Alıntı:
Sunasu´isimli arızadan alıntı
Dünya tarihine baktığımızda;
|
Alıntı:
Sunasu´isimli arızadan alıntı
ilk önce kölelik toplumu,
sonra feodal toplum,
daha sonra monarşik toplum,
daha sonrada kapital toplum yaratılmıştır.
|
İlk Toplum'un köle olmadığı kanaatindeyim........
Ayrıca kölelik dediğiniz olgu Feodal;monarşik ve Kapitalist toplumda da vardır.Değişen tek şey Kölelerin hakları olmuştur...........
Bütün bu toplumsal uygulamalar insanın evrensel hak ve hürriyetlerinin doğasına yaratılışına aykırıdır.
Hiç bir politika ve uygulama eğer insan merkezli değilse başarılı olamaz,siz eğer
ırkı,dini,mezhebi,parayı,baz alarak düşünce ve fikirlerinizi bu doğrultuda eyleme dönüştürürseniz bunun sonu çok yakın olur.
İnsanlık başlangıçta az gelişmişti bu anlamda neyi hak edip etmediğine kendi karar vermiştir.Bir arslanın bir geyiği avlaması ; Bir kaplanın kendi bölgesini belirleyerek kendi türünün bile bölgesine girmesine izin vermemesi; doğal olandır.Aynı şekilde insanda küçük topluluklar halinde yaşarken kendisine benzesede başka bir insan onun için yabancıydı........Ve bir yabancı (Aslan ;kaplan ;vs..) tehlikeli olabilirdi........Ayrıca Hayvanların varlığının insandan daha öncesine gittiğini düşünürsek ; insanların hayvanları örnek olarak aldıklarınıda söyleyebiliriz lakin bu durum yarattıkları kültürdede izlerini korumaktadır.........Bu nedenle insanın ilkelden gelişmiş bir varlığa doğru olan dönüşümünün henüz tamamlanmadığını ve hepimizinde aynı süreçten geçmediğimizi düşünürsek aynı anda farklı düşünen insanlarında bunun bir sonucu olduğunu anlayabiliriz...
Bu nedenle insanı tanımak için bir insanın kendisini tanıması yetmez......
Eğerki insan merkezli bir düşünceyi, fikri, söylemi,eyleme dönüşterirseniz bu bir küçük kar tanesinin dağdan yuvarlanması gibidir.Çoğaldıkca çoğalır ve onünde hiç engel tanımaz o nedenledirki ben ,sen ,o kişisel tekil şahıstan fazla ileri gitmez önemli olan biz ,dir.işte bu butun sorunların çözümünün ana temelidir.
Yanlız burda sırp, bulgar,türk, çeçen, kürt olarak bakarsanız burda doğru karar verme doğmayacagı gibi o ırksal yaklaşımda insan yoktur insan merkezli olmayan her şeyde muhakkak bir yerde kendi taraftarını bulur ve toplar buda şiddetin oluşmasına en büyük sebebi oluşturur.
İnsan ilkelliğinden çokta bir şey kaybetmemişken ; hala şiddet ; öfke ; zarar verme ; Cinsel Sapkınlık (Hayvanın doğasında Yoktur) ......sevgisi bile ben merkezcidir....bir kadın için medeniyetler savaşmıştır ; bugünde pek farklı değil sözde sevgi için bir birini çekinmeden öldüren insanlarla dolu değilmi etraf..........Ki kendi toplumumuzdan gözlerimizi ayırıp başka topluluklara baktığımızda Avusturalyada Aborjinlerin hala ilkel bir hayat sürmelerine rağmen doğaya saygı duyabilmeleri ; diğer tarafta afrikada hala kuytu mağaralarda yaşayan yarı çıplak dolaşan ve avlanıp et yiyerek ve ateşin çevresinde ritüeller yaparak hayatını sürdüren yerlilerin karın doyurmak için hayvan bulamadıklarında bir insanı yemekten çekinmeyecekleri gerçeği insanın yaşamını sürdürebilmek için herşeyi yapmaya hazır olduğunun göstergesi değilmidir.....Bu doğanın kanunudur...yaşamak için gerekirse öldürürsün ; insanda bu doğada gelişmiş ve hala gelişimini tamamlamamış bir canlıdır......Bu nedenle insan dediğimizde aklımıza kendimizin gelmesi ; herkezin dünyaya bizim gözlerimizle bakmasını istemememizin sebebi de aslında bu ben merkezci anlayışın ürünüdür........malasef 7 milyar insan bir makineden çıkmadı ; aynı sosyal değişimi geçirmedi ve aynı bilgi birikimine sahip değil.......ki bu değişim ve bilgi bile onları uzlaşamayacakları farklı uçlara götürür ki götürdü.......burada yanlış olansa güçlü olanın bu gelişimi doğal sürece bırakmak yerine onlara bazı düşünceleri empoze ederek ; onları köleleştirmesidir....ve artık insan doğal gelişim sürecininde dışına çıkarak hastalıklı bir canlı olmaktan kendini alamamıştır....bütün bu karışıklık içinde yedi milyar insanın aynı anda olumlu bir gelişim göstermesini beklemek bir mucizeden ibarettir.......bu anlamda bir insandan bir beklenti içinde olmakta aslında bencilcedir........peki çözüm nedir diye soracak olursan.....dünyanın sistemlere ;inançlara ; ülkelere ve dillere ayrıldıklarını göz önünde bulundurursak ; bunların ayrıldığı gibi teker teker birleştirilmesi gerektiğini (Teorik olarak)bununda önce dil ;sonra sistem ;ve son olarakta ülkelerin birleştirilmesi mümkün olsa bile inancın insanın içselliğiyle ilgili olması nedeniyle ortadan kaldırılması en zor etken olduğunu düşünüyorum........zaten diğerlerininde birleştirilmesi için mevcut sistemin kendi kandini yok etmesini beklemekten başka bir yol olmadığı kanaatindeyim.....
Ayrıca Dünyanın tek sistem;tek dil;olarak bir bütün halinde ve barış içinde yaşamasının ulaşılmak istenen toplum olduğunu düşünürsek bir topluluğun bulunduğu toplumdan dil olarak kendini ayırıp ulus topluma geçişi diğer bir değişle Kürt Devleti oluşturma zihniyeti ; insanlılğın gelişim sürecinde geriye doğru atılmış bir adım olmuyor mu?
Diğer bir değişle Ulus devlet'in başarısız bir model olduğunu ve bu Devletin içinde yaşayan Kürtlerinde bunu angılamamış olmaları ; bu geriye doğru adımın sebebidir....