|
|
| Anarşizm Biz ki caniyiz! Herkes için ekmek, iş ve her türlü bağımsızlık ve adaleti istiyoruz. |
Anarşizm denilince ne anlıyorsun?Anarşizm içerisinde Anarşizm denilince ne anlıyorsun? konusu: Anarşizm kavramı, aslına bakılırsa kavramın gösterdiği sembolün çağrıştırdığı bazı talihsizliklere de uğramıştır diyebiliriz. SÜrekli ''kaos, düzensizlik, kargaşa vb'' kavramlarla yakın düşünüldüğü için olsa gerek felsefi-düşünsel algılarda bazı-onu savunanlar yada karşı ...

02-02-2009, 02:55
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 29
Mesajlar: 1,667
|
|
|
Anarşizm kavramı, aslına bakılırsa kavramın gösterdiği sembolün çağrıştırdığı bazı talihsizliklere de uğramıştır diyebiliriz. SÜrekli ''kaos, düzensizlik, kargaşa vb'' kavramlarla yakın düşünüldüğü için olsa gerek felsefi-düşünsel algılarda bazı-onu savunanlar yada karşı çıkanlar için- ön yargılardan bir türlü kurtulamamıştır.
1. Bir kavramın iyi anlaşılması için, o kavramın ortaya çıktığı bağlamın iyi anlaşılması gerekir. Bu da, bizi küresel çapta büyük acıların-savaşların yaşandığı 1900'lere, hatta 1800'lere kadar götürür. Bu dönemden önce ''ulus-devlet'' ve kapitalizm-modernizm kavramları henüz dünyayı egemenliğine almadıklrı için sistemli bir anarşizm'den bahsetmek doğru olmaz kanaatindeyim.
2. Anarşizm kapitalizmin ''ulus-devlet'' modeli altında tüm kurum ve yapılarıyla tesis edildiği; toplumun ulus-devlet'in getirdiği sistematik kurallar-sınırlar ve kontrol mekanizmalarıyla mekanikleştirildiği bir bağlama karşı oluşmuş en insancıl tepkilerden biridir.
3. Egemen olan ''kontrol altında tutan-denetleyen''dir. Egemenlik ilişkilerinin sürdürülebilinir kılınması için birey ''okullar, iş yerleri, ordu'' gibi eğitim ve şekillendirme araçlarıyla ayrıştırılır. Egemen-modernist ulus devletlerin toplumsallaşma ve dayanışma kültürüne karşı ''bireyleşme''yi savunması tesadüf değildir.(Bakınız F tipi ceza evi uygulamaları, sendikal-dayanışma mekanizmalarının engellenmesi vb)
4. Anarşizmin kuralsızlığı,kaos anlayışının temelinde ''mevcut egemenlik'' ilişkilerinin çimentosu durumundaki eğitim araçları, dinsel-ahlaki normlar, milli-ulus devlet mekanizması gibi bireyi ve insanı kendine yabancılaştıran, dayanışmayı ve vicdanı ortadan kaldıran kurumlara karşı bir muhalefet geleneği vardır.
5. Bana göre anarşizm militarist, ulus-devletçi, dayatmacı bir ahlak yerine insanın yaşam hakkının kutsallığına inanmak ve her türden şiddete karşı olmaktır. Bu anlamda şiddet kavramının da tanıma ihtiyacı vardır elbette.
6. Anarşizmin toplumsal mücadele pratikleri arasında ''şiddet karşıtlığı, kadın ve eşcinsel hakları, işkence,kötü muamele gbi sebeplerle insan hakları'' öncelikleri arasındadır.
7. Anarşist hareket ''savaş ve şiddet karşıtlığı'' temelinde ''vicdani ret, total ret gibi önemli ve ses getiren eylemlere imza atmıştır. Bugün muhalefet yaptığını düşünen insanlar, orduların ve militarizmin ne menem bir şey olduklarını anarşist eylemcilerin yarattığı duyarlılık ve onların güçlü iradeleri sayesinde anlayabiliyoruz.
Bugün dünyanın en zor eylemlerinden biri-özellikle türkiye-israil vb ülkelerde- vicdani ret eylemidir.
Türkiye Mehmet Tarhan, Mehmet Bal gibi cesur ve duyarlı yürekler sayesinde bugün ''askerlik-ordu- militarizm'' gibi kavramları tartışır, gündeme alır oldu. Üstelik kimseyi incitmediler, kimseye saldırmadırlar. Tek yaptıkları itaat etmemek, askere gitmemek oldu.
Anarşizm bir ideoloji değildir, daha çok bir duyarlılık halidir. İnsanlığa karşı, dünyaya karşı duyulan hassasiyet ve vicdandır. Yaşam hakkını savunmaktır. Dayanışmayı, örgütlenmeyi toplumsallaştırmaktır. Anarşizm ağlayan bir erkek silüetidir. Bedene sığdırılmış kefenlerin yırtılmasıdır. Kızlığın,kadınlığın,erkekliğin bir tahakküm halinden kurtarılmasıdır. Ordularla,coplarla,meta-fetişizmiyle çiğnenen insanlık onuruna hak ettiği saygıyı göstermektir
|

02-02-2009, 17:24
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 27-01-2009
Yaş: 28
Mesajlar: 12
|
|
|
yorumun için teşekkürler sanırım biraz önyargılı davranmışım ama forumun geneli anarşizmin ne olduğu konusunda çok bi fikirleri yok sanırım... forumu dolaşınca bazı güzel yazıların olduğunu farkettim... va sanırım anarşizm deyince hep yanlış şeyler geliyormuş aklıma...ama bence forum yöneticileri bu konulara müdahale etmeliler...tabiki bu müdahale yazılanları engelleyecek tarzda değil... kendi görüşlerini ve anarşizm yönünden bakış açısını her başlıkta görmek güzel olurdu diye düşünüyorum....
|

18-02-2009, 22:46
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 18-02-2009
Yaş: 23
Mesajlar: 47
|
|
|
Bu forumdaki ilk mesajım.Merhabalar herkese.
Öncelikle faşist,milliyetçi veya sosyal demokrat falan değilim.Anarşistde değilim.Sadece anarşist-komunizm'e sempati duyuyorum.Anarşiyi tek başına irdelediğimde ise çıkmazlara giriyorum.Benim çıkmazlara girdiğim noktalar devlet kısmı ile.Aslında komunizme daha yatkın bir yapım var.Fakat komunizm olmadan anarşizm, anarşizm olmadan komunizm olmaz.
Fakat bana göre şu bir gerçektirki toplumlar bir arada yaşayabilmek için sorumluluk almak zorunda.Hani derlerya "mülkiyet hırsızlıktır".Çok yanlış bir söz aslında."Alın teri ile kazanılmış mülkiyete hırsızlıktır" demek bence daha büyük bir sorundur.Marx manifestoda şöyle demiştir; "Mülkiyet derken zavallı proletaryanın mülkiyetinden bahsetmiyoruz." Yani mülkiyetin başka insanların haklarını gasp etmediği sürece, başka insanların yaşantılarını kısıtlamadığı sürece ve ihtiyaçlarını toplumun refah düzeyinde karşıladığı sürece sorun yok bence.Devlet,otorite terimleri ise şimdiki devletler tarafından geçerli bir olay.Fakat insanlar eğerki devlet dediğimiz kavramı bu kadar yüceltmese idi, bu sorunlar olmazdı diye düşünüyorum.Çünki insanlar olayları kontrol etmek gibi bir sorumluluktan kaçmışki bunu insanları seçerek onlara devrediyor.Bu yüzdendirki "polis" denilen kavram aslında halkın sorumluluk almamasının,yanlışada bir kaçış kapısı bırakmanın işareti sanırım.
Bu nedenledirki bir devlet olması taraftarıyım.Bir yasa kitabı olması taraftarıyım.Ama bunu köşklerde,bilmem parlamentolarda olması taraftarı kesinlikle değilim.Çünki insan içgüdüyleride haraket eder.İçgüdüler insanları bazen incitebilir.Ve yine bu nedenledirki kişisel özgürlük değil toplumsal özgürlük gerekir.Herneyse dediğim gibi bir devlet olması taraftarıyım ama bu devletin kameralar karşısında değil, sokaklarda halkdan insanlar tarafından olması taraftarıyım.Yani çok farklı bir olgu.Afrika'da ilkel kabileler ile Güney Amerika'daki ilkel kabilelerin kendi köyleri için karar aldıkları ama ortak oluşturdukları bir bütünlüğe ve kurallarada sadık kaldığı bir sistem gibi.
Anarşizm 19.yy için bir fırsattı.20.yy için bir savaştı.21.yy için ise bazı noktalarda örnek alınacak bir sistem oluşturma aracı.Neden çünki kapitalizm illeti insanlığın temeline geçmeyecek yara izleri bıraktı.
|

19-02-2009, 18:25
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 29
Mesajlar: 1,667
|
|
|
Sevgili Distillers,
Anarşizmin nasıl bir savaş kaynağı olduğunu anlamadım? Anarşistler devlet aygıtının hiç bir dönemde direksiyonunda olmadılar, dahası böyle bir şeyi talep de etmediler. Bu bağlamda anarşizmden ne anladığını merak ediyorum?
Anarşizm, öncelikle şiddet karşıtlığıdır. Çünkü, savaş ve militarizm mevcut kapitalist hegemonyanın temel gıdasıdır. Bundan dolayı anarşistler, mülkiyet savaşlarında taraf olmıyacaklarını baştan beri söylemekteler. Fakat, burada ''şiddet'' olgusunu iyi ayırt etmek gerekir. Bir insanın kendini savunma adına nefs-i müdafaada bulunması şikayet ettiğimiz manada bir şiddet midir mesela? Yada şiddet, yalnızca fiziksel müdahale anlamında mıdır? Söz gelimi belirli aralıklarla tokat yediğin zaman hissettiğin korku hissini, tokat yemeden, yalnızca el kalktığında da hissedersin. O halde bu şartlandırılmış korku-baskı da bir şiddettir! Tıpkı psikolojide Pavlov'un meşhur deneyindeki fareler gibi. Devlet aygıtının ve egemenlerin bu korku duygusunu çeşitli araçlarla toplumsallaştırdığı malum bir gerçektir. Anarşistlerin bu baskıya karşı koyması da bir şiddetmidir mesela?
|

19-02-2009, 23:28
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 18-02-2009
Yaş: 23
Mesajlar: 47
|
|
|
Şöyle açıklayayım sevgili albatrosS;
Savaş kavramı herkese göre çeşitlilik gösterebilir.Kimileri saldırır, kimileri kendini savunur, kimileri sessiz destek verir, savaşlar reklamlarla, kendi tarafına çekme çalışmalarıyla veya silahlarla herneyse yapılabilir.Bugün münazara diye bize okulda öğretikleri kavram bile bize dayatılan bunu savunucaksın sende buna saldıracaksın olayıdır.Anarşizmde şiddet karşıtlığıdır.Fakat bir insanın anarşist düşünceyi benimsemesi için kırk fırın ekmek yemesi gerektiğini düşünüyorum.Misal emma goldman ve bunun gibi ideoloji savunucuları.Ama anarşizm insanların gözünde öyle bir savaş aracına dönüşmüşki, "isyan, huzursuzluk" gibi kavramlarıda benimsemiş, benimsetilmiş.Buna bir örnek vereyim.İngiliz punk akımı.Sex pistols,clash vs. Bu akımın peşinden giden insanlar şiddeti savunmuşlardır aslında.Aykırı tavırları, isyankarlıkları gerçekten baskı gördüğünden değil veya özgürlüklerinin kısıtlandığından.Onlar bunsuzda yaşayabilirdi çünki onlar zaten kendini toplumdan soyutlamaya çalışan insanlardı.Ama yaptıkları özgürlükleri "özgürüm" diyerek baltalamaktan başka bir şey değildi.Eminimki bugün geçmişe baktıklarındada nelerle uğraştıklarını anlayabilir o akımı yaşamış insanlar.Çünki bu iş polise molotof atılarak olmuyor.Polise molotof atılması polise "haydi bana şiddet uygula" davetiyesidir.Polisde şiddet uygulamaktan çekinmeyeceği için ortada bir huzursuzluk var olacaktır.Ama şiddet polis tarafından yaratılmamıştır.Devlet tarafındanda yaratılmamıştır.Şiddet insanın iç güdüsünde var olan bir şeydir.Yok edilemezmidir ? Edilemezdir ama şiddete karşıt duyguları baskın hale getirerek şiddeti pasifleştirip bir savunma aracı haline getirmek mümkündür aslında.( Bir kitleye yapılan haksız saldırılar, polisin güç kullanması vs. gibi şeyleri saymıyorum.Polisin güç kullandığını ve halkın huzurunu sağlamak yerine zaten halkın huzurunu bozduğunuda düşünüyorum.Olmasaymış daha iyiymiş dediğim bir kurum.Ama zaten yukarıda yazdıklarımı tüm insanlık uygulasa polisi kim ararki ? )
Bugün toplumdada anarşizm denilince bir çok yanlış anlaşılma ortaya çıkar.Bu normaldir çünki bu iş için kafa patlatmış insanlar dışında çoğunluk diyeceğim çoğunluk anarşizmi "heyecan,extreme,isyan,çatışma" diye görmektedir.Bu iyimidir ? Tabikide değildir.Bunları çocuklarımız izlediği zaman onlara şiddeti öğretmenin neresi iyidir sorarım size ? Televizyonlarda yayınlanan o mafyavari sahte kahramanların dizileri ile Fransız veya Yunan gençlerinin karayip korsanları müziği eşlindeki haber bültenlerindeki görüntülerinin bir çocuğun gözünde ne anlama geldiğini düşünmek gerekir.
Zaten bu sahte olgular ergenliklede birleştimi al sana kaybolan hayatlar silsilesi.
Eğer bugün insanlar polis dayağıyla ölüyorsa,devlet tarafından soyuluyorsa veya özgürlükleri kısıtlanıyorsa bunun tek sebebi kendinden önceki nesillerinin veya kendisinin "nefes al,yemek ye" gibi bir yaşam formülüne sahip olmasıdır.Bir kitap açıp okumamasıdır.Ve ne yazıkki ben anarşizm,sosyalizm,komunizm,özgürlük adına ufacık çocukları çatışmaya yöneltmenin, isyankar vari tavırlara sokmanın doğruluğuna inanmıyorum ama görüyorum.Keşke 60'ları yaşamış 70'leri yaşamış insanlarla bu jenerasyon daha yakınlaşsa.Ama kapitalizm gibi bir asit çukurunun içinde birbirimizi tanıyamıyoruzki.
Bu özgürlük ideolojileri 30-40 yıl öncesinde, 100 yıl öncesinde, 200 yıl öncesinde devrimlerini temel nedenler üzerine kurarak yapmıştır.Hiçbir devrim kahramanının "haydi çatışma ortamı yaratalım" diyerekten savaştığını sanmıyorum.Hepsi baskılara karşı özgürlükleri ve insanlığı savunmuşlardır.Ama günümüze bakınca sosyalizm, komunizm,anarşizm vs. gibi ideolojilerin temel sebeplerinin savunacağımız insanların kafasından çoktan silindiğini düşünüyorum.Çünki polise taş atmak yerine insanlara televizyonlarını kapatmalarını, kitaplara yönelmelerini, hayatın sosyal yönüyle tanışmalarını ve dünyadaki tüm insanların durumlarını tartarak kimin ne olduğunu bilmelerini sağlamak gerekir.Aktif olmak budur.Çözüm yolu budur bana göre.
Bu her çeşit yönetim içinde geçerlidir.Size sorarım.SSCB yıkıldığından beri yaklaşık 15 sene geçmiş.Az bir zaman aslında.Bu zaman içinde Rusya'nın ABD ile farkı nedir ? Bugün ABD-Irak mevzusu neyze Rusya-Gürcistan mevzusuda odur.Bugün rus halkının yozlaşması nedendir ? Bugün giderek artan rusyadaki faşizm dalgası nedendir ? Misal 14/88'i Rusya'da çoğu kişi neden sevmektedir.
Sebebi belli.Sosyalizm adı altında insanlara yine baskı kurulması.Yani aslında sistemler bu işin sadece isimlendirmesidir.Önemli olan insanların içindeki var olan ve kaybolmayacak sevgi ve nefret duygularına terazide oynamaktır.
Diye düşünüyorum.
Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklâlden mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık sayılamaz.
M.K. Atatürk -
Konu Distillers tarafından (19-02-2009 Saat 23:37 ) değiştirilmiştir..
|

20-02-2009, 02:19
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 29
Mesajlar: 1,667
|
|
|
Anarşizm medya, ordu, eğitim, okullar ve populer kültür alanlarında topluma dayatılan militarist yaşam tarzının reddi üzerine inşa eder kendini. Bu akımın günümüzdeki en somut temsilcileri savaş karşıtı anti militaristlerdir.
Bahsettiğin İngiliz grupları anarşizmden etkilenmiş olsalar dahi Anarşizmi ilke olarak temsil edemezler. Bu durumda ülkemizde Mehmet Bal ve Mehmet Tarhan gibi askerlik yapmayı reddeden ve kendilerine dayatılan çürük raporlarını istemeyen değerli insanlara haksızlık yapıyorsun!
Unutma ki, demokratik hak ve talep mücadelesi veren her grup polis ve diğer kollulk güçlerinin sistematik şiddetine maruz kalır.
Bizler anarşizmi tartışıyoruz, senin dediğin gibi ''heyecan, extrem'' algılarını değil!
Şöyle bir örnek verelim:
Düşün ki ülkemizde yoksulların canına okuyan onlarca yasa ve uygulama muhtelif zamanlarda meclisten geçiyor. Bu durumda emekçiler ve buna karşı olanlar ne yapmalı? Meydanlara çıkmak isteseler çeşitli vesilelerle ya gösteri yerleri yada gösterileri engelleniyor. Mesela Bir mayısı hala taksimde kutlayamıyoruz? Peki buna kuzu kuzu boyun mu eğeceğiz?
Devlet şiddetiyle barışçıl gösterileri bir tutamazsın. Bu saçma düzende insanlar her gün biraz daha yoksullaşırken devletin güvenlik güçleri halkı değil, egemenlerin yüce çıkarlarını korumak için vardır! Meydanlara çıkan, bağıran , çağıran bir anarşistin talep ettiği Türkiye'nin dünyanın çeşitli yerlerinde ve kendi ülkesinde savaşmamasıdır! Hatta, vicdani ret ile askere de gitmez!
Verdiğin örnekler anarşistleri temsil etmiyor...
Ve şiddetin insan doğasında olduğu noktasında ciddi derecede yanılıyorsun! Şiddet öğrenilmiş-kazanılmış bir davranıştır! İnsan anasının karnından katil doğmaz. Zaten anarşistlerin temelde karşı oldukları şeylerden biri de budur. Anarşist öğretiye göre insan doğası kendi başına bırakıldığında gayet barışçıl ve uysaldır. Unutma ki, doğadaki hiçbir canlı zevk olsun diye başka bir canlıyı öldürmez! Ya nefs-i müdafaa yada yemek için bunu yapar. Yine doğadaki hiçbir canlı ihtiyacı olandan fazlasını yemez! İnsan doğasını tahrif edense ''kutsal'' mülkiyet düzenidir.
Anarşizm hakkında çok şey öğrenmen gerekiyor sevgili Distillers...
|

20-02-2009, 16:02
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 18-02-2009
Yaş: 23
Mesajlar: 47
|
|
|
Hayır son dediklerina katılmıyorum sevgili albatrosS.
Şiddet insan doğasında var olan bir şeydir.Sadece insan doğasında değil tüm canlıların doğasında var olan bir şeydir.İçgüdülerimiz vardır.İçgüdülerimizden bir taneside yaşamaya çalışma içgüdüsüdür.Ve yaşamaya çalışmak, ölmek istememek içgüdüleri insan veya hayvan ne olursa olsun bir mücadeleye girmek demektir.Mücadelelerde taraflar vardır ve güçlü olan güçsüzü ezer.Yaşama içgüdüsünü söyleyen en büyük bilim insanlarından biride darwindir.
Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklâlden mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık sayılamaz.
M.K. Atatürk -
|

20-02-2009, 18:18
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 29
Mesajlar: 1,667
|
|
|
Bahsettiğin Sosyal Darvinizm'in tahrif edilmiş, çarpıtılmış bir şeklidir. Bu görüşlerin temelleri 1840'lı yıllara gider. Bu dönemde özellikle Almanya, Avusturya ve İngilterede halk bilimi, antropoloji ve psikoloji bilimindeki yeni gelişmeler ışığında ''toplum mühendisliği'' denilen yeni bir alan yaratılmıştır.
Yaşama içgücüdüsüyle ''şiddet'' dediğimiz olguyu aynı yere koyamazsın. Bahsi geçen olgu devletlerin ve örgütlerin sistematik şiddet eylemleridir. Gerek fiziki gerekse baskı ve sindirme yollarıyla uygulanan şiddet.
Doğadaki canlılar ihtiyacı kadarını alır ve normal yaşamına döner.
Dediğin gibi olsaydı Nagazaki ve Hiroşima'ya atom bombası atan pilotların bunu içgüdüleri sebebiyle yaptıklarını düşünmemiz gerekirdi! 12 Eylülde 180 bin kişi üç-beş tane psikopat generalin içgüdülerindeki şiddet eğilimleri sebebiyle mi işkenceden geçmiştir?
Öyleyse bizim o insanları yaşanan karmaşa ve dramlardan sorumlu tutmamız anlamlı değildir...
Yine, karısını 20 küsur yerinden bıçaklayan, yüzüne kezzap atan yada beynine kurşun sıkan bir adamı kanun önünde cezalandırmanın anlamı yoktur; çünkü, bu eylem onun doğasında vardır yada en azından bu adamlara ciddi cezai indirimler sağlanmalıdır?
Şiddet kavramından ne anladığın önemli. Çünkü bu konu, militarist politikaların ve kapitalizmin meşrulaştırma aracı olarak sıklıkla suistimal edilen, çarpıtılan bir konudur...
|

23-02-2009, 05:40
|
 |
şeytanın pezevengi
|
|
Üyelik Tarihi: 20-02-2009
Nerden: izmir
Mesajlar: 54
|
|
|
anarşizm son zamanlarda kumaşının çoğu kişinin bilmediği gençler ve ergenler arasında iyi satan bir markadır...
|

23-02-2009, 05:49
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 29
Mesajlar: 1,667
|
|
Ne olmadığını değil de ne olduğunu yazsaydın daha makbule geçerdi, üstüme alınmadım; sadece bu konudaki fikrini merak ettim 
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:00 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|