|
Burada bilinmesi gereken oldukça önemli bir konuda ''evrim karşıtlığı''nın tüm dünyada belirli merkezlerden üretilip finanse edildiği, bunun da açık bir toplum mühendisliği girişimi olduğu gerçeğidir. Evrim karşıtlığı üzerinden yapılan tartışmaların önemli bir kısmı ''bilimsel'' veriler ve yöntemler üzerinden değil, karşıtına ''yaradılış'' gibi ''efsane'' türünde paradigmaların üzerinden yapılmaktadır. Muhafazakar/dinci gazetelerde Harun Yahya adıyla sayfalarca ilanlar ve el kitapları yoluyla pazarlanan bu ucubeliklerin ''antikomünist'' propagandalarla birlikte sunulmaya çalışılması bu görüşlerimin başlıcadayanağıdır. Üstelik Darwin'i ''ırkçı, Türk düşmanı'' olarak da göstermeye çalışan bu karşı propagandalara insanların kolayca alet olduklarını görmekteyiz.
Bugün mevcut sistemin üzerinde durduğu üç temel saç ayağı bulunmaktadır ''milliyetçilik, din ve finans sistemi''. Sistem, dünyanın her bölgesinde bu üç olgunun az yada çok kullanıldığı dozlarda uygulanmaktadır. Bu sözlerimle ''komplo'' teorisi falan üretmeye çalışmıyorum. Dünya üzerindeki savaşların ''millşiyetçilik, kutsal değerler, küresel şirketlerin çıkarları, maddi zenginlikler'' üzerinden palazlandırıldığı bir sır değildir. Egemen ideolojilerin -aslında birbirinin aynı olan- farklı versiyonları ''milliyetçilik, din ve finans'' sistemlerinin belirli oranlarda harmanlandığı sentezlerle toplumlara dayatılmaktadır. Söz gelimi, herhangi bir ülkedeki ''demokratik hak ve özgürlük'' tartışmalarının kilitlendiği temel alanlar, yani bunlara muhalefet edenlerin temel dayanakları daima ''milliyetçilik, dini değerler yahut finansal kaygılar'' üzerinden var olmaktadırlar. Egemen siyasi muktedirler ve aktörler her türden muhalefetini bu üç olgu üzerinden pazarlamaktadırlar.
Ülkemizdeki herhangi bir politik tartışmayı düşünelim... Diyelim kadın yahut eşcinsel hakları... Kadın hakları konusunda adımlar atılmasını savunanlara karşı çıkan politikacıların argümanları neye yaslanmaktadır? akp, sp, mhp, dp, bbp gibi partilere soracak olursanız ''kültürel ve milli'' değerlerimizden dem vurmaya başlayacaklardır. Arada ''dinimizin emrettikleri'' diyerek de birtakım argümanlar üretmeye kalkacaklar; kendi ''ataerkil, muhafazakar'' dini inançları gereği bu hakları talep edenleri ''hayasızlıkla-ahlaksızlıka da suçlayacaklardır. Elbette, bunu, konunun manipülatif değerlendirmelere ve çarpıtmalara uğraması da eşlik edecektir.
Bu konuda onlarca örnek verilebilinir aslında. Bunun için herhangi bir ulusal gazetenin haber sayfalarına bakmak, politik liderlerin tartışmalarında kullandıkları argümanlara göz atmak kafidir. İstisnalar değişmekle birlikte birçoğunda ''dini, milliyetçi yahut finansal'' çarpıtmalar ve dayanaklar göreceksiniz.
İnsanlar fena halde kandırılıyorlar, bilimsel ve özgür düşüncenin önü politik liderler tarafından ''bilinçli'' olarak kesiliyor. Evrim konusundaki değerlendirmelere göz atarken yahut ''evrim karşıtları''yla muhatap olurken ''din'' olgusu her seferinde size dayatılacaktır.
Evrim bilimsel bir konudur, pekala yanlışlanabilinir de. Bilim insanları bu konuda ''dinsel bir taassub'' kaygısıyla hareket etmezler. Bilim şüpheyle birlikte var olur çünkü. Ancak, karşınızdaki insanların ''inanç''ları şüphe üzerine kurulmaz. Onların her şeyi açıkladıklarına inandıkları ''Dini-kutsal'' reçeteleri vardır...

Mey kasemi kırdın yere vurdun Tanrım
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrım
Gül renkli şarabım yere döktün tekmil
Zannım budur ki sen de sarhoş oldun Tanrım...
Hayyam...
|