|
O dönemde zaten açlık sınırındaki köylüleri –açlıkla- terbiye etmek için Endülis’de toprak sahipleri hükümetin de desteği ile ekilebilir verimli alanları kullandırtmıyordu.
Yine de belirtmeliyim ki yukarıda teoriden değil realiteden bahsediliyor. Anarşizmin kendisini hayata geçirme imkanı bulduğu bir ortam yaratmıştı İspanya iç savaşı. Bolşevik devrimiyle uzaktan yakından alakası yoktur. Meydana gelen sınıfsız, efendisiz toplum pratikleri Stalin tarafından hiç de hoş karşılanmamıştır. Angel Pestana’nın Moskova ziyaretinde yaşadığı hayal kırıklığı ve Rusya’da uygulanan totaliter sosyalizme eleştirileri zaten yazının ilk bölümünde anlatılıyor: “Rusya’daki başarısızlığın nedeni devrim değil, devlettir. Devrimin arkasından onu sakat bırakıp, öldüren devlettir.”
Gazeteciliği, yazarlığı bırakıp savaşa POUM saflarında katılan George Orwell’da bu savaştaki anılarını “Homage to Catalonia” isimli kitabında detaylarıyla anlatır. Ve romanlarında da devrime ihanet eden Stalin iktidarını sıkça eleştirir (1984 ve Hayvan Çifliği).
George Orwell’in bu savaşta gırtlağından vurulduğunu ve ölümden şans eseri kurtulduğunu da vurgulamak gerekir çünkü sırf bu eleştirilerinden ötürü hakkında bir sürü boş iddia ortaya atılır.
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
|