi? Bu tahribatlar yeryüzü kaynaklarını yok etmiyor mu? Zehirli atıklar, bozulan hava dengesi vs. verimli toprakları, suları, doğayı kullanılamaz hale getirmiyor mu? Tabi ki ABD’li sofraya oturduğunda Hintliden fazla tüketiyor. Bu kadar ekonomi bildiğini iddia ediyorsun ama lüks maldan, tamamlayıcı maldan haberin yok. Sen market raflarını sulayıp ot çıkarmaya uğraşadur!
Anarşist düşünceye göre dünya kaynakları dünyaya aittir, ülkelere değil. Petrol de, verimli topraklar da, su da tıpkı solunan hava gibi bütün dünya vatandaşlarının üzerinde hak iddia edebileceği kaynaklardır. Tabi sen bunları anlamazsın ama anlayan birileri çıkacaktır diye yazıyorum.
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
|

20-05-2009, 14:59
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 08-05-2009
Nerden: 3.Boyutta
Mesajlar: 120
|
|
Hint kralı shirham, "satranç" oyununu icat eden veziri sissa yı mükafatlandırmak için huzuruna çağırır ve ne istediğini sorar.sissa , gayet mütevazi bir istekte bulunur.daha doğrusu kral öyle zanneder:
-"kralım, satranç tahtasında 64 kare var.ilk kare için 1 tane, ikinci kare için 2 tane, üçüncü kare için 4, dördüncü kare için 8, beşinci kare için 16 tane buğday istiyorum...son kareye kadar her kare için bir önceki karedeki buğday tanelerinin iki katı buğday verirseniz başka bir şey istemem."
kral biraz düşünür ve bunun çok zor olmayacağını zanneder.hemen bir çuval buğday getirilip karelere taksim edilmesini emreder.21. kareye gelindiğinde 1.048.576 tane buğday gerektiğini ve çuvalın boşaldığını söyler (20 buğdayın, tahminen 1 gram ağırlığında olduğunu kabul edersek, 1.048.576 buğday, yaklaşık 52 kilogram gelir.) bir süre sonra mükafat için değil hindistan da, dünyada bile o kadar buğday olmadığını anlarlar.yıllarca dünyada yetiştirilen tüm buğdaylar biriktirilmelidir ki 64 kareye de istenilen miktarda buğday konulmuş olsun (toplam 18.446.744.073.709.551.615 tane , yaklaşık 1 trilyon ton).
BU örneği vermemin sebebi bazı olaylar yüzeysel bakıldığında çok basit gelir ama sayıl olarak incelendiğinde basit olmadığını görürsünüz…
Elbette Sistemin bozucu etkilerinin olduğunu biliyorum ve elbette kapitalist sitemin karşısındayım  ma yinede kör dövüşü gibi her şeye saldırmak çözüm değil…..Albatrosu anlıyorum..bütün bunlara inanmamı istiyorsan bana daha fazla kaynak sunmalısın diyor ..ve haklı……ama dirilişin tavrını anlamak zor muhalefet olma çabası eleştiri sınırlarını aşıp sanki ben kapitalist sistemin savunucusuymuşum gibi davranıyor.Lüx maldan tabiî ki bahsetmiyorum çünkü hem ,lüx mal ve zorunlu mal iktisadi olarak bile ayrı çerçevede tartışılır; hem de lüx mal benim zerre kadar umurum da değil çünkü Somali de yada hizdistan da yada herhangi bir yerde yaşayan aç bir insanın lüx ten çok yemeğe ve suya ihtiyacı var..bu nedenle senin Lüx (10 milyon dolar;Ferrari ) takıntını anlamış değilim….belki de takıntın olan şeylere bugün sahip olsaydın tam bir kapitalist olurdun ..market rafları sulanınca ot çıkmamasından bahsetmemim sebebi senin üretim sürecinden bi haber olman….çünkü hazırcı bir toplumun ürünüsün ; empati yapmaktan yoksunsun ;Ve sanki dünya üzerinde yaşanan sistemi ben yaratmışım gibi sisteme karşı olan eleştirilerini bana yapman…..tartışmaktaki amacının çözüm üretmekten çok kendi egonu tatmin etmekle ilgili olabileceğini düşündürüyor….
………Ve tekrar söylüyorum ;elbette bir çok olumsuzluğun kaynağının Dünya ülkelerinde uygulanan sistemlerin sonucu olduğunu bende biliyorum ama asıl problemim sistemler değil de insanlar olduğunu sonuçta bu sistemlerinde insanlar tarafından kurulup yönetildiğini ;Çin’in bu gün güçlü bir ülke olmasının arkasında insanların ülkelerine inanıp soru sormadan ve isyan etmeden söylenilen emirleri yerine getirme çabası içinde olmasının da payı olduğunu ; çin’inde çok sert politikalarla bunu başarabildiğini insanların 5-10 tane çocuk yapmak gibi bir özgürlükleri olmadığını ; doğaya zarar vermenin kazara bile olsa idam cezası olduğunu bildiğinizi sanıyorum; yada bana çin halkının bir lüx’ünden bahsetsene..(lüx dediğin olmak zorunda olan bir şeymi sence)….Fakat durum Afrika ülkeleri için böyle değildir ; halk bir biriyle uzlaşamamıştır ; kendisiyle barışık değildir ; kışkırtmalara kanacak kadar cahildir ; Ülkeler halklarınca sevilmeyen diktatörlerce yönetilmektedir….Memnun olanlar ise sistemin beslediği insanlardır….Bu ülkelerde hiçbir tarım politikası ; hiçbir sanayi politikası uygulama ortamı bile bulamamıştır…İnsanlar eğitimsizdir…..Peki bu insanların kendilerine sarılacak onlara düzgün bir sistem kurmayı öğretecek kendi kendilerine yetmelerini sağlayacak bir insan topluluğuna ön yargısız bir şekilde kucak açıp hadi gelin birlik olalım diyeceklerini mi sanıyorsunuz…..Yada lüx içinde yaşamayı benimsemiş..burjuvanın sağdık köpeklerinin rahat duracağını mı ………en başından beri bütün anlatmaya çalıştığım sorunun insan kaynaklı olduğu ve insan sayısının da başıboş artmasının çözüm üretmekten çok üretilecek çözümlere zarar verici bir etken olduğudur……..Lüx inkar edilemez ve bizlerin değil de gücü elinde bulunduranlar için az sayıda bulunan bazı kaynaklara ulaşma öncelikleridir.Bu önceliği ise onlara veren şey para ve parayı kullanan sistemdir.Yoksa paranın olmadığı;eşitliğin olduğu bir sistemde Lüx tüketim malı diye bir şeyde olmayacaktır.Örneğin Dünyada herkese yetecek kadar havyar ; pekin ördeği Ferrari ;yada Köşk yoktur…vb.vb.vb. ve bunlarda olmak zorunda olan olgular değildir zaten ; ve bunlara sahip olan insanları da kıskanmıyorum…Ama bu lüx içinde yaşayan insanların ; İnsana sahip olma ve insanı kullanma arzusu, benimde karşısında olduğum hatta iğrendiğim bir husustur…….. her neyse konu daha çok dallanmadan bırakmayı düşünüyorum çünkü alıntılar ve teorileri kaynak gösterek bir bir yazmaya başlarsam bunun bir ekonomi kitabının da dışına çıkarak coğrafya;tarih ve toplum bilimlerini de kapsamak zorunda olacağı ve bununda sonucunda ikna etmek için yeterli bulunmayacağını düşünürsek (Çünkü bu konular hakkında üniversitelerde okutulan kaynaklar bile ikna etmek için yeterli değildir) bu tartışmanın bizi hiçbir yere götürmediğini ve karşılıklı ego tatmininde başka bir şey olmadığı kanaatindeyim…Bazı şeyler sadece yaşanır…anlatılmaz…bizde bir şekilde parçası olduğumuz sistem içerinde sadece yaşıyoruz nasıl yaşadığınızı anlatmaya çalıştığınızda kimse bunu sizin kadar anlamayacaktır…Lakin bir laf vardır..Tok açın halinden anlamaz diye …durum bundan ibarettir……..(Düşünceler üzerinde Saplantı yapmanın da bir çözüm üretmekten uzak olduğu kesindir)
Eleştiriler ve cevaplar için yinede teşekkürler.Hepimiz Aynı olaya farklı açılardan bakıyoruz çünkü farklı tecrübeleri yaşadık yada aynı tecrübeleri farklı algıladık bu da gayet normal…Farklılıklar her zaman olacaktır…Önemli olan bu farlılıkların bir birine zarar vermek yada birbirini dışlamak yerine bir birine saygı duyarak paylaşmayı bilmeleridir….
Saygılar….
|

20-05-2009, 15:03
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 08-05-2009
Nerden: 3.Boyutta
Mesajlar: 120
|
|
|
Yazımda aklımda diriliş kalmış çok tartıştığımız bir arkadaştır.Cevabım "non serviam" ve Albatros içindir.(Diriliş'in başka bir sorusuna vevap vermekle meşgulüm)
|

20-05-2009, 16:19
|
 |
M€M€ÑTØ MØRÍ
|
|
Üyelik Tarihi: 01-01-2007
Nerden: Asrub
Yaş: 29
Mesajlar: 2,355
|
|
|
Konuya yüzeysel bakan biri varsa o da sensin. Hem konu neydi sen neyi tartışıyorsun? Tutarsızsın. Kapitalist sistemin karşısındayım derken kapitalist iktisat politikaları ve uygulamalarının bakış açısı üzerinden değerlendirme yapmaya çalışıyor, onu da beceremiyorsun. Bu ne yaman çelişki? Sana iktisat bilmeyenlerin dahi anlayabileceği minvalde lüks mal zorunlu mal kıyaslaması yapıyor, ekolojik sistemden bahsediyorum, en fazla kaynak tüketen ülkelerin en nüfuslusu değil, en kapitalist ve sömürgeci ülkeler olduğunu, işlettiğin mantığın saçmalığını örneklerle gösteriyorum, hala takmışsın ferariye milyon dolara. Engin iktisadi bilgilerinin ben dail herkeste hayranlık uyandırdığına emin olabilirsin. Dedim ya üretim imkanları eğrisinin dışında kalınca üretim yapılmaz. Yapılmıyor işte bariz; kaynakların yetersiz. Bilgisizsin. Ondandır ki konuyu kişiselleştirip de topu karşıya atmaya çalışıyorsun. Yazdıklarım gayet açıklayıcıyken sen bu kadar saçmalığı nerden uyduruyorsun? Söylediklerimi neresinden anlıyorsun? Bir önceki yazdıklarıma bak, senin cevaplarına bak ve egosal tatmin mastürbasyonuna kim nerede başlamış göster. Albatross’da ben de aynı şeyleri söylüyoruz farklı değil. Ama olsun, böyle saydırıp saydırıp “saygılar” çeken efendileri de seviyorum ben.
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
|

20-05-2009, 16:34
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 08-05-2009
Nerden: 3.Boyutta
Mesajlar: 120
|
|
|
Ekonomi kapitalist sistemin tekelinde değildir.Ekonomideki arz talep dengesi ve fiyat mekanizmasıda öyle....Bu gün gelmiş olduğumuz nokta eknominin bir bilim olarak yanlış olması değil sistemlerin yanlış ekonomi politikaları uygulamaları sonucu ortaya çıkmıştır.Lüx tükedim mallarının ne olduğunu bende biliyorum sadece bunların insan hayetında yeri ve öneminin çok fazla olmadığını ima etmeye çalışıyorum üstelik bunu ısrarla bütün yazılarımda açıklamama rağmen beni hala lüx ve zorunlu mal ayrımını yapmamakla suçluyorsun...Toplumun genelindeki gibi saldırgan bir tavrın var..buda toplumun genelindekigibi bir konuyu konuşmak ve geliştirmek yerine saldırmak ve saptırnak zihniyetinden kaynaklanıyor...İlk yazımda iki arkadaşın ekonomi konusundaki temel bilgilere ihtiyaç duyduklarını düşündüğümden ekonominin temel prensiplerini açıkladığımı belirtmeme rağmen konuyu saptıran sendin ve her defasında amacımı ısrarla belirtmeme rağmende konuyu saptırmaya sen devam ettin benim hatamsa saptırılmış konuda sana cevap vermeye çalışmaktı....
|

20-05-2009, 16:36
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 08-05-2009
Nerden: 3.Boyutta
Mesajlar: 120
|
|
|
Kendini ;beğenmiş ;burnu havada ukala vurdum duymaz...bunların şarkı sözü olduğunu sanıyordum...bunda da yanılmışım.
|

20-05-2009, 16:46
|
 |
M€M€ÑTØ MØRÍ
|
|
Üyelik Tarihi: 01-01-2007
Nerden: Asrub
Yaş: 29
Mesajlar: 2,355
|
|
|
Ekonomi kapitalist sistemin tekelindedir. İktisat politikalarında belirleyici taraf onlardır. Arz talep de, fiyat mekanizması da, ne üretileceği de piyasaya giren kapital(sermaye) tarafından belirlenir. Gayri safi milli hasıla bile USD bazında hesaplanır. Daha önce de bahsettiğim gibi iktisat bilimi başlıca üç ekonomi politikasından bahseder: Sosyalist(Kumanda) ekonomi, karma ekonomi ve kapitalist yani piyasa ekonomisi. Birinci dünya ülkeleri kapitalist, ikinci dünya ülkeleri sosyalist, üçüncü dünya ülkeleri yani Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler ise kapitalist ekonomiye geçiş olarak karma ekonomi politikası uygular. Bu konuda da yanıldın yanıldığın bir çok şey gibi.
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
|

20-05-2009, 17:22
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 08-05-2009
Nerden: 3.Boyutta
Mesajlar: 120
|
|
|
En büyük budalalık yanılmak değilde doğru bildiğini sanmaktır....daha fazla yazarak bir sonuş çıkmayacağı kesin...zaten sonuca ne gerek var ; sen herşeyi çözmüşsün ; günah keçini bulmuşsun ; doğruyu ve yanlışı bir çizgi gibi ayırmışsın; hayat siyah ve beyazdan ibaret değildir.Çoğunluğunu bu iki renk arasındaki farklardan oluşur.(Gerçi bunuda anlayacağını sanmıyorum)
|

20-05-2009, 17:26
|
 |
M€M€ÑTØ MØRÍ
|
|
Üyelik Tarihi: 01-01-2007
Nerden: Asrub
Yaş: 29
Mesajlar: 2,355
|
|
|
Yanılgı: Yanlışı doğru veya doğruyu yanlış sanma, hata.
Tek söz söyle ki tutarsız olmasın.
Budalalığı bile kendin kriterlerine göre belirlemeye çalışıyorsun.
Sen bilgilerini sun ve bırak; okuyanlar değerlendirsin kimin budala olduğunu!
Bu kadar bilme.
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:03 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|