|
|
| Anarşizm Biz ki caniyiz! Herkes için ekmek, iş ve her türlü bağımsızlık ve adaleti istiyoruz. |
Anarşizm denilince ne anlıyorsun?Anarşizm içerisinde Anarşizm denilince ne anlıyorsun? konusu: A-NARSI = Ozgurluk, ruya, utopya, doga, kirmizi, korkusuzluk, soyut, guven, birliktelik, ask, sorgulama, gulmek, arkadas seytan, ucmak, megakomun, sex, ciplaklik, sanat, paylasim...
tarihte ilk insanlarin toprak parcalari etrafina citler cevirmeden ...

16-05-2009, 01:02
|
 |
☭
|
|
Üyelik Tarihi: 06-04-2009
Mesajlar: 168
|
|
|
A-NARSI = Ozgurluk, ruya, utopya, doga, kirmizi, korkusuzluk, soyut, guven, birliktelik, ask, sorgulama, gulmek, arkadas seytan, ucmak, megakomun, sex, ciplaklik, sanat, paylasim...
tarihte ilk insanlarin toprak parcalari etrafina citler cevirmeden onceki yasam....
tanri kavramlari olusmadan onceki ruyalar...
ilk kavgadan onceki opucukler....
ilk secimden onceki insiyatifler...
ilk gozyasindan onceki umutlar...
anarsizm, bilincaltlarinda biryerlerde, oldugundan bihaber oldugumuz, varolusumuz, gercekligimiz, kendimiz.. bizler yarattik bu canavar otoriteleri... bizler yarattik kimsenin gormedigi bu tuhaf herseye kadir olan ama kendini yok edemeyen bu egoist tanrilari... bizler yarattik hayvanlardan farkli oldugumuz alandaki dusunce mekanzimasini siddet icin kullanmayi...
anarsizm diye bir donem yasanmaz belki ama icimizde tutarli davranip bu tahakkum ve ilkelliklere karsi durabiliriz...
|

16-05-2009, 01:51
|
 |
_b/s/en s/b/enim *
|
|
Üyelik Tarihi: 16-10-2007
Yaş: 23
Mesajlar: 1,287
|
|
|
Ben bu konunun da ekonomik bazda ele alınmasından yanayım..
Daha önceden ''Para''nın hayatımızda olup olmaması konusunda tartışmıştım.. Bana cevap veren arkadaşın önermelerinin tutarlı olduğunu görünce önce şaşırmıştım, sonra kendisine hak vermiştim.
Anarşist (Komünist) bir ekonominin tanımının iyi yapılması gerekiyor.. Yoksa, tüm bu -otoritenin reddi, özgürlük- gibi ütopik yaklaşımlar havada kalır.. Aç ve sefalet içinde yaşayan bir insan neslinin aynı zamanda özgür olması, şu anki durumumuza göre pek tercih edilebilir bir yaklaşım olarak görülmüyor sanırım.
Bahsi geçen önermelerden bir kaçı;
''-X üretim faktörü, Y üretim alanı yerine Z üretim alanında değerlendiriliyor; aynı anda söz konusu olabilecek tüm üretim olanaklılıklarını değerlendirebilmek için, sınırlı bir kaynağa sahibiz. Yani bir mal yerine, bir diğerini üretiyoruz.
-Her bir farklı sektörde, sermaye/emek yoğunluğu oranı farklı bir biçimde tezahür ediyor. Bir ekonomide, sınırlı sayıda sermaye/emek faktörünü, tüm sektörler arasında, olası en verimli şekilde dağıtabilmek için, olağanüstü büyüklükte bir enformasyonu derleyip, bir araya getirmek gerekiyor.
Bütün bu enformasyon yığını, milyonlarca bireyin his, beceri, istek, arzularına yayılmış, gevşek bir bütün oluşturuyor. Arz-talep ve fiyat mekanizmaları, tüm bu enformatif faktörleri, kantitatif bir değişken üzerinden (para) ifade edebiliyor.
Soru: Paranın olmadığı bir ekonomide, tüm bu enformatif değerler, olası en verimli bir biçimde nasıl değerlendirilecek?''
Anarşistlerin, bu konuya da mantıklı yanıtlar vermesi gerekiyor.
Bin gölge, bin ağaçtan, bir güneşin gölgesidir.. _/ *
_gölge'li/ *
|

16-05-2009, 14:58
|
 |
anarşit
|
|
Üyelik Tarihi: 22-12-2008
Nerden: Eskişehir
Yaş: 23
Mesajlar: 115
|
|
Konuya devam etme isteği içerisinde anarşizmin bende çağrıştırdığı anlamın kısaca "otoritesizlik" ve dünyada da şu an için onlarca otorite varken bunun yolunun devrimlerden-kaoslardan geçmesi de bir parçasıdır. Bence kandan evvel bilinçlerin bu kaosa uğraması, çayını çorbasını içip muhabbet ettikten sonra etkilenmesi daha mantıklı ve daha doğrudur.
Sevgili sangre; güzel bir konuya parmak bastığını söylemeliyim. Başka bir başlık altında daha detaylı bir şekilde tartışmanın daha faydalı olacğaına inanarak senin soruna dönmek istiyorum:
"Soru: Paranın olmadığı bir ekonomide, tüm bu enformatif değerler, olası en verimli bir biçimde nasıl değerlendirilecek?''
Baştan söyleyeyim, çok fazla bilgim yok; ekonomiden zerre anlamam. Ancak ekonominin " dünyadaki kısıtlı(?) kaynakların 'sınırsız insan ihtiyaçları(?)' üretim-paylaşım-tüketim dengesi" olduğunu (Okulda bir kez gittiğim ekonomi dersinden) bilirim. Tabi ekonomi ilminin kabul ettiği "kısıtlı kaynaklar"ın kısıtlı oldup olmadığını; olabilip olabilemeyeceğini sorguladığımızda ekonominin yanıldığını-yanılacağını; ve uydurduğu arz-talep dengelerinden "para" ve "mülkiyet" gibi icatlarına kadar bunların ne kadar yersiz ve saçma olacağını görebiliriz; görmeliyiz. Nitekim gördük, görüyoruz, yaşıyoruz. Gelecekte ya da en azından günümüzün arzulanan-tahayyül edilen dünyalarındaki yaşamın bu sorunları halletmiş olarak ilerlediğini biliyoruz. Komünizm, anarko-komünizm, sendikal ya da kolektivist komünizm, sosyalizm ve benzer ütopyalarda/gerçekleşmişlerinde; toplum halinden birey haline kadar tüketimi karşılayan ve dengeli dağıtılmış-paylaşılmış bir üretim düzeni vardır/kabul edilir.
Mevzubahis durumun ötesine düşünsel olarak geçtik; sangre'nin sergilediği gibi özel durumlarla da karşılaştık. Günümüzün açlığını ve sefilliğini de yine paylaşım sorunu ile birlikte ortadan kaldırdık -ki bunun için ekonomi saçmalığının bile ortadan kalkmasına gerek yoktur, bir kaç ayar yeter heralde  . Gelin görün ki, sınırsız kabul ettiğimiz kaynaklarda bir sınırlama oldu. Petrol bitti ya da kuraklık başladı ve 5-10 yıl ya da (daha) uzun(kuraklık içinki süresini bilmiyorum) sürdü. Bunun üstesinden gelmek için ne olabilir??
Paylaşım sorununun hallolması iradeli kullanımı getirecektir, getirmelidir. Küçük pürüzleri ortadan kaldırmak bu yolla kolay olabilir. Kaynakların kullanımında da endüstri mühendislerinin, malzeme mühendislerinin, istatisyenlerin, ve sair onca bilim adamının günümüzünkinden daha mantıklı bir işe yarayabileceği gerçeği önümüze gelecektir herhalde. Bunun başka yolları daha vardır ancak bu platformda bu yolları benden daha çok bilenlerin olduğuna inanıyorum. He yine de illa ki aşılması güç sorunlar doğacaksa benim bildiğim şudur: "İnsanlar ihtiyaçlarına göre çevrelerinde-dünyalarında değişim ve gelişim göstermiştir; gelecekte/hayal ettiğimiz dünyada da ne olursa olsun gösterecektir."
Umarım doğru biliyorumdur. Esen kalın 
|

16-05-2009, 22:33
|
 |
☭
|
|
Üyelik Tarihi: 06-04-2009
Mesajlar: 168
|
|
|
sevgili sangre ve delibasozi; cok acik ve somut soruyorum ve cok merak ediyorum.. hedeflenen yasam nasil olur? yani bir duzen diyebilirmiyiz ve bu duzen icerisinde nasil bir hiyerarsik anlayis olacak? ekonomi = NE!?
|

17-05-2009, 00:50
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 08-05-2009
Nerden: 3.Boyutta
Mesajlar: 120
|
|
sangre ve delibasozi'ye cevap
"Soru: Paranın olmadığı bir ekonomide, tüm bu enformatif değerler, olası en verimli bir biçimde nasıl değerlendirilecek?''
Ekonomi 2000 yıldan fazla süredir dünya üzerinde kullanılan sistemlerin gelişmesi ile kendini geliştirmiş bir bilimdir.Bu anlamda 2000 yıllık bir tecrübenin sonucudur.Bu nedenle hangi sistemi kullanırsanız kullanın ekonomide bazı prensipler kesindir.
Öncelikle Arz-Talep dengesi ekonominin olmazsa olmaz prensiplerinden biridir.
Talep : Tüketicinin almak istediği miktar.
Arz: Üreticinin satmak istediği miktardır.
Bu anlamda vejetaryen bir toplumda domuz pastırması talebi olmayacağından; Domuz Pastırması arzı da oluşmayacaktır.
“Az bulunan ve talebi olan ürün değerlidir”
“talep olmayan ürün değersizdir”
Kaynaklar sınırlıdır. Örnek veriyorum Dünyanın içilebilir su rezervi ; petrol rezervi ; sınırlıdır.Yada ekim yapılmaya müsait topraklar sınırlıdır. “yıllık üretim” Bu anlamda toprak mahsulleri de sınırlıdır. Dünyanın metal rezervi sınırlıdır.Kullanım alanı bulunan ve talep edilen metal az bulunuyorsa değer kazanır. “Altın”
Eğer bir ürün ; oluşan talebi karşılayacak kadar üretilemiyorsa, ürünün değeri artar.
Örnek: Altın ; Elmas ; Havyar ; Pekin Ördeği,1960 yılına ait şaraplar vs.......
Eğer petrol yada su rezervleri çok azalırsa o zaman bu ürünlerin değerleri de artacaktır.
“Ancak su zorunlu bir ihtiyaçtır.Böyle bir kaynağın tükenmesi ölüm demektir.
Azalması da savaş…..”
……Arz ve Talep oluşumlarının ne demek olduğunu ; Sınırlı Kaynaklardan ne kastedildiğini ve bir ürünün değerinin nasıl oluştuğunu anladığınızı var sayarak dünyanın başlangıcına gidiyorum…….
“Her şey önce Gaz Bulutuydu” ….
Başlangıçta takas ekonomisi vardı. Sen avladığın tavşanla benim ürettiğim buğdayı takas ediyordun.Bir tavşanın buğday üzerinden değerini ise “Alıcın almaya niyetli; satıcının da satmaya niyetli olduğu miktar belirliyordu”…bu anlamda arz ve talep yine vardı……….
Üretim çeşitlendikçe ve bir birinden farklı üretimlere sahip medeniyetler arasınsa takas ekonomisi ticaret için yeterli olmuyordu.Örneğim benim ülkem buğday üretiyordu.Ama kumaş üreten ülkenin buğdaya ihtiyacı olmadığı için ben kumaş alamıyordum……….Kolay işlenen gümüş,altın ve bakır ziynet eşyası yapımında değerliydi.Ve çokta bulunmuyordu.İlk olarak altın ,gümüş ve bakır (sikke ve külçe ) takas ekonomisin yerini aldı…Bu madenlerin ticaret amaçlı taşınması sırasında soyulması gibi durumlar üzerine daha sonra bazı kurumlarca(Krallıklarca) karşılığı garanti olan mühürlü kağıtlar(Örn; 10 külçe altın) madenlerin yerine geçti.Daha sonra bu kağıtlar banknot dediğimiz değerli kağıtlara dönüştü.
Paranın icat olması yada olmaması bir ürünün değeri üzerinde etkili değildir.
Bu yıl domates üretimi az olursa Domatesin fiyatı artar.Domates fiyatı pahalı diye daha önce biber üreten çiftçi domates üretmeye karar verir bunun üzerine Domates üretimi arttığı için domates fiyatı düşer biber üretimi azaldığı için biber fiyatı artar.Bunun nedeni ekim için kullanılan toprağın sınırlı olmasıdır.
…..Şimdide farklı bir açıdan bakalım Örneğin ; Beyaz Rusya Kışları soğuk kar yağışlı ; birde son baharları var… çok azda ilk bahar….Yeşil sebze meyve üretimi için hava koşullarının uygun olmadığı bir ülkedir.Tarım üretimi oldukça sınırlıdır.Domates ve Limon taneyle satılır….Şimdi orada domates almaya istekli insanlar var , ben domates üretiyorum ülkemde kilosunu 1 birim olarak satıyorum adam gelip ben 5 birim vereceğim diyor.Bir üretici olarak ne yaparsınız 5 birime satarsınız ; bu iç piyasadaki domatesi de azaltır bir süre sonra iç piyasadaki domates 2 birime çıkar…….Yani dünyaya global olarak baktığımızda tüm insanların ihtiyacını giderecek kadar domates üretilmez bu yüzden Beyaz Rusya da domatesin tanesine 2 birim öderler ; veya Somali de insanlar açlıktan ölür…Örneğin su rezervlerimiz bitti 2 sene yağmur yağmadı toprak mahsulü üretimimiz düşecektir ve bu ülkedeki bütün insanlara yetecek kadar olmayacaktır.
“Mesala dünyada ki metal rezervi dünyada ki herkese bir araba üretmek için yetersizdir”
.Tekrarlayacak olursam bir ekonomide paranın olmaması dünyada açlıktan ölen insanları engellemeyecektir……….. “Talep edilen her ürünün bir değeri vardır para olsun yada olmasın”
Bu konuda yapılması gereken şey: “Paranın olmayacağı ekonomik sistemin kuralları ne olmalıdır” sorusunu yöneltmek olmalıdır.
Ekonominin genel prensiplerini ihlal etmeyecek uygulanabilirliği olan paranın olmadığı bir sistem kurgulandığında ne gibi problemlerin ortaya çıkacağı ve problemlerin nasıl giderilebileceğine dair kugular….
İlk olarak sınırlı kaynakların miktarları araştırılmalıdır.Ne kadar üretilebile bilineceği saptanmalıdır.Bir insanın zorunlu ihtiyaçları belirlenmelidir.Ve sistemde yaşayan insanlara sunacaklarınız belirlenmelidir.Lakin bir üretiminiz herkese bir tane düşecek kadar olmuyorsa sistemde eşitsizliği yaratmış oluyorsunuz….Ve en önemlisi sistemdeki insan sayısını sınırlamanız gerekir.Çünkü insan sayısı doyurabileceğinizden fazlaysa Hırsızlık;adam öldürme ,yemek karşılığı fuhuş;yemek karşılığı çocuk ticareti gibi sistemi bozacak olaylar cereyan edecek,sistemden hoşnutsuzluklar artacak ve sistem yıkılacaktır….. Bu nedenle sistem üretim kapasitesini belirlemeli ve nüfusu dengede tutmak için politikalar üretmelidir.
.Onsan sonra sistemde insanlar nasıl yiyecekler nasıl giyinecekler nasıl evlerde yaşayacaklar bir standart olacak mı yoksa istedikleri gibi mi olacak ; hangi insanlar hangi üretim birimlerinde çalışacak zorunlumu isteğe bağlı mı ; burada özgürlükleri ne kadar genişletirseniz sistemde yaşayacak insan sayısını da o kadar azaltmanız gerekmektedir..…………….bu şartlar altında üretimin tüketimden daha fazla olduğu her insanın sadece sisteme hizmet etme karşılığında sistemin müsaade ettiği tüm ihtiyaçlarının giderilmesi mümkün olacaktır….
.Peki varsayalım bir kişi nüfus politikanıza uymadı ve sistem ceza vermedi…bunun üzerine diğerleri de uymadı.Nüfus artışı bir süre sonra kontrolden çıktı ve üretim yetersiz hale geldi….Sistemin refah seviyesi düştü…Yaptırım uygulamazsanız sistem bir süre sonra çöker bu nedenle sistemde caydırıcı cezalar da olmak zorundadır.Ve bu caydırıcı ceza bu günün dünyasında ki özgürlüklerden biri olan çocuk yapmayı kurallara bağlamak zorundadır.
…….. “Diğer Kurumsal Yapıyı da oluşturduğumuzu varsayarsak” Sisteminize caydırıcı cezaları da eklediğinizde sistem ve nüfus üretim dengesini koruduğunuzda (Hatta olası bir dengesizliğe karşı stoklu çalışıldığında) sistem refah düzeyi ortalamanın üzerinde olan bir yaşam vaat edecektir…………
Biliyorsunuz günümüzde terazinin bir tarafı göklerdedir;diğer tarafı da yerin dibinde.Birilerinin rahat yaşaması için birilerinin de günde 15 saat çalışması gerekir………..
Şimdilik bu kadar …….elbette konu çok detaylandırılabilir.Sadece krokisi diyelim………
|

19-05-2009, 17:15
|
 |
M€M€ÑTØ MØRÍ
|
|
Üyelik Tarihi: 01-01-2007
Nerden: Asrub
Yaş: 29
Mesajlar: 2,355
|
|
|
Anarşizmin iktisadi değerlendirmesi aç ve özgür bir toplum sonucuna götürmez. Günümüz iktisat bilimi başlıca üç ekonomi politikasından bahseder: Sosyalist(Kumanda) ekonomi, karma ekonomi ve kapitalist yani piyasa ekonomisi. Bunlar arasında en vahşi olanı kapitalist ekonomidir. Diğer iktisat politikaları ile kıyaslarsak ki sosyalist ekonomi politikası uygulayan ve bütün ambargolara rağmen dünyanın en yüksek yaşam kalitesine sahip ülkelerden birisinin Küba olduğunu hatırlatmaya gerek yok sanırım. Küba’da gelir dağılımı adil, okuma yazma oranı yüzde yüz, eğitim, sağlık, spor ve kültür hizmetleri ücretsizdir. Tabi ki cennet diyemeyiz, iktidarının insanlarına getirdiği yasaklar vesaire eleştirilebilir ancak uygulanan sert ambargolara rağmen geldiği nokta önemlidir.
Anarşistlerin idealindeki toplum yapısına bakarsak; bir kere her şeyden önce anarşizm kuralsızlık, vandallık falan değildir. Otonomi ve gönüllülüğe dayanan çok gelişmiş ve örgütlü bir toplum yapısını hedefler. Üretim araçlarının erkin elinde olması ya da mülkiyet gibi kavramlara karşıdır. Sermaye kapitalist ekonominin aracıdır. Ve paranın olmadığı ekonomide enformasyon, uzmanlık alanlarına dağıtılmıştır. Mühendis, teknisyen, tekniker gibi bireyler belli görevlerin sorumluluğunu üstlenmiş, yetki almış insanlardır. Onların otoritesi uzmanlık alanlarıdır. Günümüzde toplumu mülkiyet kavramıyla öğütülerek yetiştiği için insani duygulardan uzak, vahşi ve aç gözlüdür. Mülkiyet de tıpkı dinler gibi sömürge aygıtıdır. Birinin ödülü cennetken diğeri parayı ve lüks bir yaşam vaadi sunar. Kıtlığı inceleyen iktisat biliminin konusu olan “sınırlı kaynaklar” ve “sınırsız talep” ifadeleri günümüz toplumunu ifade eder ki tek bir insanın geliri 8 – 10 milyon insanın gelirini aşarken yeryüzü kaynaklarının yetersiz görünmesi oldukça normaldir. Yani anarşistler bu konulara verilmesi gereken mantıklı cevapları çoktan vermiştir zaten.
Sıfır’ın arz talep ve takas ekonomisi diye verdiği örnek anarşist toplum düzenini açıklamak bir yana, anarşistlerin karşı oldukları kapsamındadır. Bir kere bu mülkiyete dayalıdır ve mal para kullanılır. Ne alakası var efenim anarşizmle ya da anarşizmi açıklamakla? Tabi genel kültüre katkı yapmak için bahsediyorsanız hay hay devam edelim o halde; mal para kullanım zorluğu nedeniyle yerini bildiğimiz paraya bırakmıştır. Bir ekmek karşılığı inek verip para üstü olarak dört koyun almak da iş değil, vesaire..
Hem mülkiyetin olmadığı bir toplumda hırsızlık, ahlak değerlerinin tamamen farklı düşünüldüğü bir ortamda fuhuş, hem de ekmek karşılığı fuhuş(ki herkese eşit ekmek verilirken) ne alaka? Hem bunları iki üç cümleyle izah edecekken neden bu kadar laf kalabalığı onu da anlamadım. Anarşizm hakkındaki bilgilerinizi hangi kaynaklardan edindiniz sıfır arkadaşım?
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
|

19-05-2009, 20:48
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 08-05-2009
Nerden: 3.Boyutta
Mesajlar: 120
|
|
|
Aslında uzun ve ayrıntılı ve örnekler içeren bir yazı yazdım bu yazınında hiç bir yerine anarşizmden bahseden bir şey eklemedim.Ekonomiden bahseden bir kaç arkadaşın ekonomi konusundaki yanlış algısını düzeltmek için yazdım.
Arz ve Talep kanunu ;dünya üzerinde mal alış verişi doğduğundan beri vardır.Bunun hiç bir sistemlede (Anarşizm Dahil) Alakası yoktur.Bu Ekonominin bir insanın nefes alması kadar doğal bir olgusudur.Anarşizm;Kominizm ;yada henüz keşfedilmemiş başka bir izm , hangisi olursa olsun ekonomide bazı olguların sabit olduğundan bahsettim.Kaynakların kıtlığından ; ve bunun bir malın değerini nasıl etkileyebileceğinden bahsettim.Paranın oluşum sürecini anlattım ...bunda amacım ,insanların sistemler üzerine ekonomi teorileri üretmeden önce, bilinmesi gerekli kavramlar hakkında bilgiye sahip olmalarını sağlamaktır.Ve açıkladıklarımın anarşizmle hiç bir alakası yoktur.Sadece eşitliğe dayalı bir sistemde sistemi bozabilecek davranış modellerine örnekler verilmiş ve sistemi bozacak etkilerin oluşmaması için gerekli önlemlerinde düşünülmesini sağlamak amaçlı yazılmıştır.Bütün bunları bilmeden tartışmadan mükemmele nasıl ulaşılabilineceğini düşünüyorsunuz.Bir sistem kurmak ve yıkılışını görmek teori üretip çürütmeye benzemez ; Çünkü sistemler kurulurken ve yıkılırken kan dökülür.Bu anlamda paranın kullanılmayacağı bir sistem üzerine basit bir modelleme yaparken sistemin doğuracağı problemleride düşündüm..hepsi bu...ayrıca bir şeyide unutmamalısınız sistem insanlar içindir.Örneğin Türkiyeyi ele aldığınızda bir birinin zıttı düşünen ve birbirinin düşmanıda olan bir insanlar topluluğunun bu sistemin altında olduğunu sistem karşıtlarının sadece bir bahaneye ihtiyaç duyduklarını unutmayın.Yoksa bir sistem kurupta hadi benim gibi düşününenler buraya toplansın demekle olmuyor bu iş.....
|

19-05-2009, 21:24
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 08-05-2009
Nerden: 3.Boyutta
Mesajlar: 120
|
|
|
Ayrıca tek bir insanın 8-10 milyon dolar düşerken birilerinin cebinde parasının olmamasının Kıt kaynaklarla hiç bir ilişkisi yoktur.Para günümüzdeki sistemlerin kullandığı bir mübadele aracıdır.Ve bu lanet sistemde hiç bir kaynak üretmek sızın parayla para kazanmak mümkündür.Şu andan itibaren para geçersiz olsa 10 milyon doların karnını doyuracağınımı sanıyorsun.100 milyon ton altının olsa içmeye su bulamazsan yaşayabileceğinimi sanıyorsun.Biraz tarım ve sanayi ekonomisi okumanızı öneriyorum...sınırlı kaynak demek dünyanın nüfusu 2000 yıldan beri artarken.Dünya üzerinde bulunan madenler ;topraklar yada sular hatta balıklar bile artmıyor.Sabit kalıyor hatta verimini yitirerek azalıyor ve nüfus arttıkçada kişi başı düşen üretimde gittikçe azalıyor demek.........bunun hiç bir sistemlede düzelmeside mümkün değildir.
Dünya Nüfusu:1900 = 1.650 milyar ; 1950 = 2.520 milyar 1990 = 5270 milyar ;
2000 = 6060 milyar şu anda ise 7 milyar ...rakamlar size hiç bir şey ifade etmiyor olabilir ama bu nüfus artışındaki aşırılık sürdükçe hiç bir sistemin düzgün çalışması beklenemez.Binaları üstüste dikip yeryüzüne daha çok insan getirmek mümkündür ancak meyve ağaçlarını ; büyük baş hayvan otlaklarını; üst üste dikmediğiniz sürece açlık kaçınılmazdır.Ve sistemlerin başarısızlığı....
|

19-05-2009, 23:28
|
 |
M€M€ÑTØ MØRÍ
|
|
Üyelik Tarihi: 01-01-2007
Nerden: Asrub
Yaş: 29
Mesajlar: 2,355
|
|
|
Değil işte, kaynaklar kıt falan değil. Ve insan ihtiyaçlarından ziyade insanların istekleri sonsuz. İktisat bilimi bunu kapitalist ekonomilere göre değerlendiriyor ve kaynakların kıt, insan ihtiyaçlarının sonsuz olduğundan bahsediyor. İhtiyacı ise tatmin edildiğinde haz ve doyum, tatmin edilemediğinde ise acı ve üzüntü veren duygular olarak tanımlıyor.
Ferrariye binmek gereksinim midir?
İnsanlar ferrari kullanmadan yaşayamaz mı?
Ya da tek bir insanın mülkiyetinin 8-10 milyonun mülkiyetine denk olduğu bir sistemde hangi kaynakların kıtlığından bahsediyoruz? En basitinden silahlanmaya milyar dolarlar harcanırken?
Kaynaklar adilane bir şekilde dağıtılmadığı sürece tabi ki yetersiz gelecektir. Bunun üzerine iktisada giriş dersinde anlatılan konuları burada tekrarlamanın bir anlamı olacağını sanmıyorum.
Ve şunu anlatamıyorum galiba; mülkiyetin olmadığı bir sistemde altın ya da herhangi yatırım aracı değer taşımaz.
Dünya üzerindeki kaynaklar tükenmez, kendisini yeniler. Sürekli yeniler. Petrol, kömür, ormanlar, canlılar vs. hepsinin bir oluşum süreci vardır. Ancak günümüz vahşi ekonomi sistemleri ve ülke politikalarındaki bencillikler, duyarsızlıklar sonucu tüketim hızı meydana geliş döngüsünü kat kat aşmıştır. Toprakların, balıkların, petrolün oluşumu asırları bulan süreçler sonucu tamamlanır. Bunları bir çırpıda kullanıp, nükleer santraller, zehirli atıklar ile toprağı, suyu, doğayı yok edip, canlıların yaşam alanlarını gasp edip bundan kaynaklar yetersiz, nüfusuz fazla kıtlık oldu sonucunu çıkartan birine daha ne anlatabilirim bilmiyorum.
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
|

20-05-2009, 00:40
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 08-05-2009
Nerden: 3.Boyutta
Mesajlar: 120
|
|
|
Aklın hala mülkiyette 8-10 milyon dolarda ve Ferrari'de dalgamı geçiyorsun sen.Hindistan'da insanlar susuzluktan ölüyor.Somali'de açlıktan ölüyor.Toprakları ver ama verimsiz.Petrolleri var ama onlara bir faydası yok.Bunların bir çoğu elbette sistemin sonucudur.Ama insanın zaruri ihtiyacı sağlık;yemek;su ve barınaktır.
Hindistan'ının bazı bölgelerinde insanlar susuzluktan ölüyor açlıktan değil.Satın alabileceğin bir su kaynağına sahip değiller.Ayrıca dünyada ekilebilir araziler sınırlıdır.Dana fazla ekilebilir arazida ormanları yok edederek sağlanabilir.Bu da dünyayı daha da yaşınılmaz hale getirir.Ayrıca ekim yapmak içinde su gereklidir.Ülkeler neden bir birinden sebze meyve alıyor zannediyorsun bazı ülkelerin mahsulü o ülkenin insanlarına yetecek kadar değildir.Sanki 10 milyon doları olan adam bir sofraya oturduğu zaman senden benden yada bir diğerinden 10 milyon daha fazlamı su yada gıda tüketiyor.Onun parası değerli bir kağıttan ibaret.Sen fasulye yiyorsun o havyar yiyor.Benim kasteddiğim şey dünyada herkeze yetecek kadar da fasulye olmadığı.....Dünya nüfusunun bu olaylar üzerinde bir etkisinin olmadığını düşünmene anlam vermek imkansız.Dünyadaki 1 milyar insan oldu yedi milyar bir gün 14 milyar olacak 100 milyar olavak bunun sonsuza kadar böyle gidebileceğine hangi mantıkla karar veriyorsun açıklayabilirmisin.Su üzerinde duran 10 metre karelik bir sala kaç insan sığabilir.Sonsuzmu.Dünyanın bir yüz ölçümü vardır Bu bir sınırdır.Ve toprak mahsulleri ;yeşil sebze meyveler market rafları sulanınca çıkmıyor.Bu konuda kesinlille bilgilenmeni öneriyorum.Ekonomi bilgin çok zayıf ve mantıktan uzak.........
Ayrıca petrol zengini ülkelerin ekilebilir arazileri yok denecek kadar azdır.Bir çok bölge çölleşmiştir.İnsanlar petrol yiyemezler fazla üretenlerden satın alırlar.Ayrıca meyveler sebzeler üretiliyorda çöpemi atılıyor.Hepsi sürekli tüketiliyor.Ve Dünyanın yarısı açlık sınırının altında yaşıyor.
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:04 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|