Tekil Mesaj gösterimi
  #29 (permalink)  
Alt 16-06-2009, 03:46
AlbatrosS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
AlbatrosS AlbatrosS isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Raporlu Arıza
 
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 30
Mesajlar: 1,759
Alıntı:
Bunun adı ironi değil genellemedir, "madde bağımlısı yazııık" demekten farkı yoktur gözümde, kaç bin yıl kullanıldı bu maddeler otacılar, şamanlar vs tarafından pek çok amaçla, ne kadar zamandır neden yasak ve toplumda böyle bir dışlama neden yaratıldı, neden bu maddelerin yerine ilaç sermayesine servetler kazandıran kimyasallar kondu, dünyanın silahtan sonra en büyük ikinci nakit döngüsü nasıl yaratıldı? Konu buraya gelince çoğunluk devlet jargonunu takınıveriyor birden.
Hapı doktor verince şarlatan kendin alınca derman mı oluyor Olm sen her türlü hapı yutmuşsun işte

Yukarıda senin alıntı yaptığın cümlem var; söyler misin bunun neresinde ''genelleme'' vardır? Seninki olmayan bir şeyi ''olmadığı yerde aramak''tan gayrı nedir? Önce bir ''genelleme'' olduğunu var sayıyorsun; daha sonra bu varsayım üzerinden teoriler geliştiriyorsun. Ben doğrudan ''tekil'' bir cümle kurdum, yani doğrudan ''sen''i belirttim; ne yani ben ''sen'' üzerinden ''tüm çoğunluğa'' mı varıyorum?

Alıntı:
Bu olgu bu kadar kullanılmış ve toplum bu kadar yönlendirilmişken böyle bir cümleyi kim kursa bi halt anlamadığını söylerim.
Mesela ben sigara kullanıyorum şu anda; bunun benim için ''zararlı'' bir madde olduğunu yalnızca kendi deneyimlerinden anlayamaz mıyım? Mesela aşırı sigara tüketiminin tetikleyip 6 ay felçli yaşatıp öldürdüğü bir yakınım bundan nefret etmemi sağlayamaz mı?

Mesela kendi ailemde ''alkol koması''ndan ölen birçok insan olması benim ''alkol'' denen maddeye bakışımı belirleyemez mi? Benim şahsi gözlerim ve yaşadıklarıma bakarak bu tür maddi alışkanlıkların oldukça ciddi sonuçlarını gördüm/yaşadım; şimdi ben ''devlet'' kafasıyla mı düşünüyorum?

Alıntı:
Sanırım yorumları yada yorumcuları karıştırıyorsun bu arada, psikoloji bilimini topyekün çöpe atmaktan bahseden kim, neden bu vurguda ısrar ediyorsun? İnsanın kendini tanıması açısından eşsiz olduğunu söyleyen de benim ancak pratikteki uygulamaları ya safsatadır ya da art niyetli, bu konudaki iyimserliği bu kadar çok insan haybeye acı çekerken nasıl sürdürebiliyorsunuz?
Bahis konusu olan ''psikoloji'' biliminin ''bireyler'' tarafından uygulanış biçimi midir ki? Başlıktaki ilk yazıda bahsi geçen kadının birçok ''önyargıyı'' nasıl kırdığı ve ne gibi katkılar sunduğu yazılıydı farkettiysen; dolayısıyla başlığın kendisi, zaten klasik Freudyen bakışı eleştirirek işe başlıyor. Dolayısıyla biz de birtakım sorular soruyoruz sadece, bu soruları bize ''devlet okulları''nda özel olarak mı öğretiyorlar? Yazılarımın bütününü takip edersen ''devlet'' eksenli birçok olguyu eleştirdiğimi zaten göreceksin...


Alıntı:
Daha sağlıklı tanımını belirlemeden hastalık tanımı yapabiliyorsanız, insanları "iyi" leştirme adına yaptığınızın adı "normal" leştirme oluveriyor. Peki nedir bu normal?
Kaynak? Ben bile normal olanın tanımını yapmadım yahu

Alıntı:
Pratikte bu kadar çok hata yapan, tedavi adına elle tutulur doğru düzgün pek birşey ortaya koyamayan, toteliterizmle bu kadar içli dışlı olmuş bir alana bu kadar büyük güven ve itibar neden?
Adı üzerinde ''pratik''ten bahsediyoruz çünkü... Gayretim 'sapla samanın ayırt edilmeye çalışılması sadece; kimseye ''kimlik''/don biçtiğim yok benim. Soru sormak ne zamandan beri ''totaliterlik'' oldu?

Alıntı:
Adı bilim olunca saygı zorunlu göstermek zorunlu mu yani? Modernizmin bu köhnemiş yaklaşımındaki ısrar neden?
Elinde bir meyve bıçağı olduğunu düşün... Bunu meyve kesmek için kullanırsan ''faydalı'' olur mu? Bence olur... Peki bunu ''birini öldürmek'' için kullanırsan? O zaman da ''zararlı'' olur değil mi? Peki biz bu zarara bakarak, ''meyve bıçağını''n ''totaliterizm''in bir aracı olduğunu söyleyebilir miyiz? Gördüğün gibi; burada çok ince bir sınır var: Elindeki araç, şayet baskı/sindirme/tek tipleştirme bağlamlarında ortaya sürülüyorsa bunun neticesinde ortaya çıkan sonuçlara itiraz edersin; fakat o yalnızca bir bıçaktır. Bilim de buna benzer biraz; direksiyonunda kimin olduğu ve hangi amaçlara matuf kullandığı onu doğrudan etkiler; fakat bu bizi ''araştırmak''tan ve ''soru sormak''tan alıkoyamaz değil mi? Bu durumda benim sorduğum sorular ''şüphesiz bir iman'' mıdır.?

Alıntı:
Ha birde şu unsur var, dünyada psikoloji-psikaytri alanına ayrılan fonlar neye göre belirleniyor acaba; insanların ne kadar acı çektiklerine mi, yoksa psikolojik sorunların yarattığı iş gücü kaybına mı?
Bu konu bilimsel araştırmaların finanse edilmesiyle alakalıdır;bilimin nasıl kullanıldığı ise bundan ayrı bir konudur...

Alıntı:
İnsanları düzene geri entegre etme çabası olmayan bir bilim insanları düzene geri entegre edebilmesi için dev fonlardan yararlanıyor, ortada kandırılan birileri var ama kim, insanlık mı, kapitalizm mi?
Kalp rahatsızlıkları nedeniyle hastaneye yatan insanlar da düzene hizmet mi ediyor sence? Yahut, kardiyaloglar aldıkları eğitimle düzenin hizmetinde midir? Bir ortapedi doktoru ciddi sakatlıklara maruz kalmış insanları tedavi ederken neye hizmet ediyor?

Genellemeleri sürekli sen yapıyorsun farkındaysan...


Alıntı:
Bu bağlamda hangi soru cevaplandırılmamış, sen hangi sorular yerine hangi cevapları vermişsin bir daha değerlendir istersen.
Düzen/sisteme hatta totaliterizme hizmet bağlamında hangi somut teoriler biliyorsun? Bana psikolojinin somut teorilerindenbirini göster ve de ki ; ''bakın bu düzene/sisteme'' hizmet eder? Peki sen böyle bir şey yapıyor musun?


Mey kasemi kırdın yere vurdun Tanrım
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrım
Gül renkli şarabım yere döktün tekmil
Zannım budur ki sen de sarhoş oldun Tanrım...

Hayyam...
Alıntı ile Cevapla