|
Otoritenin, toplumların kendi iç dinamikleriyle oluşturdukları dengeyi devlet, ataerkil aile yapısı, din vb kurumlar ile bozması sonucu ortaya çıkan dengesizlik halinin yerine mahkemeler, kolluk kuvvetleri gibi benzer müdahil kurumlar yaratarak görünüşte yeni bir "denge" yaratma çabası gibi görünüyor adalet.
Ancak otoritenin varoluş gereği bu kurumları yaratmadaki başlıca amacının öncelikle kendisini korumak olması, müdahil ve suni oluşları yüzünden anılan amaçlarına ulaşmaları zaten imkânsız olan bu kurumların, en baştan birer aldatmaca olduklarının açık göstergesi.
Adaletin, otoritenin tahakkümüne uygunluk olduğu sonucuna varabiliriz buradan yola çıkarak, bu "tanrı"nın, "devlet"in, "toplum"un, "bilim"in yahut "aile"nin adaleti olabilir ve bu tahakkümü uygulayan insanlar aslında kendilerince "iyi" niyetli de olabilir çünkü ortada bozulmuş bir otonom denge var ve yerine yenisini koymak da zaruri hale gelebiliyor bazen.
Bu da sistemin en büyük silahı bir taraftan, bu sayede ben kendimi değil sizi koruyorum kendinizden diyebilme yüzsüzlüğüne sahip oluyor. Oysa adalet adına kendini yeniden yaratıyor sistem sürekli olarak bir yandan kendini koruma görevini de layığıyla sürdürürken ve otonominin yeniden teşkili, adalet mekanizmaları karmaşıklaştıkça ve sistematikleştikçe daha imkânsız görünmeye başlıyor...
|