Teşekkür ederim Albatros yanıtın için. Ancak Türk dili ve edebiyatı konusunu kendine uğraş edinmiş bir kişi kadar bakmayı ben şahsen kendimden bekle(ye)miyorum. O nedenle tüysiklet-ağırsiklet müsabakası olacaktır, hiç giriş(e)mem (sitenin rahatsızı olmak çok daha yeğ mesela

). Zat-ı âlilerinin çıkış noktalarını parlak, işleyiş tarz ve dilini ise ağır ve boğucu buluyorum. Ben bunun teknik değerlendirmesini yapamayabilirim, yine de kendi fikrimdir, ve buradaki herkes kadar belirtme hakkımı kullanmışımdır. Sayın zat'ın romanlarına Yeni Hayat'ta ambargo koydum. Okurken (daha doğrusu cebelleşirken) o kadar bunaldığım bir başka metin hatırlayamıyorum. En kızdığım kısa romanı ise Beyaz Kale'dir, yorumumu onun üzerine yapmıştım.
Yine de aslında benim kızdığım şuydu: "biri" kadar iyi yazmak. Kimse x kişisi kadar iyi yazamaz ki zaten, bu bir, çünkü yazar nev'i şahsına münhasırdır. (İyi yazan) yazarlar arasında "kadar" şeklinde bir yakıştırma olamaz, aynı şekilde mi yazıyorlar? Nasıl nesnel kılacağız bu şekil bir yaklaşımı bunu bilemiyorum. Ama diğer ise şu idi: (yani bu da iki) ne malum ki yazılamayacağı, bunu kim söyleyebilir? Yazdığımı okumuş mu da, mesela? Kısaca aslında bu bana karşı zorlanımlı bir argüman olarak "mızıkçı bir mazeret" şeklinde geldiği için uğraşmak istedim.
Konuyu yeterince dağıttım o nedenle kusura bakmayın. Öfkeli bir insan olarak öfkeyi anlayabilirim ama bu tip saldırgan isnatlar maksadını aşıyor. Pamuk'u savunan herkes kişisel yaklaşımlar getirirken bir başka kişisel yaklaşıma öfke saçmak adalet anlayışıma ters düşer, ben de dürtümü dinler cevap veririm. Ve de falan filan.
Tşk...