Tekil Mesaj gösterimi
  #2 (permalink)  
Alt 21-05-2009, 23:09
mermaid mermaid isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 21-05-2009
Mesajlar: 5
Sevgili akeboshi anlamlı bilgilendirme yazınız için çok teşekkürler..! Kanayan ve sürekli kanamaya maruz bırakılmış bir yaradır bahsettiğiniz mevzu..! Akılcı ve bilimsel düşünceyi ön plana çıkarabilmiş bir kişi bile (akademisyen bile demedim lakin birçok akademisyenin değerlendirme sorusudur bu aslında bir öğrenciyi, evrime inanıyor musun inanmıyor musun ve akabinde gelen peki sence evrim bir inanç mıdır sorusu..) bilim ve inancın uzlaştırılmaması gerekliliğinin son derece bilincindeyken ve bilimsel bir hipotez ya da teorinin sınanabilirliği, doğruluğu ya da yanlışlığı kapsamında değerlendirilmesi bilim insanlarının sorumluluk paydasındayken bilimden bihaber ya da bu alanın içinde olmayan her kişi nedense son derece pervasız, cüretkar ve sınırları aşan şekilde aslında sadece egosal nedenlerle (sizin de bahsettiğiniz gibi) bu teoriye balıklama atlamakta ama bence tam anlamıyla da vurgun yemektedirler. İnsanlarımıza anlatabilmekte her seferinde sorun yaşadığımız gerçek şu ki; kimsenin hür iradesinin ve/veya inanmak istedikleri bazı değer yargılarının manipulatörleri değiliz, sadece aydınlık-karanlık çatışmasında akılcı ve hümanist gereksinimlerden beslenen her vicdan sahibi toplumsal düşünen bir birey gibi aydınlığın yanındayız ve karanlıkların aydınlığı boğmasına tahammül edemeyenlerdeniz. Evrim bir inanç değildir, asla bu yüzeysellik perspektifine de indirgenemez, diğer bilimsel teorilerin ve/veya hipotezlerin indirgenemeyeceği gibi..! Bir de maskeli karanlık savaşçılarının şu ifadelerini siz de bilirsiniz; evrim sonuçta bir teori derler, ironik bir savunma, yerçekimi kanunu gibi belli başlı kaideler haricinde zaten bilim teorilerden ibaret değil midir? Yasalaşmamıştır çünkü yasalaştırmak bilimi kinetik doğasından uzaklaştırıp tamamen durağan boyuta taşımak anlamına gelir ki bu zaten bilimin öz felsefesiyle bağdaşmaz. Bilim felsefesi bizim ülkemizde henüz işlevsellik kazanamamış bir alan olduğu için bizim insanımız bilim denilince 'belli bir alandaki teknik disiplinler bütünü' olarak algılamayı -fazlasıyla kafi görmekte ve aslında olması gerekenin üzerine gitmeyi tercih etmemektedir. Oysa ki sadece teknik boyuta redüklenmiş bir bilimsel disiplin özünden ve varoluş disiplininden koparılmış ve dolayısıyla ana kimliğini kaybetmiş bilimsel disiplin demektir, teknik eleman ya da başka bir ifadeyle kafa işçisi yetiştirebilen lakin kafa işçilerini derecelerine ve payelerine bakarak haksız yere aydın tanımlaması kapsamına da sokabilen disiplindir. Rollerin doğada bu kadar dengesiz dağılımına aldırış edilmediği ve hatta bunun bu kadar çok teşvik bile edildiği bir noktada biz elbette ki bilimsel disiplinlerin öz felsefesini anlatamayız. Bu noktada üzerimize vazife olan; öncelikle bilim felsefesini ve sorgulamasını aşılamaya çalışmaktır, varoluş amacından uzaklaştırılmış bilim ancak olsa olsa Ortaçağ Avrupasında olduğu gibi din hegemonyasının izin verdiği ölçülerde ve sınırlarda özgürleşebilecektir, varoluş amacı kendi gerçekliğini yaşatmak olmayan, kendi varlık felsefesi için değil toplumun sınırlarıyla uzlaşma sağlama yoluna giden bilimin de ne kadar bilimsel bir yaklaşım içerinde olduğu fazlasıyla tartışmalıdır...! Dünya dönüyor ortaçağ döneminde Galileo'ya yapılan kilise baskıları sonucunda onun söylemeye maruz bırakıldığı 'Dünya dönmüyor' lafına rağmen...! Dünya dönüyor...! Ortaçağ döneminde Galileo'yu 'Dünya dönmüyor' söylemini ifade etmeye mecbur bırakanlarla bugün evrimsel düşünceyi savunanlara bu kadar seviyesiz ve basit yaklaşarak karalamaya çalışanlara bir bakınız lütfen..! Aradaki tek benzerliği bulabildiniz mi? Yanıt çok basit değil mi..? İkisi de aydınlanmaya yüz çevirmeye şartlanmışların/şartlandırılmışların akımı...!
Alıntı ile Cevapla